200. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ
ÖN SÖZ
"Eski Türk dini, Gök Tanrı inancına dayanıyordu."
— İbrahim Kafesoğlu
"Türk milletinin dini İslâm'dır; fakat İslâm'dan önce de Türkler tek Tanrı inancına sahipti."
— Ziya Gökalp (düşüncesinin özeti)
Bu çalışma, kadim Türklerin Gök Tanrı (Tengri) inancı ile İslâm'ın tevhîd anlayışı arasındaki tarihî ve fikrî sürekliliği, tarihî kaynaklar ve Kur'an perspektifinde değerlendirme amacı taşımaktadır.
– Yapay Zekâ
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ
KADİM TÜRK İNANÇLARININ TEVHÎD ANLAYIŞINA ETKİSİ VE İSLÂM’A GEÇİŞ SÜRECİ
İnsanlık tarihinin en kadim dönemlerinden beri gökyüzü, insanoğlu için kutsalın tecelli ettiği bir mekân olmuştur. Türklerin tarih sahnesine çıktığı Orta Asya bozkırlarında, bu kutsiyet anlayışı “Tengri” inancı ile sembolleşmiştir. Gök kubbenin sınırsızlığı, insanın hem varoluşsal hem de teolojik sorgularının yöneldiği ilk istikamet olmuştur. Kadim Türkler için Tengri; hem kozmik düzenin kurucusu hem de devletin, törenin ve insan ahlâkının koruyucusu olan yüce bir varlıktı.
Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan’ın “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, Türk ilini, töresini kim bozabilir?” sözü, sadece siyasal bir istikrar vurgusu değildir; aynı zamanda ilahi düzenin (töre) bozulmazlığını sembolize eden bir tevhîd anlayışıdır. Gök ile yer arasındaki denge, Türk düşüncesinde Allah’ın (Tengri’nin) kudretiyle özdeşleşmiştir.
TENGRİCİLİK VE TEVHÎD ANLAYIŞI
Tengricilik, çok tanrılı bir sistemden ziyade tek ve yüce bir Tanrı inancına dayalı bir inanç biçimidir. Tengri; yaratıcı, her şeyi gören, gökten hükmeden ve insanın kaderine yön veren bir varlıktır. Dolayısıyla Türkler’in erken dönem teolojisinde, “tevhîd” fikrinin özünü taşıyan bir monoteizm görülür. Bu yönüyle Tengricilik, İslam’daki Allah’ın birliği öğretisinin tarihsel öncüllerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Nitekim Bülent Şahin Erdeğer, Bilinmeyen Peygamberler adlı eserinde, kadim Türklerin tevhîd bilincine sahip olduklarını ve hatta İhlas Suresi’ne benzeyen dualar ettiklerini aktarır. Erdeğer, Oğuz Kağan, Korkut Ata ve benzeri figürlerin peygamberî bir misyon taşıdığını öne sürer. Eserde zikredilen dua şu şekildedir:
“Ey göklerin yücesi, ey yerin sahibi! Sen birdirsin, senden başka güç yoktur. Her şey sana döner, senin hükmün her şeyin üzerindedir.”
Bu dua, Kur’an’daki İhlâs Suresi ile teolojik bakımdan dikkat çekici bir paralellik taşır:
“De ki: O Allah birdir.Allah Samed’dir (hiçbir şeye muhtaç değildir).O doğurmamış ve doğurulmamıştır.Hiçbir şey O’nun dengi değildir.”
— İhlâs Suresi, 1–4. Âyetler
Bu benzerlik, insanlığın farklı dönemlerinde aynı hakikate farklı dillerle yöneldiğini; tevhîd inancının kültürden bağımsız, evrensel bir çağrı olduğunu gösterir.
TÜRK TÖRESİ VE İLAHİ DÜZEN
Türk toplum düzeni, töre üzerine kurulmuştu. Töre, yalnızca hukuki bir sistem değil; ilahi bir adalet ilkesi idi. “Töre bozulursa il bozulur” sözü, Allah’ın koyduğu düzene (Kur’an’daki “Sünnetullah” kavramına) benzer bir anlayışı yansıtır. Kur’an’da da benzer şekilde şöyle buyrulur:
“Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.”
— Fâtır Suresi, 43. Âyet
Bilge Kağan’ın, “Tengri yarlıkadığı için hakan oldum” sözünde ise, İslam’daki “Allah dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltır” (Âl-i İmrân Suresi, Ayet 26) ayetinin anlam derinliğiyle benzer bir kader bilinci göze çarpar.
TEVHÎD’İN SÜREKLİLİĞİ VE VAHYİN EVRENSELLİĞİ
Kur’an’da “Şüphesiz zikri (Kur’an’ı) Biz indirdik, elbette Biz onu koruyacağız.” (Hicr Suresi, Ayet 9) buyrularak ilahi mesajın bozulmadan korunacağı bildirilmiştir. Bu koruma vaadi, tarih boyunca tevhîd zincirinin kesintiye uğramadığını, yalnızca farklı dönemlerde farklı diller ve kültürler üzerinden yenilendiğini gösterir.
Orhun Yazıtları’ndaki “il ve töre”nin korunması ile Kur’an’daki “Allah’ın hükmü kıyamete dek geçerlidir” vurgusu arasında tematik bir benzerlik bulunur. Aynı şekilde, “Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.” (Müminûn Suresi, Ayet 1) ve “Allah, iyilerle kötüleri bir tutmaz.” (Sâd Suresi, Ayet 28) ayetleri de Türklerin iyilik, adalet ve kut inancıyla paralellik taşır.
SONUÇ
Tarih boyunca dinler, insanın anlam arayışının farklı biçimlerde tezahürüdür. Türklerin Tengricilikteki tevhîd anlayışı, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri var olan ilahi mesajın bir yansımasıdır. İslamiyet ise bu mesajın son ve en açık biçimi olmuştur.Dolayısıyla, tevhîd düşüncesi Türk’ün töresinde, devlet anlayışında ve manevi dünyasında ezelden beri yer bulmuş; “Tengri’den Allah’a uzanan çizgi”, insanın aynı hakikate yönelen yolculuğunun tarihsel izidir.
Kaynakça
Erdeğer, Bülent Şahin. Bilinmeyen Peygamberler. İstanbul: Ayışığı Kitapları, 2016.
Kafesoğlu, İbrahim. Türk Milli Kültürü. Ankara: Ötüken Neşriyat, 1997.
Esin, Emel. İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslâm Sanatına Etkileri. İstanbul: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1980.
Gömeç, Saadettin. Eski Türk Dini. Ankara Üniversitesi Yayınları, 2009.
Uğurlu, Cemil. “Eski Türklerin Dini.” Türk Kültürü Araştırmaları Dergisi, 2012.
Karakaş, S. “Türklerin Orijinal Dinleri Meselesi.” Dinler Tarihi Araştırmaları, 2015.
Orhun Yazıtları (Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk). (Çev. Talat Tekin), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2008.
Kur’an-ı Kerim, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ | VİDEO 233
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ | VİDEO 233
İZLETİ: (Facebook)
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ | VİDEO 233
184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ | VİDEO 233
