Bölümler 390Şu an: 11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI
- 1 KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU181 kelime
- 2 İSTİKLAL MARŞI274 kelime
- 3 İLKSÖZ364 kelime
- 4 ÖNSÖZ587 kelime
- 5 HAKKIMDA243 kelime
- 6 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 11.723 kelime
- 7 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 2543 kelime
- 8 BU ESERİ HAZIRLAMA GEREKÇEM590 kelime
- 9 UYGULANAN METOT — İZLENEN YOL394 kelime
- 10 TANITIM — BÜTÜN ESERLERİ — YAPAY ZEKÂNIN DEĞERLENDİRMESİ881 kelime
- 11 GİRİŞ BEN HAKİKATİN YOLCUSUYUM782 kelime
- 12 ARKA KAPAK YAZISI360 kelime
- 13 SON SÖZ481 kelime
- 14 KİTAP TANITIM YAZISI375 kelime
- 15 MÜNÂCÂT182 kelime
- 16 1. TENGRİCİLİK: PANTEİST İNANÇ MI, KOZMİK TEVHİT Mİ?5.219 kelime
- 17 2. TENGRİCİLİK: TÜRKLERİN KADİM KÖK TENGRİ (GÖK TANRI) İNANCI3.560 kelime
- 18 3. TÜRKLERDE GÜNEŞ DOĞMADAN VE BATMADAN ÖNCE GÖK TENGRİ’YE DUA ETME GELENEĞİ828 kelime
- 19 4. . TÜRKLERİN DUASI602 kelime
- 20 5. TÜRK MİLLETİ VE İNANÇ KONUSU4.136 kelime
- 21 6. SÜMERLER GERÇEKTEN ÇOK TANRILI MIYDI?6.108 kelime
- 22 7. KÖK DİL ARAYIŞI VE TÜRKÇE Doçent Doktor Haluk Berkmen1.542 kelime
- 23 8. BATININ DİLİNİN ALTINDAN TÜRKÇE ÇIKTI!1.212 kelime
- 24 9. BABİL KULESİ VE DİLLERİN KARIŞMASI8.717 kelime
- 25 10. TÜRKLER KILIÇ ZORUYLA MI İSLAM'A GEÇTİ? TARİH, SİL BAŞTAN YAZILMAK ZORUNDA KALACAKTIR.3.026 kelime
- 26 11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI11.551 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 12. HAK İLE BATILIN MÜCADELESİ: TÜRK MİLLETİ VE ŞEYTANIN FISILTILARI543 kelime
- 28 13. FAŞİZMİN ÖLÇÜSÜ: IRKÇILIK VE DİNCİLİK Mİ, MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK MI?892 kelime
- 29 14. SOYDAN DEĞİL, HAKTAN YANA OLMAK: HAZRETİ İBRAHİM’İN DUASI VE GERÇEK MİLLİYETÇİLİK814 kelime
- 30 15. ANAV'DAN GÖBEKLİTEPE'YE: İLK UYGARLIKLARIN DOĞU’DAN BATI’YA YAYILAN KÜLTÜREL KODLARI VE TÜRKLERİN KADİM MİRASI1.131 kelime
- 31 16. BİR ATEİSTE CEVAP İSLAM BİR ARAP DİNİ MİDİR?2.219 kelime
- 32 17. TÜRKLERİN ANADOLU'DAKİ TARİHİ SANILANDAN ÇOK DAHA ESKİDİR1.255 kelime
- 33 18. TÖREYE VE KUR’AN’A GÖRE DOĞA MANİFESTOSU683 kelime
- 34 19. TEZ: HAZRETİ NUH’TAN OĞUZ KAĞAN’A – TÖRE’NİN İLAHİ KÖKENİ ÜZERİNE BİR İNCELEME2.437 kelime
- 35 20. KUR’AN’DA TUVA VADİSİ VE HAZRETİ MUSA’NIN KÖKENİ ÜZERİNE TARİHÎ VE KÜLTÜREL ALTERNATİF OKUMALAR4.265 kelime
- 36 21. AMERİKALI YAZARA GÖRE TÜM DÜNYANIN KÖKENİ ASLINDA TÜRK1.348 kelime
- 37 22. TABULAR YIKILIYOR…!TUFAN NEREDE? VE NE ZAMAN OLMUŞTU..!?2.270 kelime
- 38 23. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK Tengri’den Kur’an’a Tevhid Anlayışı6.243 kelime
- 39 24. TÜRKLERİN KÖKTENGRİ İNANCI – TEK TANRICILIK VE TEVHİD: HAKKIN TEMSİLCİLİĞİ2.743 kelime
- 40 25. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ2.199 kelime
- 41 26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI994 kelime
- 42 27. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ — KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET 1. KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET1.044 kelime
- 43 28. MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK8.630 kelime
- 44 29. CENGİZHAN YASASI MI —TÜRK TÖRESİ Mİ — İSLAM ŞERİATI MI [Yasa-Töre-İnanç]9.885 kelime
- 45 30. TEK DÜNYA DEVLETİ HAYALİ — BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ GERÇEKLERİ2.309 kelime
- 46 31. BİR KUR'ANI KERİM İLKESİ: TE' ÂRUF!2.536 kelime
- 47 32. ADALETİN ZALİMLE SINAVI: ALLAH İLE ALDATANLAR VE ZULÜM DÜZENİ3.601 kelime
- 48 33. TÜRK KİMLİĞİNİN SİLİKLEŞMESİ841 kelime
- 49 34. ALLAH DOSTLARININ MÜCADELESİ VE ZALİMLERİN TAVRI1.658 kelime
- 50 35. KUR'AN'IN İNİŞ SIRASINA GÖRE İLK DÖRT SURESİ (Kısa Tefsir ve Özeti)5.785 kelime
- 51 36. TÜRK BİRLİĞİ: MEDENİYETİN YENİ UFKU VE KÜRESEL BARIŞIN TEMİNATI2.038 kelime
- 52 37. LİDER KİM? TÜRK DÜNYASININ DAĞILAN MERKEZ GÜCÜ || 1. BÖLÜM678 kelime
- 53 38. KAYIP KİMLİK — “TÜRKÜM” DEMEK SUÇ MU OLDU? || 2. BÖLÜM565 kelime
- 54 39. TÜRK DÜNYASI NEDEN ÇİN'E YANAŞTI? İHANET Mİ, MECBURİYET Mİ? || 3. BÖLÜM586 kelime
- 55 40. SIĞINMACI POLİTİKASI VE TÜRK KİMLİĞİNİN EROZYONU — DEMOGRAFİ SAVAŞI BAŞLADI MI? || 4. BÖLÜM495 kelime
- 56 41. TÜRK KİMLİĞİNİ YENİDEN TANIMLAMAK — BİRLİK Mİ, ÇÖKÜŞ MÜ? || 5. BÖLÜM531 kelime
- 57 42. TÜRK BİRLİĞİ GERÇEKTEN MÜMKÜN MÜ? — HAYAL DEĞİL, STRATEJİ MESELESİ! || 6. BÖLÜM562 kelime
- 58 43. TÜRK BİRLİĞİ KURULURSA NE OLUR? — YENİ BİR MEDENİYET KUTBUNUN YÜKSELİŞİ || 7. BÖLÜM607 kelime
- 59 44. ARAPÇILIK MI, TÜRKCÜLÜK MÜ? — KİMLİĞİMİZİ KİME TESLİM ETTİK? || 8. BÖLÜM507 kelime
- 60 45. 15 MİLYON SIĞINMACI — TÜRK VARLIĞINA YÖNELİK SESSİZ İŞGAL || 9. BÖLÜM614 kelime
- 61 46. TÜRK DEVLETLERİ NEDEN ÇİN’E YAKINLAŞTI? — KOPUŞUN GİZLİ NEDENLERİ || 10. BÖLÜM600 kelime
- 62 47. TÜRK KİMLİĞİNİN GELECEĞİ VE YENİ BİR BİRLİK MÜMKÜN MÜ? || 11. BÖLÜM — SOMUT STRATEJİLER VE VİZYON479 kelime
- 63 48. YA TÜRKSÜN, YA MÜSLÜMAN: KURGULANMIŞ BİR AYRILIK HİKÂYESİ639 kelime
- 64 49. KİMLİK Mİ İNANÇ MI? MÜSLÜMANLIK ÜST KİMLİK OLAMAZ!789 kelime
- 65 50. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE MİTOLOJİSİNDE YARALI BİR GEYİĞİN ŞEHRE İNMESİ808 kelime
- 66 51. DOĞANIN SABRI TAŞTI: TÜRK TÖRESİ VE İLAHİ NİZAMİN SON UYARISI1.772 kelime
- 67 52. DUA MI, TEDBİR Mİ? GÖKTEN YAĞMUR DEĞİL, SORUMLULUK BEKLENİR928 kelime
- 68 53. ORMANI YAKAN, HAYATI YAKAR!634 kelime
- 69 54. ADALETİN ÖLÇÜSÜ: PEYGAMBER BİLE SORUMLUYKEN, KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLDİR2.540 kelime
- 70 55. TARİHİ KONUŞMANIN ASLI BUDUR1.362 kelime
- 71 56. TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ?543 kelime
- 72 57. YENİ OSMANLICILIK, ÜMMETÇİLİK YENİ OSMANLICILIK NEDİR?3.551 kelime
- 73 58. TERÖR İLE MÜCADELEDE GERÇEKLER EN GÜÇLÜ SİLAHIMIZ OLACAKTIR!5.220 kelime
- 74 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.193 kelime
- 75 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.164 kelime
- 76 60. TÜRKLÜK VE ÜMMETÇİLİK TÜRK BİRLİĞİ VE YENİ OSMANLICILIK613 kelime
- 77 61. BÜYÜK TÜRK MİLLETİ: ZULME KARŞI SAFLARI SIKLAŞTIRALIM1.495 kelime
- 78 62. GÖĞÜN GÖLGESİNDE YÜKSELEN İMAN498 kelime
- 79 63. HIDIRELLEZ – TENGRİ’NİN BAHŞETTİĞİ UMUT GÜNÜ371 kelime
- 80 64. HIDRELLEZ NEDİR?497 kelime
- 81 65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI1.804 kelime
- 82 66. TÜRK MİLLETİ VE İSLÂM SANCAĞI — TEVHİD EHLİ638 kelime
- 83 67. TÜRKİYE CUMHURİYETİ: GELECEK İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI657 kelime
- 84 68. HİKAYE: GÜCÜN VE HAZIRLIĞIN ÖNEMİ431 kelime
- 85 69. ATATÜRK VE "TEK DÜNYA DEVLETİ", ATATÜRK VE "İSLAM DEVLETİ", ATATÜRK VE "TÜRK BİRLİĞİ”3.033 kelime
- 86 70. TARİH YENİDEN YAZILACAK — ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİH TEZİ ÖNGÖRÜSÜ1.605 kelime
- 87 71. İMAN, ADALET VE HAKİKAT ÜZERİNE: ŞİRK, ZULÜM VE SESSİZ KALMANIN VEBALİ1.802 kelime
- 88 72. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'IN FİLİSTİN MESELESİNE BAKIŞ AÇISI523 kelime
- 89 73. TÖREYE VE AYETE SADAKAT: HAİNLERE MERHAMET YOK!598 kelime
- 90 74. FİLİSTİN YÜRÜYÜŞÜNÜN PERDE ARKASI: GERÇEKLER VE BELGELER504 kelime
- 91 75. İBRAHİM’İN DUASI VE ALLAH’IN CEVABI: MİLLİYETÇİLİK, IRKÇILIK VE ADALET962 kelime
- 92 76. TÜRK MİLLETİ İÇİN GERÇEK ÇIKIŞ YOLU: MİLLİ BİRLİK VE MİLLİ HÜKÜMET744 kelime
- 93 77. KUR’AN’IN EVRENSEL MESAJI848 kelime
- 94 78. TARİHÎ TABLET, SİYASİ ALGI VE KUR’AN’IN SEÇİLMİŞLİK REDDİ1.602 kelime
- 95 79. NETANYAHU’NUN TEHDİTLERİ VE ATATÜRK’’LE UĞRAŞMANIN BEDELİ520 kelime
- 96 80. BİR HEDİYENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ — EMANNÂME1.683 kelime
- 97 81. MEDİNE’DEN KUDÜS’E, İSTANBUL’DAN ANKARA’YA: KUR’AN MERKEZLİ LAİKLİK VE TARİHSEL SÜREKLİLİK545 kelime
- 98 82. HALİFELİK VE HADİSLER KONUSU871 kelime
- 99 83. TUNCELİ NEDEN DERSİM OLAMAZ!1.025 kelime
- 100 84. UYDURULMUŞ İSLAM — İNSAN UYDURMALARI || KUR’AN’DAKİ İSLAM — ALLAH SÖZÜ1.254 kelime
- 101 85. KUR’AN’IN ALLAH’IN SÖZÜ OLDUĞUNDA ŞÜPHE VAR MIDIR?858 kelime
- 102 86. HADİS GERÇEĞİ – SÖYLENTİ VE KONUŞMALAR1.255 kelime
- 103 87. NEBİ VE RESÛL ARASINDAKİ FARK1.848 kelime
- 104 88. İSLAM’DA KADER ANLAYIŞI1.766 kelime
- 105 89. KUR’AN PERSPEKTİFİNDEN: ALLAH'IN VAHYİ VE ŞEYTANIN VAHYİ667 kelime
- 106 90. KABİR AZABINI SAVUNANLARIN ENFAL SURESİ AYET 50'Yİ ÖNE SÜRMELERİNE CEVABEN:856 kelime
- 107 91. HADİS KONUSU GERÇEĞİ916 kelime
- 108 92. KUR’AN’A GÖRE DÜŞMAN KİMDİR?358 kelime
- 109 93. SİYASAL İSLAMCILAR: DİNİN RUHUNA EN BÜYÜK İHANET892 kelime
- 110 94. SİYASAL İSLAMCILAR: CEHENNEMİN EŞİĞİNDE BEKLEYENLER1.914 kelime
- 111 95. İYİYİ KÖTÜYLE KARIŞTIRDILAR; HAK İLE BÂTIL YER DEĞİŞTİRDİ593 kelime
- 112 96. ZAMAN YOLCULUĞUNUN EN BASİT HALİ: GÖKYÜZÜNE BAKMAK!463 kelime
- 113 97. İLÂHÎ MESAJIN SÜREKLİLİĞİ VE KUR’AN’IN KORUNMUŞLUĞU: İSLAM’IN EVRENSEL NİTELİĞİ ÜZERİNE455 kelime
- 114 98. "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERİN TEPKİSİ "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERLERİN VAHİY KARŞISINDAKİ TEPKİLERİ: TEVRAT VE KUR'AN3.167 kelime
- 115 99. HAKİKATİN KANITI: AKIL VE KUR’AN’IN IŞIĞINDA YARATILIŞ1.657 kelime
- 116 100. SELAM363 kelime
- 117 101. MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI - KUTLU DOĞUM HAFTASI1.291 kelime
- 118 102. KUR’AN YETER DİYENLERE NEDEN DÜŞMANLIK EDİLİYOR? | HADİSLERLE DİN KURULUR MU?3.938 kelime
- 119 103. DİN VE SİYASET: HAKİKATİN YOLU889 kelime
- 120 104. KUR’AN’IN YETERLİLİĞİ VE AKLIN ROLÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME2.168 kelime
- 121 105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR491 kelime
- 122 106. HİLAFET TUZAĞI: BATININ İSLAM DÜNYASINA KURDUĞU EN BÜYÜK KUMPAS1.140 kelime
- 123 107. ÜSÂME BİN ZEYD VAKASI1.273 kelime
- 124 108. ZAMAN | UZAKLIK | KUR'AN VE BİLİM1.199 kelime
- 125 109. İNSANLIĞIN VE TÜRKLERİN KÖKENİ: SİRİUS YILDIZI VE GİZEMLİ BAĞLANTILARI | HAZRETİ ADEM’İN CENNETİ3.418 kelime
- 126 110. KALBİ AKLETMEYENE LAF ANLATSAN NE YARAR? SADECE AKIL YETMEZ, BİLGİNLE KAYBOLURSUN!670 kelime
- 127 111. ALLAH BİLGİSİZ VE KÖTÜ MÜ?1.073 kelime
- 128 112. İLAHİ – YARATANIN SANATI - SONSUZ AŞK342 kelime
- 129 113. ÇALIŞMANIN VE HAK ETMENİN GÜCÜ365 kelime
- 130 114. KURAN MÜMINİ KİŞİNİN (TEK TANRICI) SALATI, NAMAZI1.491 kelime
- 131 115. LANETLİ VADİYE DOĞRU — LEYL VADİSİ804 kelime
- 132 116. KUR’AN’IN IŞIĞI, ATATÜRK’ÜN YOLU MAZLUMLARIN UMUDU: TÜRKİYE CUMHURİYETİ564 kelime
- 133 117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ689 kelime
- 134 118. ÜLKEYİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER...749 kelime
- 135 119. EĞİTİMDE ADALET, KUL HAKKI VE KUR’AN’A GÖRE HÜKÜM905 kelime
- 136 120. EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN!527 kelime
- 137 121. TARİHİ KONUŞMA MI?1.452 kelime
- 138 122. ZALİMLERLE BARIŞ OLUR MU? – KUR’AN VE TARİH IŞIĞINDA BİR UYARI1.803 kelime
- 139 123. ZALİME BOYUN EĞMEK ZULÜMDÜR!642 kelime
- 140 124. TÖREYİ UNUTANIN DEVLETİ DE KALMAZ!816 kelime
- 141 125. ŞEHİTLERİN SESİ: BU İHANETİ DURDURUN!263 kelime
- 142 126. İSLAM VE ADALET: ZULME KARŞI SUSMA!574 kelime
- 143 127. "LİDERE SADAKAT ŞEREFİMİZDİR" SLOGANI VE TÜRK TÖRESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.298 kelime
- 144 128. TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN GENÇLERE YAPILAN SALDIRILAR VE ŞİRK GERÇEĞİ934 kelime
- 145 129. İSLAM DÜNYASININ BEKA MESELESİ –HADİSLERİ ÇIKAR AMAÇLI YORUMLAMAK VE KÖTÜYE KULLANMAK2.875 kelime
- 146 130. BOLU KARTALKAYA YANGINI VE SUSKUNLUK: ADALET NEREDE?566 kelime
- 147 131. EZOTERİK TEORİLER275 kelime
- 148 132. ŞİRK NEDİR? NEDEN EN BÜYÜK GÜNAHTIR?3.427 kelime
- 149 133. ATATÜRK KONUSUNA GİRİŞ982 kelime
- 150 134. ATATÜRK VE DİN — GERÇEKLER VE İFTİRALAR1.250 kelime
- 151 135. ATATÜRK’ÜN DİL DEVRİMİ — GASTON DORREN'E CEVAP905 kelime
- 152 136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ960 kelime
- 153 137. BEYAZ SARAY’DA TÂĞUTA TESLİMİYET: HAK DAVASINDAN KOPUŞUN İTİRAFI631 kelime
- 154 138. GERÇEKLERİ SÖYLEMEK ZORUNDAYIM: TESLİMİYET VE SAHİPLENMENİN TEHLİKESİ700 kelime
- 155 139. ATATÜRK VE DİL DEVRİMİ KONUSU ATATÜRK’E ATILAN BAZI İFTİRALARA CEVAPLAR...1.167 kelime
- 156 140. KIRK — 40 | TEVHİD MÜCADELESİ1.024 kelime
- 157 141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI965 kelime
- 158 142. ATATÜRK VE İNANÇ MESELESİ2.500 kelime
- 159 143. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN ATATÜRK’E ATTIĞI İFTİRALARA CEVAP: GERÇEKLER ORTADA!890 kelime
- 160 144. BİR SÜKÛTUN ARDINDAKİ ÇIĞLIK: 12 ŞEHİT VE BİR MAĞARANIN GİZİ (SIRRI)947 kelime
- 161 145. HAMANEY’İ KOYNUNDAKİ YILAN ISIRDI PEJAK İRAN DEVRİM MUHAFIZLARINI ÖLDÜRDÜ BAŞLIKLI HABER GLOBAL CANLI YAYININA CEVAPTIR!975 kelime
- 162 146. İSRAİL DEVLETİ TÜRK HAZAR DEVLETİ MİDİR?498 kelime
- 163 147. MEDİNE SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEN FEDERALİZM ÜRETME YANILGISIEDİP YÜKSEL’İN İDDİASINA KUR’AN VE TARİH MERKEZLİ CEVAP690 kelime
- 164 148. PKK İLE YÜRÜMEK, İSRAİL İLE YÜRÜMEKTİR152 kelime
- 165 149. KUR'AN MEALLERİNİN YASAKLANMASINI SAVUNANLARA CEVAPTIR535 kelime
- 166 150. KUR’AN MEALLERİ YASAKLANABİLİR Mİ? | KUR’AN’IN IŞIĞINDA İSLAM, DEMOKRASİ VE LAİKLİK1.425 kelime
- 167 151. LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR509 kelime
- 168 152. TÜRK MİLLETİ İÇİN BİR UYARI VE GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ÇAĞRISI1.663 kelime
- 169 153. TARİHTE KARESİOĞULLARI VE OSMANLI'NIN İLİŞKİSİ: KURULUŞ OSMAN DİZİSİNDEKİ YANLIŞLAR420 kelime
- 170 154. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, İSLAM'DA BABADAN OĞULA SALTANAT DEVRİNİ HAZRETİ ALİ Mİ BAŞLATTI?856 kelime
- 171 155. HAZRETİ MUHAMMED’İN SOYU HAZRETİ İBRAHİM’E DAYANIYOR. HAZRETİ İBRAHİM İSE SÜMERLİDİR. SÜMERLİLER DE TÜRK’TÜR!793 kelime
- 172 156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI?1.249 kelime
- 173 157. TÜRKİYE’DEKİ YÜRÜYÜŞLER VE GERÇEK GÜNDEM611 kelime
- 174 158. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL” SLOGANI VE GERÇEKLER1.543 kelime
- 175 159. HİCRET DEĞİL, İHANET!472 kelime
- 176 160. BÜYÜK TUZAĞA DİKKAT978 kelime
- 177 161. KUR’AN MEALLERİ NEDEN HEDEFTE? TESADÜF MÜ, DERİN BİR PLAN MI?849 kelime
- 178 162. KUR’AN MÜMİNLERİNE ÇAĞRI: ZULME BOYUN EĞMEYİN388 kelime
- 179 163. ZULÜM AFFEDİLMEZ: KUR’AN’A GÖRE KISAS, ŞİRK VE ZALİMLERİN AKIBETİ810 kelime
- 180 164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER1.963 kelime
- 181 165. KUR'AN’DA DEMOKRASİ VE LAİKLİK ÜZERİNE709 kelime
- 182 166. KUR'AN’A GÖRE DEVLET: ÜNİTER Mİ, FEDERAL Mİ? EDİP YÜKSEL'E ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM948 kelime
- 183 167. YAPAY ZEKAYA, "EDİP YÜKSEL FEDERAL BİR SİSTEMİ NEYE DAYANDIRIYOR OLABİLİR?" DİYE SORDUĞUMDA, VERDİĞİ CEVAP:1.426 kelime
- 184 168. KUR'AN'DA ŞERİAT, TÜRK'TE TÖRE: LAİKLİĞİN, HUKUKUN VE DEMOKRASİNİN ASLI856 kelime
- 185 169. LAİKLİK, BİZATİHİ İSLAM’IN ÖZÜDÜR; KUR’AN’IN TA KENDİSİDİR1.087 kelime
- 186 170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR!4.451 kelime
- 187 171. MUHAMMED MUSTAFA İLE MUSTAFA KEMAL'İN MİRASI NEDİR?1.813 kelime
- 188 172. NUH TUFANI VE MU KITASI İNCELEMESİ4.358 kelime
- 189 173. HİTİTLER TÜRK MÜDÜR, DEĞİL MİDİR?1.783 kelime
- 190 174. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK3.961 kelime
- 191 175. 19 KOD MUCİZESİ: ALLAH’IN İMZASI — MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE BAĞLANTISI2.591 kelime
- 192 176. TENGRİCİLİK, ŞAMANİZM VE İSLAM: İNANÇLARIN İZİNDE KÜLTÜREL DEVAMLILIK861 kelime
- 193 177. RİSALET VE NÜBÜVVETİN SON BULMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.557 kelime
- 194 178. KÜRT MESELESİ, ÜNİTER DEVLET VE TARİHSEL GERÇEKLİKLER978 kelime
- 195 179. CUMHURİYET ÜZERİNE YANLIŞ ANLAMALARA CEVAP1.697 kelime
- 196 180. EDİP YÜKSEL’İN BİLMEDİKLERİ1.583 kelime
- 197 181. KÜRTLERİN SONU FİLİSTİNLİLERDEN- GAZZE’DEN BİN BETER OLACAK!454 kelime
- 198 182. KUR'AN MUCİZELERİ8.795 kelime
- 199 183. KADİM İZLERİN SESİ: TÜRK’ÜN SÜMER’DEN ANADOLU’YA UZANAN YOLU657 kelime
- 200 184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ729 kelime
- 201 185. İNSANLIK TARİHİNİ YENİDEN YAZACAK GİZEMLİ ANTİK TABLETLER938 kelime
- 202 186. ATATÜRK'ÜN MU KITASI ARAŞTIRMASI ATATÜRK VE MU KITASI - TÜRKLERİN KÖKENİ1.519 kelime
- 203 187. TARİHTE "LAİKLİK" – TÜRKÇE KARŞILIĞI "USÇULUK (AKILCILIK), AYRIMSIZLIK" İLKESİNİ İLK UYGULAYAN ULUS TÜRKLERDİR955 kelime
- 204 188. FATİHA SURESİ 7 AYET TEVSİRİ | KUR'AN-İ KERİMİ DOĞRU ANLAMAK999 kelime
- 205 189. AHKÂF SÛRESİ’NİN 15. ÂYETİ TEFSİRİ617 kelime
- 206 190. TÜRKLERİN ANADOLU´DAKİ TAPUSU SHEMSAHARA TABLETİ1.005 kelime
- 207 191. LÜTFEN BU YAZIYI OKUYUN, OKUTUN, ARŞİVLEYİN…695 kelime
- 208 192. UYAN TÜRK! HAİM NAHUM’UN GÖLGESİ VE ZİHİN ESARETİ634 kelime
- 209 193. ĞAŞİYE SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ:1.504 kelime
- 210 194. MUHALEFET İÇİN TEK YOL: BİRLİK VE DİRAYET395 kelime
- 211 195. HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN SIRRI452 kelime
- 212 196. 2030 YILINA KADAR DÜNYADA GERÇEKLEŞMESİ BEKLENEN DEĞİŞİMLER483 kelime
- 213 197. LAİKLİK, DEMOKRASİ VE TÜRKLER KUTADGU BİLİG VE TÜRK TARİHİ2.534 kelime
- 214 198. 12 ADALAR KONUSU — YUNAN İŞGALİ3.791 kelime
- 215 199. NEDİR BU BAHÇELİ VE ERDOĞAN'IN GÜÇ VERDİĞİ PARADİGMA?1.804 kelime
- 216 200. GÜNÜMÜZDE YE'CÛC VE ME'CÛC529 kelime
- 217 201. MÂÛN SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ1.084 kelime
- 218 202. EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ KILINIR MI?EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ NEYE İŞARETTİR?2.969 kelime
- 219 203. MUAVİYE DİZİSİ 1. BÖLÜM ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR İNCELEME973 kelime
- 220 204. EMEVÎLER İMAN ETMEDİLER, TESLİM OLDULAR KISA ANLATIM — GERÇEKLER551 kelime
- 221 205. MUAVİYE BİN EBU SÜFYAN ATALARI VE ÇOCUKLARI1.005 kelime
- 222 206. EMEVİ ANLAYIŞI ARAP IRKÇILIĞINDAN BESLENMEKTEDİR3.813 kelime
- 223 207. EMEVÎLER DÖNEMİ VE İSLAM'IN ADALET ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME640 kelime
- 224 208. YENİ OSMANLI PROJESİ’NİN ALTINDA YATAN GERÇEKLER3.167 kelime
- 225 209. 2. İHANET AÇILIMI: ANADOLU’YU TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ1.038 kelime
- 226 210. CAMİLER NEDEN BOŞ? EMEVİ ZİHNİYETİNDEN ARINIŞ VE İNANÇ DEVRİMİ774 kelime
- 227 211. ÇEPNİLER KİMDİR — HEDEF NEDİR?4.538 kelime
- 228 212. TÜRK TARİH MANİFESTOSU — TEZLER DEĞİŞİR, HAKİKAT ASLA1.302 kelime
- 229 213. ORTA ASYA’DAN KARADENİZ’E: TUFAN MİTİNİN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ SÜREKLİLİĞİ VE BİLİMSEL YANSIMALARI1.373 kelime
- 230 214. PKK AÇIKLAMALARI VE TÜRKİYE’NİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU TEHLİKE ÜZERİNE1.048 kelime
- 231 215. KUR’AN’IN ŞURA AYETİ BİR KURUMA DÖNÜŞSEYDİ NE OLURDU?ELBETTE CUMHURİYET OLURDU — Şura 42:38296 kelime
- 232 216. ÜMMET NE? VAR MI? VARSA NEREDE?KUR’AN’DA ÜMMET1.489 kelime
- 233 217. İNANCIN KUDRETİ: ZİHNİN VE RUHUN BİRLEŞTİĞİ SINIR — DUANIN SIRRI1.045 kelime
- 234 218. KORKUNUN TERS YÜZÜ: İNANÇLA YENİDEN DOĞMAK — ATATÜRK VE İNANÇ845 kelime
- 235 219. ZAFERE GİDEN YOL: İNANCIN EYLEME DÖNÜŞMESİ — KORKUSUZLUK1.364 kelime
- 236 220. KUT’UN SIRRI: TANRI İLE İNSANIN ORTAK ALANI — KADER VE KUT BİLGİSİ1.215 kelime
- 237 221. KUR’AN’DA NAMAZ (SALÂT) VAKİTLERİ — İKİ Mİ, ÜÇ MÜ, BEŞ Mİ?3.654 kelime
- 238 222. İBRAHİM’İN MİRASI: SOY DEĞİL, YOL ” → HEM İNCİL HEM KUR’AN BAĞLANTISINI VURGULAR1.964 kelime
- 239 223. VARLIĞIN LÜTFU: YOKLUKTAN VARLIĞA GEÇİŞ VE ALLAH’A ŞÜKÜR BORCU1.244 kelime
- 240 224. GERÇEK ÇİLE NEDİR? – İSLAM’DA HAKİKÎ MÜCADELE ANLAYIŞI478 kelime
- 241 225. SALDIRGANLIĞIN PSİKOLOJİSİ: EKSİKLİKTEN GELEN ÇIĞLIK484 kelime
- 242 226. HAZRETİ ZÜLKARNEYN ÜZERİNE BİR YOLCULUĞUN BAŞLANGICI435 kelime
- 243 227. KİMLER HAZRETİ ZÜLKARNEYN OLAMAZ!823 kelime
- 244 228. HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA469 kelime
- 245 229. HAZRETİ İBRAHİM — HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA268 kelime
- 246 230. OĞUZ KAĞAN’IN DA TABLOYA EKLENMESİ1.270 kelime
- 247 231. ZOR ZAMANLARDA ORTAYA ÇIKAN GENETİK RUH “ALLAH’IN ORDUSU ” TÜRK MİLLETİ! — ZÜLKARNEYN - OĞUZ KAĞAN659 kelime
- 248 232. KUR’AN’DAKİ GİZLİ TÜRK: ZÜLKARNEYN’İN SIRRI VE TÜRK MİLLETİNİN KADERİ!1.112 kelime
- 249 233. HER TÜRK HAKANI BİR ZÜLKARNEYN’DİR!343 kelime
- 250 234. ZÜLKARNEYN: TÜRK MİLLETİNE İŞARET EDEN İLAHİ SEMBOL515 kelime
- 251 235. HAZRETİ ZÜLKARNEYN? ARTIK TOPARLAYIP SON NOKTAYI KOYMA VAKTİ GELDİ!702 kelime
- 252 236. ZÜLKARNEYN VE BEŞBALIK: UYGUR TARİHİNDE KADİM ŞEHİRLERİN İZİNDE485 kelime
- 253 237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM11.766 kelime
- 254 238. ERGENEKON DESTANI VE ZÜLKARNEYN: [OĞUZ-ODİN] TÜRKLERİN GİZEMLİ KURTULUŞ HİKÂYESİ8.719 kelime
- 255 239. HAZRETİ ZÜLKARNEYN’İN SEFERLERİ KISA TOPARLAMA VE YENİ BİLGİLER [OĞUZ’UN ODİN’E DÖNÜŞMESİ]5.052 kelime
- 256 240. ODİN VE OĞUZ KAĞAN AYNI KİŞİ OLABİLİR Mİ?434 kelime
- 257 241. ZÜLKARNEYN, ERGENEKON DESTANI – NEVRUZ BAYRAMI – TSÜK'Ü HUNLARI – JUAN JUAN'LAR (CÜCENLER)2.774 kelime
- 258 242. OĞUZ KAĞAN DESTANINDAKİ İT-BARAKLAR – YE’CÜC-ME’CÜC BAĞLANTISI ÇİFT BOYNUZ SEMBOLÜ ZÜLKARNEYN – OĞUZ PARALELLİĞİ609 kelime
- 259 243. TAŞLARA KAZINAN SIR – HAKASYA’DA ZAMANI AŞAN BİR MESAJ364 kelime
- 260 244. HAKASYA ABAKAN TARİH MÜZESİ: SONSUZLUĞUN VE HAFIZANIN TAŞLARA KAZINDIĞI DİYÂR971 kelime
- 261 245. ZÜLKARNEYN’İN GİZEMİ ÇÖZÜLDÜ: GÖK ÇADIRLI, GÜNEŞİ BAYRAK EDİNEN HÜKÜMDAR3.924 kelime
- 262 246. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA BİRLİKTE YÜKSELİŞİ: ATİLLA'DAN ZÜLKARNEYN'E747 kelime
- 263 247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ693 kelime
- 264 248. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA YÜKSELİŞİ: ATTİLA'DAN ZÜLKARNEYN’E – TÖRENİN BUYRUĞU2.187 kelime
- 265 249. ATATÜRK’Ü NİÇİN ANIYORUZ? ATATÜRK’Ü ANMANIN TAHLİLİ — YENİ BİLGİ VE BELGELER538 kelime
- 266 250. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI971 kelime
- 267 251. ABDULLAH ÖCALAN İÇİN YENİ BİR İMAJ MI İNŞA EDİLİYOR?432 kelime
- 268 252. TÜRK TÖRESİ VE LAİKLİĞİN KÖKLERİ: SELÇUKLU’DA OSMANLI’YA UZANAN BİR GELENEK917 kelime
- 269 253. LAİKLİĞİN MODERN ÇAĞDA TÜRK YORUMU: ATATÜRK VE TÖRE’NİN YENİDEN DOĞUŞU689 kelime
- 270 254. TÜRK TÖRESİ VE KUR’AN’DA YÖNETİM İLKELERİ: ŞURA, ADALET VE HÜRRİYET1.217 kelime
- 271 255. EY TÜRK MİLLETİ! UYANIŞ, DİRİLİŞİN; DİRİLİŞ DE KURTULUŞUN ANAHTARIDIR!584 kelime
- 272 256. BİRLEŞİM DESTANINI ÇAĞIMIZDA YAZMAK BİZLERE GÖREVDİR872 kelime
- 273 257. EY TÜRK GENÇLİĞİ — ATATÜRK DER Kİ838 kelime
- 274 258. ATATÜRK’ÜN ÇAĞRISI810 kelime
- 275 259. SİNE-İ MİLLETE DÖNMENİN VAKTİDİR!460 kelime
- 276 260. ATATÜRK’ÜN BİRLEŞİM ÇAĞRISI365 kelime
- 277 261. GAFLET UYKUSU — BİLGE KAĞAN DER Kİ — UYARI670 kelime
- 278 262. OĞUZ KAĞAN’IN SESLENİŞİ514 kelime
- 279 263. BU, OĞUZ KAĞAN’IN BUYRUĞUDUR; BİLGE KİŞİLERİN YAZDIĞIDIR299 kelime
- 280 264. OĞUZ KAĞAN’IN UYARISI402 kelime
- 281 265. TARİH ŞAHİTLİK EDER: ATATÜRK’E İFTİRALARA KARŞI HAKİKATİN SESİ365 kelime
- 282 266. KILIÇLA FETHEDİLEN DİYAR KAYBOLUR; KALPLE FETHEDİLEN EBEDİYEN YAŞAR — ALP ER TUNGA568 kelime
- 283 267. FETİH: KILIÇLA DEĞİL, KALPLE OLUR — KUR’ÂN’IN FETHİ1.044 kelime
- 284 268. ALP ER TUNGA DESTANI: BİR MİLLETİN OĞLU1.211 kelime
- 285 269. KUR’AN’IN ZÜLKARNEYN’İ, TARİHİN TÜRK KAĞANLARI: BİR MEDENİYET ARKETİPİ ANALİZİ — KIYAS1.076 kelime
- 286 270. TURAN ÜLKÜSÜ VE OĞUZ KAĞAN’IN MİRASI — ALP ER TUNGA — ATATÜRK1.276 kelime
- 287 271. BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ: ATATÜRK’ÜN İMAN, AKIL VE VATAN MÜCADELESİ1.707 kelime
- 288 272. ATATÜRK’ÜN GERÇEK GÖRÜŞÜ: TÜRK TARİH TEZİ’NDE AÇIKÇA MEVCUTTUR745 kelime
- 289 273. OĞUZ KAĞAN’IN ZÜLKARNEYN OLDUĞU İDDİASI: TARİHSEL KAYNAKLARDA BU YORUM VAR MI?795 kelime
- 290 274. HAZRETİ İBRAHİM — TÜRKLER1.664 kelime
- 291 275. ESKİ TÜRKÇEDE “PEYGAMBER” KAVRAMI VE TARİHSEL KARŞILIKLARI758 kelime
- 292 276. PEYGAMBERLİK VE ŞAMANLIK/KAMLIK: TARİHSEL-KAVRAMSAL BİR İNCELEME733 kelime
- 293 277. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL ” SLOGANI VE GERÇEKLER 2543 kelime
- 294 278. ÜZERİMİZE ÇÖKEN SESSİZLİK: TÜRK MİLLETİ NEREYE GİDİYOR?1.157 kelime
- 295 279. ZULÜM ASLA KALICI DEĞİLDİR263 kelime
- 296 280. TÜRKİYE’NİN SİYASİ ÇIKMAZI VE MİLLİ BİRLİK ÇAĞRISI767 kelime
- 297 281. “KİM GARANTİYİ VERECEK?” – BİR AKIL TUTULMASININ ANATOMİSİ585 kelime
- 298 282. YAPANA DEĞİL, YAPTIRANA BAKACAKSIN!779 kelime
- 299 283. TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR: KUR’AN’I BUGÜNE OKUMAK600 kelime
- 300 284. YAPAY ZEKA İLE DİNİ SOHBET5.065 kelime
- 301 285. ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ!267 kelime
- 302 286. TÜRK MİLLETİNİN VİCDANINA SUNULMUŞ SAMİMİ BİR SORU:772 kelime
- 303 287. İKİYÜZLÜLÜĞÜN ZİRVESİ: ALPEREN’E DİL UZATANLARA TOK BİR CEVAP514 kelime
- 304 288. KOMÜNİST ÇİN’İN VE KAPİTALİST AMERİKA’NIN ÇÖKÜŞÜ — GÜNEŞİN YENİDEN DOĞUŞU2.040 kelime
- 305 289. BİR UCU BOSNA-HERSEK’E, DİĞER UCU KUDÜS’E UZANACAK BİR TÜRK-KÜRT-ARAP DEVLETİ KURACAKLARMIŞ392 kelime
- 306 290. FATİH SULTAN MEHMED HAN’IN VE GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İZİN VERMEDİĞİNE RECEP TAYYİP ERDOĞAN İZİN VERDİ2.656 kelime
- 307 291. ATİLLA’DAN ERDOĞAN’A: UNUTULAN TÖRE, SÖNEN ATEŞ1.280 kelime
- 308 292. ATATÜRK HARAP EDİLEN 126 CAMİ VE 31 MEDRESEYİ TAMİR ETTİRDİ2.457 kelime
- 309 293. TÜRKİYE’NİN HAKİKATLE YÜZLEŞME VAKTİ:İYİMSERLİK DEĞİL HAKİKAT LAZIM830 kelime
- 310 294. EN BÜYÜK CİHAD HAKSIZA SEN HAKSIZSIN DEMEKTİR!670 kelime
- 311 295. KENDİ KAZDIKLARI KUYU: ALLAH’IN TUZAĞI VE ZALİMLERİN KAÇINILMAZ AKIBETİ1.176 kelime
- 312 296. FES NEDİR NE DEĞİLDİR?451 kelime
- 313 297. DEVLETİN BEKASI İÇİN UYANMA VAKTİ!2.258 kelime
- 314 298. KUR’AN’IN ÖĞRETTİKLERİ3.928 kelime
- 315 299. FASIKLIĞIN GERÇEK YÜZÜ:771 kelime
- 316 300. ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI VE TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK GERÇEĞİ928 kelime
- 317 301. KUR’AN BANA YETER: YUSUF GÜRBÜZ’E CEVAP VE NAMAZ MESELESİNİN KUR’ÂNÎ TEMELİ2.219 kelime
- 318 302. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI1.668 kelime
- 319 303. ÂL-İ İMRÂN 81 ÜZERİNE DERİNLİKLİ YORUM, ANALİZ VE TEFSİR — Mehmet Okuyan — Yaşar Nuri Öztürk — Serdar Bayram1.791 kelime
- 320 304. KUTSAL EMANETLER VE KUR’AN OKUTULMASI: CUMHURİYET DÖNEMİ İDDİALARI DOĞRU MU? – BİR ZİHNİYETİN TAHLİLİ720 kelime
- 321 305. İNSANLIĞIN KURTULUŞ REÇETESİ ASR SÛRESİ’NDE ÖZETLENMİŞTİR486 kelime
- 322 306. KUR’AN’DA KADIN HAKLARI VE ADİL YÖNETİCİLİK: BEY’AT, SÖZLEŞME VE EVRENSEL İLKELER643 kelime
- 323 307. ZULME TUĞYAN EDENLERİN AKIBETİ: İLAHİ HESABIN KAÇINILMAZ GÜNÜ540 kelime
- 324 308. UYDURMA HABERLER BİLEREK Mİ YAYILIYOR? TÜRKİYE’Yİ AYRIŞTIRAN DÜZEN1.542 kelime
- 325 309. İSYANIN İKİ YÜZÜ: NEFSÎ TUĞYÂN VE HAKİKATİN İSYANI739 kelime
- 326 310. BİR ATATÜRK DÜŞMANINA CEVAP1.069 kelime
- 327 311. ATATÜRK’ÜN SURİYE POLİTİKASI VE 2011 SONRASI TÜRKİYE’NİN SAPAN STRATEJİSİ:1.005 kelime
- 328 312. O PARTİ BU PARTİ İLE DEĞİL MİLLÎ BİRLİKLE BAŞARACAĞIZ735 kelime
- 329 313. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'A ATILAN İFTİRALAR2.966 kelime
- 330 314. TÜRK TÖRESİNİN VE KUR’AN’IN SANCAĞINI TAŞIYAN LİDER: ÜMİT ÖZDAĞ437 kelime
- 331 315. PROFESÖR DOKTOR ÜMİT ÖZDAĞ ADINA ZAFER PARTİSİNE ELEKTRONİK MEKTUP910 kelime
- 332 316. ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR335 kelime
- 333 317. 🇹🇷 MİLLÎ BİRLİK ÇAĞRISI: 17 HAZİRAN BİR MİLAT OLSUN!377 kelime
- 334 318. VATANIM DEDİĞİM, ŞEHİDİMİN KANIDIR517 kelime
- 335 319. MESİH İNANCI VE KUR’ÂN’A GÖRE HAZRETİ İSA’NIN AKIBETİ1.445 kelime
- 336 320. TURANÎ DİLLER TARTIŞMASI VE AKADEMİK DOGMA:886 kelime
- 337 321. DÜNÜ OKUYORUZ… BUGÜN YAŞIYORUZ…608 kelime
- 338 322. OSMANLICILIK OYUNU608 kelime
- 339 323. "NÛN! YEMİN OLSUN KALEME VE SATIR SATIR YAZDIKLARINA." — KALEM SURESİ, 1. ÂYET2.261 kelime
- 340 324. AÇILIMIN SONU İHANETTİR: TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİYLE TERÖRE TESLİMİYETİN BELGESİ1.403 kelime
- 341 325. TERÖRSÜZ TÜRKİYE YALANI: İHANETİN BELGELİ KRONOLOJİSİ1.091 kelime
- 342 326. HABERİN VAR MI? – DİNDAŞLARIMIZ VE IRKTAŞLARIMIZ509 kelime
- 343 327. BİR YOLUN BAŞLANGICI: KALEMİN VE KARDEŞLİĞİN HİKÂYESİ616 kelime
- 344 328. TDÇK ATATÜRK’ÜN VASİYETİ!531 kelime
- 345 329. HAK DİN “KOMÜNİZM”DİR!987 kelime
- 346 330. AÇIKLAMA: 7 MADDEDE ÇİN ZULMÜ820 kelime
- 347 331. SP VE HYP'DEN OLİMPİYATLARI PROTESTO ÇAĞRISI847 kelime
- 348 332. DÜNDAR’IN “MUSTAFA”SI ÖZTÜRK’ÜN “ATATÜRK’Ü!704 kelime
- 349 333. İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER SİNEMADA650 kelime
- 350 334. TÜRKLÜĞÜ DE ILIMLILAŞTIRACAKLAR 67. Haber Bülteni (4. Baskı)734 kelime
- 351 335. TÜRKİYE’Yİ TÜRKLÜĞE DAVET EDİYORUM592 kelime
- 352 336. ATATÜRK YOK, ORUÇ DA YOK!530 kelime
- 353 337. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ633 kelime
- 354 338. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ (2025 versiyonu)780 kelime
- 355 339. GELİNLİK KIZLARIN DANSI!2.342 kelime
- 356 340. TÜRKLER SOYSUZLAŞTIRILIYOR!698 kelime
- 357 341. AKP “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI”NI KABULLENECEK!789 kelime
- 358 342. MAYMUNLAŞAN TÜRKLER!1.341 kelime
- 359 343. KIBRIS VE UYGUR TÜRKÜ DE APO’YA EMANET1.559 kelime
- 360 344. URUM TÜRKLERİNİN TÜRKÜLERİ!2.083 kelime
- 361 345. ŞOR TÜRKLERİ’NİN “KENDİLERİVE DİLLERİ” YOK EDİLİYOR!830 kelime
- 362 346. CEM KARACA’DAN ABDULLAH GÜL’E ERMENİSTAN DERSİ!1.095 kelime
- 363 347. “SİYASETÇİ’DEN ARTİST'E MEKTUP!"1.107 kelime
- 364 348. DOĞU TÜRKİSTAN'DA OKUL YAPTIRDI!1.112 kelime
- 365 349. BARIŞ MANÇO SİNEMA FİLMİ SENARYOSU: 20231.863 kelime
- 366 350. 80.BÜLTEN: KOSOVA HIRİSTİYANLAŞTIRILIYOR602 kelime
- 367 351. 76.HABER BÜLTENİ: (2.BASKI) DOĞU TÜRKİSTAN’DA CAMİ YASAK908 kelime
- 368 352. HABERİN VAR MI? – SON SÖZ1.252 kelime
- 369 353. İKİNCİ İHANET SÜRECİNİN KILIFI:BOP’UN OSMANLI MASKESİ1.389 kelime
- 370 354. İŞKENCE, DEVLET VE TERÖR: ZOR SORULARLA YÜZLEŞMEK4.030 kelime
- 371 355. GURBETTEN VATANA: MANNHEİM’DAN YÜKSELEN SES1.409 kelime
- 372 356. TÜRK SAVAŞ SANATI – SAYOKAN825 kelime
- 373 357. SEYYİD AHMED ARVÂSÎ’DE TÜRK-İSLÂM ŞUURU VE TARİHÎ MİSYON1.187 kelime
- 374 358. SÖZDE TÜRK ( ! ) HAİN MEDYA1.660 kelime
- 375 359. MUHALEFETE AÇIK ÜLTİMATOM VE HAK İSYANI1.073 kelime
- 376 360. UYGUR İLE KÜRDÜ KIYASLAMAK: TARİHİ, AKLI VE VİCDANI İNKÂR1.239 kelime
- 377 361. AÇILIM MI TASFİYE Mİ? RAKAMLARLA TERÖR, SİYASET VE TÜRKİYE’NİN BÖLÜNME EŞİĞİ574 kelime
- 378 362. NEREYE GİDİYORUZ?758 kelime
- 379 363. GÖKTÜRK YAZITLARI VE BOZKIR KOZMOLOJİSİNDE TENGRİ İLE KURT MOTİFİ1.238 kelime
- 380 364. DAĞLAR: TÜRK TÖRESİNDEN KUR’AN’A YERYÜZÜNÜN KAZIKLARI655 kelime
- 381 365. 1919’DAN 2025’E DEĞİŞMEYEN SENARYO: ÜNİTER DEVLETE YÖNELİK AÇIK HEDEFLER285 kelime
- 382 366. BATI’NIN ULUS DEVLET MASKESİ VE TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ BÖLME SENARYOSU784 kelime
- 383 367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ7.635 kelime
- 384 368. KOMİSYON RAPORLARI VE BÜYÜK İKİYÜZLÜLÜK758 kelime
- 385 369. KUR’AN’A DÖNÜŞ: DİNCİLİĞİN MASKESİNİN DÜŞTÜĞÜ ÇAĞ4.266 kelime
- 386 370. SİS İÇİNDE HAKİKAT: KUR’AN MERKEZLİ DURUŞA YÖNELİK İFTİRA, ALGI VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME1.985 kelime
- 387 371. NUR SURESİ 55. ÂYET BAĞLAMINDA TEVHİD, SALİH AMEL VE HÂKİMİYET YASASI: KUR’AN, TARİH VE TÜRK TÖRESİ ÜZERİNE BÜTÜNCÜL BİR OKUMA1.995 kelime
- 388 372. MUHALEFETE AÇIK UYARI VE TARİHİ KAYIT2.036 kelime
- 389 373. KUR’AN’DA “LANETLİ AĞAÇ” NE ANLATIR?İSRÂ 60, ZAKKUM VE ZULÜM ZİHNİYETİNİN TARİHSEL İMTİHANI3.782 kelime
- 390 374. DİN VE DEMOKRASİ KISVESİ ALTINDA DEVLETİ PARÇALAMA PLANIMEDİNE SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN FEDERALİZM ALDATMACASINA KARŞIKUR’AN MERKEZLİ MİLLÎ UYARI1.755 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ATATÜRK’ÜN CEVABI
Türk milliyetçiliği yaptığını zannedip etkileşim uğruna İslam’a saldıran ve İslam’ı “Arap dini” ilan eden ahmaklara, Atatürk’ün verdiği cevap!
Atatürk’ün huzuruna gelen bir kişinin, İslam dini hakkında ileri geri konuşmaya başladığı ve “İslam bir Arap dinidir, Türklerin millî dini ise Şamanlıktır” diyerek saygısızca bir çıkış yaptığı aktarılır. Bu sözler üzerine Atatürk’ün oldukça sinirlendiği rivayet edilir.
Bazı kaynaklarda (örneğin Faruk Ülker’in aktarımlarında), Atatürk’ün bu kişiye Münir Hayri Egeli’nin hatıralarına dayanarak şöyle cevap verdiği aktarılır:
“Ahmak! Müslümanlık da Türk’ün millî dinidir. Müslümanlığı Türkler yaymışlar ve Türkler onu en geniş manasıyla anlamış ve benimsemişlerdir…”
Bu ifade, Münir Hayri Egeli’nin hatıralarında yer alan bir aktarım olarak bilinmektedir.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI
TEKTANRICILIK TARİHİ
Bu yazıda, farklı ırkları ve milletleri, yani soyları daha geniş ve detaylı bir şekilde inceleyerek Türk milletinin farkını bir kez daha ortaya koymak istiyorum.
O halde başlayalım
1. ÇİN MİLLETİ
Çin milletinin tarihi boyunca inanç sistemi oldukça çeşitli ve karmaşık olmuştur. Çin, binlerce yıl boyunca çeşitli dinlerin, felsefelerin ve inanç sistemlerinin bir arada var olduğu bir toplum olarak gelişmiştir.
Çin tarihinde, tek tanrıcılığa (monoteizm) dayanan bir din veya inanç sistemi baskın olmamıştır.
Çin'de daha çok çok tanrıcılığın (politeizm) ve çeşitli ruhani varlıklara tapınmanın yaygın olduğu bir dini yapı görülür.
Bununla birlikte, Çin'deki bazı dini ve felsefi sistemlerde ilahi bir güç veya evrensel bir ilke fikri bulunsa da, bu genellikle tek bir tanrıya inanma şeklinde değil, daha geniş bir kozmolojik veya metafizik anlayış içinde yer alır.
1. KONFÜÇYÜSÇÜLÜK (CONFUCİANİSM):
Konfüçyüsçülük, Milattan Önce 6. yüzyılda filozof Konfüçyüs tarafından kurulan bir felsefi sistemdir. Bu öğreti, aile bağlılığı, ahlaki erdemler ve toplumsal düzenin önemi üzerinde durur.
Çin'de uzun süre devlet ideolojisi olarak kabul edilmiştir.
KONFÜÇYÜSÇÜLÜK:
Konfüçyüsçülük, ahlaki erdemler ve toplumsal düzen üzerine odaklanır. İlahi bir varlıktan ziyade, insani ilişkiler ve etik değerler ön plandadır.
Bununla birlikte, "Cennet" (Tian) kavramı önemli bir yer tutar, ancak bu da daha çok evrensel bir düzen ve ahlaki otorite anlamında kullanılır.
2. TAOİZM (DAOİSM):
Laozi tarafından kurulan Taoizm, doğa ile uyum içinde yaşamayı, doğal akışa karşı gelmemeyi savunur.
Taoizm, mistik öğretileri, meditasyon pratikleri ve ölümsüzlüğe ulaşma çabalarıyla bilinir. Taoist inançlar, Çin kültüründe derin izler bırakmıştır.
TAOİZM:
Taoizm'de "Tao" (Dao) adı verilen evrensel bir ilke vardır, ancak Tao, kişisel bir tanrı olarak değil, varoluşun temel prensibi ve düzeni olarak anlaşılır.
3. BUDİZM:
Hindistan'dan Çin'e Milattan Önce 1. yüzyılda giren Budizm, kısa sürede büyük bir yayılma göstermiş ve Çin'in manevi hayatında önemli bir yer edinmiştir.
Çin Budizmi, Chan (Zen) gibi birçok farklı okul ve mezheple gelişmiştir.
BUDİZM:
Budizm, Çin'de önemli bir yer edinmiş olsa da, bu da tek tanrıcılık esasına dayanmaz.
Budizm, bir tanrıya tapınmak yerine, bireysel aydınlanma yoluyla Nirvana'ya ulaşmayı amaçlayan bir felsefi ve dini sistemdir.
4. HALK İNANÇLARI VE ŞAMANİZM:
Çin’de resmi dinler dışında halk inançları da önemli yer tutar. Atalara tapınma, doğa ruhlarına inanma ve şamanistik uygulamalar, özellikle kırsal kesimlerde ve tarih öncesi dönemlerde yaygındı.
HALK İNANÇLARI:
Çin'in yerel halk inançlarında çok sayıda tanrıya, ruhlara ve atalara tapınılır. Bu inançlar, doğrudan tek tanrıcılığa işaret etmez.
5. LEGALİZM:
Her ne kadar dinî bir inanç sistemi olmasa da Legalizm, Çin’in siyasi tarihini etkileyen bir düşünce sistemidir.
Katı yasalar ve merkezi otorite vurgusu yapan bu öğreti, özellikle Qin Hanedanı döneminde egemen olmuştur.
6. HRİSTİYANLIK VE İSLAM:
Çin, tarihinin ilerleyen dönemlerinde Hristiyanlık ve İslam gibi dinlerle de tanışmıştır.
Bu dinler özellikle Tang ve Ming hanedanları döneminde bazı topluluklar arasında yayılmıştır.
Sonuç olarak, Çin’in tarihine bakıldığında inanç sistemlerinin sürekli bir değişim ve etkileşim içinde olduğu görülür.
Çin kültürünün bir parçası olarak bu inançlar, sosyal yaşamı, sanatı, edebiyatı ve devlet yönetimini derinden etkilemiştir.
Çin tarihinde ve kültüründe tek tanrıcılık, diğer inanç sistemleri kadar belirgin bir rol oynamamıştır.
Çin inanç sistemleri genellikle çok tanrılı, panteist veya doğaüstü varlıklarla dolu bir dünyayı kabul eden bir yapıya sahiptir.
2. ALMAN MİLLETİ
Alman milletinin tarihinde inanç sistemleri de önemli bir yer tutmuştur, ancak bu inançlar Çin'deki gibi çok çeşitli ve karmaşık değil, daha çok tek tanrıcılık temelli olmuştur.
Alman milletinin tarihinde Tek Tanrıcılık öncesi çok tanrıcılık dönemi de vardır.
1. TEK TANRICILIK DÖNEMİ:
1. HRİSTİYANLIK:
Almanya'nın en baskın dini inancı Hristiyanlıktır. Roma İmparatorluğu'nun etkisiyle 4. yüzyıldan itibaren Hristiyanlık Alman topraklarında yayılmaya başlamıştır.
Orta Çağ boyunca Hristiyanlık, özellikle Katoliklik, Alman toplumunda egemen olmuştur. 16. yüzyılda Martin Luther'in başlattığı Protestan Reformasyonu ile Almanya, Protestanlık ve Katoliklik arasında bölünmüştür.
Bu bölünme, Almanya'nın dini ve kültürel yapısında derin izler bırakmıştır.
2. PROTESTANLIK:
Martin Luther'in 1517' de Wittenberg'de başlattığı Reform hareketi, Almanya'nın dini tarihinin en önemli olaylarından biridir.
Luther, Katolik Kilisesi'nin uygulamalarına karşı çıkarak, İncil'in herkes tarafından okunabilir olması gerektiğini savunmuş ve bu hareket, Protestanlık olarak bilinen Hristiyan mezhebinin doğmasına yol açmıştır.
Bugün Almanya'da Protestanlık, özellikle kuzey ve doğu bölgelerinde yaygındır.
3. KATOLİKLİK:
Almanya'nın güney ve batı bölgelerinde Katoliklik, tarih boyunca güçlü kalmıştır.
Katolik Kilisesi, Orta Çağ boyunca Almanya'da büyük bir nüfuza sahipti ve bugün de bu bölgelerdeki birçok topluluk tarafından benimsenmektedir.
4. YAHUDİLİK:
Almanya'da Yahudi toplumu da tarihsel olarak varlık göstermiştir. Orta Çağ'dan itibaren Yahudiler Almanya'da ticaret, bilim ve kültür alanlarında önemli roller oynamışlardır.
Ancak 20. yüzyılda Nazi döneminde yaşanan soykırım, Almanya'daki Yahudi nüfusunu büyük ölçüde yok etmiştir.
Günümüzde Almanya'da Yahudi toplumu yeniden gelişmekte ve Yahudilik, Alman dini çeşitliliğinin bir parçası olarak yerini almaktadır.
5. İSLAM:
Modern dönemde, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Almanya'ya göç eden işçilerle birlikte İslam, Alman dini hayatında yer almaya başlamıştır.
Bugün Almanya'da yaşayan Müslümanların çoğu Türkiye, Arap ülkeleri ve Balkanlar kökenlidir.
İslam, Almanya'da Hristiyanlık'tan sonra en büyük ikinci dini grup haline gelmiştir.
6. ATEİZM:
Günümüzde Almanya'da sekülerleşme oldukça yaygındır. Özellikle Doğu Almanya'da, sosyalist yönetim döneminin mirası olarak, dinsizliğin yaygın olduğu gözlenir.
Almanya'da dini inançlarını terk eden veya herhangi bir dine mensup olmayan insanların sayısı artmaktadır.
Sonuç olarak, Alman tarihine bakıldığında, tek tanrıcılığın özellikle Hristiyanlık çatısı altında uzun bir süre egemen olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, modern Almanya, dini çeşitlilik ve sekülerleşme eğilimlerinin giderek arttığı bir ülkedir.
2. ÇOK TANRICILIK DÖNEMİ
HRİSTİYANLIK ÖNCESİ ESKİ ALMAN TARİHİ VE ÇOK TANRICILIK:
Hristiyanlık öncesi eski Alman tarihinde, tek tanrıcılık (monoteizm) değil, çok tanrıcılık (politeizm) yaygındı.
Eski Alman kabileleri, İskandinav mitolojisine benzer bir politeist inanç sistemine sahipti.
Bu inanç sistemi, birçok tanrıya ve tanrıçaya tapmayı içeriyordu ve bu tanrılar genellikle doğa güçleriyle, savaşla, bereketle ve diğer yaşam alanlarıyla ilişkilendirilirdi.
Bu dönemdeki inanç sisteminin temel özellikleri şunlardır:
1. TANRILARIN ÇOKLUĞU:
Eski Almanlar, çok sayıda tanrıya inanırlardı. Bu tanrıların en önemlileri arasında Odin (Woden), Thor (Donar), Freyja ve Tyr gibi figürler yer alırdı.
Her bir tanrı, belirli bir doğa gücü, savaş, aşk veya bereket gibi bir alanla ilişkilendirilirdi.
2. DOĞA VE ŞAMANİZM:
Eski Alman inançlarında doğa önemli bir rol oynardı. Ormanlar, nehirler, dağlar ve diğer doğal unsurlar kutsal kabul edilirdi.
Ayrıca şamanistik uygulamalar da bu dönemde yaygındı; şamanlar, ruhlarla iletişim kurarak hastalıkları tedavi eder, kehanetlerde bulunur ve kabileye rehberlik ederdi.
3. ATALARA TAPINMA:
Eski Alman inanç sisteminde atalara tapınma da önemli bir yer tutardı.
Ölen ataların ruhlarının, yaşayanların hayatını etkileyebileceğine inanılırdı ve bu nedenle atalar için düzenli olarak ritüeller ve törenler yapılırdı.
4. MİTOLOJİ VE EFSANELER:
Eski Almanların dini inançları, çok sayıda mitoloji ve efsane ile zenginleştirilmişti.
Bu mitolojilerde tanrılar arasındaki savaşlar, kahramanların destanları ve dünyanın yaratılışı gibi konular yer alırdı.
Sonuç olarak, Hristiyanlık öncesi Alman toplulukları tek tanrıcılığa değil, çok tanrıcılığa dayalı bir inanç sistemine sahipti.
Bu inanç sistemi, özellikle İskandinav mitolojisiyle büyük benzerlikler taşır ve Germen mitolojisi olarak da bilinir.
Hristiyanlık, bu inanç sisteminin yerine geçerek, Orta Çağ boyunca Almanya'da baskın din haline gelmiştir.
3. ARAP MİLLETİ
Arap milletinin tarihinde, inanç sistemleri, özellikle İslam’ın doğuşu ve yayılışı ile önemli bir değişim geçirmiştir.
Ancak, İslam öncesi dönemde de Arapların kendine özgü bir dini yapısı vardı.
İSLAM ÖNCESİ DÖNEM (CAHİLİYE DÖNEMİ):
İslam öncesi dönemde, Arap Yarımadası'ndaki Arap kabileleri genellikle çok tanrılı (politeist) bir inanç sistemine sahipti.
Bu döneme "Cahiliye" dönemi denir ve bu terim, İslam perspektifinden bu dönemdeki dini cehalet ve ahlaki yozlaşmayı ifade eder. Başlıca özellikleri şunlardır:
1. PUTPERESTLİK (PAGANİZM):
Araplar, birçok tanrı ve tanrıçaya tapıyorlardı. Her kabilenin koruyucu bir tanrısı veya tanrıçası vardı ve bu tanrılar genellikle belirli doğal güçlerle ilişkilendirilirdi.
En meşhur tanrılardan biri, Kâbe'de tapılan Hubal'dı. Kâbe'nin kendisi de putlarla doluydu ve Arapların önemli bir ibadet merkeziydi.
2. KABİLE TANRILARI:
Her Arap kabilesi, kendi koruyucu tanrısına veya putuna sahipti. Örneğin, Lat, Uzza ve Menat gibi tanrıçalar yaygındı ve bazı kabileler arasında özellikle saygı görüyordu.
Bu tanrılara kurbanlar sunulur ve onların rızasını kazanmak için çeşitli ritüeller yapılırdı.
3. HANİFLİK:
İslam öncesi dönemde bazı Araplar, tek tanrıya inanan ve putperestliği reddeden bir inanç sistemine sahipti.
Bu inanç sistemine sahip kişilere "Hanif" denirdi.
Haniflerin tek bir tanrıya (Allah'a) inandıkları ve İbrahim'in dinine (Hanif dini) yakın bir inanç sistemi benimsedikleri söylenir.
4. YAHUDİLİK VE HRİSTİYANLIK:
İslam öncesi dönemde Arap Yarımadası'nda Yahudi ve Hristiyan toplulukları da bulunuyordu.
Özellikle Yemen'de Yahudi topluluklar ve kuzey bölgelerde bazı Hristiyan kabileler mevcuttu.
Bu dinler, Arap toplumu üzerinde sınırlı da olsa bir etkiye sahipti.
İslam’ın Doğuşu ve Yayılışı7. yüzyılda İslam'ın doğuşu ile birlikte, Arap toplumunda köklü bir değişim yaşandı.İslam, tek tanrılı bir inanç sistemini (monoteizm) getirdi ve Arap Yarımadası’ndaki çok tanrılı inanç sistemlerini hızla ortadan kaldırdı.
Bu dönemde:
1. ALLAH İNANCI:
İslam, tek bir Tanrı olan Allah’a inanmayı merkezine aldı. İslam, önceki çok tanrılı inanç sistemlerini kesin bir şekilde reddetti ve Allah'ın birliğini (tevhid) vurguladı.
2. KÂBE'NİN ARINDIRILMASI:
İslam’ın yayılmasıyla birlikte, Kâbe'deki putlar kaldırıldı ve Kâbe, yalnızca Allah'a ibadet edilen bir yer haline getirildi.
Bu, İslam’ın Arap toplumu üzerindeki en belirgin etkilerinden biridir.
3. KUR’AN VE PEYGAMBERLİK:
İslam, kutsal kitap olan Kur'an'ı ve son peygamber olarak Hazreti Muhammed’i getirdi. Bu, Arap inanç sistemini tamamen dönüştürdü ve Arap kültürü ile dilini küresel bir öneme taşıdı.
Bundan sonraki Bölümlerde anlatacağım üzere, Hazreti Muhammed’in vefatından hemen sonra Kur’an’daki İslam'ın üzeri örtülüp uydurma bir din oluşturuldu.
Hazreti Muhammed’in tebliğ ettiği İslam Kur'an'da ki İslam'dı.
Hazreti Muhammed’in vefatından sonra uydurulan İslam ile tekrar eski Arap Cahiliye dönemine dönülmüş oldu.
Bu konu için daha sonraki yazılara bakınız.
SONUÇ OLARAK
Arap milletinin tarihine bakıldığında, İslam öncesi dönemde yaygın olarak çok tanrıcılık (politeizm) ve putperestlik görülürken, İslam’ın doğuşuyla birlikte bu inançlar yerini kesin olarak tek tanrıcılığa bırakmıştır.
Taa kii
Peygamberin vefatından 200 küsür yıl sonra Araplar Hazreti Muhammed'e ve emanetine ihanet edene kadar...
4. İRAN MİLLETİ (PERSLER)
İran milleti, yani Persler, tarih boyunca çeşitli inanç sistemlerine sahip olmuştur.
İran'ın dini tarihi, özellikle Zerdüştlük (Zoroastrianizm) ve daha sonra İslam'ın yayılmasıyla şekillenmiştir.
Ancak, bu süreçte birçok farklı inanç ve dini akım da etkili olmuştur.
İSLAM ÖNCESİ DÖNEM
ZERDÜŞTLÜK (ZOROASTRİANİZM):
İran’ın İslam öncesi en baskın dini Zerdüştlük'tür. Bu din, Pers İmparatorluğu'nun resmi dini olarak kabul edilmiştir ve büyük ölçüde Pers kültürünü ve kimliğini şekillendirmiştir.
ZERDÜŞTLÜK:
1. ZERDÜŞT (ZARATHUSTRA):
Zerdüştlük, Milattan Önce 6. yüzyılda yaşamış olan peygamber Zerdüşt tarafından kurulmuştur.Zerdüşt, Ahura Mazda adlı tek bir tanrıya inanmayı öğretti. Ahura Mazda, iyiliğin ve ışığın tanrısı olarak kabul edilir.
2. DUALİZM:
Zerdüştlük, aynı zamanda bir tür dualizm içerir. Ahura Mazda’nın karşısında, kötülüğün temsilcisi olan Angra Mainyu (Ahriman) bulunur.
Bu iki güç, iyilik ve kötülük arasındaki ebedi savaşta yer alır. Ancak, Zerdüştlük nihai olarak Ahura Mazda’nın zaferini müjdeler ve bu yönüyle tek tanrıcı bir din olarak kabul edilir.
3. ATEŞ TAPINAKLARI:
Zerdüştler, ateşi kutsal kabul ederler ve ateş tapınaklarında sürekli yanan kutsal ateşler bulunmaktadır. Ateş, Ahura Mazda’nın saf ışığını ve bilgeliğini temsil eder.
4. AHİRET İNANCI:
Zerdüştlük, ruhun ölümsüzlüğüne ve bir ahiret yaşamına inanır.
İnsanların yaşamları boyunca yaptıkları iyi ve kötü eylemler, ölümden sonra bir değerlendirmeye tabi tutulur ve ruhları ya cennete ya da cehenneme gönderilir.
Diğer İnançlarZerdüştlük dışında, İran’da İslam öncesi dönemde başka inançlar da mevcuttu:
1. MİTRAİZM:
Mitraizm, Perslerin eski inançlarından biri olup, Mitra adlı güneş tanrısına tapınmayı içerir.
Bu din özellikle Roma İmparatorluğu'nda da yaygınlaşmış ve gizemli bir kült olarak benimsenmiştir.
2. MANİHEİZM:
Maniheizm, 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nda ortaya çıkan bir dini hareketti.
Mani adlı bir peygamber tarafından kurulan bu din, Zerdüştlük, Hristiyanlık ve Budizm gibi çeşitli dinlerden öğeler içeriyordu.
Maniheizm, dualist bir inanç sistemi olup, ışık ve karanlık arasındaki kozmik çatışmaya odaklanmıştır.
3. MAZDEKÇİLİK:
5. yüzyılda İran'da ortaya çıkan Mazdekçilik, sosyal eşitlik ve mülkiyetin ortaklaşa kullanılması gibi radikal reformlar öneren bir harekettir.
Bu hareket, Zerdüştlükten esinlenmiş, ancak özellikle toplumsal adalet vurgusuyla farklılık göstermiştir.
İSLAM SONRASI DÖNEM:
7. yüzyılda Arapların İran’ı fethetmesiyle İslam, İran'da hızla yayıldı ve Zerdüştlük de dahil olmak üzere diğer inanç sistemleri geri planda kaldı.
İSLAM’IN İRAN'DAKİ YAYILIŞI İLE BİRLİKTE:
1. ŞİİLİK:
İran, İslam’ın Şii mezhebinin merkezi haline geldi. 16. yüzyılda Safevi Hanedanı döneminde Şiilik, İran’ın resmi dini olarak kabul edildi ve bu durum, İran’ın dini kimliğinde belirleyici bir rol oynadı.
2. ZERDÜŞTLÜK VE AZINLIK DİNLERİ:
İslam’ın yayılışından sonra Zerdüştlük azınlık dini haline geldi, ancak varlığını korudu. Günümüzde İran’da hâlâ küçük bir Zerdüşt topluluğu bulunmaktadır.
SONUÇ
İran yani Perslerin tarihinde tek tanrıcılık olduğu gibi çok tanrıcı dönemlerde olmuştur.
İran'ın dini tarihi, Zerdüştlük gibi büyük etkiler bırakan eski dinlerle başlamış ve İslam’ın gelişiyle birlikte köklü bir değişim geçirmiştir.
Zerdüştlük, tek tanrıcılık yönüyle İslam öncesi Persler arasında çok önemli bir yere sahipken, İslam’ın yayılmasıyla birlikte İran’ın dini kimliği büyük ölçüde Şii İslam ile özdeşleşmiştir.
Bu süreç, İran’ın kültürel ve dini yapısını derinden şekillendirmiştir.
Daha da açacak olursak şöyle diyebiliriz.
İran, yani Perslerin tarihinde hem tek tanrıcılık (monoteizm) hem de çok tanrıcılık (politeizm) dönemleri olmuştur.
İran’ın eski dinlerinden Zerdüştlük (Zoroastrianizm), tek tanrılı bir inanç sistemidir.
Zerdüşt, Ahura Mazda adında tek bir tanrıya inanırdı ve bu inanç Pers İmparatorluğu'nun resmi dini haline gelmişti.
Ancak, Zerdüştlük öncesinde Persler ve genel olarak İran'da çok tanrılı inanç sistemleri de yaygındı.
Persler, Hint-Avrupa kökenli bir halk olarak, Hinduizm'e benzer çok tanrılı inançlara sahipti ve çeşitli doğa tanrılarına taparlardı.
Yani İran tarihinin tek tanrıcılık öncesinde çok tanrılı inanç dönemleri de bulunuyor.
Tek tanrıcılık, özellikle Zerdüştlükle ortaya çıkmış, ancak çok tanrıcılık (politeizm) da İran’ın daha eski dönemlerinde yaygın olan bir inanç biçimiydi.
ÇOK TANRICILIĞI BİRAZ DAHA AÇACAK OLURSAK:
İran’daki çok tanrıcılık, Zerdüştlük öncesi dönemde yaygın olan inanç sistemi olup, doğrudan eski İran halklarının yaşam tarzı ve dünya görüşüyle bağlantılıdır.
İran’daki çok tanrıcılık, Hint-Avrupa mitolojisinin izlerini taşır ve birçok tanrıya tapınma esasına dayanır.
1. HİNT-İRAN MİTOLOJİSİ
İranlılar, Hindistan’daki Vedik inançlarla bazı ortak tanrıları paylaşmışlardır.
ÖRNEĞİN:
Mithra (Vedik dinlerde Mitra):
Işık, antlaşmalar ve adalet tanrısıydı.
VARUNA:
Ahura Mazda'ya benzeyen kozmik düzenin tanrısı olarak kabul ediliyordu.
İNDRA
Fırtına ve savaş tanrısıydı.
2. ESKİ İRAN TANRILARI
Zerdüştlük öncesi dönemde, Persler ve diğer İran halkları birçok tanrıya taparlardı.
Bu tanrılar doğanın güçlerini ve insan ilişkilerini temsil ederdi.
İşte bazı önemli İran tanrıları:
AHURA:
İyilik, bilgelik ve düzenin koruyucusu olan tanrılar grubuydu. Ahura Mazda daha sonra Zerdüştlükte tek tanrı haline geldi.
MİTHRA:
Anlaşmaların ve dostluğun tanrısı olarak önemli bir konuma sahipti. Aynı zamanda güneş tanrısı olarak da görülürdü.
ANAHİTA:
Bereket, su ve doğurganlık tanrıçasıydı. Su kaynakları ve nehirlerle ilişkilendirilirdi.
VERETHRAGNA:
Savaş ve zafer tanrısı olarak biliniyordu.
3. MAZDAİZM VE DEVALAR
Zerdüşt öncesi dönemde, İranlılar tanrıları Ahuralar (iyi tanrılar) ve Devalar (kötü tanrılar) olarak ikiye ayırırdı.
Bu ayrım, Zerdüştlük ile derinleşmiştir. Zerdüştlükte Devalar, kötü ruhlar olarak kabul edilmeye başlandı, oysa Zerdüşt öncesi toplumlarda Devalar da tapınılan tanrılar arasındaydı.
Örneğin, Indra gibi bazı tanrılar Zerdüştlükte kötü varlıklar olarak anılmıştır.
4. DOĞA KÜLTÜ VE TAPINAKLAR
İranlılar, doğal unsurlara büyük saygı gösterirlerdi ve tanrıları doğanın güçleriyle ilişkilendirirlerdi.
Özellikle ateş, su ve güneş kutsal sayılırdı. Bu unsurlara yönelik ibadetler, Zerdüştlük döneminde de devam etti.
Ateş tapınakları, bu ibadetin önemli bir sembolüydü ve Zerdüştlükle birlikte iyice kökleşmiştir.
5. İMPARATORLUK DÖNEMİNDE ÇOK TANRICILIK
Ahameniş İmparatorluğu Milattan Önce (550-330) döneminde çok tanrıcılık yaygın bir şekilde devam etti.
Farklı halklardan ve kültürlerden etkilenen Persler, bu tanrıların bazılarını imparatorluk çapında tapınma figürleri olarak kabul etmişti.
ÖRNEĞİN:
Mithra imparatorluk dininde önemli bir yer tutarken,
Anahita bereket ve savaşla ilişkilendirilmiş ve özellikle kadınlar arasında yaygın bir şekilde tapınılmıştır.
SONUÇ:
Zerdüştlük İran’da baskın hale gelmeden önce, İran’da çok tanrılı bir inanç sistemi vardı.
Bu çok tanrıcılık, hem doğanın güçlerini hem de toplumsal düzeni temsil eden tanrılara tapınmayı içeriyordu.
Zerdüşt’ün Ahura Mazda’yı tek tanrı olarak ön plana çıkarmasıyla, tek tanrılı bir inanç sistemine geçilmiş olsa da, Zerdüştlüğün bazı elementleri çok tanrıcılıktan etkilenmiştir.
ZERDÜŞTLÜK, İRAN’IN TARİHÎ, KÜLTÜRÜ VE KİMLİĞİ İÇİN TEMEL BİR YAPI TAŞIDIR
ZERDÜŞTLÜĞÜN KÖKENİ VE PERSLERDEN ÖNCESİ
1. PERSLERDEN ÖNCE BÖLGEDE KİM VARDI?
Perslerden önce bölgede kimlerin yaşadığı sorusu, Zerdüştlüğün kökenini anlamak açısından temel bir meseledir. Bu bağlamda ilk sorulması gereken soru şudur: Medler, Perslerden önce var mıydı?
Cevap nettir: Evet, kesin olarak.
KRONOLOJİ:
Medler: MÖ 9.–7. yüzyıllarPersler: MÖ 6. yüzyılda tarih sahnesine güçlü biçimde çıkar
Medler, bölgede ilk büyük siyasi gücü kuran topluluk olmuştur. Başkentleri Ekbatana (Hamedan) idi. Persler ise başlangıçta Med egemenliği altında yaşayan bağlı bir halk konumundaydı.
MÖ 550 civarında, Pers lideri Kiros (Cyrus), Med kralı Astyages’i yenmiş; bunun sonucunda Med devleti yıkılmış ve Pers İmparatorluğu doğmuştur.
Bu nedenle Pers İmparatorluğu “yoktan” ortaya çıkmamıştır. Aksine, siyasi, idari ve coğrafi temellerini Med mirası üzerine inşa etmiştir.
Bu durum, yalnızca Pers devlet geleneği için değil, Pers dini ve ideolojik yapısı için de geçerlidir.
Zerdüştlük, Pers tarihine girmeden önce, Med dünyasının içinde filizlenmiş bir düşünsel zemine sahiptir.
ÖNEMLİ NOKTA ŞUDUR:
Persler, Medlerin siyasi mirasını, bürokrasisini ve hâkim oldukları coğrafyayı devralarak yükselmiştir.
2. MED – İSKİT – SAKA BAĞLANTISI
Medler ile bozkır dünyası arasında hem coğrafi hem kültürel temasın varlığı kesindir.
İSKİTLER / SAKALAR KİMDİR?
BOZKIR KÖKENLİDİRLER (TÜRK’TÜRLER)
Atlı-göçebe savaşçı bir kültüre sahiptirler
Karadeniz’in kuzeyi – Hazar havzası – Orta Asya hattında yaşamışlardır
MEDLERLE İLİŞKİLERİ:
Asur kaynakları, Medler ile İskitlerin zaman zaman çatıştığını, zaman zaman ise ittifak kurarak iç içe yaşadığını açıkça belirtir.
İskitler, belirli bir dönem Med topraklarında askerî güç olarak bulunmuş, hatta bölgesel dengeleri etkilemiştir.
BU DURUM ŞUNU AÇIKÇA GÖSTERİR:
Medler, kapalı ve izole bir İran platosu topluluğu değildir.Aksine, bozkır dünyasıyla sürekli temas hâlinde olan çok bileşenli bir konfederasyondur.
3. TENGRİCİLİK → MED / İSKİT → PERS → ZERDÜŞTLÜK HATTI
Burada son derece kritik, ancak dikkatle ele alınması gereken bir noktaya geliyoruz.
Öncelikle şu ayrımı net biçimde yapmak gerekir:Zerdüştlük, doğrudan Tengricilik değildir.
Ancak şu da göz ardı edilemez: Bozkır kökenli tek-yüce-gök anlayışından etkilenmiş olduğu ortadadır.
Bu etkileşimi düşündüren benzerlikler tesadüf değildir:
Tengricilik: Gök merkezli kozmolojiZerdüştlük: Kozmik düzen anlayışı
Tengricilik: Işık–karanlık karşıtlığıZerdüştlük: Ahura Mazda – Angra Mainyu ikiliği
Tengricilik: Ahlaki düzenZerdüştlük: Ahlaki kozmoloji
Tengricilik: Yüce ilkeZerdüştlük: Tek ve yüce tanrısal ilke
Zerdüştlükte: Ateş bir tanrı değildir; nurun ve kutsallığın sembolüdür
Ahura Mazda, yaratıcı ve yüce ilkedir
Bu anlayış, açık biçimde çoktanrıcılıktan bir kopuşu temsil eder.
BU KOPUŞ:
Mezopotamya paganizmine benzemez
Bozkır merkezli, ahlaki düzen vurgulu inançlara daha yakındır
MANTIKLI SENARYO ŞUDUR:
Medler ve çevrelerindeki İskit/Saka unsurlar,İran platosuna ahlaki ve tek-yüce ilkeye dayalı bir kozmoloji taşımış olabilir.
Bu zemin üzerinde Zerdüştlük şekillenmiş ve sistemleşmiştir.
Bu senaryo kanıtlanmış bir kesinlik değildir; ancak tarihsel olarak makul ve tutarlı bir ihtimaldir.
4. MED – PERS ETKİLEŞİMİYLE BU FİKİRLERİN PERSLERE GEÇİŞİ
PERSLER:
Med yönetim geleneğini devraldı
Med aristokrasisini sistem içinde tuttu
Zerdüştlüğü devlet dini hâline getirdi
Dolayısıyla Pers dini ve ideolojisi, Med süzgecinden geçerek kurumsallaşmıştır.
5. TEVRAT’TAKİ MADAİ (MADDİ) KİMDİR?
Bu konu son derece önemlidir.
TEVRAT – TEKVİN 10. BÖLÜMDE:
Nuh’un oğlu YafetYafet’in oğlu Madai olarak zikredilir
YAHUDİ GELENEĞİNDE: Madai = Medler olarak kabul edilir
Medler, Yafet soyuna bağlanır
BU SOY:
Kuzeyli
Dağlık bölgelerde yaşayan
Savaşçı halklar olarak tasvir edilir
İlginçtir ki: İbrani geleneğinde Yafet soyu, genel olarak kuzeyli, bozkır ve dağ halklarıyla örtüşür.
Bu durum Medleri,Mezopotamya’nın “putperest güney hattından”ayrı bir konuma yerleştirir.
TOPARLAYICI ÖZET (EZ CÜMLE)
Medler, Perslerden önce bölgede vardı
Kiros, Medleri yenerek Pers gücünü kurdu
MEDLER:İskitler ve Sakalarla temas hâlindeydi
Bozkır kültürüyle iç içe bir konfederasyondu
ZERDÜŞTLÜK TENGRİCİLİK DEĞİLDİR AMA ZERDÜŞTLÜĞÜN KÖKÜNÜN KÖK TENGRİCİLİĞE DAYANDIĞI ORTADADIR
NİTEKİM: Tek-yüce ilke
Ahlaki kozmoloji
Işık–düzen vurgusu
Bozkır etkisinin izleriZerdüştlükte açıkça görülür
Bu fikirlerin, Med–Pers etkileşimiyle Perslere taşınmış olması büyük ihtimaldir
Tevrat’taki Madai = Medlerdir
Yafet soyuna bağlanır
Kuzeyli, dağlık ve savaşçı halk olarak tanımlanır
SON SÖZ: Medler, yalnızca bir “İran halkı” değildir. Onlar, bozkır – dağ – İran platosu sentezinin kilit halkasıdır.
ÖZETLE: Medler, Türk tarihinin dışında atılamaz; Türk tarihinin bir parçasıdırve aynı zamanda Pers tarihinin başlangıç anahtarıdır.
5. FRANSIZ MİLLETİ
Fransız milletinin tarihinde de inanç sistemleri önemli bir rol oynamıştır. Fransa'nın dini tarihi, özellikle Hristiyanlık, özellikle de Katoliklik, ile derinden şekillenmiştir.
Ancak, Hristiyanlığın Fransa'da yayılmasından önce farklı inanç sistemleri de mevcuttu.
HRİSTİYANLIK ÖNCESİ DÖNEM
KELTİK VE GALYALI İNANÇLAR:
Hristiyanlık öncesi dönemde, bugünkü Fransa topraklarında yaşayan Galyalılar ve Keltler, çok tanrılı (politeist) bir inanç sistemine sahipti. Bu dönemdeki dini yapı şu şekildedir:
1. DRUİDİZM:
Galyalılar arasında din adamları olan "druidler" dini hayatın merkezindeydi. Druidler, tanrılarla iletişim kurma, kehanette bulunma ve dini törenleri yönetme konusunda otorite sahibiydiler.
Onlar, doğa ile bağlantılı tanrılara ve ruhlara tapınır, kutsal alanlarda (genellikle ormanlarda) ritüeller düzenlerdi.
2. ÇOK TANRICILIK:
Galyalılar, doğa güçleriyle ilişkilendirilen birçok tanrı ve tanrıçaya inanırlardı. Örneğin, savaş tanrısı Taranis, deniz tanrısı Lir ve bereket tanrıçası Epona gibi figürler önemliydi.
Bu tanrılar genellikle belirli kabilelerle ya da doğa unsurlarıyla bağlantılıydı.
3. DOĞA VE ŞAMANİZM:
Doğa, Keltik inançlarda önemli bir yer tutardı. Ormanlar, nehirler, dağlar ve diğer doğal yerler kutsal kabul edilirdi. Doğa ruhları ve totem hayvanları da bu inanç sisteminde yer alırdı.
HRİSTİYANLIĞIN YAYILIŞI:
Erken Dönem HristiyanlıkFransa'da Hristiyanlık, Roma İmparatorluğu'nun etkisiyle 1. yüzyıldan itibaren yayılmaya başladı.
Özellikle Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığı kabul etmesiyle, Fransa'da da Hristiyanlık hızla yayıldı:
1. KİLİSE VE DEVLET:
Orta Çağ boyunca Fransa, Katolik Kilisesi ile sıkı bir bağ kurdu. Kilise, hem dini hem de siyasi otoritenin merkezinde yer aldı.
Frank Kralı 1. Clovis’in 5. yüzyılda Hristiyanlığı kabul etmesi, Fransa'nın Hristiyanlaşmasında önemli bir dönüm noktasıdır.
2. KATOLİKLİK:
Fransa, Katolik Hristiyanlığın güçlü bir kalesi haline geldi. Orta Çağ boyunca Katolik Kilisesi, Fransa’da büyük bir nüfuza sahipti ve Fransız monarşisi ile sıkı bir ilişki içindeydi. Katoliklik, Fransız kültürünü, sanatı ve siyaseti derinden etkiledi.
REFORMASYON VE DİN SAVAŞLARI:
16. yüzyılda Avrupa'da Reform hareketleri Fransa’ya da ulaştı:
1. PROTESTANLIK (HUGUENOTLAR):
Fransa'da, Kalvinizm etkisiyle Protestanlık yayılmaya başladı. Protestanlar (Huguenotlar) ve Katolikler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.
Bu din savaşları, özellikle 1572'deki St. Bartholomew Katliamı gibi olaylarla doruğa ulaştı.
2. NANTES FERMANI:
1598'de Kral Dörtüncü Henri, Nantes Fermanı ile Protestanlara (Huguenotlar) sınırlı bir dini özgürlük tanıdı.Ancak 1685’te On Dörtüncü Louis bu fermanı iptal etti ve Protestanlara yönelik baskılar yeniden başladı.
MODERN DÖNEM VE LAİKLİK
19. yüzyıldan itibaren Fransa'da laiklik (laïcité) güçlü bir şekilde gelişti. Bu dönemde:
1. LAİKLİK İLKESİ:
Fransa, 1905'te kilise ile devleti resmen ayıran bir yasa çıkardı. Bu yasa, devletin dini işlerden tamamen bağımsız olmasını ve dinin kamusal alanda yer almasının sınırlandırılmasını öngörüyordu. Laiklik, Fransız kimliğinin önemli bir unsuru haline geldi.
2. DİNİ ÇEŞİTLİLİK:
Fransa, göçler nedeniyle dini açıdan çeşitlendi. İslam, özellikle Kuzey Afrika'dan gelen göçmenlerle birlikte Fransa'da yaygınlaştı. Bugün Fransa’da İslam, Hristiyanlıktan sonra en yaygın ikinci dindir.
SONUÇ OLARAK:
Fransa'nın dini tarihi, Hristiyanlık öncesi çok tanrıcılıktan, Katolik Hristiyanlığın baskın olduğu bir döneme, ardından laikliğin ön plana çıktığı modern bir yapıya doğru evrilmiştir.
Günümüzde Fransa, laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlı olmakla birlikte, aynı zamanda çeşitli dinlere ev sahipliği yapan bir ülkedir. Laiklik, Fransız kimliğinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir.
6. İNGİLİZ MİLLETİ
İngiliz milletinin tarihinde de dini inançlar önemli bir yer tutmuştur. İngiltere’nin dini tarihi, Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte büyük bir değişim geçirmiştir, ancak bu dönemin öncesinde farklı inanç sistemleri de mevcuttu.
HRİSTİYANLIK ÖNCESİ DÖNEM
Keltik ve Pagan İnançlarİngiltere'de Hristiyanlık öncesi dönemde, Keltik ve Pagan inançlar yaygındı.
Bu dönemde Britanya Adaları'nda yaşayan halklar, doğa temelli bir çok tanrılı inanç sistemine sahipti.
1. DRUİDİZM:
Keltlerin dini liderleri olan "druidler", dini törenleri yönetir ve tanrılarla iletişim kurarlardı. Druidizm, doğaya ve ruhlara tapınma üzerine kurulmuştu.
Kutsal alanlar genellikle ormanlar ve taş anıtlar (örneğin Stonehenge) gibi doğayla iç içe yerlerde bulunurdu.
2. ÇOK TANRICILIK (POLİTEİZM):
Keltler, doğa güçleriyle ilişkilendirilen birçok tanrıya ve tanrıçaya inanırlardı. Ana tanrılar arasında Lugus (ışık ve beceri tanrısı), Morrigan (savaş tanrıçası) ve Cernunnos (doğa ve hayvan tanrısı) bulunurdu.
Bu tanrılar, günlük yaşamın farklı yönlerini temsil eder ve çeşitli ritüellerle onurlandırılırdı.
3. RİTÜELLER VE KURBANLAR:
Keltik dininde, tanrılara adaklar ve kurbanlar sunmak yaygındı. Druidler, topluluğun ruhsal liderleri olarak bu ritüelleri yönetir ve toplumu tanrıların rızasını kazanmak için yönlendirirlerdi.
HRİSTİYANLIĞIN YAYILIŞI
Roma Dönemi ve Hristiyanlığın İlk YıllarıRoma İmparatorluğu'nun Britanya'yı fethetmesiyle, Hristiyanlık adalara yavaş yavaş girmeye başladı.
Ancak Hristiyanlık, 4. yüzyılın sonlarına doğru yaygınlaştı:
1. ROMA’NIN ETKİSİ:
4. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığı kabul etmesiyle, Britanya'da da Hristiyanlık yayılmaya başladı.
İlk Hristiyan toplulukları, Roma etkisi altındaki bölgelerde ortaya çıktı.
2. KELTİK HRİSTİYANLIK:
Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Britanya'nın batısında Keltik Hristiyanlık gelişti.
Bu, Roma Hristiyanlığından farklı özellikler taşıyan bir formdu ve manastır hayatı, Keltik Hristiyanlıkta önemli bir rol oynuyordu.
ANGLOSAKSON DÖNEMİ:
5. yüzyıldan itibaren, Anglosaksonların Britanya'ya yerleşmesiyle birlikte pagan inançlar geri döndü.
Ancak, 6. ve 7. yüzyıllarda misyonerlerin çabalarıyla Hristiyanlık tekrar yayılmaya başladı:
1. AZİZ AUGUSTİNE VE CANTERBURY:
597 yılında Papa I. Gregory tarafından Britanya’ya gönderilen Aziz Augustine, Canterbury Başpiskoposu olarak atandı ve Anglosakson krallıkları arasında Hristiyanlığı yaymaya başladı. Canterbury, Hristiyanlık için önemli bir merkez haline geldi.
2. HRİSTİYANLIK VE PAGANİZM:
Anglosakson döneminde, Hristiyanlık yavaş yavaş pagan inançların yerini aldı.
Bu süreç genellikle barışçıl oldu ve bazı eski pagan adetleri Hristiyan bayramlarına ve ritüellerine entegre edildi.
ORTA ÇAĞ VE HRİSTİYANLIĞIN KURUMSALLAŞMASI
Orta Çağ boyunca Hristiyanlık, İngiltere'de egemen din haline geldi. Kilise, sadece dini değil, aynı zamanda siyasi ve kültürel yaşam üzerinde de büyük bir etkiye sahip oldu:
1. KATOLİKLİK:
Orta Çağ İngiltere'sinde Katolik Kilisesi, ülkenin en güçlü kurumlarından biriydi. Kilise, eğitimden hukuka kadar birçok alanda otorite sahibiydi.
2. MANASTIRLAR VE DİNÎ MERKEZLER:
Manastırlar, dini yaşamın merkezindeydi ve aynı zamanda eğitim, sanat ve bilim gibi alanlarda önemli katkılarda bulunuyordu.Glastonbury, Canterbury ve Durham gibi yerlerde büyük dini merkezler kuruldu.
REFORMASYON VE ANGLİKAN KİLİSESİ
16. yüzyılda İngiltere’de büyük bir dini dönüşüm yaşandı. Reform hareketleri Avrupa genelinde etkili olurken, İngiltere'de de önemli bir değişim gerçekleşti:
1. 8. HENRY VE REFORMASYON:
1534 yılında Kral Sekizinci Henry, Papa ile arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle İngiltere'yi Katolik Kilisesi'nden ayırdı ve Anglikan Kilisesi'ni (İngiltere Kilisesi) kurdu.
Bu hareket, İngiltere'de Reformasyonun başlangıcı oldu.
2. ANGLİKANİZM:
Anglikan Kilisesi, Katoliklik ve Protestanlık arasında bir köprü niteliğindeydi. Hem Roma Katolik geleneğini korudu hem de Reform hareketlerinin bazı öğretilerini benimsedi.
Bu süreç, İngiltere’nin dini yapısında derin ve kalıcı etkiler bıraktı.
3. DİNİ ÇATIŞMALAR:
Reformasyon süreci, İngiltere'de Protestanlar ve Katolikler arasında birçok çatışmaya yol açtı.
Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda bu çatışmalar, ülke genelinde büyük huzursuzluklara neden oldu.
MODERN DÖNEM VE LAİKLİK
Modern dönemde İngiltere’de dini yapı, daha fazla çeşitlilik ve laiklik vurgusu ile şekillendi:
1. LAİKLİK VE ÇOĞULCULUK:
Modern İngiltere'de devlet, resmi olarak Anglikan Kilisesi ile bağlantılı kalmasına rağmen, toplum genelinde laiklik ve dini özgürlük prensipleri güçlenmiştir.
Bu dönemde, İngiltere’de farklı dinler ve mezhepler de yaygınlaşmıştır.
2. DİNİ ÇEŞİTLİLİK:
Özellikle 20. yüzyıldan itibaren, göçler nedeniyle İngiltere’de İslam, Hinduizm, Sihizm ve diğer dinlerin mensupları artmıştır.
Bu, İngiltere'yi dini açıdan çok daha çeşitli hale getirmiştir.
SONUÇ OLARAK:
İngiliz tarihinde, dinin büyük bir rolü olmuştur. Hristiyanlık, özellikle Katoliklik ve daha sonra Anglikanizm, İngiliz kültürünü ve toplumunu şekillendirmiştir.
Ancak, modern dönemde laiklik ve dini çoğulculuk artmış, İngiltere’nin dini yapısı çeşitlenmiştir.
İngiltere, bugün hâlâ Anglikan Kilisesi ile resmi bir bağlantıya sahip olmasına rağmen, çok dinli ve laik bir toplum olarak kabul edilmektedir.
7. RUS MİLLETİ
Rusların dini ve ruhsal inançları, tarih boyunca çeşitli evrelerden geçmiştir. Rus kültüründe, özellikle Hristiyanlık ve yerel geleneksel inançlar önemli bir rol oynamıştır.
1. HRİSTİYANLIK ÖNCESİ DÖNEM
Yerel Pagan İnançlar Rusya'nın Hristiyanlık öncesi dönemde, yerel pagan inançları hakimdi.
Bu inançlar:
1. SLAV PAGANİZMİ:
Slavların inanç sistemlerinde, doğa tanrıları ve ruhları önemli bir yer tutardı.
Perun (gökyüzü ve gök gürültüsü tanrısı), Veles (toprak ve su tanrısı) ve Mokosh (toprak ve bereket tanrıçası) gibi tanrılar, günlük yaşamda ve toplumsal ritüellerde önemli roller oynardı.
2. DOĞA VE ATALAR RUHLARI:
Doğayla ilişkili olan ve ataların ruhlarına tapınma da yaygındı. Ağaçlar, nehirler ve diğer doğal unsurlar kutsal kabul edilirdi.
2. HRİSTİYANLIĞIN YAYILIŞI
Bizans ve Ortodoks HristiyanlıkOnuncu yüzyıldan itibaren, Rusya topraklarına Hristiyanlık yayılmaya başladı:
1. VLADİMİR I VE HRİSTİYANLIK:
988 yılında Kiev Knezliği'nin Prensi Vladimir I, Bizans Hristiyanlığını kabul etti ve Rusya'nın ilk resmi Hristiyan hükümdarı oldu.
Bu, Rusya'nın Ortodoks Hristiyanlık ile tanışması ve bu dinin toplum üzerinde kalıcı bir etki bırakmasıyla sonuçlandı.
2. ORTODOKS KİLİSESİ:
Rusya'nın Hristiyanlaşmasının ardından, Rus Ortodoks Kilisesi, Rus kültürünün ve devlet yapısının merkezinde yer aldı.
Kilise, hem dini hem de sosyal alanlarda büyük bir etkendi.
3. MODERN DÖNEM
ÇARLIK RUSYASI VE SOVYET DÖNEMİ:
Rusya'da dini inançlar, özellikle Sovyetler Birliği döneminde büyük bir değişim yaşadı:
1. ÇARLIK RUSYASI:
Çarlık döneminde, Ortodoks Hristiyanlık resmi devlet dini olarak kabul edildi. Kilise, devletin önemli bir parçasıydı ve dini ritüeller toplumsal yaşamın merkezindeydi.
2. SOVYET DÖNEMİ:
1917'deki Ekim Devrimi sonrasında Sovyetler Birliği'nde resmi olarak ateizm teşvik edildi. Din, devletin kontrolüne alındı ve dini faaliyetler kısıtlandı.
Ortodoks Kilisesi'nin yanı sıra diğer dini gruplar da baskı altında kaldı. Sovyet döneminde, dini inançlar ve ritüeller genellikle özel yaşamın bir parçası olarak kabul edildi.
MODERN RUSYA:
Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra, dini özgürlükler yeniden tesis edildi:
1. ORTODOKS CANLANMA:
1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra, Rus Ortodoks Kilisesi yeniden güç kazandı ve Rus toplumunda önemli bir rol oynamaya başladı. Kilise, kültürel ve milli kimlik açısından büyük bir etkiye sahiptir.
2. DİNİ ÇEŞİTLİLİK:
Modern Rusya, Ortodoks Hristiyanlığın yanı sıra, Müslümanlık, Budizm, Yahudilik ve diğer dini inançlara sahip insanları da barındırır.
TÜRK BÖLGELERİ
Özellikle Tataristan ve Başkurtistan gibi bölgelerde, Müslüman topluluklar oldukça yoğundur.
3. LAİKLİK VE DİN:
Rusya, resmi olarak laik bir devlettir, ancak Ortodoks Kilisesi devletle yakın ilişkiler içindedir ve toplumsal yaşamda belirgin bir rol oynar.
Diğer dini gruplar da çeşitli derecelerde tanınır ve desteklenir.
4. RUHLARIN YERİ
RUHSAL İNANÇLAR:
Rus kültüründe, ruhlarla ilgili bazı geleneksel inançlar ve uygulamalar hala yaşamaktadır:
1. RUHLAR VE GELENEKLER:
Özellikle kırsal bölgelerde ve köy yaşamında, eski Slav geleneklerine ve ruhsal inançlara rastlamak mümkündür.
Bu inançlar, halk arasında çeşitli ritüeller ve kutlamalar şeklinde devam eder.
2. RUHSAL UYGULAMALAR:
Rus halkının bazı kesimleri, doğa ruhlarına ve ataların ruhlarına yönelik eski geleneksel uygulamaları sürdürmektedir.
Ayrıca, bazı ruhsal pratikler, modern Ortodoks Hristiyanlıkla harmanlanmış olarak devam eder.
SONUÇ OLARAK:
Rusya'nın dini ve ruhsal tarihi, pagan inançlarından Ortodoks Hristiyanlığın egemenliğine, Sovyetler dönemi ateizmine ve modern dönemdeki dini çeşitliliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Bugün Rusya, Ortodoks Hristiyanlığın güçlü bir etkisi altında olmasına rağmen, farklı dinlerin ve ruhsal inançların da varlık gösterdiği bir ülke olarak kabul edilir.
Rusların tarihindeki dini inançlar, hem çok tanrılı (pagan) hem de tek tanrılı (Hristiyan) dönemlerden geçmiştir.
İşte bu iki dönem arasındaki farklar:
ÇOK TANRICILIK DÖNEMİ
1. SLAV PAGANİZMİ:
ÇOK TANRICILIK:
Rusların tarihindeki ilk dönemler, çok tanrılı pagan inançlarla şekillenmiştir. Eski Slavlar, doğa güçlerine ve çeşitli tanrılara tapınırdı.
Perun (gökyüzü tanrısı), Veles (toprak ve su tanrısı), Mokosh (bereket tanrıçası) gibi tanrılar bu inanç sisteminin merkezindeydi.
RUHSAL İNANÇLAR:
Ayrıca, doğa ruhları ve ataların ruhlarına olan inançlar da önemliydi. Ormanlar, nehirler ve diğer doğal unsurlar kutsal kabul edilir, çeşitli ritüeller ve adaklar bu ruhlara sunulurdu.
TEK TANRICILIK DÖNEMİ
2. HRİSTİYANLIK DÖNEMİ:
ORTODOKS HRİSTİYANLIK:
988 yılında Kiev Knezliği'nin Prensi Vladimir I'in Bizans Hristiyanlığını kabul etmesiyle Rusya'da tek tanrılı inanç olan Ortodoks Hristiyanlık egemen olmaya başladı.
Bu, Rus kültüründe ve toplumunda köklü bir değişim yarattı. Hristiyanlık, tek tanrıya inanmayı ve kilisenin öğretisini merkez almayı öngörüyordu.
HRİSTİYANLIĞIN ETKİSİ:
Hristiyanlık, Rus toplumu üzerinde derin bir etki bıraktı. Ortodoks Kilisesi, hem dini hem de sosyal hayatın önemli bir parçası haline geldi.
Yavaş yavaş eski pagan ritüelleri ve tanrıları, Hristiyan geleneklerle entegre edildi veya terk edildi.
SONUÇ OLARAK:
Rusların tarihindeki iki ana dönem şunlardır:
ÇOK TANRICILIK:
İlk dönemlerde, eski Slav pagan inançları çok tanrılı bir yapıya sahipti.
TEK TANRICILIK:
10. yüzyıldan itibaren, Hristiyanlığın benimsenmesiyle birlikte tek tanrılı bir inanç sistemi egemen oldu ve bu, Rus kültürü ve toplumu üzerinde kalıcı bir etki bıraktı.
Hristiyanlığın kabulünden sonra, Rusların dini yapısı tek tanrılı bir hale geldi ve eski pagan inançları, büyük ölçüde Hristiyanlıkla uyumlu hale getirildi veya terk edildi.
Bu değişim, Rusların dini tarihindeki en belirgin dönüm noktasıdır.
8. TÜRK MİLLETİ
Türkleri diğer milletlerden ayıran en büyük özellik hiçbir dönemde çok tanrılı bir inanışa sahip olmamalarıdır.
Türkler her daim Tek Tanrılı bir inanca sahip olmuşlardır.
1. ŞAMANİZM: (KÖK/GÖK TENGRİCİLİK)
Türkler arasında yaygın olan şamanizm, ruhlar ve doğa güçleri ile iletişimi kapsasa da, bu inanç sistemi içinde Gök Tanrı'nın üstünlüğü her zaman vurgulanmıştır.
Şamanlar, doğa ruhlarıyla iletişim kurarken bile, Gök Tanrı'nın iradesine uygun hareket etmeye çalışmışlardır.
Yani aslında Türkler Şaman değil her daim Tek Tanrıcı Gök Tanrı inancına sahipti.
2. TENGRİCİLİK: (GÖK/KÖK TENGRİ İNANCI)
Gök Tanrı inancı, Türklerin eski inanç sistemini oluşturmaktadır.
3. İSLAM İNANCI:
Türk milleti, Şamanizm, Tengricilik veya İslam dinine mensup olsun, her daim Hanif Müslümanlar olarak tek tanrılı bir inanç sistemine bağlı kalmış ve bunu töresi haline getirmiştir.
Türk milleti, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar uzanan son derece geniş bir coğrafyada, dünyanın dört bir yanında varlık göstermiştir. Bu geniş tarihsel ve coğrafi yayılımın doğal bir sonucu olarak, Türk toplulukları arasında—az sayıda da olsa—farklı inanç sistemlerine mensup olanlar da bulunmuştur.
Genel olarak tek tanrılı bir inanç sistemine bağlı kalmış ve bunu töresi haline getirmiştir.
Bu sayede tek tanrıcılığı adeta genlerine işlemiş, onu nesilden nesile aktararak tarih boyunca canlı tutmuşlardır.
TEK TANRICILIK TÜRKÜN TÖRESİDİR
Bu töreye bağlılık, Türklerin vahyi bozmadan doğru yolda kalmasını sağlamıştır.
Daha önceki bölümlerde ve ayrı bir yazıda da açıkladığım gibi, Kur'an'da geçen Hazreti İbrahim’in milleti, Türklere işaret etmektedir.
PEKİ, NASIL?
Kur'an'da "millet" kelimesi aslında dini öğreti veya inanç sistemi olarak geçse de, Yüce Allah bununla üç şeyi vurgulamış ve işaret etmiştir:
1. Hazreti İbrahim’in milletine uymaktan bahsedilirken, Türk milletine uymak kastedilmiştir.
2. Hazreti İbrahim'in dini öğretisi, Türk töresine işaret etmektedir.
3. Hazreti İbrahim’in inanç sistemi, tek tanrıcılıktır.
Kur'an’da Hazreti İbrahim, Hanif Müslüman olarak tanımlanır.
Burada anlatmak istediğim, Hazreti İbrahim’in Türk olduğu ya da bir kan bağımızın olduğundan ziyade, aramızda bir gönül bağının olduğudur.
Yani, bir gönül bağı olduğu açıktır; Kan bağı konusu ise ispatlanması zor bir konudur.
En doğrusunu Allah bilir.
Kur'an'ın mesajı mucizedir.
Tüm bunlar göz önüne alındığında, Türk milleti, kılıç zoruyla değil, tarihi bir görev yani kaderi sayesinde İslam ile buluşmuş ve bu dini benimsemiştir.
Aslında, Türkler din değiştirmemiştir; onlar her daim aynı inancı sürdürmüşlerdir.
Türk milletinin özel bir misyonu olduğu açıktır. Tarih boyunca Gök Tanrı'nın, yani Allah'ın yeryüzündeki adaletini sağlamış ve yalnızca O'na teslim olmuştur.
Gök Tanrı inancıyla İslam'ın ortak noktalarından biri de yönetim şeklidir.
İslam'da Allah'a atfedilen sıfatlar, Gök Tanrı'ya atfedilenlerle büyük benzerlik göstermektedir.
Ahiret inancı her iki din için de ortak noktadır.
Kurban vermek ve savaşçı özelliklerinde benzerlik göstermektedir.
TÜM BUNLARI NEDEN ANLATIYORUM?
1. Görevimiz bu olduğu için ve Allah’ın vermiş olduğu görevi tamamlamak atalarımızın mirasına sahip çıkmak için.
2. Koca bir milleti ayağa kaldırmak için her şeyden önce fikir lazımdır.
MİLLET FİKRİ:
Millet fikri uyanmadıkça ilerleyemez ve zihniyeti değişmedikçe medenileşmek ve yükselmek yoluna giremez.
Milletin haline aşina olmadıkça, millete hizmet mümkün olamaz.
Her sanatın iyi yönlerini ve uygunsuz hallerini görüp, öğrenip milli zaafın neden ibaret ve milletin neye muhtaç olduğunu anlamak gerekir.
– Gaspıralı İsmail Bey
YUKARIDA BELİRTTİĞİM GİBİ
Tabi bunun yanında günümüzde Hristiyan veya Yahudi (Musevi) Türk toplulukları da mevcuttur.
Gagavuzlar gibi özerk bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulunmaktadır.
Örneğin, Gagavuzlar Moldova'da özerk bir bölgeye sahiptir.
Ayrıca, Avrupa'da bağımsız bir devlet olan Macaristan'da Hristiyan Türklerdendir.
Genel olarak, Türklerin büyük çoğunluğu Müslümandır;
Hristiyan veya Yahudi Türkler ise daha küçük topluluklar halinde varlıklarını sürdürmektedir.
Günümüzde, Hanif Müslümanlıktan, yani Kur'an'daki saf İslam anlayışından sapıldığı için, dinden çıkışlar hiç olmadığı kadar artmıştır.
Bu konuyu da doğru anlamanız için diğer yazılarıma bakınız.
RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinizim. O halde bana ibadet edin. İşlerini aralarında parçaladılar. Hepsi bize dönecekler.
— Enbiyâ Suresi, 93. Âyet
İlâhî dinlerin tamamı İslâm'dır yani bunların buyruklarına uyan ve tek Tanrıcı olan herkes Müslümandır.
İşte bundan hareketle Türk Gök Tanrı yani Allah ile yaptığı anlaşmaya uyandır.
Türklük budur. Türk sözünü unutmayana denir. Töreli olandır Töresi olandır.
Lafın özü hepimiz insanız ama herkes Türk değildir.
Burda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" sözü daha iyi anlaşılır umudu ile.
KISA BİR EKLEME YAPMAK İSTİYORUM
TÜRK MİLLETİNİN İNANÇ KRONOLOJİSİ
1. EN ESKİ DÖNEM – GÖK TENGRİCİLİK (M.Ö. 2. BİNLER – M.S. 8. YÜZYIL)
Günümüzde, Gök Tengriciliğin M.Ö. 2. bin yıldan da çok daha eskiye dayandığını biliyoruz.
İNANÇ: GÖK TANRI İNANCI (TENGRİCİLİK)
Özellik: Tek Tanrı merkezli; “Tengri” en yüce ve mutlak varlık kabul edilir. Ancak yer-su ruhları, atalar kültü gibi unsurlar da vardı.
Değerlendirme: Tek tanrılı çekirdekli inanç (Tengri mutlak tanrı), ancak yan inanç unsurları sebebiyle bazı bölgelerde zamanla çok tanrıcılığa kayan yorumlar da görülmüştür.
Ama şunu da söyleyebiliriz ki, özü itibariyle daima tek tanrıcı kalmıştır. Hiçbir zaman tam anlamıyla Gök Tengricilikten kopulmamıştır; nerede ve neye inanılırsa inanılmış olsun, Gök Tengri en yüce ve tek olarak görülmüş ve tutulmuştur.
2. ŞAMANİZM ETKİLERİ (ÖZELLİKLE ORTA ASYA BOZKIRLARI, FARKLI TÜRK BOYLARI)
İnanç: Ruhlarla bağlantı kurma, şaman aracılığıyla hastalık, bereket, savaş için ritüeller.
Özellik: Daha çok inanç sistemi değil, dini pratik; Tengriciliğin içinde yaşayan bir kült.
Değerlendirme: Çoktanrıcı değil, daha çok ruhlar ve doğa güçleriyle iletişim amaçlı bir ritüel sistemi.
3. BUDİZM (M.S. 4.–10. YÜZYIL)
Yer: Özellikle Uygurlar (Karabalgasun Yazıtları’nda izleri var).
Özellik: Buda öğretilerini benimsediler; tapınak, yazı, sanat gelişti.
Değerlendirme: Tanrı merkezli değil, daha çok felsefî ve ahlaki öğreti. Bu nedenle ne tam tek tanrılı ne de çok tanrılıdır; tanrısız bir din-felsefe.
BUDİZM KONUSUNA DA BİR EKLEME YAPMAK İSTİYORUM
Bülent Şahin Erdeğer, Bilinmeyen Peygamberler adlı kitabında Budizm’in, Orta Asya kökenli kadim inançlardan—özellikle Tengricilik çizgisinden—etkilenmiş olabileceğini ileri sürer.
ÖZLÜ ÖZET:Buddha öğretisinin ortaya çıktığı coğrafyanın, Orta Asya–Hindistan geçiş hattında olması
Gök, düzen, ahlak ve içsel arınma vurgularının
Tengricilikteki kozmik düzen ve ahlaki denge anlayışıyla benzerlik göstermesi nedeniyle, Budizm’in tamamen kopuk bir sistem değil, daha eski bilgelik geleneklerinin bir devamı ya da dönüşmüş biçimi olabileceğini savunur.
4. MANİHEİZM (8.–9. YÜZYIL, UYGURLAR)
Özellik: Işık ve karanlık mücadelesi üzerine kurulu dualist bir inanç.
Değerlendirme: İkili (dualistik) din – iki ezeli güç (İyilik ve Kötülük).
MANİHEİZM KONUSUNA DA BİR EKLEME YAPMAK İSTİYORUM
BÜLENT ŞAHİN ERDEĞER, BİLİNMEYEN PEYGAMBERLER KİTABINDA MANİHEİZM
KİTAPTAKİ TEMEL YAKLAŞIM:
Mani, yalnızca bir din kurucusu değil,peygamberî bir bilinç taşıyan evrensel bir tebliğci olarak değerlendirilir.
MANİHEİZM:
Zerdüştlük
Hristiyanlık
Budizm gibi gelenekleri birleştirmeye çalışan sentez bir öğreti olarak sunulur.
Bu sentez, yozlaşma değil;hakikatin farklı coğrafyalardaki izlerini bir araya getirme çabası olarak okunur.
TENGRİCİLİK VE TÜRKLER BAĞLAMI:
MANİHEİZM’İN:
ışık–karanlık
ahlaki arınma kozmik düzen vurguları, Orta Asya inanç dünyasıyla uyumlu unsurlar taşır.
BU NEDENLE: Maniheizm’in Uygur Türkleri arasında kabul görmesi, tesadüf olarak görülmez.
Öğretinin, Türklerin kadim inanç kodlarıyla çatışmadığı, aksine örtüştüğü vurgulanır.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Mani, “batıl bir dinin kurucusu” değil;hakikatin farklı geleneklerdeki parçalarını birleştirmeye çalışan, değeri ve konumu tarih içinde gölgede kalmış bir tebliğcidir.
ÖZET:
Maniheizm, Erdeğer’e göre hak–batıl mücadelesinde ara bir durak,vahyin değil ama kadim hikmetin izlerini taşıyan evrensel bir öğretidirve Türklerin bu öğretiyi benimsemesi, kök inançlarıyla uyumunun bir göstergesidir.
5. HRİSTİYANLIK (NASTURİ, ORTODOKS – 6.–10. YÜZYIL)
Yer: Kıpçaklar, Peçenekler, bazı Oğuz ve Bulgar boyları.
Değerlendirme: Tek tanrılı.
6. İSLAMİYET (8. YÜZYIL’DAN İTİBAREN, ÖZELLİKLE 10. YÜZYIL KARAHANLILAR)
İnanç: Kur’an merkezli tek Tanrı inancı.
Özellik: Karahanlılar’ın İslam’ı kabulüyle Türklerin İslam dinine kitleler halinde girmeye başladığı görülmektedir.
Değerlendirme: Kesinlikle tek tanrılı.
SONUÇ
Türklerin inanç yolculuğu, en başından itibaren tek Tanrı merkezli (Tengri) bir anlayışa dayanıyordu. Ancak zamanla farklı bölgelerde:
Ruh kültleri ve şamanizm → çok tanrıcılığa kaymış gibi görünse de özü ritüel sistemiydi.
Budizm ve Maniheizm → tek tanrı anlayışından uzaklaştırıcı etkiler yaptı.
Hristiyanlık ve İslamiyet → tekrar saf tek tanrı inancına yöneltti.
Bugün Türk dünyasının ortak dini, İslamiyet’in tek tanrı inancıdır.
Şimdi, bilgiden zarar gelmez diyerek, kendi araştırmadığım ama paylaşılmaya değer bulduğum farklı araştırmalardan okuduklarımdan toparladığım bir konuya da değinmek istiyorum.
Aslında, bu bilgiler benim anlattıklarımı da doğruluyor. Yine de hepsi kesin doğrudur diyemem; gerçeği yalnız Allah bilir.
Şimdi okuyacağınız bilgileri sizde Wikipedia'dan bulabilirsiniz.
Araştırmacılar, Hazreti İbrahim’in babasının takma adının Azer olduğu, asıl adının Tarekh (Taruh) olduğu ve Tarekh, Tarıkh, Türükh'den hareketle TÜRK olduğun söylemekteler.
Hazreti İbrahim KANTURA adında Türk bir hanımla evlendiğini beyan etmektedirler.
Hazreti Muhammed'in "Kantura Oğullarına ilişmeyiniz. Mürüvvet, nimet ve saltanat onların olacak" mealinde bir de Hadisi vardır.
İbrahim tezinden hareketle, Hazreti İsmail'in soyundan gelen Hazreti Muhammed'in de Türk olduğu ileri sürülmektedir.
Arap kaynaklarında Peygamber Efendimize ve Ailesine Arab-ı Müstağribe denilmektedir.
Yani Garip Arap, Yabancı Arap, sonradan Araplaşan manalarına gelmektedir.
YİNE PEYGAMBER EFENDİMİZ; "Ben Arabım, Arap benden değil" derken, bir bakıma Arab-ı Müstağribe olduğunu anlatmak istemiş olabilir.
Mısır Kralı Mukavkis, Peygamber Efendimize dört Cariye gönderir.
Bu dört kızın Türk Sahabi oldukları beyan edilmektedir.
Dedesi İbrahim'in geleneğine uyan Hazreti Muhammed, Mariye İsimli Türk Kızı ile evlenir. Mariye'den oğlu İbrahim doğar.
Hazreti Hüseyin'in Şehit edilmesi sonrası Peygamber soyu Horasan'a göç, hicret etmiştir.
– Wikipedia'dan şu yazıyı da bulabilirsiniz;
KANTURAOĞULLARI
Kantura İbrahim'in eşlerinden üçüncüsü olduğu düşünülen kadın.
Tevrat'ta adı Keturah olarak geçer. Hadîslerde de yer bulmuştur.
Aslında o hadislerde geçen Kantura'nın İbrahim'in eşi olduğu belirtilmemiştir.
Hadislerde Kantura Oğulları'nın Doğu'da olduğu, bir gün gelip İslam hakimiyetini Araplar'dan söküp alacağı anlatılır.
Ama bu Kantura Oğulları'nın kim olduğu ile ilgili bilgi verilmez. Daha sonraki yüzyıllarda Türk yazarlar, Kantura'yı Tevrat'ta da adı geçen Keturah ve Kantura Oğulları'nı da Türkler olarak yorumlamışlardır.
Bu düşünceye göre, İbrahim'in eşi Sare'den olma İshak'ı yanına (Babil yakınları) almış, diğer eşi Hacer'den (Hagar) olma İsmail'i Mekke'ye (eski adı Bekke) bırakıp Sare'nin yanına dönmüştür.
Diğer eşi veya bir rivayete göre cariyesi olan Kantura'dan olma birkaç oğlunu da Tevrat'ta anlatıldığı üzere çok uzak ve kurak bir yerlere göndermiştir.
Oğulları İbrahim'e gidip ağlayarak kendilerini o kurak ve uzak beldelere göndermemesini istemişler, ancak İbrahim bunun kendisine Allah tarafından emredildiğini anlatarak onları göndermiştir.
Türk yazarlarına göre bu kişiler Orta Asya'ya (asıl adı Türkistan) gidip yerleşmişler ve oradaki Hunlar'ın arasında çoğaldıklarına inanılıyor.
Kantura adının kökeni ve Kantura'nın etnik kökeni de tartışmalıdır. Bu ismin Türkçeden geldiği ve Proto Türkçe bir kelimenin söyleyiş farkıyla oluştuğu düşüncesi doğruysa Kantura da zaten bir Türk olmalıdır.
Zaten Tevrattaki inanışa göre, İbrahim'in evlendiği üç kadından biri Sare'dir ki bu Sami ırka mensup olup onun oğlu kendi memleketine yerleştirilmiştir.
Hacer Mısırlı yani Hami olup o da o bölgeye yakın olan Mekke'ye yönlendirilmiştir. Kantura ise Yafes oğullarından ve oğulları kendi coğrafyalarına gönderilmiştir.
Süryani tarihçi Malatyalı Ebu'l Ferec'in bir eserinde İbrahim peygamberin Türk padişahının kızı Kantura ile evlendiği yazılmaktadır.
Yine Kazanlı Mehmet Murad Remzi'nin Telfik'ül-ahbar eserinin 1908 Orenbourg baskısının birinci cildine göre Kantura ismi Han’ı Turan yani günümüz Türkçesiyle Turan hakanının bozulmuş şeklidir.
Başka bir rivayete göre Kantura Oğuz Kağan’ın kızıdır.
Rivayete göre Hazreti İbrahim Sümer Türklerinden olup, Oğuz Han'ın kızı Kantura ile evlenmiş, Kantura'dan olma üç oğlunu dedeleri olan Oğuz atamızın topraklarına“Haniflik” dinini yaymak için “Allah'ın emri” ile görevlendirmiştir.
Oğuz Han ve Hazreti İbrahim aynı çağda yaşamışlardır. Milattan Önce 1880. Oğuz Han’la Hazreti İbrahim Suriye Şam’da görüşmüşler ve sonra ikisi birlikte hacca gitmişlerdir.
Daha sonra ise; Oğuz Han, Hazreti İbrahim’in eşi Sara’dan doğma oğlu Hazreti İshak’ın kızı ile evlenmiş birçok erkek çocukları olmuş ve onlara “ İshak Oğulları” denilmiştir.
– Yenises Dergisi (alıntı)
HAZRETİ İBRAHİM, KANTURA VE OĞULLARI
“Hazreti Sare’nin vefatından sonra, İbrahim Aleyhisselam, Katura (veya Kantura) ile evlendi. Katura’dan doğan çocuklar:
Zimran, Yokşan, Medan, Medyan, Yeşbak ve Şuah.
HAZRETİ İBRAHİM’İN HORASAN'A GİDİP YERLEŞEN OĞULLARI:
Medan, Eşbak ve Şeuh olup bunların orada nesilleri çoğalmış ve Horasan Türkleri de, bunların soyundan gelmiştir.
Bir Hadis-i Şerifte, Türklerin, Kantura oğulları oldukları bildirilmiştir.
– Peygamberler Tarihi, M. Asım Köksal, Sh: 221, 222,223
Kısaca, Hazreti İbrahim üç oğlunu dedeleri Oğuz Han’ın topraklarına göndermiş, “Hanif” dininin Orta Asya (Türkistan) ve Türk illerine yayılmasında dedeleri Oğuz Han’a yardımcı olmuşlardır.
Bu konu hakkında İnternette çok araştırma var inceleyebilirsiniz.
GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ BİLEMEZ!
ORHUN YAZITLARI’NDAN BİR ANAYASA YAPALIM DERSENİZ O ŞÖYLE OLURDU
Bu yasayı, kanunu veya töre’yi başka yazılarımda da paylaşmıştım. Daha çok bilinmesi ve akıllarda kalması için tekrarlayalım.
1. Tengri (yaratan) Tektir.
2. Her kim ki Tengri’den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
3. Bir İl, bir Kağan, bir Tengri.
4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki töreye uya kutlanır. Kim ki töreye kıya, katlanır.
5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
8. Ana babaya ve ataya tazim durulacak.
9. Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek.
10. Er kişi yalan söylemeyecek.
11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
12. Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak.
13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak.
15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
16. Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak.
Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
21. Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek.
22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
27. Yazgına asi olma.
28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
29. Herkes adaletle iş görecek.
30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
32. Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur.
33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin !!!
“ÜSTTE MAVİ GÖK ÇÖKMEDİKÇE, ALTTA YAĞIZ YER DELİNMEDİKÇE SENİN İLİNİ VE TÖRENİ KİM BOZABİLİR ”
Unutmayın her kavme Peygamber geldi...
Unutmayın ilk Peygamberden son Peygambere kadar yalnız tek bir din İslam vahyedilmiştir. Her dönem günün şartlarına uygun olarak taki 1400 yıl önce tamamlanana kadar.
Unutmayın Töre bunun yansımasıdır.
Unutmayın Töre Hazreti İbrahim’in dini öğretisi inanç sistemidir.
Unutmayın Türk Oğuz milleti Kur'an'da söz edilen Hazreti İbrahim’in milletidir.
Attila Diyor ki; "Ben ve Milletim, Tanrı'nın Kırbacıyız. Tanrı kendi yolunda çıkanları cezalandırmak için bizi gönderdi".
Emir Timur ise; “Biz ki Meliki Turan, Emiri Türkistan'ız, biz ki Türk oğlu Türk'üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulu'su Türk'ün başbuğuyuz”!
Türk milletinin başbuğları tükenmez, bu örnekler de saymakla bitmez. Tarihe baktığınızda, onlarca Tanrı Kut göreceksiniz.
Kut inancı, Türk devletlerinde başta olan insanların, kendilerine bu görevin Tanrı tarafından verilmiş olduğu inancıdır.
Herhangi bir kişinin yönetici olmayı hak etmesi için Tanrı'nın ona “kut” vermesi gerekir.
Bunun en açık göstergesi töreli olmaktır. Töreden sapıldığında kut kaybolur; düzen ve ilahî anlaşma bozulur.
TARİH YALAN SÖYLEMEZ:
“Dünya atının nalları altında ezildi.
Kaç haçlı sefer varsa göğsünde kesildi.
Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden
Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden.”
Kaynak:Türk tarihinin askerî ve medeniyet mirası; Haçlı Seferleri ve İstanbul’un Fethi bağlamında sembolik anlatım.
La ilahe İllallah - Allah'tan başka ilah yoktur Türk Allah'ın ayetidir Türk Allah'a teslim olandır!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Türklerin tek tanrı anlayışı yalnızca İslam ve Kur’an ile uyumlu olmakla kalmaz; aynı zamanda Türklerin akılcı ve usçu yaklaşımı ile sadakatle bağlı oldukları temel ilkeler de İslam ve Kur’an’ın ruhuyla tam bir uyum içindedir. Türklerin tek ve bütüncül hakikat anlayışıyla özdeşleşmesi de büyük ölçüde bu uyumdan kaynaklanmaktadır.
LAİKLİK, DEMOKRASİ VE TÜRKLER
KUTADGU BİLİG VE TÜRK TARİHİ
Kutadgu Bilig’de laiklik, modern anlamda bir kavram olarak yer almasa da, eserde yönetim ve din arasındaki ilişkiler üzerine önemli düşünceler bulunur.
Yusuf Has Hacib tarafından 11. yüzyılda yazılan bu eser, devlet yönetimi, ahlak, adalet ve birey devlet ilişkisi gibi konuları işler.
Kutadgu Bilig'de anlatılan laikliktir!
Laiklik, devletin dini kurumlardan bağımsız olmasını ifade eden bir kavramdır.
Kutadgu Bilig’de yöneticiye, halkın dini inançlarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanır, ancak dinin devlet işlerinden ayrı tutulması gerektiğine dair doğrudan bir ifade bulunmaz.
Bu, eserin yazıldığı dönemin sosyo politik yapısına da uygun olarak anlaşılabilir; o dönemde devlet ve din genellikle iç içeydi.
Ancak Kutadgu Bilig'de yöneticinin adil olması, halkın çıkarlarını gözetmesi, dinin yönetimde kullanılması yerine, adalet ve bilgelik ile hareket etmesi gerektiği anlatılır.
Aslında o çağa yakışır bir şekilde laikliğin önemi anlatılmaktadır.
NASIL YAPILIYOR?
Laikliğin temel ilkelerinden biri olan adaleti ön plana çıkarıyor ve yönetim ile dini dengeli bir şekilde ele alıyor.
Kutadgu Bilig yani eser laik, sosyal, hukuk devletini benimseyen bir siyaset anlayışının ürünüdür.
KUTADGU BİLİG VE DEMOKRASİ
Kutadgu Bilig, 11. yüzyılda yazıldığı için modern anlamda demokrasi kavramını içermez. Eserde, daha çok dönemin yönetim anlayışına uygun olarak bir hükümdar ve halk arasındaki ilişkiler üzerinde durulmaktadır.
Hükümdarın adaletli, bilgili ve erdemli olması gerektiği vurgulanır, ancak o çağa uygun bir şekilde halkın doğrudan yönetime katılması ya da seçimler gibi unsurlar yer almaz.
Yusuf Has Hacib’in eserinde öne sürdüğü temel fikirler arasında hükümdarın halkın çıkarlarını gözetmesi, adil ve bilge olması gerektiği önemli yer tutar.
Yani Yusuf Has Hacib işi ehline vermemizi öğütlemiştir.
Kur'an'da da Allah bizlerden emanetleri, ehline vermemizi buyurur.
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür. — Nisâ Suresi, 58. Âyet
Yönetimde istişare (danışma) ve bilginin önemi de vurgulanır.
Ancak eserde, halkın yönetime doğrudan katılımı ya da yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi gibi demokratik unsurlar bulunmaz.
Sonuç olarak, Kutadgu Bilig adalet, bilgelik ve istişare gibi demokrasiyle örtüşebilecek değerleri savunur.
Yani diyebiliriz ki, Kutadgu Bilig'de çağına uygun bir demokrasi ve laiklik anlayışı vardır.
Anlamayanlar için tekrar ediyorum.
Yani eserde, dönemin şartlarına uygun bir demokrasi ve laiklik anlayışı vardır.
Unutulmamalıdır ki, Kutadgu Bilig 11. yüzyılda yazılmıştır, günümüz laiklik ve demokrasi anlayışı 17. ve 18. yüzyıllarda ortaya çıkmış yani çok daha sonralara aittir.
Kutadgu Bilig'in yazıldığı dönemde, din ile devleti bugünkü gibi ayırmak veya bugünkü anlamda bir seçim sistemi ile liderleri belirlemek mümkün değildi.
Demokrasi ve laikliğin ortaya çıkışı ve uygulanmaya başlanması açısından 17. veya 18. yüzyılları elbette daha uygundu.
Her şey çağına uygun bir şekilde yapılmalıdır.
Nitekim, laikliği devlet politikası olarak benimseyip anayasasına hale getiren ilk ülke, 1905 yılında Fransa olmuştur.
Ardından Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak laiklik konusunda önemli adımlar atmış, 1937 yılında da laiklik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na dahil edilmiştir. Bu noktada, Atatürk’ün Fransızlardan ilham aldığı iddiası, yetersiz bir bilgiye dayanır. Atatürk, Türk milletinin tarihinden ilham almış ve kendi milletine uygun, modern ve çağdaş bir devlet kurmuştur.
Atatürk’ün tarih bilgisini ve Türklük bilincini küçümsemek, gerçekleri göz ardı etmek olur.
Velev ki bunu bilmeyerek yapmış olsa ne fark eder?
Laikliğin ve demokrasinin ilk adımları Türk milleti tarafından ortaya atılmıştır.
Kısacası laiklik ve demokrasi fikirlerinin sahibi Türk milletidir ve birazdan göreceğimiz üzere Allah'ın da bizlere Kur'an'da buyurduğudur.
FRANSIZLAR LAİKLİĞİ NEREDEN ALDI?
Tuğrul Bey’in 1055’teki Bağdat Seferi, Büveyhîler’i yıkarak Abbâsî Halifeliği’ni Şii baskısından kurtarmasıyla, Büyük Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü pekiştirdiği önemli bir olaydır. Bu sefer sonucunda Tuğrul Bey, “Doğunun ve Batının Hükümdarı” unvanını kazanmış ve laikliğin devlet nezdinde ilk uygulayıcısı olmuştur.
Atatürk’ün laiklik anlayışı, esasında Tuğrul Bey’in devlet tecrübesinden ve uygulamalarından alınmıştır.
Tuğrul Bey’in devrimi, yalnızca Atatürk’ün laiklik devrimine örnek olmakla kalmamış, aynı zamanda Fransız Devrimi’nin fikri temellerini hazırlayan çalışmalara da ilham vermiştir. Fransız Doğu bilimci Joseph de Guignes, eserlerinde Tuğrul Bey’in başarılarından büyük bir övgüyle söz etmiştir.
Kısaca: Fransız Devrimi’nde Türk etkisi, Tuğrul Bey’in damgasını taşır.Atatürk’ün modern devlet şeklini oluştururken ilham aldığı kaynak, Fransa değil, bizzat Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey olmuştur. Bu konuya, birkaç yazıda daha ayrıntılı olarak değineceğim.
Alıntı yapılan yazı: 151. LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR
Sonuç olarak, Türk milleti, bu değerleri kendi tarihinden ilham alarak benimsemiştir. Mustafa Kemal Atatürk, tarihin derinliklerinden gelen bir anlayışla, laiklik ve demokrasiyi çağdaş Türkiye için uygun hale getirmiştir.
Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacib, eğer Mustafa Kemal Atatürk ile aynı dönemde yaşamış olsaydı, büyük olasılıkla Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ndeki laiklik ve demokrasi anlayışını desteklerdi.
DEMOKRASİ LAİKLİK VE KUR’AN-I KERİM
DEMOKRASİ VE LAİKLİK
Demokrasi ve laiklik, farklı zaman dilimlerinde, farklı yerlerde ortaya çıkan iki önemli siyasi ve felsefi kavramdır.
Bu kavramların kökeni ve gelişimi tarihte farklı aşamalardan geçmiştir.
Az önce de belirttiğim gibi, her ne kadar laiklik ve demokrasinin kökenleri Türklere dayansa da, dünya genelindeki Türk karşıtlığı (Türkofobi) bu gerçeği görmezden gelmekte ve tarihi farklı bir şekilde yazmaktadır.
Buna göre, ...
UYDURULAN TARİHE GÖRE
1. DEMOKRASİ
Demokrasi kelimesi Yunanca "demos" (halk) ve "kratos" (güç) kelimelerinden türetilmiştir ve "halkın gücü" ya da "halkın yönetimi" anlamına gelir.
Demokrasi, tarihsel olarak ilk kez Antik Yunan’da, özellikle Milattan Önce 5. yüzyılda Atina'da ortaya çıkmış olduğu belirtilmiştir.
ANTİK DÖNEMDE DEMOKRASİ:
ATİNA DEMOKRASİSİ:
Atina, bilinen ilk doğrudan demokrasi örneklerinden biridir. Milattan Önce 5. yüzyılda devlet işleri halk meclisinde tartışılır ve halkın oylarıyla kararlar alınırdı.
Ancak, bu demokrasi günümüz anlamında tüm vatandaşları kapsayan bir sistem değildi. Kadınlar, köleler ve yabancılar oy kullanamazdı; sadece özgür erkek yurttaşlar yönetimde söz sahibi olabilirdi.
Bu demokrasiyi uygulayan önemli isimlerden biri Perikles'dir.
MODERN DEMOKRASİ:
Modern anlamda demokrasi, halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetime katıldığı temsilî demokrasi olarak gelişmiştir.
Bu sistemin temelleri 17. yüzyılda İngiltere’de atılan anayasal düzenlemeler ve John Locke gibi düşünürlerin bireysel haklar ve özgürlük üzerine yazıları ile güçlenmiştir.
AMERİKAN DEVRİMİ (1776):
Amerikan kolonileri, İngiliz monarşisine karşı bağımsızlık mücadelesi vererek kendi demokratik sistemlerini kurdular. Bu süreçte Thomas Jefferson ve James Madison gibi liderler demokrasinin temel ilkelerini geliştirdiler.
FRANSIZ DEVRİMİ (1789):
Fransız Devrimi, monarşiye karşı halkın isyanı olarak başladı ve "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" ilkeleriyle modern demokrasi düşüncesinin yayılmasına katkıda bulundu. Jean-Jacques Rousseau ve Montesquieu gibi düşünürler, halk egemenliğini ve güçler ayrılığını savunarak modern demokrasinin teorik temelini attılar.
2. LAİKLİK
Laiklik (Fransızca: laïcité) dini otorite ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelir. Laikliğin temel fikri, devletin dini inançlar karşısında tarafsız kalması ve dinî kurumların devleti yönlendirmemesi gerektiğidir.
LAİKLİĞİN ORTAYA ÇIKIŞI:
Aydınlanma Dönemi (17. ve 18. yüzyıllar): Laiklik fikri, özellikle 18. yüzyıldaki Aydınlanma döneminde şekillendi.
Bu dönemde bilim, akıl ve bireysel özgürlük ön plana çıktı. Voltaire, John Locke ve Denis Diderot gibi düşünürler, dinin bireysel bir mesele olması gerektiğini ve devletin din işlerine müdahale etmemesi gerektiğini savundu.
FRANSIZ DEVRİMİ (1789):
Laiklik ilkeleri, Fransız Devrimi ile kurumsal hale geldi. Devrimden sonra kilise ile devlet arasındaki ilişki sorgulandı ve Fransa’da laik bir devlet düzeni kuruldu.
Özellikle Napolyon Bonapart, devletin dinî otoritelerden bağımsız hale gelmesine yönelik adımlar attı.
Fransız Anayasası ile 1905 yılında kabul edilen laiklik yasası, modern laikliğin kurumsal temellerini attı.
LAİKLİĞİ KULLANAN İLK DEVLETLER:
Fransa: Laiklik fikrini devlet politikası olarak ilk benimseyen ülkelerden biri Fransa olmuştur. 1905 yılında çıkarılan yasa ile devlet ve din işlerinin tamamen ayrılması sağlandı.
Türkiye: Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduktan sonra, 1923'ten itibaren laiklik ilkelerini benimsemiş ve 1937 yılında Türkiye Anayasasına laiklik ilkesi dahil edilmiştir.
SONUÇ:
Demokrasi, Antik Yunan'da doğrudan halk katılımına dayalı bir sistem olarak başlamış, zamanla temsilî demokrasiye dönüşerek modern ulus devletlerde uygulanmaya başlamıştır.
Laiklik ise Aydınlanma ile gelişmiş ve devlet ile dinin ayrılmasını savunan bir ilke olarak özellikle 19. ve 20. yüzyılda Fransa ve Türkiye gibi ülkelerde kurumsallaşmıştır.
KUR'AN-I KERİM'DE DEMOKRASİ VE LAİKLİK
Kur'ani Kerim'de modern anlamda demokrasi ve laikliği doğrudan savunan ifadeler bulunmaz. Bu kavramlar, İslam'ın indirildiği dönemde mevcut olmayan, daha sonra gelişmiş siyasi ve felsefi anlayışlardır.
Ancak Kur'ani Kerim'de adalet, istişare (danışma) ve insanların haklarını gözetmek gibi evrensel ilkeler vurgulanır ki, bu ilkeler demokrasi ve laiklikle örtüşür.
KUR'AN-I KERİM VE DEMOKRASİ:
Kur'an'da, halkın doğrudan yönetime katılımını öneren bir sistemden bahsedilmez. Ancak yöneticilerin adil olması ve halkla istişare ederek karar vermesi teşvik edilir.
Özellikle Şura Suresi ayet 38'de"Onların işleri, aralarında şura (danışma) iledir" ifadesi geçer, ki bu demokratik bir yönetim anlayışına kapı aralar.
Nitekim Kur'an'ın mucizesi, hem o döneme hem de bugüne hitap edecek şekilde vahyedilmiş olmasıdır. Bu, Kur'an'ın evrensel bir mesaj taşıdığının en büyük örneklerinden biridir.
GÜNÜMÜZDE BU ÂYETİN KARŞILIĞI CUMHURİYETTİR
DAHA ÖNCE NE DEMİŞTİK?
Her dönemin, yani her çağın, kendi koşulları ve kuralları vardır. Elbette Kur'an'da bugünkü demokrasi ve laiklik doğrudan vahyedilebilirdi; ancak o çağın koşullarında çoğu millet ve devlet için bu tür bir sistemin uygulanması mümkün olmazdı.
Bununla birlikte, Kur'an'daki ayetler her dönemin getirdiği değişimlere ve gelişmelere uygun şekilde farklı anlamlar çıkarılabilecek şekilde vahyedilmiştir.
“Hakk’a ve doğruya uyman şartıyla sana bey’at etmeleri halinde onlardan bey’at al.” — Mümtehine Suresi, 12. Âyet
Bey'at ile vekâlet alanlar, yönetimi şûra ile yürüteceklerdir.
NEDİR ŞÛRA
Dilimizdeki müşâvere, meşveret ve istişare sözcüklerinin de kökü olan şûra’da karşılıklı danışma, denetleme, fikir alışverişinde bulunma, görüşüp tartışma espirisi esastır.
Bu, kelimenin felsefî anlamıyla tam bir demokrasidir.
Sonuç olarak, Kur'an-ı Kerim, modern demokrasi ve laiklik anlayışıyla çelişmez; hatta bu yönde ayetler ile insanlığı bu kavramlara hazırlamıştır.
Konu hakkında çok fazla çalışma var internetten bulup okuyabilirsiniz.
KUR'AN-I KERİM VE LAİKLİK:
Laiklik, bırakın İslam vahyi ile çelişip çatışmayı, tam tersine, İslam vahyinin insan hayatına sokmak istediği değerleri koruyan ve hayatına sokmak istediği değerleri koruyan ve yücelten bir yöntem ve disiplindir. Çünkü dinin, resmi egemenlik aracı olmak üzere kurumsallaşmasının önüne geçmektedir.
Kur'an gösteriyor ki, hak ve halk aleyhine sürüp giden egemenliklerin tarih boyunca temsilcisi olmuş "kral" sadece yönetim yetkisi değil, ilahlık yetkisi de kullanmıştır. Kırılması gereken, işte bu ikincisidir. Bunu gerçekleştiren sistem ise laikliktir.
– Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
“İslam toplumuna dâhil olan birtakım kavimler, İslam oldukları halde çökmeye, yokluk ve gerilemeye maruz kaldılar. Geçmişlerinin yanlış veya batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet’i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet’ten uzaklaştıkları için kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar.”
– 20 Mart 1923 MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Laiklik, “Allah İle Aldatma”yı önlemenin en etkili ve önemli tedbiridir.
DİN ADAMI KİSVELİ KİŞİLERCE,
“Allah’ın Gönderdiği Vahyi Basit Çıkarlar Uğruna Değiştirmek, İnsan Eliyle Yazılanları Allah’ın Yazdığı Gibi Gösterip Kandırmak” Söylem ve Eylemlerini Engellemek Laikliktir.
Laiklik dinsizlik değil, her türlü din ve düşünce özgürlüğünün garanti altına alınmasıdır.
Bu konuda da internetten kolayca bilgi edinmek mümkündür.
En iyisi ve en doğrusu Kur'ani Kerimi farklı tercümelerden çokça okuyup kendiniz anlamaya çalışın, çünkü herkes anladığından sorumludur.
TÜRK TARİHİNDE DEMOKRASİ VE LAİKLİK
Şimdiye kadar bulunan eski Türk yazıtlarında ve kitabelerinde, modern anlamda laiklik veya demokrasi gibi kavramların doğrudan bir karşılığına rastlanmamıştır. Ancak, bazı yönetim anlayışları ve toplumsal değerler, bu kavramlarla paralellik gösterir.
1. LAİKLİK İLE PARALELLİK GÖSTEREN UNSURLAR
Türklerin Gök Tanrı inancı döneminde, devlet yönetiminin dine tamamen bağımlı olmadığına dair işaretler vardır.
Örneğin, hükümdarın (kağanın) yetkisi, Gök Tanrı'dan aldığı bir "kut" ile kutsal kabul edilirdi, ancak devletin yönetim işleyişi tamamen dini kurallara dayanmıyordu.
Hükümdarın görevi, toplumun refahını ve adaletini sağlamak, halkın güvenliğini temin etmekti.
Bu, dini otoritenin yönetimde belirleyici olmaması açısından laiklikle örtüşen bir yaklaşım olabilir. Ancak bu, modern laiklik anlayışı gibi, dinin tamamen yönetimden ayrı tutulması anlamına gelmez.
Daha önce de o dönemde, yani o çağda, bugünkü gibi bir sistemin mümkün olamayacağını anlatmıştım.
2. DEMOKRASİ İLE PARALELLİK GÖSTEREN UNSURLAR
Eski Türklerde, hükümdarın kararlarını alırken kurultay adı verilen meclislerde boy beyleri ve liderleri ile istişare yapması, demokratik yönetim biçimleriyle bazı benzerlikler taşır.
Boy beylerinin ve liderlerin fikirlerini alıp onlarla istişare etmek, o dönemde halkın genel fikrini almak gibidir. Çünkü boy beyleri ve liderler de kendi boyları içinde fikir alışverişi ve istişare yaparak kurultayda kağanın huzuruna çıkar ve bu fikirleri savunurlardı.
Ayrıca, Türk tarihinin her döneminde kadın ve erkek eşit kabul edilmiştir ve kadınların da söz hakkı vardır. Bu da gösteriyor ki, o dönemde tam anlamıyla bir demokrasi olmasa da, demokrasiye çok benzer bir yapı mevcuttur.
TEKRARLIYORUM
Kurultay, hakanın (Kağan) karar alma süreçlerinde danışmanlık görevi görürdü ve hükümdar her ne kadar en üst otorite olsa da, tek başına karar vermez, topluluğun ileri gelenlerinin görüşlerine başvururdu.
Bu da, halkın dolaylı olarak yönetimde söz sahibi olduğu bir yapı sergiler.
TAM KURAN'IN BUYURDUĞU GİBİ
Özetle, eski Türk tarihindeki yönetim ve toplumsal yapılar, modern anlamda laiklik ve demokrasiye tam olarak karşılık gelmese de, bazı temel unsurlar bu kavramlarla örtüşen ya da paralellik gösteren yönler taşır. Ancak bu sistemler, daha çok danışmaya ve adil yönetime dayanan, dönemin koşullarına özgü yapılardı.
Çünkü o dönemde, demokrasi ve laiklik ancak bu şekilde var olabilir ve uygulanabilirdi. Nitekim görüyoruz ki, günümüzdeki laiklik ve demokrasinin ilk adımları o zamanlar, yani Türkler tarafından atılmıştır.
SON OLARAK TOPARLARSAK, çeşitli milletleri incelediğimizde Türk milletinin farkını bir kez daha görmüş olduk.
Türk milletinin farkı, diğer milletlerle karşılaştırıldığında daha net anlaşılıyor. Bir milletin tarihi, o milletin aynasıdır; kültürü ise tarihine tutunduğu daldır.
Türk milleti, bu gerçeği göz önünde bulundurmalı, tarihine ve kültürüne sahip çıkmalı, geçmişinden ilham almalıdır ki hedefini daha net görebilsin ve emin adımlarla ilerlesin.
İşte bu yüzden "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyoruz ve hepimizin bunu demesi gerekiyor.
Demokrasi ve laiklik konusuna gelecek olursak, gördük ki hem Türk tarihinde hem de Kur'ani Kerim'de demokrasi ve laiklik ile paralellik gösteren unsurlar çok fazladır.
Az önce de belirttiğim gibi, Mustafa Kemal Atatürk, tarihi ve kültüründen ilham alarak bu ilkeleri benimsemiştir.
Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, en güçlü Türk devleti olmuş ve diğer Türk milletlerine örnek teşkil ederek onlara önderlik edecek konuma gelmiştir.
Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti, İslam dünyasının da en güçlü ülkesi haline gelmiştir.
Bugün Batı'nın, Amerika'nın ve İsrail'in tüm şeytani oyunlarının önündeki tek engel Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 100 yıl önce yendiği ve kovduğu yedi düvelin kalıntıları, bugün de Türk milletini ve Türk devletini hedef almaktadır.
SİYONİZM YENİ DÜNYA DÜZENİ HAYALİ
Netanyahu, Amerikan Kongresi'nde tüm dünyayı tehdit eden teolojik ve tarihsel bir konuşma yapıyor.
İsrail'in, kendilerinden olmayanlarla yani "goyimlerle" Hazreti İbrahim'den ve Hazreti Musa'dan beri, yaklaşık 4000 yıldır bir inanç ve medeniyet savaşı verdiğini iddia ediyor.
Bu görevin onlara Tanrı tarafından verildiğini öne sürüyor. Yahudi medeniyetinin (İsrailoğullarının) insanlığın dinamosu ve lokomotifi olduğunu, eğer kendilerinin kaybederse insanlığın cezalandırılacağını ve medeniyetin çökeceğini iddia ediyor.
Dünyanın değerlerinin onlara bağlı olduğunu savunuyor. Konuşmasında, savaşın aslında Filistin'de bitmeyeceğini, bunun bir başlangıç olduğunu ve kendilerinin Tanrı tarafından görevlendirildiğini belirtiyor.
Aslında bunları anlatırken, Hıristiyanları ve Batı medeniyetini de bir nevi işin içine katıp ortak etmeye çalışıyor ve bunda başarılı da oluyor.
Tüm kongredeki şahısların coşkuyla alkışladığını gördük. Yahudiler ve Hıristiyanlar, aslında İslam düşmanlığında birleşmiş durumda.
Bu, bir nevi Yahudi destekli bir Haçlı seferi gibi görünüyor ve bu savaşta Yahudiler başı çekiyor gibi duruyor. Gerçekte ise bu liderlerin hiçbiri ne Yahudiliği ne de Hıristiyanlığı gerçekten temsil etmiyor.
Asıl hedefleri, yeni bir dünya düzeni inşa ederek tek devlet, tek din, tek bayrak oluşturmak. Hazreti İbrahim'den sonra gelen hanif, tek tanrılı dinleri yeryüzünden tamamen silme planıdır.
Bu şeytan öğretisi, Siyonist inanç sistemidir.
Hatta 2024 Paris Olimpiyatları'nın açılışında da buna işaret vardır. Sergilenen rezalet Hz.İbrahim’den sonraki tek Tanrılı Semavi dinlerin yerini dinsiz bir din ile doldurma planının dışa vuruluşuydu.
Bunun karşısında, Türk milleti ve Türk Töresi vardır. Hazreti İbrahim’in milleti de odur, dini öğretisi de töresidir. İnanç sistemi, Hazreti İbrahim’den önce dahi yaşanan Gök Tengriciliktir ki, bu da Türklere Allah tarafından çok eskiden vahyedilmiş bir dindir.
Yani İslam’dır.
Allah tarafından vahyedilen tüm dinler İslam dinidir ve elçileri hep İslam'ı tebliğ etmişlerdir. Yahudilik ve Hıristiyanlık bozulmuş olmasına rağmen, Türk inanışında ve Türk Töresi'nde hep doğru kalmıştır.
Türkler, İslam ile din değiştirmemiş, sadece inançlarını güncellemişlerdir.
Neden Türk milleti ve Töresi bu plana engeldir?
Çünkü özgürlük, Türk milletinin hayat felsefesidir ve yasası yani töresi ile de bunu güvence altına almıştır. Bozkurt, özgürlüğün simgesidir; asla köleleştirilemez. Ne köleleşir ne de köleleştirir.
"Bozkurt" konusuna ayrıca detaylı bir şekilde değineceğim.
Burda da kısa da olsa değinmek istiyorum:
TÜRK MİLLETİNDE BOZKURT:
GÜÇ VE KORUYUCULUK:
Bozkurt, güç, cesaret ve koruyuculuk simgesi olarak kabul edilir. Aynı zamanda, bağımsızlık ve özgürlüğü temsil eder.
MİLLİ KİMLİK:
Bozkurt, Türk milli kimliğinin ve birliğinin bir sembolü olarak da kullanılır. Bozkurt tüm Türk milleti'nin simgesi, tarihi ve kültürüdür.
Türk milleti için Bozkurt, bir kurtarıcı, yol gösterici ve atadır.
Bozkurt özgürlüğünün simgesidir.
BOZKURT ZALİMLERİN KORKULU RÜYASIDIR!
Kaynakça
1. ATATÜRK VE İSLAM KONUSU
Münir Hayri Egeli, Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları, İstanbul.
Faruk Ülker, Atatürk’ün din ve millet anlayışına dair aktarımlar (makale ve derleme yazılar).
Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, MEB Yayınları.
Not: Atatürk’e atfedilen sözler, hatırat aktarımları olup birebir resmî nutuk metni değildir.
2. TEKTANRICILIK VE DİNLER TARİHİ (GENEL)
Mircea Eliade, Dinler Tarihine Giriş, Kabalcı Yayınları.
Karen Armstrong, Tanrı’nın Tarihi, Pegasus Yayınları.
Fuat Aydın, Dinler Tarihi, Ensar Yayınları.
Mehmet Aydın, Din Felsefesi, İzmir İlahiyat Vakfı.
3. TÜRKLER, TEK TANRI İNANCI VE TENGRİ GELENEĞİ
İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları.
Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, Türk Tarih Kurumu.
Ziya Gökalp, Türk Töresi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.
Jean-Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, Kabalcı Yayınları.
4. ÇİN İNANÇ SİSTEMLERİ
Fung Yu-Lan, A History of Chinese Philosophy.
Anne Cheng, Çin Düşünce Tarihi.
Max Weber, Konfüçyüsçülük ve Taoizm.
Joseph Needham, Science and Civilisation in China.
5. ALMAN / GERMEN İNANÇLARI
H.R. Ellis Davidson, Gods and Myths of Northern Europe.
Jacob Grimm, Teutonic Mythology.
Norman Davies, Europe: A History.
6. ARAPLAR VE İSLAM ÖNCESİ DÖNEM
İbn Hişam, Sîretü’n-Nebi.
Taberî, Tarih-i Taberî.
W. Montgomery Watt, Muhammad at Mecca.
İzutsu Toshihiko, Kur’an’da Dini ve Ahlaki Kavramlar.
7. KUR’AN MERKEZLİ İSLAM ANLAYIŞI
Kur’an-ı Kerim
Muhammed Esed, Kur’an Mesajı.
Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an’daki İslam.
Edip Yüksel, Kur’an: Çağdaş Bir Çeviri.
8. İRAN (PERS) İNANÇLARI VE ZERDÜŞTLÜK
Mary Boyce, Zoroastrians: Their Religious Beliefs and Practices.
R.C. Zaehner, The Dawn and Twilight of Zoroastrianism.
Gherardo Gnoli, İran dini tarihi üzerine çalışmalar.
9. FRANSIZ / GALYA İNANÇLARI VE LAİKLİK
Julius Caesar, De Bello Gallico (Galyalı inançları).
Mircea Eliade, Kelt ve druizm çalışmaları.
Jean Baubérot, Laïcité.Georges Duby, Fransa Tarihi.
10. İNGİLİZ MİLLETİ – DİNİ TARİH
1. HRİSTİYANLIK ÖNCESİ BRİTANYA (KELTLER – DRUİDİZM)
Julius Caesar, De Bello Gallico (Keltler ve druidler hakkında en eski birincil kaynak)
H. R. Ellis Davidson, The Ancient Celts
Barry Cunliffe, The Celts: A Very Short Introduction
Miranda Green, The World of the Druids
Anne Ross, Pagan Celtic Britain
2. ROMA DÖNEMİ VE HRİSTİYANLIĞIN YAYILIŞI
Peter Brown, The Rise of Western Christendom
Henry Chadwick, The Early Church
Robin Lane Fox, Pagans and Christians
ANGLOSAKSON VE ORTA ÇAĞ İNGİLTERE’Sİ
Bede, Ecclesiastical History of the English People
Norman Davies, The Isles: A History
R. A. Markus, The End of Ancient Christianity
3. REFORMASYON VE ANGLİKANİZM
Diarmaid MacCulloch, The Reformation
Eamon Duffy, The Stripping of the Altars
Jeremy Black, Eighteenth-Century Britain
11. RUS MİLLETİ – DİNİ VE RUHSAL TARİH
Slav Paganizmi
Boris Rybakov, Ancient Slavic Paganism
Linda Ivanits, Russian Folk Belief
Georges Dumézil, Mythes et Dieux des Indo-Européens
1. ORTODOKS HRİSTİYANLIĞIN KABULÜ
Primary Chronicle (Nestor Kroniği)
Dimitri Obolensky, The Byzantine Commonwealth
John Meyendorff, Byzantine Theology
2. ÇARLIK – SOVYET – MODERN RUSYA
Geoffrey Hosking, Russia: People and Empire
Orlando Figes, Natasha’s Dance
Richard Pipes, Russia Under the Old Regime
Paul Froese, The Plot to Kill God (Sovyet ateizmi)
12. TÜRK MİLLETİ – İNANÇ TARİHİ
1. GÖK TENGRİ İNANCI – TENGRİCİLİK
İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü
Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi
Jean-Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini
Abdülkadir İnan, Eski Türk Dini Tarihi
Not: Şamanizm, akademik literatürde din değil ritüel/pratik sistemi olarak değerlendirilir.
2. ORHUN YAZITLARI VE TÖRE
Orhun Yazıtları (Bilge Kağan – Kül Tigin – Tonyukuk)
Talat Tekin, Orhon Yazıtları
Muharrem Ergin, Orhun Abideleri
3. KUT İNANCI VE DEVLET FELSEFESİ
Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig
Reşit Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig İncelemesi
Osman Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi
13. İSLAM, HANİFLİK VE KUR’AN MERKEZLİ YAKLAŞIM
Kur’an-ı Kerim
Muhammed Esed, Kur’an Mesajı
Toshihiko Izutsu, Kur’an’da Dini ve Ahlaki Kavramlar
Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an’daki İslam
Fazlur Rahman, Islam
“Haniflik = tevhid eksenli saf inanç” yaklaşımı Kur’an temellidir (Bakara 135, Nahl 123).
14. İBRAHİM – KANTURA – TÜRKLER (RİVAYET VE YORUM KAYNAKLARI)
Bu bölüm tarihsel rivayet niteliğindedir. Akademik kesinlik iddiası yoktur.
Tevrat, Tekvin (Genesis) 25
Taberî, Tarih
İbn Kesîr, El-Bidaye ve’n-Nihaye
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi
Ebü’l Ferec (Bar Hebraeus), Chronicon
Mehmet Murad Remzi, Telfîk’ül-Ahbâr
Yenises Dergisi (derleme rivayetler)
15. LAİKLİK – DEMOKRASİ – TÜRK DÜŞÜNCESİ
Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig
Şura Suresi 38, Nisa 58
Jean Baubérot, Laïcité
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk
Afet İnan, Atatürk ve TarihBernard Lewis, The Emergence of Modern Turkey
16. ŞİİRSEL BÖLÜM (TARİHSEL SEMBOLİZM)
“Dünya atının nalları altında ezildi…”
Kaynak Niteliği:
Türk tarihinin askerî ve medeniyet mirası
Hunlar, Göktürkler,
Selçuklular, Osmanlılar
Haçlı Seferleri
İstanbul’un Fethi (1453)
NOT:
Bu çalışma:karşılaştırmalı dinler tarihi,tarihsel–kültürel analiz,Kur’an merkezli İslam yorumuesas alınarak hazırlanmıştır.
EK KAYNAKÇA
17. BUDİZM – KÖKEN, TANRI ANLAYIŞI VE ORTA ASYA ETKİLERİ
Temel Akademik Kaynaklar
Richard Gombrich – Theravāda Buddhism: A Social
History from Ancient Benares to Modern Colombo
Edward Conze – Buddhism: Its Essence and Development
Heinz Bechert – Buddhism and Society
Mircea Eliade – A History of Religious Ideas, Vol. 2
Orta Asya / Bozkır Etkileşimi Tartışmaları
Christopher Beckwith – Greek Buddha: Pyrrho’s Encounter with Early Buddhism in Central Asia
Johannes Bronkhorst – Greater Magadha
Bülent Şahin Erdeğer – Değeri Bilinmeyen Peygamberler
Erdeğer, Budizm’in vahiy dini olmadığını, ancak kadim hikmet ve Orta Asya düşünce havzasından izler taşıyabileceğini savunur.
18. MEDLER – PERSLERDEN ÖNCEKİ TARİHSEL ZEMİN
Ana Akım Tarih Kaynakları
Pierre Briant – From Cyrus to Alexander: A History of the Persian Empire
Maria Brosius – The Persians: An Introduction
Amélie Kuhrt – The Ancient Near East
Medler Üzerine Özel Çalışmalar
Igor Diakonoff – The Pre-History of the Armenian People
Encyclopaedia Iranica – “Medes” maddesi
Medlerin Perslerden önceki siyasi hâkimiyeti ve Perslerin Med mirası üzerine yükseldiği bu kaynaklarda açıkça yer alır.
19. MED – İSKİT – SAKA BAĞLANTISI
İskit / Saka Kaynakları
René Grousset – The Empire of the Steppes
Tadeusz Sulimirski – The Sarmatians
Askold Ivantchik – Les Scythes
Herodot – Tarihler (özellikle IV. Kitap)
Asur Kaynakları ve Yakın Doğu
Georges Roux – Ancient Iraq
Amélie Kuhrt – The Ancient Near East
İskitlerin Med coğrafyasında askerî ve siyasi aktör olarak varlığı bu eserlerde belgelenmiştir.
20. TENGRİCİLİK – BOZKIR İNANÇ SİSTEMİ
Temel Kaynaklar
Mircea Eliade – Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy
Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini
Bahaeddin Ögel – Türk Mitolojisi
Fuzuli Bayat – Türk Kültüründe Mitoloji
Tek Tanrı / Yüce İlke Tartışmaları
Wilhelm Radloff – Sibirya’dan
İbrahim Kafesoğlu – Türk Milli Kültürü
21. ZERDÜŞTLÜK – KÖKEN VE KOZMOLOJİ
Klasik Zerdüştlük Kaynakları
Mary Boyce – Zoroastrians: Their Religious Beliefs and Practices
Jenny Rose – Zoroastrianism: An Introduction
R.C. Zaehner – The Dawn and Twilight of Zoroastrianism
Bozkır Etkileşimi ve Ahlaki Kozmoloji Tartışmaları
Geo Widengren – The Ascension of the Apostle and the Heavenly Book
Mircea Eliade – Patterns in Comparative Religion
Bu eserlerde Zerdüştlüğün Mezopotamya paganizminden ayrılan ahlaki yapısı özellikle vurgulanır.
22. MED – PERS ETKİLEŞİMİ VE DEVLET GELENEĞİ
Pierre Briant – From Cyrus to Alexander
Encyclopaedia Britannica – “Achaemenid Empire”
Josef Wiesehöfer – Ancient Persia
Med aristokrasisinin Pers devlet yapısına entegre edilmesi bu kaynaklarda açıkça belgelenmiştir.
23. TEVRAT’TAKİ MADAİ (MADDİ)
Tevrat ve Yahudi Geleneği
Tevrat – Tekvin 10
The Jewish Encyclopedia – “Madai”
Flavius Josephus – Antiquities of the Jews
Modern Akademik Yorumlar
Karel van der Toorn – Dictionary of Deities and Demons in the Bible
Encyclopaedia Biblica
Yahudi geleneğinde Madai = Medler eşlemesi açık ve nettir.
24. MANİHEİZM VE TÜRKLER
Temel Kaynaklar
Samuel N.C. Lieu – Manichaeism in Central Asia and China
Geo Widengren – Mani and Manichaeism
Bülent Şahin Erdeğer – Değeri Bilinmeyen Peygamberler
Uygurlar ve Maniheizm
René Grousset – The Empire of the Steppes
Ahmet Taşağıl – Eski Türkler
25. TÜRKLER, TÖRE, KUT VE AKILCI GELENEK
İbrahim Kafesoğlu – Türk Milli Kültürü
Bahaeddin Ögel – Türk Kültür Tarihine Giriş
Jean-Paul Roux – Türklerin Tarihi
26. TUĞRUL BEY – LAİKLİK VE DEVLET ANLAYIŞI
Selçuklu Kaynakları
Osman Turan – Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti
Ali Sevim – Selçuklu Devletleri Tarihi
Claude Cahen – Pre-Ottoman Turkey
Batılı Doğu Bilimciler
Joseph de Guignes – Histoire Générale des Huns
Bernard Lewis – The Political Language of Islam
GENEL DEĞERLENDİRME KAYNAKLARI
Arnold Toynbee – A Study of History
Fernand Braudel – History and the Social Sciences
Marshall Hodgson – The Venture of Islam
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI
11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI | VİDEO 42
İZLETİ: (Facebook)
11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI
11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI | VİDEO 42
Bölüm etkileşimi
