133. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
GİRİŞ
Tarih boyunca toplumların kaderini belirleyen en önemli unsur, hakikati savunanların cesareti ile korkuya teslim olanların sessizliği arasındaki mücadele olmuştur. Siyaset dilinin tehdit, hakaret ve korku üzerine kurulması; çoğu zaman gücün değil, kaybetme endişesinin işaretidir. Çünkü fikirle cevap veremeyenler, baskıyla susturmaya yönelir. Oysa millet iradesi, tarih boyunca hiçbir tehditle tamamen susturulamamıştır.
Bu yazı; sadakatin şahıslara değil ilkelere, lidere değil millete ve hakikate olması gerektiğini; Türk töresi, Kur’an merkezli İslam anlayışı ve tarihsel örnekler ışığında ele almaktadır. Aynı zamanda günümüz siyasetindeki tehdit dilinin toplumsal anlamını sorgularken, halkın vicdanında başlayan uyanışın önemine dikkat çekmektedir.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
MHP Genel Başkan Yardımcısı geçtiğimiz günlerde, “Devlet Bahçeli’ye uzanan dil koparılır” diyerek toplumun gözü önünde tehdit diline başvurdu. Oysa tarih bize göstermiştir ki, tehditlerin başladığı yerde cesaret değil; korkunun, çaresizliğin ve kaybedişin gölgesi vardır.
Tehdide başvuranlar aslında fikrî olarak iflas etmiş, çaresizliğe düşmüş olanlardır.
“Diller koparılır, susturulur” gibi ifadeler, bir liderin değil; bir korkunun çığlığıdır. Çünkü gerçekten güçlü olanın tehdide ihtiyacı olmaz. Gerçek güç, milletin iradesinden doğar; baskıyla, korkutmayla değil.
DÜNÜN KÜFÜRLERİ, BUGÜNÜN KOLTUK DEĞNEKLERİ
Unutulmasın ki; bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli’ye en ağır hakaretleri etmiş, en sert ithamlarda bulunmuştu. O günlerde Bahçeli’ye sahip çıkmayanlar, bugün “dil koparmak”la tehdit edenlerdir. Demek ki mesele, ilke veya ahlak değil; sadece çıkar ve koltuktur.
Gerçek sadakat, bir kişinin şahsına değil; değişmeyen değerlere ve millete gösterilir. Çünkü liderler gelir geçer, fakat ilkeler baki kalır. Lider yanılır, ama hakikat yanılmaz.
SADAKAT LİDERE DEĞİL, İLKELERE VE MİLLETE
Türk töresi de, İslam’ın Kur’an merkezli öğretileri de bize şunu söyler:Sadakat, bir lidere değil, devlete, millete ve doğrulara gösterilmelidir.
TÜRK TÖRESİ: Kağana sadakat, ancak töreye sadakati sağladığı müddetçe anlamlıdır. Kağan töreden saparsa, milletin ona boyun eğme zorunluluğu yoktur. Bu yüzden Oğuz Kağan Destanı’nda bile hakanın meşruiyeti, Töre’ye bağlılığıyla ölçülür.
İSLAM: Kur’an defalarca, körü körüne lidere bağlılığı değil, adalete, hakka ve istikamete bağlılığı emreder. Allah, peygamberine bile
Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar. — En'âm Suresi, 116. Âyet buyurarak kör itaati reddetmiştir.
Demek ki sadakat; şahıslara değil, ilkelere olmalıdır.
SUSTURULMAK İSTENEN HALK
Bugün tehditlerin hedefi, aslında liderler değil; halkın vicdanıdır. Çünkü halk uyanmaya başladığında, en büyük korku iktidarın kalbine düşer. Hiçbir tehdit, hiçbir susturma çabası, hakikati sonsuza kadar gizleyemez
TARİH ŞAHİTTİR:
Hazreti Musa’nın kavmi Firavun’un tehdidiyle değil, sabrıyla özgürlüğünü buldu.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u korkutarak değil; adaletiyle fethetti.
Mustafa Kemal Atatürk, milletin iradesine dayanmayan padişaha değil; halkın bağımsızlık azmine güvendi ve zaferi oradan doğurdu.
Tehdit edenler kaybetti, milletine güvenenler kazandı.
TEHDİT BAŞLADIĞINDA HAKİKAT KAZANIR
Tehdit başladığında, aslında halk kazanmıştır. Çünkü bu, hakikatin artık saklanamaz hale geldiğinin kanıtıdır. Asıl güç; hakarete sabırla karşı koyanda, zulme karşı gerçeği haykıranda, halkın vicdanında uyanış başlatandadır.
Bugün halk susturulmak isteniyorsa, bu halkın gerçeğe uyandığının işaretidir.
BİR DİRENİŞ ÇAĞRISI
Öyleyse bu tehdidi bir korku sebebi değil, bir direniş çağrısı olarak görmek gerekir. Bizim tepkimiz;
Dilin değil, bilincin gücüne,
Tehdidin değil, dayanışmanın kudretine,
Susturulmak istenene değil, uyandırılana yönelmeli.
Çünkü tarih boyunca korkuyla hükmedenler değil; sabır ve adaletle dirilenler kazanmıştır.
ÖZETLE:
Tehdit başladığı yerde kader değil, korku hâkimdir.
Gerçek liderlik, hakaret ve küfre sabırla karşı koyandır.
Sadakat, lidere değil; devlete, millete, inanca ve ilkelere olmalıdır.
Halk susturulmak isteniyorsa, bu uyanışın başladığını gösterir.
Tarih, teslim olanı değil; direneni yüceltir.
Son olarak, bugün “Ülkücü Yemini”ni bahane edenler var. Sanki her yeminlerine sadıklarmış gibi…Biz yeminimizi bozmadık; yeminini bozanlar utansın!
Bugün her türlü şaşkınlığa, zikzaklı siyasete rağmen hâlâ Devlet Bahçeli’nin arkasında duranlar, aslında Ülkücü Yemini’ni çiğnemektedir. Çünkü o yemin; şahıslara değil, davaya, millete ve ilkelere sadakat üzerine edilmiştir.
Bizim Bahçeli’ye karşı çıkışımız, yeminimize ihanet değil; tam tersine yeminimize olan samimiyetimizin ispatıdır. Dün söylediklerinin bugün tam tersini savunan bir lidere değil; değişmeyen ilkelerimize bağlı kaldığımız içindir ki bu duruşu sergiliyoruz.
Gerçek ihanet; yeminine sadık olanları suçlamak değil, yemini şahısların çıkarına alet etmektir.
Kaynakça
Kutadgu Bilig
Orhun Yazıtları
Oğuz Kağan Destanı
Kur’an-ı Kerim
Yusuf Has Hacib
Mustafa Kemal Atatürk
Fatih Sultan Mehmet
Hz. Musa
Nutuk
Siyaset Bilimi
Türk Tarihi
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
İZLETİ: (Facebook)
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ
