152. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
TÜRK MİLLETİ
“Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harp meydanlarında olmuştur, ateş altında olmuştur, ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek size temin ederim ki bizim milletimizin manevi kuvveti bütün milletlerin manevi kuvvetinin üstündedir.”
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1920
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın “1916'da ulus-devletleri İngilizler ve Fransızlar kurdu” biçimindeki ifadeleri ülke gündeminde derin bir rahatsızlık yaratmıştır. Bu söylem, tarihsel olguları basite indirgemekle kalmıyor; aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Milli Mücadele’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini hedef alan tehlikeli bir ima da içermektedir.
Tam da burada, Tom Barrack’ın Türk heyetinin Beyaz Saray görüşmesi için “Erdoğan’a meşruiyet vereceklerini” söylediği iddiasını da aklımızın bir köşesinde tutmalıyız. Bu tür açıklamalar, açıkça Türkiye’nin iç siyasetine müdahale niyeti taşıdığı izlenimini güçlendirir ve ülke içindeki ayrıştırıcı unsurları besler.
TARİHSEL GERÇEKLİK VE ATATÜRK'ÜN ROLÜ
Tarihsel olaylar, uluslararası güçlerin etkisiyle şekillendiği dönemler olmuştur; Sykes-Picot gibi antlaşmalar Birinci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu sınırlarının çizilmesinde rol oynamıştır. Ancak bu durum, bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesini ve bağımsızlık arayışını değersizleştirmez. Türk milletinin emperyalizme karşı verdiği mücadele 1919–1923 yılları arasında somutlaşmış ve büyük fedakârlıklar sonucu bağımsız, laik ve üniter bir devlet kurulmuştur. Bu devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür; liderliğinin ve milletin desteğinin yerini hiçbir dış aktörün iddiası alamaz. Böyle bir iddiayı öne sürmek tarihsel yanılsama ve siyasi manipülasyondur.
SÖYLEMİN NİYETİNİ SORGULAMAK
Barrack’ın ifadeleri, salt tarihsel bir gözlem olmaktan çok politika yüklü bir söylemdir. “Ulus-devletleri onlar kurdu” şeklindeki genelleme, Atatürk’e ve Cumhuriyet’in meşruiyetine yönelik temelsiz suçlamalara alan açmaktadır. Bir dış temsilcinin bu tür iddiaları dile getirmesi, Türkiye iç politikasına müdahale algısını güçlendirir ve yerli Atatürk karşıtlarına malzeme verir. Bu tür söylemler diplomatik teamüllere aykırıdır; zira bir ülkenin tarihine ilişkin genelleyici değerlendirmeler, o ülkenin toplumsal hafızasına ve birliğine zarar verir.
ULUS-DEVLET VE ÜNİTER YAPI: SAVUNULMASI GEREKEN DEĞERLER
Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı ve ulus-devlet inşası, yalnızca bir idare biçimi değil; aynı zamanda toplumsal bütünlüğün, ortak kimliğin ve hukukun teminatıdır. Son kırk yılda dışarıdan dayatılan modellerin (federalizm, bölücü yapı önerileri vb.) Türkiye’de istikrarsızlığa ve ayrışmaya yol açacağı tarihî deneyimlerle sabittir. Bugün esas olan; Türkiye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve anayasal düzenine sahip çıkmaktır.
ATATÜRK’Ü KARALAMA HAMLELERİNE KARŞI UYANIK OLMAK
Atatürk’e yöneltilen “mandacı” iddiaları ya da diğer iftiralar tarihsel ve belgesel delillerle çürütülmüştür. Atatürk’ün hayatı, mücadelesi ve kurduğu Cumhuriyet; bağımsızlık iradesinin, akılcı reformculuğun ve milletin ortak iradesinin eseridir. Dış aktörlerin Türkiye’nin iç meseleleri üzerinden spekülasyon yapmasına prim vermemek; içeride de Atatürk’e karşı yürütülen karalama kampanyalarına alan bırakmamak gerekir.
GERÇEK NİYETLER VE BÖLME ÇABALARI
Bugün sahneye konan ifadeler, çelişkili ve tehlikeli bir stratejiyi göstermektedir: Bir yandan “ulus-devleti onlar kurdu” iddiası ile kurucu mirası soruşturmak; öte yandan uzun vadede ülkemizin üniter yapısına zarar verecek modelleri dayatmak. Ne tesadüftür ki, yıllardır Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ile kavgalı olan bazı siyasi aktörlere yönelik destek söylemleriyle aynı dilin kullanıldığı gözlemlenmektedir. Amaç; tek tek kurumlarımızı aşındırmak, toplumsal mühendislik ile Cumhuriyet’in temellerini zayıflatmaktır.
Ortadoğu’daki kaos ortamı, bölücü projeler ve desteklenen terör örgütleri düşünüldüğünde, hedefin nihayetinde güçlü, bağımsız ve üniter Türkiye devleti olduğu açıktır. Atatürk düşmanlığı ile dinî milliyetçi eğilimlerin birleşimi, bu inşa sürecinin tetikleyicilerinden biridir.
SONUÇ — NET VE KARARLI DURUŞ
Türkiye, tarihine, kurumlarına ve kurucularına sahip çıkacaktır. Dışarıdan gelen karalama ifadeleri milletimizin bağımsızlık onurunu sarsamaz. Atatürk’ün mirası, belgeler ve tarihsel gerçeklerle dimdik ayaktadır; onu küçültme çabaları, hem Türkiye’yi hem de tarihi gerçekleri görmezden gelmektir.
TALEPLER VE KAPANIŞ ÇAĞRISI
Bu nedenle; vatandaşlar, entelektüeller ve siyasiler olarak görevimiz: serinkanlılıkla gerçekleri savunmak, tarihsel belgeleri ortaya koymak ve ülkemizin birliğini kararlılıkla korumaktır. Ayrıca kamu otoritelerinin, bu tür müdahaleci ve provokatif söylemlere karşı gerekli diplomatik tepkiyi vermesi, sorumlular hakkında soruşturma başlatması ve gerektiğinde hukuki/ve siyasi adımlar atması beklenmelidir.
Akıllarınca Atatürk’ten intikam alıyorlar. Atatürk’ün emperyalizme karşı zaferi onları öylesine rahatsız etmiş ki önce “dinsiz” iftirası atıldı, tutmadı; sonra “acan” diye başka bir iftira, tutmadı; şimdi de “mandacı” dedikleri yalanla saldırıyorlar. Cumhuriyeti “onların kurduğu” iddiası ise hem tarihi hem de mantığı hiçe sayan bir iftiradır.
Ne var ki gerçek öyle açık ki görmek isteyen görür: Tarih, Atatürk’e yapılan iftiraların tek tek sahibine döndüğünü ispat etmiştir. Bu nedenle artık Tom Barrack’a haddinin bildirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar veren, kurucu önderine dolaylı yoldan iftira eden bu şahsın Türkiye topraklarından men edilmesi, siyasi baskıya maruz bırakılması ve gerekli hukuki adımların atılması gerektiği kanaatindeyiz.
Allah o kadar büyüktür ki, İngiliz oyunlarını kullanarak Atatürk’e iftira atan iç hainler, tarihin şahitliğiyle attıkları her iftirayı teker teker kendileri yaşamıştır. Adaletin sahibi Allah’tır ve adalet er ya da geç mutlaka yerini bulur. Tarih de bunu yazar.
Bu bağlamda, Recep Tayyip Erdoğan ve Türk heyetinin Beyaz Saray ziyareti sonrasında yine Tom Barrack’ın Erdoğan hükümetine meşruiyet sözü vermesini de vicdanınızın bir köşesinde bırakıyorum.
Ez cümle: Bay Barrack, biz "Ne mutlu Türküm diyene" diyenleriz. "Ya istiklal ya ölüm" diyenleriz. Biz Atatürk’ün gençliğiyiz ve gereğini yaparız.
Kaynakça
Nutuk. (1927). Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayınları.
Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri. Ankara: Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları.
[Türk Tarih Kurumu](https://www.ttk.gov.tr?utm_source=chatgpt.com). Cumhuriyetin Kuruluşu ve Milli Mücadele belgeleri.
[Atatürk Araştırma Merkezi](https://www.atam.gov.tr?utm_source=chatgpt.com). Atatürk ve Milli Mücadele üzerine akademik çalışmalar.
Modern Türkiye'nin Doğuşu. (1961). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Türkiye'de Çağdaşlaşma. (1978). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
The Emergence of Modern Turkey. Oxford University Press.
A Peace to End All Peace. (1989). New York: Henry Holt and Company.
Sykes–Picot Agreement. Birleşik Krallık Ulusal Arşivleri ve ilgili diplomatik belge koleksiyonları.
Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adamı. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Atatürk. (1999). London: John Murray Publishers.
Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zabıt Cerideleri ve Birinci Meclis Tutanakları.
[Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı](https://www.devletarsivleri.gov.tr?utm_source=chatgpt.com). Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in kuruluşuna ilişkin arşiv belgeleri.
Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
İZLETİ: (Facebook)
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ
