81. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI
IRAK, SURİYE, LÜBNAN VE FİLİSTİN’DE TÜRK (TÜRKMEN) HİLALİ — BEREKETLİ HİLAL ATAMIZDAN EMANET BİZLERE!
TÜRKMENELİ DEVLETİ İLAN EDİLMELİDİR
Hazreti İbrahim’in “Bereketli Hilal” olarak anılan coğrafyasında, günümüzün “Türkmen Hilali” bölgesinde bir Türkmeneli Devleti kurulmalıdır. Böyle bir adım, PKK terör örgütünün kullanıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölüp parçalamaya çalışan Hristiyan siyonizmi ve Batı emperyalizmine vurulacak en büyük tokat olacaktır.Bu sayede Büyük Ortadoğu Projesi tamamen geçersiz hâle gelir; yerine Türk Birliği Projesi’nin önü açılır ve Türk dünyasının jeopolitik geleceği yeniden şekillenir.
65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI
Çeşidi: Barış Antlaşması
İmza Tarihi: 5 Haziran 1926
Yer: Ankara
İmzacı Devletler: Türkiye ve Birleşik Krallık (İngiltere)
Dilleri: Türkçe ve İngilizce
1926 ANKARA ANTLAŞMASI’NIN ÖZETİ VE ÖNEMİ
1926 Ankara Antlaşması, Türkiye ile İngiltere arasında imzalanmış ve Musul ile Kerkük’ün Irak’a bırakılmasını içeren bir antlaşmadır. 5 Haziran 1926’da imzalanan bu antlaşma, 7 Haziran 1926’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır.
ANTLAŞMA İLE:
Musul ve Kerkük Irak’a devredilmiş, buna karşılık Irak petrollerinin yüzde 10’u 25 yıl boyunca Türkiye’ye verilmiştir.
Ancak bu toprakların Irak’a devri, Irak’ın toprak bütünlüğüne bağlanmıştır. Irak’ın bölünmesi durumunda Türkiye’nin bu bölgeler üzerindeki tarihî hakları gündeme gelebilecektir.
Antlaşma, Türkiye’nin Musul ve Kerkük üzerindeki tarihî haklarını tamamen ortadan kaldırmamış; bu hakların korunmasını uluslararası hukuk çerçevesinde garanti altına almıştır.
TÜRKMEN VARLIĞI VE TÜRKİYE’NİN SORUMLULUĞU
Unutulmamalıdır ki Musul, Kerkük ve genel olarak Türkmeneli bölgesi, güçlü bir Türkmen nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölgeler, tarih boyunca Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerler olmuş ve bölgedeki Türk kimliği korunmuştur.
Ancak 2003 yılında Irak’ın işgalinden bu yana Türkmenler üzerinde sistematik bir asimilasyon ve azınlığa düşürme politikası uygulanmaktadır. Türkmenlerin yaşadığı bölgeler Kürtleştirilmekte, demografik yapıları değiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, Türkmenlerin siyasal haklarının zayıflamasına ve bölgedeki Türk varlığının tehdit altına girmesine yol açmaktadır.
Ankara Antlaşması ve Türkmen Hakları:1926 Ankara Antlaşması, sadece Musul ve Kerkük’ün statüsü açısından değil, bölgedeki Türkmen kardeşlerimizin haklarının korunması açısından da Türkiye’ye hukuki bir dayanak sağlamaktadır. Türkiye, bu antlaşmayı ve uluslararası hukuku kullanarak Türkmenlerin haklarını savunmalı ve onlara yönelik baskılara karşı uluslararası alanda girişimlerde bulunmalıdır.
14. MADDEYE GÖRE TÜRKİYE’NİN HAKLARI
Anlaşmanın 14. maddesi şu şekilde ifade edilmiştir:
"Her iki memleket arasında müşterek menfaatler sahasını genişletmek maksadıyla, Irak Hükümeti bu antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi beş sene müddetle petrollerden elde edilecek gelirin yüzde onunu Türkiye Hükümeti’ne ödeyecektir."
Bu madde, Türkiye’ye ekonomik bir gelir sağlamış; ancak daha önemlisi, Musul ve Kerkük üzerindeki haklarının korunmasını dolaylı olarak desteklemiştir. Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması durumunda bu hakların yeniden gündeme getirilebileceği değerlendirilmektedir.
Anlaşmanın 14. maddesi, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını korumanın yanı sıra bölgedeki tarihî ve stratejik varlığını da sürdürmesine zemin hazırlamıştır. Irak’ın parçalanması durumunda bu hakların yeniden gündeme geleceği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Türkmenlerin haklarını da koruyarak bölgedeki tarihî bağlarını güçlendirme sorumluluğundadır.
MİSAKİ MİLLÎ VE ATATÜRK'ÜN GÖRÜŞLERİ
Musul ve Kerkük, Misaki Millî sınırları içinde yer alan ve Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olarak görülen bölgelerdir. Mustafa Kemal Atatürk, bu bölgelerin Türk kimliğinin korunması ve Türkiye’nin stratejik güvenliği için önemini defalarca dile getirmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, bu bölgelerin geri alınmasını hedeflemiş; ancak 1925 yılında çıkan Şeyh Said İsyanı nedeniyle bu planını hayata geçirememiştir.
ATATÜRK’ÜN BU KONUDA DİLE GETİRDİĞİ SÖZLER:
“Millî sınırımız İskenderun’un güneyinden geçer, doğuya doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü içine alır.”
“Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım.”
Bugün Türkmenlerin yaşadığı sıkıntılar, bu sözlerin ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
Atatürk, Musul ve Kerkük’ün Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olduğunu her fırsatta vurgulamış ve bu bölgelerin Türkiye’nin tarihî hakları kapsamında olduğunu ifade etmiştir.
TÜRKMENLERE YÖNELİK SİSTEMATİK BASKILAR
Türkmeneli bölgesi, özellikle 2003’ten sonra Irak’ta yaşanan istikrarsızlıkların en büyük mağdurlarından biri olmuştur.
TÜRKMENLER: Demografik değişim politikaları ile kendi topraklarında azınlık durumuna düşürülmek istenmektedir.
Siyasi olarak marjinalleştirilmekte, hakları gasp edilmektedir.
Bölgedeki Türk kültürü ve kimliği sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye’nin, Türkmen kardeşlerimize yönelik bu baskılara karşı uluslararası hukuku ve Ankara Antlaşması’ndan doğan haklarını kullanarak müdahil olması gerekmektedir. Türkmenlerin korunması, hem insani bir sorumluluk hem de Türkiye’nin tarihî ve stratejik bir görevidir.
ULUSLARARASI HUKUK VE DİPLOMASİ:
1926 Ankara Antlaşması, o dönemin şartlarına göre şekillenmiştir. Ancak uluslararası hukuktaki değişimler ve Birleşmiş Milletler’in devreye girmesiyle, Türkiye’nin bu hakları yeniden yorumlaması mümkündür. Türkiye, bu topraklar üzerindeki tarihî haklarını uluslararası platformlarda daha aktif bir şekilde gündeme getirmelidir.
GÜNCEL IRAK DURUMU: Irak’ın siyasi istikrarsızlık ve bölünme tehlikesi altında olması, bu antlaşmayı ve Türkiye’nin haklarını tekrar gündeme taşımaktadır. Özellikle Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık arayışları, Türkiye’nin bu bölgelerdeki tarihî haklarının savunulması açısından büyük bir fırsat sunmaktadır.
ENERJİ GÜVENLİĞİ VE STRATEJİK ÖNEMİ: Musul ve Kerkük, yalnızca tarihî bağlarıyla değil, sahip oldukları enerji kaynaklarıyla da Türkiye için stratejik bir öneme sahiptir. Türkiye’nin enerji güvenliği politikaları, bu bölgelerle ekonomik ve siyasi bağların güçlendirilmesini gerektirmektedir.
KIBRIS VE ANKARA ANTLAŞMASI’NIN BENZERLİĞİ
Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlük hakkı gibi, Ankara Antlaşması’ndan kaynaklanan hakları da Musul ve Kerkük için benzer bir hukuki zemine dayanmaktadır. Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması durumunda Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde bu haklarını savunabilir.
Türkiye, Türkmenlerin haklarını ve bölgedeki Türk varlığını korumak adına bu antlaşmayı uluslararası hukuk çerçevesinde etkin bir şekilde kullanmalıdır.
SONUÇ VE TAVSİYELER
1926 Ankara Antlaşması, Türkiye’ye Musul ve Kerkük üzerinde tarihî ve hukuki haklar tanımaktadır. Bu haklar, Irak’ın parçalanması durumunda yeniden gündeme gelmeli ve uluslararası hukuk nezdinde savunulmalıdır. Bölgedeki Türkmen kardeşlerimizin korunması ve desteklenmesi açısından da çok önemlidir.
BU SÜREÇTE:
Türkiye’nin bölgedeki tarihî haklarını koruyacak güçlü bir diplomasi yürütmesi,
BM ve uluslararası kurumlar nezdinde haklarını savunması,
Musul ve Kerkük ile ekonomik ve stratejik bağlarını güçlendirmesi,
Enerji güvenliği ve bölgesel işbirliği konularında somut adımlar atması gerekmektedir.
Ayrıca Türkmenlerin yaşadığı baskıları gündeme getirerek bu konuda uluslararası kamuoyu oluşturmalı,
Ankara Antlaşması’ndan doğan haklarını hem Türkmenlerin hem de Türkiye’nin çıkarlarını koruyacak şekilde kullanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihî ve uluslararası hukuktan kaynaklanan hiçbir hakkından vazgeçmeyecektir.
Bu konu, milletimizin menfaatleri açısından stratejik bir öneme sahiptir ve mutlaka değerlendirilmelidir.
BİRKAÇ ÖNEMLİ NOKTAYI DAHA VURGULAMAK İSTERİM:
1. ULUSLARARASI HUKUK VE DİPLOMASİ: 1926 Ankara Antlaşması’nın hüküm ve koşulları, o dönemin şartlarına göre belirlenmiştir. Ancak uluslararası hukuktaki değişimler ve Birleşmiş Milletler gibi kurumların ortaya çıkmasıyla, Türkiye'nin haklarını yeniden yorumlaması mümkündür. Türkiye'nin Musul ve Kerkük üzerindeki haklarını koruması için uluslararası platformlarda daha aktif bir diplomasi yürütmesi önemlidir.
2. ENERJİ GÜVENLİĞİ VE STRATEJİK ÖNEMİ: Musul ve Kerkük, yalnızca tarihî bağlarıyla değil, aynı zamanda sahip oldukları petrol rezervleriyle Türkiye için büyük bir öneme sahiptir. Türkiye’nin enerji güvenliği stratejisi, bu bölgelerle ilgili haklarının korunmasını gerektirir.
3. GÜNCEL IRAK DURUMU: Irak, uzun yıllardır siyasi istikrarsızlık ve bölünme tehditleriyle karşı karşıya. Özellikle kuzeydeki Kürt Bölgesel Yönetimi'nin bağımsızlık arayışları, Ankara Antlaşması'nın hükümlerini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye'nin, bu gelişmeleri dikkatle izlemesi ve haklarını uluslararası toplum nezdinde savunması gerekir.
4. MİSAKİ MİLLÎ’NİN GÜNÜMÜZ POLİTİKASI: Misak-ı Millî sınırları tarihî bir hedef olsa da, bu bölgelerin Türkiye'ye bağlanması gibi bir durum uluslararası dengeler açısından oldukça karmaşık olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin daha gerçekçi bir hedefle bu topraklar üzerindeki etkisini artıracak yumuşak güç unsurlarını kullanması ve ekonomik bağları güçlendirmesi önemlidir.
5. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ: Türkiye’nin, BM’nin teamüllerine uygun olarak bu konuyu uluslararası alana taşımaya yönelik adımlar atması gerekir. Ayrıca, bölgesel işbirliğiyle Irak yönetimi ve Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerini sağlam temellere oturtması da önemlidir.
Son olarak, bu mesele tarihî bir hak meselesi olduğu kadar günümüz jeopolitiğinde Türkiye’nin stratejik çıkarlarının bir parçasıdır. Bu nedenle, hem diplomatik hem de ekonomik politikalarla bu hakların takipçisi olunmalıdır.
BURADAN HAREKETLE, SURİYE'DEKİ TÜRKMENLER DE UNUTULMAMALIDIR.
Suriye Türkmenlerinin haklarının savunulması ve daha fazla görünür kılınması da gerekmektedir.
IRAK'TAKİ OYUNUN BİR BENZERİ SURİYE'DE DE OYNANMAKTADIR.
Suriye nüfusu yaklaşık 23 milyondur ve bu nüfusun 5.5 milyonu Türk, 1.7 milyonu ise Kürt, geri kalanının ise Araplardan oluşmaktadır. Suriye’de Türkler, Araplardan sonra ikinci büyük etnik gruptur.
"TÜRKMENLER SURİYE'DE UNUTULUYOR"
SURİYE GEÇİCİ HÜKÜMETİ VE TÜRKMENLER
Türkiye’nin desteklediği Suriye Geçici Hükümeti’nin Türkmenlerin haklarını savunmada sessiz kalması endişe vericidir. Muhaliflerin ele geçirdiği bölgelerde Türkmenlerin hakları savunulmamaktadır ve bu Türkmenleri oldukça üzmektedir.
Türkmenler Suriye’de bedel ödeyen ve acı çeken taraf olduğu halde yok sayılmaktadır. Bu bir tesadüf değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türkmenlerin haklarını garanti altına alınması gereklidir.
Dahası Suriye’de Türkmenlerin siyasi ve kültürel hakları anayasal güvence altına alınması gerekmektedir. Suriye’nin bölünmesi halinde ki durum onu gösteriyor derhal Suriye’de Türkmenler için özerk bir yapının hedeflenmesi gerekmektedir.
Sadece Irak ve Suriye’de 10 milyonun üzerinde bir Türkmen nüfusu yaşamaktadır.
Türkmen lideri Erşat Salihi Kerkük’te bayram kutlaması sırasında şu çağrıda bulunmuştu: “Bugün Suriye Türkmen kardeşlerimiz bir Türkmen meclisi kuramıyorlar. Buradan Türkiye’de ki yetkililere sesleniyorum: Suriye Türkmenleri birleşsinler ve Suriye Türkmen Cephesini kursunlar Irak Türkmen Cephesiyle birleşip Türkmeneli coğrafyası tek çatı altında temsil edilsin”
Bugün buna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu sayede, bölgedeki Türkmen varlığı korunmuş, BOP ve BİP'in önü kesilmiş, aynı zamanda terör sorunu kökten çözülmüş olur. Hiç kimse Türkiye’ye bu konuda bir şey diyemez, çünkü Batılılar Orta Doğu'yu kan gölüne çevirerek ülkeleri bölüp parçalamıştır. Biz de doğal hakkımızı kullanarak bölgedeki Türkmen varlığını koruma altına almış olacağız.
Son aşamada, Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin'de Türk (Türkmen) Hilali oluşturulması hedeflenmelidir.
MİLLETİMİZE SAYGIYLA DUYURULUR.
Kaynakça
1. ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR VE RESMÎ METİNLER
1. Ankara Antlaşması (1926)Türkiye Cumhuriyeti – Birleşik Krallık – Irakİmza Tarihi: 5 Haziran 1926Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, 1926(Antlaşma metni, Musul-Kerkük’ün statüsü ve petrol gelirleriyle ilgili hükümleri içerir.)
2. Misak-ı Millî Kararları (1920)Son Osmanlı Mebusan MeclisiTBMM Arşivi ve Resmî Gazete yayınları
3. Birleşmiş Milletler ŞartıÖzellikle:
Halkların kendi kaderini tayin hakkı
Azınlık hakları
Toprak bütünlüğü ilkesi
4. Lozan Barış Antlaşması (1923)Ek protokoller ve Musul meselesi bağlamında değerlendirmeler
2. ATATÜRK’ÜN MUSUL – KERKÜK VE MİSAK-I MİLLÎ GÖRÜŞLERİ
5. Atatürk’ün Söylev ve DemeçleriTürk Tarih Kurumu Yayınları(Musul, Kerkük ve millî sınırlar hakkında beyanlar)
6. Nutuk – Mustafa Kemal AtatürkTürk Tarih Kurumu Yayınları
7. Sina Akşin,Atatürk’ün Dış Politika Anlayışı,İmge Kitabevi
3. TÜRKMEN TARİHİ VE TÜRKMENELİ
8. Suphi Saatçi,Tarihsel Süreç İçinde Irak Türkmenleri,Kerkük Vakfı Yayınları
9. Erşat Salihi,Türkmeneli üzerine çeşitli konuşmalar ve demeçler(Irak Türkmen Cephesi arşivi)
10. İhsan Şerif Kaymaz,Irak Türkmenleri ve Siyasal Hak Mücadelesi,ORSAM Yayınları
11. Kerkük Vakfı Yayınları,Türkmen nüfusu, kültürü ve demografik yapısı üzerine raporlar
4. SURİYE TÜRKMENLERİ
12. Suriye Türkmen Meclisi Raporları(2012–2024 arası yayınlar)
13. ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi)Suriye Türkmenleri: Tarih, Nüfus ve Siyasal Durum
14. International Crisis Group,Suriye iç savaşı ve etnik gruplar üzerine raporlar
5. DEMOGRAFİ, AZINLIK VE ASİMİLASYON ÇALIŞMALARI
15. Human Rights Watch,Irak ve Suriye’de etnik azınlıkların durumu raporları
16. Amnesty International,Irak sonrası demografik değişim ve insan hakları raporları
17. UNAMI (BM Irak Yardım Misyonu)Azınlık hakları ve etnik yapı raporları
Not: Suriye ve Irak’taki Türkmen nüfusuna dair rakamlar kesin değil, tahminî olup farklı kaynaklarda değişiklik göstermektedir.
6. JEOPOLİTİK, BOP VE ENERJİ
18. Zbigniew Brzezinski,Büyük Satranç Tahtası,(BOP ve Orta Doğu’nun jeopolitiği bağlamında)
19. David Fromkin,Barışa Son Veren Barış,(Orta Doğu sınırlarının oluşumu)
20. Michael T. Klare,Petrol ve Güç,(Enerji – jeopolitik ilişkisi)
21. Türk Dış Politikası YıllıklarıSETA, ORSAM, TTK yayınları
7. HUKUKİ YORUMLAR VE KARŞILAŞTIRMALAR
22. Rona Aybay,Uluslararası Hukuk ve Türkiye,(Antlaşmaların yeniden yorumlanması)
23. Seha L. Meray,Devletler Hukukuna Giriş
24. Kıbrıs Garantörlük Antlaşmaları(Ankara Antlaşması ile mukayeseli analiz için)
8. TARİHSEL VE DİNÎ BAĞLAM (BEREKETLİ HİLAL – HZ. İBRAHİM)
25. İlber Ortaylı,Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek
26. Ahmet Taşağıl,Türklerin İslamiyet’ten Önceki İnanç Tarihi
27. Kur’an-ı Kerim,Bakara, Enbiyâ, En‘âm sureleri(Hz. İbrahim ve Bereketli Hilal bağlamı)
KULLANIM NOTU
Bu kaynakça:
tez,
akademik makale,
YouTube / belgesel açıklaması,
stratejik rapor,
hukuki değerlendirme metniiçin uygundur.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI
İZLETİ: (Facebook)
65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI
