264. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ
GÖĞÜN İZNİYLE YÜKSELEN SOY
Zamanın başında Tanrı, göğü direksiz yükseltti;yeryüzüne hükmedecek kavmi, rüzgârın yurdunda yarattı.Onların adı “Türk” oldu — çünkü töreyle direnen, gökle yürüyen onlardı.
– Orhun Yazıtları; Ziya Gökalp
– Türk Töresi
247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ
Gök kubbenin altında, rüzgârın dağları dile getirdiği vakitlerde, yeryüzünde adaleti sağlamakla görevlendirilmiş bir kavim yürüyordu. Bu kavim, yalnızca kılıcın değil; kutun, buyruğun, kaderin taşıyıcısıydı. Onlar Tanrı'nın buyruğunu göklerden alıp yere indiren, doğudan batıya uzanan nizamı tesis eden Türk hakanlarıydı…
OĞUZ KAĞAN’LA BAŞLAYAN KUTLU SEFER
Vaktiyle gökten bir ışık indi. İçinden Oğuz doğdu. Oğuz Kağan idi adı. Geyiklerin izinden gitti, kurtlarla yürüdü, Tanrı’dan aldığı fermanla doğudan batıya sefere çıktı. Gök onun çadırı, güneş onun bayrağıydı.
“Gök çadır olsun, Güneş bayrak olsun!” diye haykırdı.
O, sadece bir hakan değil, bir çağın taşıyıcısıydı. Her yürüdüğü yerde adalet tesis etti. Her hükmettiği halk, onun adaletinden razı oldu. Oğuz Kağan, cihanın ilk kutlu nizamını kurdu.
METE HAN’DAN CENGİZ HAN’A DOĞU VE BATI DENGESİ
Mete Han, devleti doğu ve batı diye ikiye ayırdı. Bu yalnızca idari bir bölünme değil, Türk kozmolojisinin cihana bakışının bir yansımasıydı. Doğu bilgi, merkez ve doğuştu. Batı ise sefer, yayılma ve fetihti. Bu gelenek bin yıl sonra Cengiz Han’ın sözlerinde yankı buldu:
“Ben doğuyu fethettim, siz batıya gidin! Gök’ün bana verdiği kudret, dört yönü de kapsar!”
CENGİZ’İN TORUNU GÜYÜK HAN, PAPA’YA YAZDIĞI MEKTUPTA ŞÖYLE DEDİ:
“Eğer Tanrı buyurmamış olsaydı biz bu kudrete erişemezdik. Tanrı, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar olan her yeri bize teslim etti.”
Bu söz, Türk hakanlarının doğu-batı hâkimiyetinin yalnızca siyasi bir amaç değil, Tanrı buyruğuyla hareket eden kutsal bir misyon olduğunu ispat eder.
BİLGE KAĞAN VE ORHUN’DAN SESLENEN KUT İNANCI
Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan şöyle der:
“Üze kök tengri asra yagız yir kılındukda...”
Yani gök ve yer yaratıldığında, insanlar da onun arasında hükmetmek için yaratıldı. Bilge Kağan, devletin başına Tanrı tarafından getirildiğini ve halkına adaletle hükmetmekle görevlendirildiğini haykırır.
Bu kutlu miras, Attila’nın at sırtında Avrupa ovalarını titrettiği günlerde yeniden can buldu.
ATTİLA – TANRI’NIN KIRBACI
Avrupalılar ona korkuyla “Tanrı'nın Kırbacı” dediler. Çünkü Attila, Tanrı'nın gazabını taşır gibi geldi. Fakat o yalnızca yıkmaya değil, birleştirmeye gelmişti. Avrupa halkları bile onun adaletine sığınmak istedi. Marcel Brion’un da dediği gibi:
"Attila, Avrupa’yı ilk defa birlik hâlinde, kendi yönetimi altında toplamayı planlamıştı. Galya’lılar, İspanyollar, Britanyalılar, İskandinavlar, Yunanlar; hepsi onun adaletini istediler."
Ne var ki erken ölümü, bu kutlu birliğin doğmasına mani oldu.
TİMUR – ZAMANIN SAHİB-İ KIRANI
Timur, kendisini “Sahibkıran”, yani “zamanın kutlu sahibi” olarak tanıttı. Kutlu yıldızların kavuşmasında doğduğunu ilan etti. O da doğudan batıya yürüdü. Hindistan’dan Anadolu’ya, Semerkand’dan Bağdat’a kadar yeryüzüne nizam getirdi. Tanrı’nın buyruğunu yerine getirdiğini her fırsatta söyledi:
“Ben Tanrı’nın iradesini taşıyan bir fermanım. Adaletsizleri yok etmekle vazifeliyim.”
ZÜLKARNEYN – TÜM HAKANLARIN RUHU
Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen Zülkarneyn, doğuya ve batıya seferler yapmış, insanlara adaletle hükmetmiş bir hükümdardır. Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerine karşı halkı korumuş, demirden bir set inşa etmiştir.
Zülkarneyn’in bu kutlu yürüyüşü, Oğuz Kağan’dan Attila’ya, Bilge Kağan’dan Timur’a kadar Türk hakanlarının misyonuyla örtüşmektedir. Onlar da Tanrı’dan kut almış, doğudan batıya cihana nizam getirmiştir.
Destanlarımızda, yazıtlarımızda ve tarihimizde bu anlayış hep aynıdır:Doğudan doğar nur, batıya yürür adalet.
VE SON SORU...
Zülkarneyn kimdir?.. Oğuz Kağan mıydı, yoksa başka bir kutlu hakan mı? Türk müydü, başka bir kavimden mi?Yoksa bir isim değil, bir ruh muydu?
Belki de bu sualin cevabı; Oğuz Kağan’ın gök çadırında,Attila’nın çivili postunda,Timur’un yıldızlara bakan gözlerinde,Bilge Kağan’ın taşlara kazıdığı kutlu sözlerindedir…
Ve belki onun gerçek öyküsü,Hakasya’da taşlara kazınmıştır... Türk’ün kadim hikâyesinin 30-40 bin yıllık yankısı burada hâlâ şakımaktadır.
Kaynakça
Kur'an-ı Kerim, Kehf Suresi, 83–98. ayetler.
Orhun Abideleri (Orhun Yazıtları) – Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk Yazıtları.
Oğuz Kağan Destanı.
Divânu Lugâti't-Türk – Kaşgarlı Mahmud.
Kutadgu Bilig – Yusuf Has Hacib.
Ziya Gökalp, Türk Töresi.
İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü.
Osman Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi.
Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi.
Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş.
Ahmet Taşağıl, Göktürkler ve Türk Kağanlığı üzerine eserleri.
Marcel Brion, Attila üzerine çalışmaları.
René Grousset, Bozkır İmparatorluğu.
Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi ve Türk mitolojisi üzerine eserleri.
Lev Gumilev, Eski Türkler.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ | VİDEO 295
İZLETİ: (Facebook)
247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ | VİDEO 295
