41. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
TENGRİCİLİK’TEN İSLÂM’A: TEVHÎDİN YENİDEN DİRİLİŞİ
Rüzgârın dilinde dua, göğün maviliğinde sır vardı.Atalar, sabahın ilk ışığında doğuya dönüp ellerini göğe kaldırdıklarında, ne taşlara tapıyor ne yıldızlardan medet umuyorlardı. Onlar “Tengri” diyerek, görünenin ötesinde bir kudreti hissediyor, gök ile yer arasındaki düzenin sahibini sezgisel bir vahiy gibi yaşıyorlardı.Bozkırın sonsuzluğunda yankılanan o eski ses, aslında çağlar boyunca sürecek tevhîd çağrısının ilk yankısıydı.
GÖRÜNMEZ MEŞRUİYET
Tengri, ne doğmuş ne de doğurulmuştu; onun benzeri yoktu.İşte bu yüzden bilge kağan, “İl’ini ve töreni kim bozabilir?” derken, yalnızca devlet nizamını değil, ilahi düzenin sürekliliğini dile getiriyordu.Onların “kut” dedikleri, Allah’ın insan ve devlet üzerine lütfettiği o görünmez meşruiyetin adıydı.
Ne var ki zaman aktı, milletler değişti, diller çoğaldı.Fakat gök aynı gök kaldı.O göğün altında yaşayan Türk milleti, kadim töresinin özünü kaybetmeden yeni bir vahyin çağrısını duydu: Bu kez Kur’an’ın sesi, Tengri’nin sözüyle buluşuyordu.
Ve böylece tarih, Satuk Buğra Han’la birlikte yeni bir sayfa açtı. Bozkırın gök merkezli inancı, vahyin kelamıyla birleşti; göğe bakan millet artık Kur’an’a yöneldi. Bu, bir kopuş değil; binlerce yılın derinliğinden gelen tevhîdin yeniden dirilişiydi.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ — ATA TOPRAKLARDAN ANA TOPRAKLARA — (TÜRKİSTAN ANADOLU KAVUŞUMU)
Türklerin inanç tarihinde en büyük kırılma, gök merkezli Tengrici dünya görüşünden semavî vahye dayalı İslâm inancına geçişle yaşanmıştır. Bu dönüşüm, bireysel bir kabullenişten ziyade, devlet eliyle gerçekleşmiş tarihsel bir olay olarak kayda geçmiştir.
1. İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETİ: KARAHANLILAR
Türklerin topluluk hâlinde İslâm’ı benimsediği ilk devlet, Karahanlılar (840–1212) olmuştur.Karahanlılar, Orta Asya’nın kadim merkezlerinden Balasagun, Kaşgar, Fergana, Yedisu ve Doğu Türkistan coğrafyasında hüküm sürmüş; hem göçebe bozkır kültürünü hem de şehirli İpek Yolu medeniyetini bünyesinde birleştirmiştir.
Karahanlı hükümdarlarından Satuk Buğra Han, rivayetlere göre Buharalı bir derviş olan Ebu Nasr Semerkandî aracılığıyla İslâmiyet’i kabul etmiş ve Müslüman olduktan sonra “Abdülkerim Satuk Buğra Han” adını almıştır. Bu hadise yaklaşık X. yüzyılın ilk yarısında (920–955) gerçekleşmiştir.
Satuk Buğra Han, yalnız kendisi Müslüman olmakla kalmamış, halkını da İslâm’a davet etmiştir. Onun bu gayreti sayesinde Türk toplulukları ilk defa devlet ölçeğinde ve kitlesel olarak İslâmiyet’i benimsemiştir. Bu sebeple İslâm tarihinde “Türklerin İslâm’a açılan kapısı” olarak anılır.
2. COĞRAFYA: DOĞU TÜRKİSTAN VE KAŞGAR
Karahanlıların merkezleri olan Balasagun ve Kaşgar, günümüzün Doğu Türkistan (Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin) sınırları içindedir. Bu bölge, tarih boyunca Türk kültürünün, ticaretin ve inanç dönüşümlerinin merkezi olmuştur.Dolayısıyla Türklerin İslâmiyet’e ilk olarak topluluk hâlinde girdikleri coğrafya Doğu Türkistan’dır.
Burada inşa edilen camiler, medreseler ve türbeler —özellikle Satuk Buğra Han Türbesi— bu dönüşümün tarihî sembolü hâline gelmiştir.
3. İSLAMÎ DÜŞÜNCENİN TÜRK KÜLTÜRÜYLE KAYNAŞMASI
Karahanlı döneminde, İslâm’ın öğretileri Tengrici töre, kut anlayışı ve adalet düşüncesiyle birleşerek yeni bir medeniyet kimliği oluşturmuştur. Bu dönemde kaleme alınan eserler, hem eski Türk düşüncesinin devamı hem de İslâm’ın ahlâkî ve tevhîdî özünün yansımasıdır:
Yusuf Has Hâcib – Kutadgu Bilig (Devlet yönetimi, adalet, töre ve Allah’a bağlılığın uyum içinde anlatıldığı ilk Türkçe İslâmî eser)
Kaşgarlı Mahmud – Dîvânu Lugâti’t-Türk (Türk dilinin, kültürünün ve İslâmî değerlerle bütünleşmesinin ansiklopedik kaydı) Edib Ahmed Yüknekî – Atabetü’l-Hakâyık (İslâm ahlâkını Türk bilgelik geleneğiyle harmanlayan öğüt kitabı)
Bu eserlerdeki kut (ilahi meşruiyet), adalet, töre ve birlik temaları, Kur’an’daki tevhîd, adalet ve nizam anlayışıyla örtüşmektedir.Böylece İslâm, Türkler arasında yabancı bir inanç olarak değil, Tengricilik’ten miras kalan “tek yaratıcıya bağlı düzen” fikrinin olgunlaşmış biçimi olarak yer bulmuştur.
4. TEVHÎDÎ SÜREKLİLİK VE İLAHİ KORUMA ANLAYIŞI
Göktürk yazıtlarında geçen:
“Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?” ifadesi, yalnızca siyasal bir dayanıklılığın değil, kozmosla kurulan ilahi düzenin sembolüdür. Bu düşünce, Kur’an’daki şu ayetlerle anlam bakımından benzer bir tevhîdî süreklilik taşır:
“Şüphesiz bu zikri (Kur’an’ı) Biz indirdik ve elbette onu Biz koruyacağız.” (Hicr, 15:9 — Yapay Zeka tercümesi)
Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz. (Hicr Suresi, Ayet 9 — Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk tercümesi)
“İman edip salih amel işleyenleri Rableri imanları sebebiyle doğru yola iletir.” (Yunus, 10:9 — Yapay Zeka tercümesi)
İman edip haya ve barışa yönelik amel sergileyenlere gelince, Rableri onları imanlarıyla doğruya ve güzele iletir. Nimetlerle dolu cennetlerde onların altlarından ırmaklar akacaktır. (Yunus Suresi, Ayet 9 — Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk tercümesi)
“Allah müminleri kâfirlerle bir tutacak değildir.”(Âl-i İmrân, 3:179 — Yapay Zeka tercümesi)
Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır. (Âl-i İmrân Suresi, Ayet 179 — Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk tercümesi)
Tengrici bilgelikteki “il ve töreyi koruyan Tengri”, İslâm’daki “nizamı koruyan Allah” anlayışıyla aynı metafizik çizgiyi paylaşır. Bu nedenle, Türklerin İslâm’a girişi bir kopuş değil, tevhîdin tarihsel sürekliliğinin yeni bir tezahürü olmuştur.
SONUÇ
Karahanlılar ve özellikle Satuk Buğra Han dönemi, Türk inanç tarihinde bir “vahiy bilinciyle yeniden doğuş” sürecidir. Bozkırın gök merkezli teolojisi, İslâm’ın Kur’an merkezli vahyiyle birleşmiş; böylece hem devletin meşruiyet zemini hem de Türk-İslâm medeniyetinin ruhu oluşmuştur. Bu tarihsel dönüşüm, Türklerin kadim “Tengri-Töre” mirasını tevhîd inancının evrensel çizgisiyle birleştirerek “Tarihten Sonsuzluğa” uzanan inanç sürekliliğini kurmuştur.
Kaynakça
Erdeğer, Bülent Şahin. Bilinmeyen Peygamberler. İstanbul: Mana Yayınları, 2016.
Clauson, Gerard. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford, 1972.
Golden, Peter B. An Introduction to the History of the Turkic Peoples. Wiesbaden: Otto Harrassowitz, 1992.
Gömeç, Saadettin. Eski Türk Dini: Gök Tanrı İnancı. Ankara: Berikan, 2012.
Kafesoğlu, İbrahim. Türk Millî Kültürü. İstanbul: Ötüken, 1984.
Esin, Emel. Türk Kozmolojisine Giriş. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2001.
İbnü’l-Esîr. el-Kâmil fi’t-Tarih. (Karahanlılar bölümü)
Kur’an-ı Kerîm, Hicr 15:9; Âl-i İmrân 3:179; Yunus 9:2 mealleri.
Dîvânu Lugâti’t-Türk, çev. Besim Atalay. Ankara: TDK, 1941.
Yusuf Has Hâcib. Kutadgu Bilig, haz. Reşit Rahmeti Arat. Ankara: TTK, 1959.
Edib Ahmed Yüknekî. Atabetü’l-Hakayık, haz. Kemal Eraslan. Ankara: TDK, 1992.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
İZLETİ: (Facebook)
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI
