172. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI?
SİYASET PEYGAMBER MESLEĞİDİR!
Siyaset, yalan söyleme sanatı değildir. Girildiği her ortamda farklı konuşarak insanları aldatma sanatı da değildir. Siyaset, Peygamber mesleğidir. Ahlaksız siyaset, ahlaksız bir toplum doğurur; dinci siyaset ise dinsiz bir toplum yaratır.
Önemli olan güzel hatiplik yapmak değil, doğruları konuşmaktır. Siyasette din değil, adalet sorgulanmalıdır. Devletin dini olmaz; devletin adaleti olur. Adaleti olmayan bir devlet, aslında dinsiz bir devlettir.
BEDELİNİ ÖDEMEDİĞİN DAVANIN GALİBİ OLAMAZSIN!
– Serdar Bayram
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI?
Biz Müslümanlar olarak hâlâ başörtüsünü tartışmak zorunda kalmamız çok acı verici ve ilerlememize engel oluyor. İnsanların anlayamadığı asıl konu şudur: İslam, tüm yeryüzü ve tüm evren için geçerlidir. Kur’an-ı Kerim’in mesajı, tüm çağları, tüm yeryüzünü ve tüm göğü kapsar. O halde başörtüsü tartışması, ancak Kur’an’ın mesajının anlaşılamaması sonucu yapılan bir tartışmadır.
Şimdi sadece dünyamızdan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz: İslam, dünyanın her yerinde, kutuplarda da, çölde de, bozkırda da, şehirde de, köyde de, adalarda da yaşanabilir olmalıdır. Yani soğukta da sıcakta da, her kültürden insan tarafından uygulanabilir olmalıdır. Bu, şu gerekliliği doğurur: Kur’an’ın bize verdiği mesajı anlayıp ana temasını kavramak ve o mesajı yaşadığımız kültüre, bölgeye ve çağa uygun şekilde uygulamak.
Bu da şu anlama gelir: İslam’ın mesajı, hiçbir kıyafetle doğrudan ilgili olamaz. Kur’an’ın örtünme konusundaki mesajı, nasıl giyindiğimizle değil, giydiğimiz elbisenin cinsel bölgeleri (genital bölgeleri) örtmesiyle ilgilidir. Bu, saçları ya da başı kapsamaz. Başörtüsünün farz olduğu görüşü, ancak yanlış bir anlam çıkarma sonucudur.
NUR SURESİ 31. AYET VE BAŞÖRTÜSÜ
Bu konuya dayanak olarak gösterilen Nur Suresi 31. ayetten başörtüsünün farz olduğu sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Konuyla ilgili olarak Erhan Aktaş’ın yorumu şu şekildedir:
"Kadının başını örtmesi hükmü bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki ayette, başın örtünmesinden söz edilmemektedir. Yani başörtüsü takın, başınızı örtün denmemektedir. Dolayısıyla burada yalın olarak başı örtmeye yönelik bir hükümden söz etmek mümkün değildir. Ancak, Cahiliye Araplarında, yaşam tarzı olarak ve aynı zamanda hür kadını cariyeden ayırmanın bir simgesi olarak var olan -zira Cahiliye Araplarında erkek köle ve kadın cariyelerin başlarını örtmeleri yasaktı- örfe ve geleneğe dayanan ve zaten var olan başörtüsü ile göğüs dekoltesinin örtülmesi istenmektedir. Ayetin “illeti” yani gerekçesi, başın değil, göğüslerin örtülmesidir. Bunun illa baştaki örtü ile yapılması şart değildir. Zaten ayette “baş” sözcüğü de geçmemektedir. “bi humurihinne” yani sadece “örtüleri ile” sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcüğü “başörtüsü” şeklinde isim tamlamasına dönüştürmek, ondan başın örtülmesi hükmünü çıkarabilme anlamına gelmez. Humur, hımarın çoğul formudur. Hımar, “başörtüsü” değil, “örtü” demektir. İsim tamlaması olarak örtüldüğü yere göre anlam kazanır. “Örtü”; masaya örtüldüğü zaman “masa örtüsü” olur, yatağa örtüldüğü zaman “yatak örtüsü”, yere örtüldüğü zaman “yer örtüsü”, başa örtüldüğü zaman “başörtüsü” olur. Gerekçesi “başı örtmek” olmayan bir ayetten “başı örtme” hükmü çıkarılamaz. Bu hüküm; Kur'an'ın hükmü yerine, kendi anlayışını Kur'an'a söyletmeye çalışan zihniyetin kadına bakış açısını dinleştirmesinin sonucudur. Çok yalın ve açık olarak istenen şey, “göğüs yırtmacının örtülmesi” olduğu halde, bunu başörtüsü olarak algılamak “atalar dinini”, öngörüsünü ve Cahiliye Araplarının örfünü, dinin yerine geçirmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki sözcük, “başörtüsü” olarak tanımlansa bile, ayette istenen şey “başı örtmek” değil, başörtüsü ile göğüs dekoltesini kapatmaktır. Ayrıca Kur'an'da baş örtme ile ilgili başka bir hüküm de yoktur. Kadı ki “velyedribne” sözcüğüne, “salsınlar” (Başörtülerini göğüslerinin üzerine “salsınlar.”) şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Zira 33: 59 da cilbablarını üzerlerine salsınlar ifadesinde “salsınlar” sözcüğü يُدْن۪ينَ (yudnîne) olarak yer almaktadır."
KUR’AN'IN EVRENSEL MESAJI VE ÖRTÜNME
Kur’an’ın mesajı, her çağ ve her bölge için geçerlidir. Eksi 70 derece soğukta da, artı 50 derece sıcakta da yaşanabilir olmalıdır. Önemli olan, verdiği mesajın kavranması ve uygulanmasıdır. Her kültürde ve her çağda uygulanabilir olması için bu evrensel mesaj açık ve net emirler ve yasaklar içerir.
Kur’an’da başörtüsüyle ilgili açık bir emir bulunmadığından, bazıları konuyu hadislerle açıklamaya çalışmaktadır. Ancak burada hadislerin Kur’an’ın mesajına ters düştüğü görülmektedir. Örneğin, Hazreti Muhammed’in eşi Hazreti Aişe’nin binlerce askere komutanlık yapması bile, bu tartışmaların ne kadar gereksiz olduğunun bir göstergesidir.
Bu tür tartışmaların amacı, kadınlara adım adım her şeyi yasaklamak ve dini bir baskı aracı hâline getirmektir. Bu, Kur’an’ın mesajına aykırıdır.
KUR’AN'IN ÖRNEKLERLE VERDİĞİ MESAJIN DOĞRU ANLAŞILMASI
Kur’an’da hükümler, o dönemin şartlarına göre verilmiştir, ancak mesaj evrenseldir.
ÖRNEĞİN:
Bakara Suresi 282. Ayette ticaretle ilgili bir hüküm vardır. Ayetin indiği dönemde ticaretin %99’unu erkekler yapıyordu ve kadınların ticari kavramlara hâkimiyeti yoktu. Bu yüzden kadınların şahitliği için iki kadın istenmiştir. Kadınlara güvenilmediğinden değil, o dönemde ticaret konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarından.
Bugün kadınlar ticarette erkekler kadar bilgili olduğu için bu ayetin mesajı, kadının tek başına da şahit olabileceğini öğretmektedir. Aynı şekilde, bir erkek bilmediği bir konuda şahitlik edecekse, onun da yanında ikinci bir erkeğin olması gerekir.
Bu da gösteriyor ki: Kur’an’ın verdiği mesajı anlamadan, o dönemdeki hükmü olduğu gibi bugüne taşımak, Kur’an’ın mesajına aykırı olur. Kur’an akılcılığı önermektedir. Nakilciliği değil.
ÖRTÜNME: AMAÇ MI, ARAÇ MI?
O dönemde Arap kültürü hem erkeğe hem kadına başörtüsü kullanma alışkanlığını getirmişti. Kur’an’da göğüslerin örtülmesi gerektiği ifade edilirken, o dönemin Arap toplumundaki başörtüsü kullanımı üzerinden bir örnek verilmiştir.
Bu şu anlama gelir: Önemli olan göğüslerin kapatılmasıdır, başörtüsü ise bir araçtır. Araç olan bir şey farz olamaz.
Tıpkı Hazreti Peygamber’in sakal bırakmasının dinî bir emir olmaması gibi, başörtüsü de dinî bir emir değildir. Ancak başörtüsü takmak isteyen kimseye de kimse karışamaz.
DİN, GİYİM KUŞAM DEĞİLDİR
Unutmamalıyız ki, o çağda Müslümanlar da, Peygamber düşmanı müşrikler de başını örtüyordu ve sakal bırakıyordu. Yani bu bir dinî sembol değildi.
Din, giyim kuşam veya dış görünüş değil, Kur’an’ın verdiği mesajdır. Kur’an bize okumamızı, aklımızı kullanmamızı ve hakikati aramamızı emrediyor. Kur’an’ın mesajı toprakları değil, gönülleri fethetmektir.
SONUÇ:
İslam Dünyasının Ayağa Kalkması İçin Ne Yapmalıyız?
Biz Müslümanlar, farklı düşüncelere sahip olsak bile, dostça konuşabilmeli ve çözüm bulabilmeliyiz.
Doğru olanın gönülleri fethetmesine izin vermeliyiz ki İslam âlemi yeniden ayağa kalkabilsin.
Bu mesaj, okumamızı, anlamamızı ve hayatımıza uygulamamızı ister. Kur’an kitabını, insan kitabını ve evren kitabını okuyup kavramamızı, öğrendiklerimizle örnek olmamızı ve dünyamızı güzelleştirmemizi ister.
Hakikati aramamızı, sorgulamamızı ve araştırmamızı emreder. Böylece gönülleri fethetmemizi buyurur. Fetih, kılıçla değil; Kur’an’ın mesajıyla olur. Gerçek fetih, toprakların değil; gönüllerin fethidir.
Bu doğrultuda, yanlış bilinen birkaç konuya da kısaca değinelim:
Şefaat konusu yanlış anlaşılmıştır. Kur’an’da şefaat, Cennette mevki yükselmesiyle ilgilidir, Cehennem’den çıkmakla alakalı değildir.
Kader konusu da yanlış bilinmektedir. Kur’an’da kader, aslında tabiat kanunları ve sünnetullah anlamında kullanılmıştır.
Sonuç olarak, Kur’an’ın mesajı akıl, adalet ve evrensel değerler üzerine kuruludur. Bunu anlamak ve uygulamak, biz Müslümanların sorumluluğudur.
Kaynakça
1. Birincil Kaynaklar (Kur’an)
Kur’an-ı Kerim(özellikle: Nûr 24:30–31, Ahzâb 33:59, Bakara 2:282, Mâide 5:8)
2. Klasik Tefsir Kaynakları
Taberî, Câmiʿu’l-Beyân an Teʾvîli Âyi’l-Kur’ân
İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân’il-Azîm
Zemahşerî, el-Keşşâf
Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb
Kurtubî, el-Câmiʿ li-Ahkâmi’l-Kur’ân
3. Modern Kur’an Yorumları ve Mealler
Muhammed Esed, Kur’an Mesajı (The Message of the Qur’an)
Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili
Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri
Mustafa Öztürk, Kur’an-ı Kerim Meali (Anlam ve Yorum Merkezli)
Erhan Aktaş, Kerim Kur’an Meali ve Tefsiri (ilgili ayet yorumları)
4. Çağdaş Akademik Çalışmalar (Kadın, örtünme, İslam ve toplum)
Leila Ahmed, Women and Gender in Islam
Amina Wadud, Qur’an and Woman
Fatima Mernissi, The Veil and the Male Elite
Fazlur Rahman, Islam
Nasr Hamid Abu Zayd, The Qur’an: God and Man in Communication
5. Siyasal İslam, Peygamber ve yönetim anlayışı
İbn Hişâm, Sîretü’n-Nebeviyye
İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ
W. Montgomery Watt, Muhammad at Medina
Marshall G. S. Hodgson, The Venture of Islam
Patricia Crone, Meccan Trade and the Rise of Islam
6. Din, yorum ve modern hermenötik yaklaşım
Gadamer, Truth and Method (yorum felsefesi bağlamı)
Paul Ricoeur, Interpretation Theory
Toshihiko Izutsu, God and Man in the Qur’an
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI? | VİDEO 200
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI? | VİDEO 200
İZLETİ: (Facebook)
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI? | VİDEO 200
156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI? | VİDEO 200
