186. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR!
OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNDE TÜRKLER
"Osmanlı'da Türkler ikinci sınıf muamelesi görürdü. Müslüman Türk 8-12 yıl askerlik yapar, Hristiyan-Yahudi yapmazdı. Evlenir yuva kurar çoğalır, işine bakar zengin olurdu. 30'larında askerden gelen Türk, mahalle arkadaşı Yorgo'nun yanında işçi olarak başlardı."
– Cengiz Özakıncı
– Araştırmacı-Yazar
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR!
Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin önderi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur. Hayatı boyunca askeri, siyasi ve kültürel alanlarda büyük izler bırakmıştır.
ATATÜRK’ÜN OKUDUĞU KİTAPLAR:
Atatürk’ün entelektüel derinliği, çok sayıda kitap okumasından gelir.
OKUDUĞU KİTAP SAYISI:
Kaynaklara göre Atatürk'ün 4.000’den fazla kitap okuduğu bilinmektedir.
Bu kitaplar, dil, tarih, edebiyat, bilim, felsefe, politika ve askeri strateji gibi birçok farklı alanı kapsar.
Kitaplara olan ilgisi o kadar büyüktü ki, okumalarının altını çizer, notlar alır ve zaman zaman çevresindekilere de önerilerde bulunurdu.
ATATÜRKÜN YAZDIĞI KİTAPLAR:
1. NUTUK (Söylev): 1927 yılında yazdığı bu eser, 1919, 1927 yılları arasında yaşanan Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini anlatır. Nutuk, Atatürk’ün Türkiye’nin geleceğine dair vizyonunu da içerir.
2. GEOMETRİ KİTABI (1937):
Türkçe’nin bilim dili olarak güçlenmesi için yazılmış bir kitaptır. Geometri terimlerinin Türkçeleştirilmesine öncülük etmiştir.
3. VATANDAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER:
Atatürk’ün direkt katkılarıyla yazılmıştır ve cumhuriyet vatandaşlığı kavramını açıklamaktadır.
4. GÜNEŞ, DİL TEORİSİ
(Türk Tarih Tezi):Bu teori, Türkçe’nin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu savunan bir dilbilim teorisidir. 1930’lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, tarafından desteklenerek bizzat geliştirilen bir teoridir.
Bunun yanında Atatürk’ün yaşadığı dönemde İbrahim Necmi Dilmen, Ankara Üniversitesi’nde Güneş, Dil Teorisi ile ilgili dersler vermekteydi.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938 yılındaki ölümünün ardından bu derslerine son verdi.
Atatürk, Türk milletinin kökenine dair akademik çalışmalar yapılmasını desteklemiş ve bu çerçevede Türk Tarih Tezi ortaya atılmıştır:
1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu bu tezin araştırılması ve geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmüştür.
Atatürk, Türk Tarih Tezi'nin genişletilmesi adına Türklerin kökenlerini araştırırken, Churchward’ın teorisini de incelemiştir.
Ona göre, Türklerin kökeni Orta Asya’dan da önceye dayanabilir ve Mu kıtası gibi teoriler bu konuda bir fikir sunabilir.
Atatürk’ün özel kütüphanesinde Churchward’ın “Mu'nun Kayıp Kıtası” adlı kitabı bulunmaktaydı ve bu kitap üzerinde notlar almıştı.
Atatürk, Türklerin tarih sahnesindeki izlerini yalnızca Asya ve Avrupa'da değil, Amerika kıtasında da aratmıştır.
Türklerin, eski Amerikan uygarlıkları olan Maya ve İnka medeniyetleriyle olası bağlantılarına dair araştırmalar yapılmasını istemiştir.
1930'lu yıllarda, Atatürk’ün talimatıyla bazı Türk araştırmacılar Orta ve Güney Amerika’ya giderek yerel kültürler ve diller üzerine incelemelerde bulunmuşlardır.
Bu çalışmalar, Türklerin dünya uygarlıkları üzerindeki etkisini kanıtlama amacını taşıyan Türk Tarih Tezi ile doğrudan bağlantılıdır.
TÜRK TARİH TEZİ VE KÜRESEL PERSPEKTİF
Atatürk, Türk Tarih Tezi kapsamında şu temel amaçları benimsemiştir:
1. TÜRKLERİN KADİM BİR MİLLET OLDUĞUNU KANITLAMAK:
Batı’nın “Türkler göçebe bir millettir” iddialarına karşı, Türklerin eski ve köklü bir uygarlık yarattığını göstermek.
2. ORTA ASYA'NIN ÖTESİNE UZANMAK:
Türk milletinin kökeninin yalnızca Orta Asya’yla sınırlı olmadığını, dünyadaki farklı kültürler üzerinde etkisi olabileceğini araştırmak.
3. DÜNYA TARIHIYLE BAĞLANTI KURMAK:
Türklerin Amerika, Pasifik ve diğer bölgelerde iz bırakmış olabileceği fikrini incelemek.
SONUÇ
Atatürk, Türk Tarih Tezi’nin bir parçası olarak Mu kıtası teorisi ve Amerika’nın eski medeniyetleriyle Türklerin bağlantısını araştırmayı desteklemiştir.
Bu çalışmalar, yalnızca bilimsel bir merak değil, aynı zamanda Türk milletinin medeniyetler tarihindeki yerini yeniden tanımlama çabasıydı.
Atatürk'ün bu geniş perspektifi, onun tarih anlayışını ve Türk milletine olan güvenini bir kez daha gözler önüne serer.
ATATÜRKÜN YAZDIĞI KİTAPLAR:
5. ZABİT KUMANDAN İLE HASBİHAL:
Trablusgarp ve Balkan Savaşları’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı ordusundaki hataları ve aksaklıkları değerlendirmiştir.
6. ESKİŞEHİR-İZMİT KONUŞMALARI 1923:
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılının Ocak ayında yaptığı ve gizli kalan Eskişehir konuşmasının derlenmesidir.
7. TA'BİYE MESELESİNİN HALLİ VE EMİRLERİN SURETİ TAHRİRİNE DAİR:
Mustafa Kemal Atatürk bu eserinde, büyük zaferler kazandığı Çanakkale Cephesi başta olmak üzere diğer cephelerde de uyguladığı taktikleri ve emirleri kaleme aldı.
KUR'AN-I KERİM VE ATATÜRK:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Arapça'yı iyi derecede okuyup anlayabildiği için Kurani Kerimi orijinal metninden okumuş ve anlamıştır.
Bunu söylüyorum çünkü Atatürk’ün verdiği mücadele, hayatı ve gerçekleştirdiği devrimler, onun Kurani Kerim’i derinlemesine anladığını göstermektedir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurani Kerim’in Türk milletinin anlayabileceği bir dile çevrilmesi gerektiğine inanmış ve bu amaçla önemli bir adım atmıştır.
Kendi cebinden ödeme yaparak Elmalılı Hamdi Yazır’a, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercüme ve tefsirini hazırlatmıştır. Bu eser, "Hak Dini Kur’an Dili" adıyla yayımlanmış ve İslam’ın mesajının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.
Atatürk, Kuran’ın Türkçe'ye çevrilmesiyle halkın dini metinleri aracısız olarak anlayabileceğine inanmış ve bu girişimi, dinin doğru bir şekilde öğrenilmesi için önemli bir adım olarak görmüştür. Bu davranış, onun dinî metinlere olan saygısını ve halkın eğitilmesine verdiği önemi yansıtır.
Atatürk, Kurani Kerim’i okuyup anlamış, hayatına sokmuş ve örnek olmuştur.Bununla da yetinmemiş, milletini zalimlere karşı uyarmış ve Türk milletini örgütleyerek Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. “Ya istiklal, ya ölüm!” diyerek bağımsızlık uğruna mücadele etmiştir.
İstiklal Savaşı’nın ardından, Kur'an-ı Kerim’in evrensel değerleri ve buyruklarına uygun, adaletli ve bağımsız bir devlet kurmuştur.
KATILDIĞI ı SAVAŞLAR
ATATÜRK, ASKERİ KARİYERİNDE BİRÇOK SAVAŞA KATILMIŞTIR:
1. Trablusgarp Savaşı (1911, 1912): İtalyanlara karşı Osmanlı'nın Kuzey Afrika topraklarını savunmuştur.
2. Balkan Savaşları (1912, 1913): Balkanlardaki Osmanlı topraklarının korunması için mücadele etti.
3. Çanakkale Savaşı (1915): Anafartalar Kahramanı olarak büyük bir zafer kazandı.
4. Kafkas Cephesi: Doğu Anadolu'da Ruslara karşı mücadele etti.
5. Suriye, Filistin Cephesi: Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak görev yaptı.
6. Kurtuluş Savaşı (1919, 1923): Samsun’a çıkarak başlattığı bu mücadele, Türk milletinin bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlandı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimleri, Türkiye'yi modern, çağdaş ve laik bir devlet yapma amacıyla gerçekleştirdiği köklü değişim ve reformları ifade eder. Bu devrimler, siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda gerçekleşmiştir.
İŞTE ATATÜRK’ÜN BAŞLICA DEVRİMLERİ:
1. SİYASİ DEVRİMLER
Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922):Osmanlı saltanat rejimine son verilmiş, milletin egemenliği esas alınmıştır.
Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923): Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, yönetim şekli halkın egemenliğine dayandırılmıştır.
Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924): Dini liderlik makamı olan halifelik kaldırılarak laik bir devletin temelleri atılmıştır.
2. HUKUK ALANINDAKİ DEVRİMLER
Medeni Kanun’un Kabulü (17 Şubat 1926): Kadın-erkek eşitliğini sağlayan ve laik esaslara dayalı yeni bir hukuk sistemi oluşturulmuştur.
Şer’iye Mahkemelerinin Kaldırılması (1924): Dinî esaslara dayalı mahkemeler kaldırılmış, laik hukuk sistemi getirilmiştir.
Ceza Kanunu ve Ticaret Kanunu (1926):
Modern yasalar kabul edilmiştir.
3. EĞİTİM VE KÜLTÜR DEVRİMLERİ TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU (3 Mart 1924):
Eğitim birleştirilmiş, medreseler kapatılarak modern okullar açılmıştır.
Yeni Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928): Arap harfleri yerine Latin alfabesi kabul edilmiştir. Bu değişim, okuma-yazma oranını artırmıştır.
Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1931 ve 1932): Türk dilinin sadeleştirilmesi ve Türk tarihinin araştırılması için çalışmalar başlatılmıştır.
Üniversite Reformu (1933): Modern bir üniversite sistemi kurulmuş, bilim ve eğitimde ilerleme sağlanmıştır.
4. EKONOMİK DEVRİMLER
Aşar Vergisinin Kaldırılması (1925):Çiftçilerin üzerindeki ağır vergi yükü hafifletilmiştir.
SANAYİ VE KALKINMA HAMLELERİ:
Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar kurulmuş, sanayileşme teşvik edilmiştir.
İzmir İktisat Kongresi (1923): Ekonomik bağımsızlık hedefi belirlenmiş ve kalkınma planları yapılmıştır.
Demiryolu Seferberliği: Ulaşım ve ticaretin gelişmesi için demiryolu ağları genişletilmiştir.
5. TOPLUMSAL DEVRİMLER
Kadın Hakları: Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır (1930 ve 1934). Kadınlar sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif hale gelmiştir.
Şapka ve Kıyafet Devrimi (25 Kasım 1925):Geleneksel kıyafetler yerine modern kıyafetler teşvik edilmiştir.
Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (1925): Dini ve tarikat merkezleri kapatılmış, toplumun çağdaşlaşması hedeflenmiştir.
Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934): Her Türk vatandaşına soyadı alma zorunluluğu getirilmiştir.
6. LAİKLİK İLKESİ VE DİNİ REFORMLAR
Laikliğin Anayasaya Girişi (1937): Laiklik ilkesi anayasal bir ilke haline getirilmiştir.
Din ve Devlet İşlerinin Ayrılması: Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuş, din hizmetleri devletin kontrolüne alınmıştır.
SONUÇ
Atatürk’ün devrimleri, Türk milletini modernleşme yolunda ileri taşıyan köklü değişikliklerdir. Bu devrimler, halkın sosyal, ekonomik ve kültürel hayatını büyük ölçüde değiştirmiş; Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmayı amaçlamıştır.
ATATÜRK’ÜN VİZYONU
Atatürk, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyerek bilimi rehber edinmiştir. Entelektüel bir lider olarak, bağımsızlık ve çağdaşlaşma ilkeleri doğrultusunda bir ulus inşa etmiştir.
Sonuç olarak Atatürk, yalnızca bir asker değil, bir lider, düşünür ve devrimcidir. Onun hayatı, Türk milletine adanmış bir öyküdür ve bıraktığı miras nesiller boyunca ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
ATATÜRK’ÜN TÜRK BİRLİĞİ ÜLKÜSÜ:
Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Birliği ülküsü, Türk milletinin tarihsel ve kültürel bağları temelinde bir birlik oluşturma fikrini ifade eder.
Atatürk, Türk milletinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve dünya üzerindeki Türk topluluklarının bu tarihsel ve kültürel bağlarla bir araya gelebileceğini savunmuştur. Ancak Atatürk’ün Türk Birliği ülküsü, ideolojik veya yayılmacı bir amaç taşımaktan çok, kültürel dayanışma, milli bilinç ve karşılıklı iş birliğini hedef almıştır.
ATATÜRK’ÜN TÜRK BİRLİĞİ HAKKINDAKİ SÖYLEMLERİ
Atatürk, Türk Birliği ülküsü hakkında şu sözleriyle görüşlerini dile getirmiştir:
1. "Türk Birliği'nin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum."
Bu söz, Atatürk'ün Türk Birliği’ni bir ideal olarak gördüğünü ve gelecekte bu birliğin gerçekleşeceğine olan inancını ortaya koyar.
2. "Türk milleti, istiklâliyle beraber büyüktür. Türklerin yalnız bir millet olarak değil, bir bütün olarak dünyada söz sahibi olacağı günler gelecektir."
Atatürk, Türk milletinin sadece kendi içinde değil, dünya çapında da bir güç olabileceğine işaret etmiştir.
3. "Türk milleti zekidir, çalışkandır. Millî birliği sağlandığında aşamayacağı engel yoktur."
Burada Atatürk, Türk milletinin millî birlik sayesinde büyük başarılara ulaşabileceğini ifade etmiştir.
TÜRK BİRLİĞİ ÜLKÜSÜNÜN TEMELLERİ
Atatürk’ün Türk Birliği düşüncesi şu temel ilkeler üzerine inşa edilmiştir:
1. KÜLTÜREL BAĞLAR:
Türk dünyasının ortak bir dili, tarihi ve kültürel değerleri bulunduğuna inanıyordu. Bu ortaklık, milletler arasında dayanışma ve iş birliğini güçlendirebilirdi.
2. MİLLÎ EGEMENLİK:
Atatürk, her Türk milletinin kendi bağımsızlık ve egemenliğine sahip olması gerektiğini savunmuştur.
3. BARIŞÇI YAKLAŞIM:
Türk Birliği düşüncesi, yayılmacı veya saldırgan bir politika değil, kültürel ve ekonomik iş birliği yoluyla bir dayanışma hedeflemektedir.
4. ORTAK TARİH VE KİMLİK:
Atatürk, Türk milletinin kökenlerini ve tarihini araştırarak bu birliğin tarihsel temelini güçlendirmek istemiştir. Türk Tarih Tezi ve Türk Dil Devrimi bu bağlamda önemli adımlardır.
TÜRK BİRLİĞİ ÜLKÜSÜ VE ATATÜRK’ÜN POLİTİKASI
Atatürk’ün Türk Birliği konusundaki yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve egemenlik ilkelerine dayanır:
Bağımsızlık Önceliği: Atatürk, Türkiye'nin iç işlerinde güçlü ve bağımsız bir devlet olarak kalkınması gerektiğini savunmuş, bu nedenle Türk Birliği fikrini uluslararası bir yayılma aracı olarak değil, kültürel dayanışma aracı olarak ele almıştır.
Barış İlkesi: Atatürk, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda, Türk Birliği ülküsünü uluslararası barış ortamını destekleyen bir ideal olarak görmüştür.
SONUÇ
Atatürk’ün Türk Birliği ülküsü, kültürel bağların güçlendirilmesi, ekonomik ve siyasi iş birliğinin artırılması ve Türk milletinin tarihsel birliğinin korunmasını amaçlar.
Bu ülkü, Atatürk’ün Türk dünyasına olan inancını ve Türk milletinin gelecekte daha güçlü bir konumda olacağına dair umutlarını yansıtır.
Atatürk, kimsenin sömürgesi altına girmeyi kabul etmeyen, özgürlüğüne düşkün bir Bozkurt ve Türk milliyetçisiydi. Aynı zamanda gerçek bir Kuran müminiydi.
HALİFE KONUSU
Kur’an’da Halifelik kavramı yaratılan ve yeryüzüne gönderilen tüm insanoğlu için kullanılmıştır. Yani tüm insanlık Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Tüm insanlardan bahsedilmiştir.
Peygamberler Allah'tan vahiy aldığı ve dini tebliğ ettikleri için lider konumundadırlar, çünkü yanlış birşey demezler diyemezler. Allah Kurani Kerim'de Hakka Suresinde buyurmuştur;
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. — Hakka Suresi 44-47. Âyetler
4 HALİFE
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in vefatının ardından onun en yakınında olan her biri Kurani Kerimi bizzat yaşayan Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman. Hazreti Ali'dir.
Bu dört halifeye kimsenin itirazı olamaz olmamıştır da... kaldı ki onlar dini açıdan değil siyasi açıdan Hazreti Muhammed’in devamıydılar.
ÖZETLE;İslamın temel kaynağı Kuran’da Allah’ın veya peygamberin vekili veya halefi anlamında bir halifelik yoktur.
HALİFELİK NEDİR?
Kuran’da Hazreti Adem’den “yeryüzündeki halife” olarak söz edilmektedir. — Bakara Suresi, 30. Âyet
İlahiyatçılara ve Kuran’a göre halife insandır.
Özetle, Hazreti Muhammed’in ölümünden sonra onun yerine devletin başına geçecek kişinin belirlenmesi halifeliğin ortaya çıkmasına neden oldu. Yani halifelik dinsel bir gereklilikten değil, aslında siyasal bir ihtiyaçtan doğdu.
HALİFELİĞİ SAVUNANLAR Peygamberlerin devamı niteliğinde tüm İslam aleminin yani Müslümanların lideri konumunda olup da ne yapmayı hedeflemişlerdir?
NE YAPMIŞLARDIR?
Özellikle Emevi Halifesi Muaviye’den itibaren halifeler kendilerini “peygamberin halefi” olmanın ötesinde “Allah’ın halefi” olarak görmeye başladılar ve bu görüş, halifelik kaldırılıncaya kadar devam etti.
Kendilerini Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak görmüş ve halifeliği kötüye kullanmışlardır.
Kuran’daki İslami öğretileri tamamen saptırmışlardır. Örneğin, Kuran’ın en temel ibadeti olan okuma (İqra) emrini, Müslümanların gündeminden tamamen çıkararak onları sadece camilere toplayıp namazı, İslam’ın tek ve temel ibadeti haline getirmişlerdir.
Halifelik, İslam’a yarar sağlamadığı gibi, İslam’ın hedefine de ters düşmüştür.
Emeviler ve daha sonra Abbâsiler, uydurdukları hadislerle Kur'an-ı Kerim’i tamamen dışlayarak yeni bir din anlayışı oluşturmuşlardır.
Son halife olan Osmanlı Padişahı, Arap dünyası tarafından kabul edilmemiş, hatta Türk milletini arkadan vurmuş ve Osmanlı’nın çöküşüne seyirci kalmışlardır.
Hazreti Muhammed’in bizlere en büyük ve tek emaneti Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamber tekrar gelmeyecektir; artık sadece insan aklı ve kitap vardır:
1. Kurani Kerim (kitap)
2. İnsan (kitap)
3. Evren (kitap)
Kur’an’a göre, vahyin ilk görünümü ve ilk ürünü akıldır. İlk ve esas peygamber de akıldır.
Allah’tan başkasını vekil kabul etmek yasaktır. Dinsel bir halifelik, Kuran’a terstir.
Hadisler sadece tarihtir; asıl olan Kurani Kerim’dir.
İlk kitap Kuran’dır. Allah, Kuran’ı düşünerek okumamızı ve anlamamızı ister. Sadece Kuran mı? Hayır, Allah genelde kitap okuyup bilgi edinmemizi ister. Çünkü hepsi, Allah’ın ayetleridir. Allah, insanı da, evreni de okumamızı, ayetlerini araştırıp bilgilenmemizi ister. Kuran’ın mümini budur.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DE BUNA EN DOĞRU EN GÜZEL ÖRNEKTİR!
İşte tam da bu yüzden, Muaviye’yi, Yezid bin Ebi Süfyan’ı Peygamber edinenler, onların uydurduğu dini ortadan kaldıran ve Hazreti Muhammed’in tebliğ ettiği Kuran’ı tekrar Müslümanların gündemine sokan, Kuran’ın anadilinde okunup anlaşılmasını sağlayarak Allah’ın buyruğunu yerine getiren Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten nefret ediyorlar. Çünkü Atatürk, onların oyunlarını bozdu, işleyen çarklarına çomak soktu ve kurdukları düzeni başlarına yıktı. İnsanlara yalnızca Allah’a teslim olunması gerektiği gerçeğini hatırlattı.
Bu yüzden ingilizler Atatürk ile Türk milletinin arasını açmak için Atatürk'e onlarca iftira attılar ve onu dinsizlikle suçladılar.
Evet Atatürk uydurulmuş İslam dinine mensup değildi doğrudur o Kur'an'da ki İslam dinine mensuptu. Akılcıydı o Hazreti Muhammed’in sağ elini verdim dediği büyük Türktü.
Şeyh Sünüsî Hazretleri bir gece Peygamberimizi (sav) rüyasında görmüş ve koşup elini Öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben, “Ya Resulullah niçin sağ elinizi vermediniz?” diye sual edince şu cevabı almış:'Sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal’e uzattım.
Evet Mustafa Kemal Atatürk Türk'ü İslam Sancağı ile birlikte mezardan çıkartmış yok olmaktan kurtarmıştır.
Gelelim tekrar halife ve şeytanın saptırması konusuna.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün halifeliği kaldırışı hem Türk'ün yeniden dirilişi hemde Kur’an'da ki İslam'ın tekrar gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
KUR’AN-I KERİMİN İNİŞ SIRASINA GÖRE İLK SURESİ ALAK SURESİ 19 AYETTİR.
Unutulmamalıdır ki Kuran-ı Kerim’i doğru anlamak için şimdi bize iniyormuş gibi okumalıyız. Kur'an herkese hitap eder ayetler evrenseldir. Dün için de bugün için de yarın için de geçerlidir.
GELİN BİRLİKTE İNCELEYELİM KUR’AN VE ATATÜRK:
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM RAHMAN VE RAHÎM ALLAH’IN ADIYLA...
İkra’ bismi rabbikellezî halakYaratan Rabbinin adıyla oku, çağır!
TEVSİRİ:
Kur'an'ın ilk emri "Oku!"dur. Bu emir, Kur'an'ın ilk talebi ve temel ibadetidir. Kur’an’ı okumadan, onu anlayıp hayatımıza sokmadan gerçek bir Kur’an mümini olamayız. Dolayısıyla, en önemli ibadetlerden biri de okumaktır.
Mustafa Kemal Atatürk, Kurani Kerim’i tam anlamıyla okumuş ve onun öğretilerini tam anlamıyla hayata geçirmiştir. Ayrıca, tüm Türk milletinin de Kurani Kerim’i anlayarak uygulayabilmesi için gerekli adımları atmıştır.
Halakal insâne min alakİnsanı, embriyodan, yapışan bir sudan, sevgi ve ilgiden yarattı.
PEKİ, NEYİ OKUMALIYIZ?
1. Kur’ani Kerim kitabını2. Evren kitabını3. İnsan kitabını
Günümüz İslam dünyası yeterince okumadığı için birçok tuzağa düşmekte ve zorluklara sürüklenmektedir. Allah bizden yaratılışı okumamızı, evrendeki ayetleri ve insanın kendisini incelememizi istiyor. Allah "Ol" demesiyle yaratmayı başlattı ve bu yaratılış süreci her an devam etmektedir. Böylece Allah, bilimi ve araştırmayı da teşvik etmiş oldu. Çünkü ayetler sadece Kur’an’da değil; evrenin kendisinde, insanın içinde ve her yerde bulunmaktadır. Hepsi Allah’ın ayetleridir.
Mustafa Kemal Atatürk, 4000'den fazla kitap okudu 7 kitap yazdı. Kur'an-ı Kerimi orijinalinden okudu ve herkes okuyup anlayabilsin diye Türkçe'ye çevirtmiştir.İnsan ve evren kitaplarının okunabilmesi için de Cumhuriyeti kurmuş ve gerekli adımları atmış Kur'an'ın istediği devrimleri bir bir gerçekleştirmiştir.
3. İkra’ ve rabbukel ekrem3. Oku! Rabbin Ekrem’dir, en büyük cömertliğin sahibidir.
Okumak o kadar değerlidir ki, sonucunda özgürlük vaad edilir. İlk üç ayetle Yüce Allah bize, özgürlüğün kaynağının da O olduğunu bildirir. Allah’a teslim olmak, Müslim olmaktır, yani Allah’a teslim olmak aynı zamanda okumaktır. Okumak özgürlüğe, özgürlük ise Allah’a teslimiyete götürür.
Mustafa Kemal Atatürk, okuyarak özgürleşti okuduğunu anlayıp hayatına sokarakta özgürleştirdi. Türk milletini ve devletini özgürlüğüne kavuşturdu ve tam Bağımsız bir ülke kurdu. Insanlara ona buna değil yalnız Allah'a teslim olunması gerektiğini hatırlattı.
Ellezî alleme bil kalemO’dur kalemle öğreten!
Allemel insâne mâ lem ya’lemİnsana bilmediğini öğretti.
Kur’an’a göre insanlığın ilk öğretmeni Allah’tır. Öğrenmenin ve öğretmenin önemine vurgu yapılarak, insanın her şeyi bizzat Allah’tan öğrendiği anlatılmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk, Allah'ın kitabından öğrenip Türk milletinin öğretmeni oldu.
Kallâ innel insâne leyatğâİş, sanıldığı gibi değil! İnsan gerçekten azar.
İnsan, kendisini yeterli görerek haddini aşabilir ve zalimleşebilir. Örneğin, Firavun gibi gücü ve kudreti elinde bulunduranlar haksızlık yapma eğilimindedir. Böyle biri için merhamet yok olur, yalan ve zulüm hakim olur.
Mustafa Kemal Atatürk, kendini yeterli görüp azmadı, azanlara kafa tuttu baş kaldırdı. Zalimlere savaş açtı.
Erraâhu stağnâKendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür.
Elindeki güç sayesinde kendisini kimseye muhtaç olmadığını zanneder, kibirlenir ve kendisini ilahlaştırır. Bu durumda nankörlük ve iki yüzlülük ortaya çıkar, çevresine zalimlik yapmaya başlar.
Mustafa Kemal Atatürk, zalimlere ve güce tek başına karşı koydu yetmedi Türk milletini de örgütleyip zalimlere karşı mücadele başlattı.
İnne ilâ rabbiker ruc’âOysaki, dönüş yalnız Rabbinedir!
Ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda dönüş Allah’adır. Dünyanın tüm malına ve gücüne sahip olsalar bile, ilahi adalet günü onları beklemektedir.
Mustafa Kemal Atatürk, hiçbir zaman paraya ve güce tapmadı. Böyle yapanlara hep baş kaldırdı.
E raeytellezî yenhâGördün mü o yasaklayanı,
Abden izâ sallâBir kulu namaz kılarken, dua ederken;
İnanç özgürlüğüne karşı çıkarlar, insanları ibadetten alıkoyarlar. Eğitim, bilgi ve Allah’a yönelişi engellemeye çalışırlar.
Mustafa Kemal Atatürk, Kur'an'ın buyruğu olan laiklik ve demokrasi ile inanç özgürlüğünü koruma altına aldı.
E raeyte in kâne alel hudâGördün mü! Ya o iyilik ve doğruluk üzere ise?!
Ev emare bit takvâYa o, takvayı emrediyorsa!
Birinin doğru yolda olup olmadığını önemsemeden, yalnızca kendisine benzemediği için ona haksızlık ederler.
Mustafa Kemal Atatürk, haksızlığa uğradı ama haksızlık yapmadı. Adaleti hakim kıldı.
E raeyte in kezzebe ve tevellâGördün mü! Ya şu yalanlamış, sırt dönmüşse!
E le ya’lemu ennallâhe yerâBilmedi mi ki Allah gerçekten görür!
Birini yalnızca kendine benzemediği için dışlarlar. Kendi çıkarları doğrultusunda adaleti çiğnerler. Allah her şeyi görür; gizli de olsa, açık da olsa bilir.
Mustafa Kemal Atatürk, Kur'an'ı okuyup bildiği için tüm bunlara sabretti. Allah sabredenlerle beraberdi, bildi. Emin adımlarla devam yürüdü.
Kallâ le in lem yentehi le nesfe’an bin nâsiyetiİş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!
Nâsiyetin kâzibetin hâti’ehO yalancı, o günahkâr alnı.
Ey zalimler! Eğer bu tutumunuzdan vazgeçmezseniz, Allah sizi mutlaka sorguya çekecek. Adalet Allah’a aittir, insanların gücü size yetmeyebilir ama Allah’ın hükmünden kaçamazsınız.
Mustafa Kemal Atatürk, Allah'a yardım ettiği için Allah da ona yardım etti onu destekledi. Allah'a güvendi ve devam yürüdü. Ümitsizliğe hiç düşmedi.
"Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim." dedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Fel yed’u nâdiyehHadi çağırsın derneğini, kurultayını!
Bütün güçlerini toplasalar, tüm imkanlarını kullansalar bile…
Mustafa Kemal Atatürk, düşmanları her yandan onu sardığı ve hakkında idam fermanı dahi çıkarıldığı halde, her şeye rağmen dik durdu ve Allah’a olan güveninden asla vazgeçmedi.
Se ned’uz zebâniyeteBiz de çağıracağız zebanileri!
Sonunda mutlaka vaat edilen hesap günü gelecek ve hepsi adaletin önüne çıkarılacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk, adalete hep güvendi.
Kallâ lâ tuti’hu vescud vakteribSakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!
Bu zulme ve baskıya boyun eğme; Allah’a secde et ve O’na yaklaş. Tüm sıkıntılara rağmen, yalnız Allah’a güven. Allah’ın dosdoğru yolundan sapma.
Mustafa Kemal Atatürk, kimseye boyun eğmedi Allah'ın dosdoğru yolundan sapmadı ve dimdik yürüdü.
İniş sırasına göre 2. sure olan Kalem Suresi, Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısındaki zalimleri de tasvir eder niteliktedir. Bu sure, dünün, bugünün ve yarının zalimlerinin karakterini ve fotoğrafını gözler önüne sermektedir.
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM RAHMAN VE RAHÎM ALLAH’IN ADIYLA...
Nûn! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına
Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,
Senin için kesintisiz bir ödül var.
Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.
Yakında göreceksin, onlar da görecekler,
Hanginizmiş fitneye tutulan, deliren!
Senin Rabbin, evet O'dur kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilen. Ve O'dur kimin doğruya ve güzele kılavuzlandığını en iyi bilen.
O halde, yalanlayanlara itaat etme!
İstediler ki sen, alttan alıp gevşek davranasın, yağcılık edesin de onlar da yağcılık etsinler, yumuşaklık göstersinler.
Şunların hiçbirine eğilme, uyma: Çok yemin eden, bayağı, alçak,
Alaycı, gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,
Hayrı engelleyen, sınır tanımaz, saldırgan, günaha batmış,
Kaba, obur, bütün bunlardan sonra da soyu bozuk, kötülükle damgalı.
Mal ve oğullar sahibi olmuş da ne olmuş?
Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: "Daha öncekilerin masalları!"
Yakında biz onun hortumu üzerine damga basacağız, burnunu sürteceğiz.
Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.
Hiçbir istisna tanımıyorlardı.
Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,
O, simsiyah kesiliverdi.
Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:
"Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin."
Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:
"Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin!"
Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.
Fakat bahçeyi görünce: "Yahu, biz yanlış gelmişiz." dediler!
"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
Ortancaları, ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"
O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gerçekten biz zalimler olduk."
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
"Yazıklar olsun bize, dediler, biz gerçekten azgınlarmışız!"
"Umarız, Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz de her şeyimizle Rabbimize yöneliriz."
İşte böyledir azap! Âhiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Bir bilselerdi!
Takva sahipleri için, Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır.
Biz, Müslümanları, Allah'a teslim olanları, suçlular gibi yapar mıyız?
Neniz var sizin, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi görüyorsunuz?
Onda, keyfinize uyan her şeyi rahatça buluyorsunuz.
Yoksa sizin lehinize üzerimizde kıyamete kadar uzanacak yeminler mi var da siz ne hükmederseniz oluverecek!
Sor onlara: "Böyle bir şeye hangisi kefil?" Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru sözlüler iseler, çığırıversinler ortaklarını!
Baldırın çıplak kalacağı, secdelere çağrılacakları gün, onu da yapamayacaklar.
Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.
Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.
Süre tanıyorum onlara. Tuzağım gerçekten zorludur benim.
Bir ücret mi istiyorsun kendilerinden de onlar, bir borç altında eziliyorlar!
Yoksa gayb, yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
Artık, Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu Yûnus gibi olma! Hani o, öfkelendirilmiş bir halde yakarmıştı.
Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.
Fakat Rabbi onu seçip yüceltti ve barışseverlerden yaptı.
O küfre sapanlar, Zikir'i, Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.
Oysaki o Zikir, Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir.
Çok fazla uzatmamak için,Suredeki Ana Mesajlara değineceğim.
1. KALEMLE BAŞLAYAN BİR İLAHİ HİTAP:
"Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun..."
Allah, kaleme ve yazıya dikkat çeker. Bu, bilginin, ilmin, kaydetmenin ve öğrenmenin ne kadar değerli olduğunu gösterir. Günümüzde de insanın bilgiye, araştırmaya ve hakikati aramaya verdiği önem çok büyüktür. Allah, insanlara bilgiyi ve hikmeti verir ve bu bilgiyi insanlığın faydasına kullanmamızı ister.
Mustafa Kemal Atatürk, de hayatı boyunca bunu yaptı ve bizden de bunu istedi bunu emanet etti bizlere...
2. PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN AHLAKI:
"Sen, üstün bir ahlak üzerindesin."
Bakın giyisiden, sakaldan, sarıktan, cübbeden.. vesaire söz edilmiyor hedefe giden yolda her şey sama mubahtır denmiyor, temiz ahlaktan söz ediliyor.
Peygamberimizin ahlaki üstünlüğü, onun örnek kişiliğini vurgular. Günümüzde, Peygamberimizin dürüstlüğü, merhameti, adaleti ve sabrı örnek alınması gereken değerlerdir. İyi bir ahlak, sadece bireyin kendisi için değil, toplum için de güven kaynağıdır. İnsanın üstün ahlakı, toplumda güveni, birliği ve adaleti sağlamak için elzemdir.
Mustafa Kemal Atatürk, bizlere ahlaklı olmayı öğütlemiş ve örnek olmuştur.
3. KÖTÜ AHLAK SAHİPLERİ VE KİBİR:
"İtaatsizlik eden, kaba, zalim, mal ve evlat sahibi olsa da…"
Sure, insanların kibirlenmemesi, mal veya güçle üstünlük taslamaması gerektiğini anlatır. Allah, zenginliği bir sınav olarak verebilir, fakat bu, insanın değerli ya da üstün olduğunu göstermez. Günümüzde de kibir, bencillik ve nankörlük toplumları yozlaştıran unsurlardır. Bu ayetler, güç veya zenginlik ile ahlakı kaybetmenin insanı felakete götürebileceğini anlatır.
Her dönemin zalimlerini anlatıyor adeta fotoğraflıyor. Firavuna kadar gitmenize gerek de yok Atatürk döneminde de olduğu gibi şu an bizim dönemimizde de varlar, çünkü mal ve güç zalimlere tuzaktır onları azdırır. Zalimi tanımanın en iyi yollarından biri budur.
4. BAHÇE SAHİPLERİNİN HİKAYESİ:
Surede, bahçe sahiplerinin ibret dolu hikayesi anlatılır. Allah, onlara zenginlik bahşeder, ancak onlar bu zenginlikle kibirlenir ve fakirlere yardım etmeyi reddederler. Bunun sonucu olarak bahçeleri helak edilir. Bu, zenginlik veya başarı karşısında Allah’a şükretmeyi ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi unutmamamız gerektiğini öğretir. Günümüzde de benzer şekilde, toplumdaki varlıklı kesimlerin yardımsever olması, dayanışma ruhunu canlı tutmak, toplumsal barış için önemlidir.
Nekadar zengin olursa olsunlar zalimleştikleri taktirde bu onlardan bir gün ansızın alınır onlarda baka kalır. Sonra birbirine düşerler.
5. SABIR VE TESLİMİYET:
"Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabret."
Sure, Peygamberimiz ve ona inananlara sabırlı olmalarını öğütler. Günümüzde de zorluklar karşısında sabretmek, umudunu kaybetmemek, insanın manevi olarak güçlenmesine yardımcı olur. Allah, her sıkıntının bir imtihan olduğunu ve her zorlukla birlikte kolaylık da gönderdiğini hatırlatır.
6. AHİRET İNANCI VE HESAP GÜNÜ:
Kalem Suresi, ahirete inancı vurgular. İnsanlara dünyadaki davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşecekleri bir gün olduğunu hatırlatır. Günümüzde de yaptığımız her şeyin bir karşılığı olduğunu ve bu hayatın bir sonu olduğunu unutmamak, insanların daha sorumlu davranmalarını sağlar.
Kısacası Kalem Suresi bize zalimlerin fotoğrafını da çeker dosdoğru yolu da gösterir. Demek ki Peygamber Efendimizin nasıl yürüdüğünü değil nereye yürüdüğünü nasıl gözüktüğünü değil ne yaptığını örnek almalıyız. Nitekim o gün o coğrafyada herkes aynı giyiniyor herkes sakal uzatıyor herkes aynı dili konuşuyordu. Önemli olan mesajdır. Önemli olan güzel ahlaktır. Önemli olan mesajı almaktır. Atatürk de bunu başarmış.
Diğer iniş sırasına göre üçüncü ve dördüncü surelerde de Mustafa Kemal Atatürk'ün çıkıp uyarmadan çıkıp mücadele vermeden kurtuluş savaşını başlatmadan önceki hazırlanışını görebilirsiniz. Bu sureleri de özel olarak paylaştık ve paylaşıyoruz önceki yazılardan okuyabilirsiniz.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerim
- Hak Dini Kur'an Dili, Haz. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
- Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk.
- Geometri, Mustafa Kemal Atatürk.
- Vatandaş İçin Medeni Bilgiler.
- Zabit ve Kumandan ile Hasbihal.
- Ta'bîye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nasihatler.
- Eskişehir-İzmit Konuşmaları.
- Türk Tarih Kurumu yayınları.
- Türk Dil Kurumu yayınları.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanakları.
- Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı belgeleri.
- Atatürk'ün Bütün Eserleri.
- Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları.
- Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler.
- Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam.
- Andrew Mango, Atatürk.
- Lord Kinross, Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu.
- İlber Ortaylı, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet tarihi üzerine eserleri.
- Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye'nin Tarihi.
- Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu.
- Cengiz Özakıncı, Osmanlı'nın son dönemi ve Millî Mücadele üzerine eserleri.
- Mu Kıtası, James Churchward. (Bu eserler tarih yazımında genel kabul görmüş akademik kaynaklar değil, alternatif tarih literatürü kapsamında değerlendirilmektedir.)
- Diyanet İşleri Başkanlığı mealleri ve tefsirleri.
- Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yayınları.
- İSAM (Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi) yayınları.
Not: Bu çalışmada yer alan Atatürk'ün Kur'an ayetleriyle ilişkilendirilmesine dair değerlendirmeler, halifelik hakkındaki bazı yorumlar ve ayetlerin güncel olaylara uygulanması yazara ait yorumlardır. Bu değerlendirmeler doğrudan tarihî veya akademik bir görüş birliğini değil, yazarın Kur'an merkezli yorumunu yansıtmaktadır.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR! |VİDEO 218
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR! |VİDEO 218
İZLETİ: (Facebook)
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR! |VİDEO 218
170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR! |VİDEO 218
