157. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
GİRİŞ
Mustafa Kemal Atatürk, sadece modern bir devletin mimarı değil, aynı zamanda dinin özündeki samimiyeti ve aklı önceleyen bir anlayışı savunan bir liderdir. Toplumun hurafelerle kuşatıldığı ve dinin çıkar odaklı bir tahakküm aracı olarak kullanıldığı bir dönemde Atatürk, İslam’ın asli kaynaklarına dönülmesini ve dinin birey ile Allah arasındaki bağı güçlendiren bir iradeye kavuşmasını hedeflemiştir. Bu yazı, Atatürk’ün laiklik anlayışının aslında nasıl 'dinsizlik' değil, dini yozlaşmalardan koruma çabası olduğunu, tarihî belgeler ve Kur’an ayetlerinin ışığında ele almaktadır.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
GERÇEKLERİ TARİH VE KUR’AN IŞIĞINDA KONUŞALIM
Mustafa Kemal Atatürk hakkında en sık yapılan haksız suçlamalardan biri, onun “dinsiz” ya da “İslam karşıtı” olduğu yönündedir. Ancak bu iddialar hem tarihî gerçeklerden, hem de Atatürk’ün sözlerinden ve eylemlerinden bütünüyle uzaktır.
Tam tersine, Atatürk’ün yaptığı pek çok şey, İslam’ın özüne uygun olup, dini istismar eden anlayışlara karşı milleti korumaya yönelik hamlelerdir.
1. ATATÜRK'ÜN DERDİ DİNLE DEĞİL, DİNİN SÖMÜRÜLMESİYLEDİR
Atatürk defalarca dine olan saygısını açıkça ifade etmiştir:
“Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dayanağa, Allah’a dayanır.”“Bizim dinimiz en makul ve en doğal dindir.”
Ancak onun karşı çıktığı şey şudur:
Din kisvesiyle halkı kandıran sahte hocalar,
Allah’la kul arasına giren aracı sınıflar,
Dini kullanarak siyaset ve çıkar elde eden gruplar.
Bu mücadele, Kur’an’ın da onayladığı bir mücadeledir:
“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır.”
Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.
— Bakara Suresi, 256. Âyet
“Benim ayetlerimi az bir bedel karşılığı satmayın. Ve yalnız benden sakının.” — Bakara Suresi, 41. Âyet
Atatürk tam da bu ayetlerde anlatılan yozlaşmayla mücadele etmiştir.
2. “MEDENİ BİLGİLER”DE NE DİYOR, NE DEMİYOR?
Atatürk’ün Medeni Bilgiler kitabında yazdığı bazı bölümler çarpıtılarak onun dine düşman olduğu söyleniyor. Özellikle şu cümleleri çok sık kullanılıyor:
“Türkler Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din Türk milletinin millî hislerini zayıflattı...”“Arapça bilmeden Kur’an’ı ezberleyen ama ne dediğini bilmeyen hafızlara döndüler...”
Bu sözler dine hakaret değildir. Eleştirilen, İslam’ın özü değil; İslam’ın Arap kültürüyle özdeşleştirilmesi ve Türk milletinin kendi dilinde ibadet edememesi yüzünden dinin anlaşılmaz hâle getirilmesidir.
BU NOKTADA ATATÜRK’ÜN TEZİ ŞUDUR:
Allah’a ulaşmak istiyorsan, önce O’nun sözünü anlamalısın.Kur’an, anlaşılmak için gelmiştir. Onu anlamadan ezberlemek, akletmeye engeldir.
Bu da Kur’an’ın bizzat buyruğudur:
“Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?” — Muhammed Suresi, 24. Âyet
3. O GÜNÜN ŞARTLARI NE GEREKTİRİYORSA ONU YAPTI
Atatürk, Osmanlı’nın son döneminde dinin siyasete ve sömürüye alet edilmesinden doğan cehaleti görmüştü.
Bu nedenle:
Halifeliği kaldırdı, çünkü Kur’an’da böyle bir kurum yoktu.Tarikatları kapattı, çünkü birçoğu halkı uyuşturuyor, Kur’an yerine şeyh sözüyle yaşıyordu.Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesini sağladı, çünkü Allah’ın sözünü herkes anlayabilsin diye.Ezanın Türkçe okunmasını denedi, çünkü ibadetin anlamını kavramak gerekiyordu.
Bu reformlar dine değil, hurafeye ve tahakküme karşı yapılmış hamlelerdi.
İslam’a göre din samimiyettir:
“Dinde zorlama yoktur.” — Bakara Suresi, 256. Âyet
“Allah'a çağırıp/yakarıp hayra ve barışa yönelik iş yapan ve "Ben, Müslümanlardanım/Allah'a teslim olanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?!” — Fussilet Suresi, 33. Âyet
Atatürk bu bağlamda dine karşı değil; dini istismar ederek milleti uyutan zihniyete karşıydı.
4. ATATÜRK VE BALIKESİR HUTBESİ: "DİNİN ÖZÜNE DÖNÜŞ"
Atatürk’ün dine bakışını anlamak için 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde okuduğu ünlü hutbesine bakmak yeterlidir. Atatürk, bu hutbesinde dinin toplum hayatındaki yerini belirlerken, dinin asla bir siyaset aracı olmaması gerektiğini şu sözlerle ifade etmiştir: "Din birliğin sağlayan bir bağdır. Ancak, dinin siyasi bir araca dönüştürülmesi, dinin yüce ruhuna aykırıdır. Din, insanların huzuru ve mutluluğu içindir. Ancak, dini siyasete alet edenler, hem dini hem de toplumu zehirlerler. Bizim dinimiz, aklın ve mantığın dinidir. Akıl ve mantığın dışında hiçbir şey bizim dinimizle bağdaşmaz."
Atatürk bu hutbesinde, cami kürsüsünden halka hitap ederek, İslam’ın asıl amacının "akıl, mantık ve ahlak" olduğunu hatırlatmış; hurafelerin ve din istismarcılarının İslam’a verdiği zararı bizzat cami çatısı altında dile getirmiştir. Bu tutum, onun dine olan mesafesini değil, dinin saf ve temiz kalması için gösterdiği derin hassasiyeti kanıtlar.
5. TÜRK MİLLETİ’Nİ UYDURULMUŞ DİNLE DEĞİL, AKILLA BULUŞTURDU / KUR’AN’DAKİ İSLAM’LA
Atatürk’ün en büyük arzusu, Türk milletinin dinini anlayarak, bilinçle yaşamasıdır. Bu yüzden halkın önüne Kur’an’ı koydu, aklı kullanmayı öğütledi ve Allah’a ulaşmanın yolunu gösterdi:
“Bizi yanlış yollara sevk edenler, hep din perdesi altında kutsal bir takım kavramlarla halkı aldatanlar olmuştur.”
Yani Atatürk, bir müminin en büyük hakkını savunmuştur:Allah ile kendi arasında kimse olmadan, anladığı dille ibadet etmek!
Atatürk, İslam’ın Ruhunu Savunmuş Bir Aydınlanmacıdır
Atatürk’ün dine karşı değil, hurafeye ve baskıya karşı verdiği mücadele, aslında İslam’ın özüne uygundur. O:
Aklı kullanmayı emreden Kur’an’a uygun hareket etmiştir.
İslam’ı Arap kültürünün içinde eritmeye çalışanlara karşı çıkmıştır.
Halkın Allah’ın sözünü anlamasını sağlamıştır.
Dinle değil, din istismarcılığıyla mücadele etmiştir.
Bugün hâlâ Kur’an’ı anlamadan ezberleyen, din adına siyaset yapan, halkı susturup kendi çıkarına çalışan yapılar varsa, bilin ki Atatürk’ün mücadelesi henüz bitmemiştir.
Kaynakça
Atatürk, M. K. (1930). Medeni Bilgiler (Manevi Miras).
Ayyıldız, M. E. (2018). Mustafa Kemal Atatürk ve Din.
Diyanet İşleri Başkanlığı. Kur’an-ı Kerim Meali.
Kocatürk, U. (1984). Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
Özakman, T. (2005). Şu Çılgın Türkler.TBMM Arşivi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis Konuşmaları (1920-1938).
BALIKESİR HUTBESİ:
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri (Cilt II):
Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi metninin orijinal kayıtlarına ve Meclis tutanaklarına dayanan en temel resmi kaynak. (Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları).
Arıburnu, K. E. (1981). Atatürk’ün Din Hakkındaki Düşünceleri. Ankara: İş Bankası Kültür Yayınları. (Hutbenin tarihsel bağlamını ve metin analizini içeren temel bir eser).
Görgülü, İ. (2012). Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi ve Laiklik Anlayışı. İstanbul: Kaynak Yayınları. (Hutbenin analizine odaklanan özel bir çalışma).
Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM): "Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi". (Kurumsal web sitesi ve arşiv belgeleri).
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
İZLETİ: (Facebook)
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI
