KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU kitap kapağı

253. bölüm / 390

237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 390Şu an: 237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM
  1. 1 KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU181 kelime
  2. 2 İSTİKLAL MARŞI274 kelime
  3. 3 İLKSÖZ364 kelime
  4. 4 ÖNSÖZ587 kelime
  5. 5 HAKKIMDA243 kelime
  6. 6 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 11.723 kelime
  7. 7 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 2543 kelime
  8. 8 BU ESERİ HAZIRLAMA GEREKÇEM590 kelime
  9. 9 UYGULANAN METOT — İZLENEN YOL394 kelime
  10. 10 TANITIM — BÜTÜN ESERLERİ — YAPAY ZEKÂNIN DEĞERLENDİRMESİ881 kelime
  11. 11 GİRİŞ BEN HAKİKATİN YOLCUSUYUM782 kelime
  12. 12 ARKA KAPAK YAZISI360 kelime
  13. 13 SON SÖZ481 kelime
  14. 14 KİTAP TANITIM YAZISI375 kelime
  15. 15 MÜNÂCÂT182 kelime
  16. 16 1. TENGRİCİLİK: PANTEİST İNANÇ MI, KOZMİK TEVHİT Mİ?5.219 kelime
  17. 17 2. TENGRİCİLİK: TÜRKLERİN KADİM KÖK TENGRİ (GÖK TANRI) İNANCI3.560 kelime
  18. 18 3. TÜRKLERDE GÜNEŞ DOĞMADAN VE BATMADAN ÖNCE GÖK TENGRİ’YE DUA ETME GELENEĞİ828 kelime
  19. 19 4. . TÜRKLERİN DUASI602 kelime
  20. 20 5. TÜRK MİLLETİ VE İNANÇ KONUSU4.136 kelime
  21. 21 6. SÜMERLER GERÇEKTEN ÇOK TANRILI MIYDI?6.108 kelime
  22. 22 7. KÖK DİL ARAYIŞI VE TÜRKÇE Doçent Doktor Haluk Berkmen1.542 kelime
  23. 23 8. BATININ DİLİNİN ALTINDAN TÜRKÇE ÇIKTI!1.212 kelime
  24. 24 9. BABİL KULESİ VE DİLLERİN KARIŞMASI8.717 kelime
  25. 25 10. TÜRKLER KILIÇ ZORUYLA MI İSLAM'A GEÇTİ? TARİH, SİL BAŞTAN YAZILMAK ZORUNDA KALACAKTIR.3.026 kelime
  26. 26 11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI11.551 kelime
  27. 27 12. HAK İLE BATILIN MÜCADELESİ: TÜRK MİLLETİ VE ŞEYTANIN FISILTILARI543 kelime
  28. 28 13. FAŞİZMİN ÖLÇÜSÜ: IRKÇILIK VE DİNCİLİK Mİ, MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK MI?892 kelime
  29. 29 14. SOYDAN DEĞİL, HAKTAN YANA OLMAK: HAZRETİ İBRAHİM’İN DUASI VE GERÇEK MİLLİYETÇİLİK814 kelime
  30. 30 15. ANAV'DAN GÖBEKLİTEPE'YE: İLK UYGARLIKLARIN DOĞU’DAN BATI’YA YAYILAN KÜLTÜREL KODLARI VE TÜRKLERİN KADİM MİRASI1.131 kelime
  31. 31 16. BİR ATEİSTE CEVAP İSLAM BİR ARAP DİNİ MİDİR?2.219 kelime
  32. 32 17. TÜRKLERİN ANADOLU'DAKİ TARİHİ SANILANDAN ÇOK DAHA ESKİDİR1.255 kelime
  33. 33 18. TÖREYE VE KUR’AN’A GÖRE DOĞA MANİFESTOSU683 kelime
  34. 34 19. TEZ: HAZRETİ NUH’TAN OĞUZ KAĞAN’A  – TÖRE’NİN İLAHİ KÖKENİ ÜZERİNE BİR İNCELEME2.437 kelime
  35. 35 20. KUR’AN’DA TUVA VADİSİ VE HAZRETİ MUSA’NIN KÖKENİ ÜZERİNE TARİHÎ VE KÜLTÜREL ALTERNATİF OKUMALAR4.265 kelime
  36. 36 21. AMERİKALI YAZARA GÖRE TÜM DÜNYANIN KÖKENİ ASLINDA TÜRK1.348 kelime
  37. 37 22. TABULAR YIKILIYOR…!TUFAN NEREDE?  VE NE ZAMAN OLMUŞTU..!?2.270 kelime
  38. 38 23. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK  Tengri’den Kur’an’a Tevhid Anlayışı6.243 kelime
  39. 39 24. TÜRKLERİN KÖKTENGRİ İNANCI – TEK TANRICILIK VE TEVHİD: HAKKIN TEMSİLCİLİĞİ2.743 kelime
  40. 40 25. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ2.199 kelime
  41. 41 26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI994 kelime
  42. 42 27. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ — KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET   1. KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET1.044 kelime
  43. 43 28. MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK8.630 kelime
  44. 44 29. CENGİZHAN YASASI MI —TÜRK TÖRESİ Mİ —  İSLAM ŞERİATI MI [Yasa-Töre-İnanç]9.885 kelime
  45. 45 30. TEK DÜNYA DEVLETİ HAYALİ — BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ GERÇEKLERİ2.309 kelime
  46. 46 31. BİR KUR'ANI KERİM İLKESİ: TE' ÂRUF!2.536 kelime
  47. 47 32. ADALETİN ZALİMLE SINAVI: ALLAH İLE ALDATANLAR VE ZULÜM DÜZENİ3.601 kelime
  48. 48 33. TÜRK KİMLİĞİNİN SİLİKLEŞMESİ841 kelime
  49. 49 34. ALLAH DOSTLARININ MÜCADELESİ VE ZALİMLERİN TAVRI1.658 kelime
  50. 50 35. KUR'AN'IN İNİŞ SIRASINA GÖRE İLK DÖRT SURESİ (Kısa Tefsir ve Özeti)5.785 kelime
  51. 51 36. TÜRK BİRLİĞİ: MEDENİYETİN YENİ UFKU VE KÜRESEL BARIŞIN TEMİNATI2.038 kelime
  52. 52 37. LİDER KİM? TÜRK DÜNYASININ DAĞILAN MERKEZ GÜCÜ || 1. BÖLÜM678 kelime
  53. 53 38. KAYIP KİMLİK — “TÜRKÜM” DEMEK SUÇ MU OLDU? || 2. BÖLÜM565 kelime
  54. 54 39. TÜRK DÜNYASI NEDEN ÇİN'E YANAŞTI? İHANET Mİ, MECBURİYET Mİ? || 3. BÖLÜM586 kelime
  55. 55 40. SIĞINMACI POLİTİKASI VE TÜRK KİMLİĞİNİN EROZYONU — DEMOGRAFİ SAVAŞI BAŞLADI MI? || 4. BÖLÜM495 kelime
  56. 56 41. TÜRK KİMLİĞİNİ YENİDEN TANIMLAMAK — BİRLİK Mİ, ÇÖKÜŞ MÜ? || 5. BÖLÜM531 kelime
  57. 57 42. TÜRK BİRLİĞİ GERÇEKTEN MÜMKÜN MÜ? — HAYAL DEĞİL, STRATEJİ MESELESİ! || 6. BÖLÜM562 kelime
  58. 58 43. TÜRK BİRLİĞİ KURULURSA NE OLUR? — YENİ BİR MEDENİYET KUTBUNUN YÜKSELİŞİ || 7. BÖLÜM607 kelime
  59. 59 44. ARAPÇILIK MI, TÜRKCÜLÜK MÜ? — KİMLİĞİMİZİ KİME TESLİM ETTİK? || 8. BÖLÜM507 kelime
  60. 60 45. 15 MİLYON SIĞINMACI — TÜRK VARLIĞINA YÖNELİK SESSİZ İŞGAL || 9. BÖLÜM614 kelime
  61. 61 46. TÜRK DEVLETLERİ NEDEN ÇİN’E YAKINLAŞTI? — KOPUŞUN GİZLİ NEDENLERİ || 10. BÖLÜM600 kelime
  62. 62 47. TÜRK KİMLİĞİNİN GELECEĞİ VE YENİ BİR BİRLİK MÜMKÜN MÜ? || 11. BÖLÜM — SOMUT STRATEJİLER VE VİZYON479 kelime
  63. 63 48. YA TÜRKSÜN, YA MÜSLÜMAN: KURGULANMIŞ BİR AYRILIK HİKÂYESİ639 kelime
  64. 64 49. KİMLİK Mİ İNANÇ MI? MÜSLÜMANLIK ÜST KİMLİK OLAMAZ!789 kelime
  65. 65 50. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE MİTOLOJİSİNDE YARALI BİR GEYİĞİN ŞEHRE İNMESİ808 kelime
  66. 66 51. DOĞANIN SABRI TAŞTI: TÜRK TÖRESİ VE İLAHİ NİZAMİN SON UYARISI1.772 kelime
  67. 67 52. DUA MI, TEDBİR Mİ? GÖKTEN YAĞMUR DEĞİL, SORUMLULUK BEKLENİR928 kelime
  68. 68 53. ORMANI YAKAN, HAYATI YAKAR!634 kelime
  69. 69 54. ADALETİN ÖLÇÜSÜ: PEYGAMBER BİLE SORUMLUYKEN, KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLDİR2.540 kelime
  70. 70 55. TARİHİ KONUŞMANIN ASLI BUDUR1.362 kelime
  71. 71 56. TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ?543 kelime
  72. 72 57. YENİ OSMANLICILIK, ÜMMETÇİLİK  YENİ OSMANLICILIK NEDİR?3.551 kelime
  73. 73 58. TERÖR İLE MÜCADELEDE GERÇEKLER EN GÜÇLÜ SİLAHIMIZ OLACAKTIR!5.220 kelime
  74. 74 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.193 kelime
  75. 75 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.164 kelime
  76. 76 60. TÜRKLÜK VE ÜMMETÇİLİK TÜRK BİRLİĞİ VE YENİ OSMANLICILIK613 kelime
  77. 77 61. BÜYÜK TÜRK MİLLETİ: ZULME KARŞI SAFLARI SIKLAŞTIRALIM1.495 kelime
  78. 78 62. GÖĞÜN GÖLGESİNDE YÜKSELEN İMAN498 kelime
  79. 79 63. HIDIRELLEZ – TENGRİ’NİN BAHŞETTİĞİ UMUT GÜNÜ371 kelime
  80. 80 64. HIDRELLEZ NEDİR?497 kelime
  81. 81 65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI1.804 kelime
  82. 82 66. TÜRK MİLLETİ VE İSLÂM SANCAĞI — TEVHİD EHLİ638 kelime
  83. 83 67. TÜRKİYE CUMHURİYETİ: GELECEK İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI657 kelime
  84. 84 68. HİKAYE: GÜCÜN VE HAZIRLIĞIN ÖNEMİ431 kelime
  85. 85 69. ATATÜRK VE "TEK DÜNYA DEVLETİ", ATATÜRK VE "İSLAM DEVLETİ", ATATÜRK VE "TÜRK BİRLİĞİ”3.033 kelime
  86. 86 70. TARİH YENİDEN YAZILACAK — ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİH TEZİ ÖNGÖRÜSÜ1.605 kelime
  87. 87 71. İMAN, ADALET VE HAKİKAT ÜZERİNE: ŞİRK, ZULÜM VE SESSİZ KALMANIN VEBALİ1.802 kelime
  88. 88 72. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'IN FİLİSTİN MESELESİNE BAKIŞ AÇISI523 kelime
  89. 89 73. TÖREYE VE AYETE SADAKAT: HAİNLERE MERHAMET YOK!598 kelime
  90. 90 74. FİLİSTİN YÜRÜYÜŞÜNÜN PERDE ARKASI: GERÇEKLER VE BELGELER504 kelime
  91. 91 75. İBRAHİM’İN DUASI VE ALLAH’IN CEVABI: MİLLİYETÇİLİK, IRKÇILIK VE ADALET962 kelime
  92. 92 76. TÜRK MİLLETİ İÇİN GERÇEK ÇIKIŞ YOLU: MİLLİ BİRLİK VE MİLLİ HÜKÜMET744 kelime
  93. 93 77. KUR’AN’IN EVRENSEL MESAJI848 kelime
  94. 94 78. TARİHÎ TABLET, SİYASİ ALGI VE KUR’AN’IN SEÇİLMİŞLİK REDDİ1.602 kelime
  95. 95 79. NETANYAHU’NUN TEHDİTLERİ VE ATATÜRK’’LE UĞRAŞMANIN BEDELİ520 kelime
  96. 96 80. BİR HEDİYENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ — EMANNÂME1.683 kelime
  97. 97 81. MEDİNE’DEN KUDÜS’E, İSTANBUL’DAN ANKARA’YA: KUR’AN MERKEZLİ LAİKLİK VE TARİHSEL SÜREKLİLİK545 kelime
  98. 98 82. HALİFELİK VE HADİSLER KONUSU871 kelime
  99. 99 83. TUNCELİ NEDEN DERSİM OLAMAZ!1.025 kelime
  100. 100 84. UYDURULMUŞ İSLAM — İNSAN UYDURMALARI || KUR’AN’DAKİ İSLAM — ALLAH SÖZÜ1.254 kelime
  101. 101 85. KUR’AN’IN ALLAH’IN SÖZÜ OLDUĞUNDA ŞÜPHE VAR MIDIR?858 kelime
  102. 102 86. HADİS GERÇEĞİ – SÖYLENTİ VE KONUŞMALAR1.255 kelime
  103. 103 87. NEBİ VE RESÛL ARASINDAKİ FARK1.848 kelime
  104. 104 88. İSLAM’DA KADER ANLAYIŞI1.766 kelime
  105. 105 89. KUR’AN PERSPEKTİFİNDEN: ALLAH'IN VAHYİ VE ŞEYTANIN VAHYİ667 kelime
  106. 106 90. KABİR AZABINI SAVUNANLARIN ENFAL SURESİ AYET 50'Yİ ÖNE SÜRMELERİNE CEVABEN:856 kelime
  107. 107 91. HADİS KONUSU GERÇEĞİ916 kelime
  108. 108 92. KUR’AN’A GÖRE DÜŞMAN KİMDİR?358 kelime
  109. 109 93. SİYASAL İSLAMCILAR: DİNİN RUHUNA EN BÜYÜK İHANET892 kelime
  110. 110 94. SİYASAL İSLAMCILAR: CEHENNEMİN EŞİĞİNDE BEKLEYENLER1.914 kelime
  111. 111 95. İYİYİ KÖTÜYLE KARIŞTIRDILAR; HAK İLE BÂTIL YER DEĞİŞTİRDİ593 kelime
  112. 112 96. ZAMAN YOLCULUĞUNUN EN BASİT HALİ: GÖKYÜZÜNE BAKMAK!463 kelime
  113. 113 97. İLÂHÎ MESAJIN SÜREKLİLİĞİ VE KUR’AN’IN KORUNMUŞLUĞU: İSLAM’IN EVRENSEL NİTELİĞİ ÜZERİNE455 kelime
  114. 114 98. "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERİN TEPKİSİ  "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERLERİN VAHİY KARŞISINDAKİ TEPKİLERİ: TEVRAT VE KUR'AN3.167 kelime
  115. 115 99. HAKİKATİN KANITI: AKIL VE KUR’AN’IN IŞIĞINDA YARATILIŞ1.657 kelime
  116. 116 100. SELAM363 kelime
  117. 117 101. MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI - KUTLU DOĞUM HAFTASI1.291 kelime
  118. 118 102. KUR’AN YETER DİYENLERE NEDEN DÜŞMANLIK EDİLİYOR? | HADİSLERLE DİN KURULUR MU?3.938 kelime
  119. 119 103. DİN VE SİYASET: HAKİKATİN YOLU889 kelime
  120. 120 104. KUR’AN’IN YETERLİLİĞİ VE AKLIN ROLÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME2.168 kelime
  121. 121 105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR491 kelime
  122. 122 106. HİLAFET TUZAĞI: BATININ İSLAM DÜNYASINA KURDUĞU EN BÜYÜK KUMPAS1.140 kelime
  123. 123 107. ÜSÂME BİN ZEYD VAKASI1.273 kelime
  124. 124 108. ZAMAN | UZAKLIK | KUR'AN VE BİLİM1.199 kelime
  125. 125 109. İNSANLIĞIN VE TÜRKLERİN KÖKENİ: SİRİUS YILDIZI VE GİZEMLİ BAĞLANTILARI | HAZRETİ ADEM’İN CENNETİ3.418 kelime
  126. 126 110. KALBİ AKLETMEYENE LAF ANLATSAN NE YARAR? SADECE AKIL YETMEZ, BİLGİNLE KAYBOLURSUN!670 kelime
  127. 127 111. ALLAH BİLGİSİZ VE KÖTÜ MÜ?1.073 kelime
  128. 128 112. İLAHİ – YARATANIN SANATI - SONSUZ AŞK342 kelime
  129. 129 113. ÇALIŞMANIN VE HAK ETMENİN GÜCÜ365 kelime
  130. 130 114. KURAN MÜMINİ KİŞİNİN (TEK TANRICI) SALATI, NAMAZI1.491 kelime
  131. 131 115. LANETLİ VADİYE DOĞRU — LEYL VADİSİ804 kelime
  132. 132 116. KUR’AN’IN IŞIĞI, ATATÜRK’ÜN YOLU  MAZLUMLARIN UMUDU: TÜRKİYE CUMHURİYETİ564 kelime
  133. 133 117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ689 kelime
  134. 134 118. ÜLKEYİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER...749 kelime
  135. 135 119. EĞİTİMDE ADALET, KUL HAKKI VE KUR’AN’A GÖRE HÜKÜM905 kelime
  136. 136 120. EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN!527 kelime
  137. 137 121. TARİHİ KONUŞMA MI?1.452 kelime
  138. 138 122. ZALİMLERLE BARIŞ OLUR MU? – KUR’AN VE TARİH IŞIĞINDA BİR UYARI1.803 kelime
  139. 139 123. ZALİME BOYUN EĞMEK ZULÜMDÜR!642 kelime
  140. 140 124. TÖREYİ UNUTANIN DEVLETİ DE KALMAZ!816 kelime
  141. 141 125. ŞEHİTLERİN SESİ: BU İHANETİ DURDURUN!263 kelime
  142. 142 126. İSLAM VE ADALET: ZULME KARŞI SUSMA!574 kelime
  143. 143 127. "LİDERE SADAKAT ŞEREFİMİZDİR" SLOGANI VE TÜRK TÖRESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.298 kelime
  144. 144 128. TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN GENÇLERE YAPILAN SALDIRILAR VE ŞİRK GERÇEĞİ934 kelime
  145. 145 129. İSLAM DÜNYASININ BEKA MESELESİ –HADİSLERİ ÇIKAR AMAÇLI YORUMLAMAK VE KÖTÜYE KULLANMAK2.875 kelime
  146. 146 130. BOLU KARTALKAYA YANGINI VE SUSKUNLUK: ADALET NEREDE?566 kelime
  147. 147 131. EZOTERİK TEORİLER275 kelime
  148. 148 132. ŞİRK NEDİR? NEDEN EN BÜYÜK GÜNAHTIR?3.427 kelime
  149. 149 133. ATATÜRK KONUSUNA GİRİŞ982 kelime
  150. 150 134. ATATÜRK VE DİN — GERÇEKLER VE İFTİRALAR1.250 kelime
  151. 151 135. ATATÜRK’ÜN DİL DEVRİMİ — GASTON DORREN'E CEVAP905 kelime
  152. 152 136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ960 kelime
  153. 153 137. BEYAZ SARAY’DA TÂĞUTA TESLİMİYET: HAK DAVASINDAN KOPUŞUN İTİRAFI631 kelime
  154. 154 138. GERÇEKLERİ SÖYLEMEK ZORUNDAYIM: TESLİMİYET VE SAHİPLENMENİN TEHLİKESİ700 kelime
  155. 155 139. ATATÜRK VE DİL DEVRİMİ KONUSU  ATATÜRK’E ATILAN BAZI İFTİRALARA CEVAPLAR...1.167 kelime
  156. 156 140. KIRK — 40 | TEVHİD MÜCADELESİ1.024 kelime
  157. 157 141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI965 kelime
  158. 158 142. ATATÜRK VE İNANÇ MESELESİ2.500 kelime
  159. 159 143. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN ATATÜRK’E ATTIĞI İFTİRALARA CEVAP: GERÇEKLER ORTADA!890 kelime
  160. 160 144. BİR SÜKÛTUN ARDINDAKİ ÇIĞLIK: 12 ŞEHİT VE BİR MAĞARANIN GİZİ (SIRRI)947 kelime
  161. 161 145. HAMANEY’İ KOYNUNDAKİ YILAN ISIRDI PEJAK İRAN DEVRİM MUHAFIZLARINI ÖLDÜRDÜ BAŞLIKLI HABER GLOBAL CANLI YAYININA CEVAPTIR!975 kelime
  162. 162 146. İSRAİL DEVLETİ TÜRK HAZAR DEVLETİ MİDİR?498 kelime
  163. 163 147. MEDİNE SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEN FEDERALİZM ÜRETME YANILGISIEDİP YÜKSEL’İN İDDİASINA KUR’AN VE TARİH MERKEZLİ CEVAP690 kelime
  164. 164 148. PKK İLE YÜRÜMEK, İSRAİL İLE YÜRÜMEKTİR152 kelime
  165. 165 149. KUR'AN MEALLERİNİN YASAKLANMASINI SAVUNANLARA CEVAPTIR535 kelime
  166. 166 150. KUR’AN MEALLERİ YASAKLANABİLİR Mİ? | KUR’AN’IN IŞIĞINDA İSLAM, DEMOKRASİ VE LAİKLİK1.425 kelime
  167. 167 151. LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR509 kelime
  168. 168 152. TÜRK MİLLETİ İÇİN BİR UYARI VE GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ÇAĞRISI1.663 kelime
  169. 169 153. TARİHTE KARESİOĞULLARI VE OSMANLI'NIN İLİŞKİSİ: KURULUŞ OSMAN DİZİSİNDEKİ YANLIŞLAR420 kelime
  170. 170 154. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, İSLAM'DA BABADAN OĞULA SALTANAT DEVRİNİ HAZRETİ ALİ Mİ BAŞLATTI?856 kelime
  171. 171 155. HAZRETİ MUHAMMED’İN SOYU HAZRETİ İBRAHİM’E DAYANIYOR. HAZRETİ İBRAHİM İSE SÜMERLİDİR. SÜMERLİLER DE TÜRK’TÜR!793 kelime
  172. 172 156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI?1.249 kelime
  173. 173 157. TÜRKİYE’DEKİ YÜRÜYÜŞLER VE GERÇEK GÜNDEM611 kelime
  174. 174 158. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL” SLOGANI VE GERÇEKLER1.543 kelime
  175. 175 159. HİCRET DEĞİL, İHANET!472 kelime
  176. 176 160. BÜYÜK TUZAĞA DİKKAT978 kelime
  177. 177 161. KUR’AN MEALLERİ NEDEN HEDEFTE? TESADÜF MÜ, DERİN BİR PLAN MI?849 kelime
  178. 178 162. KUR’AN MÜMİNLERİNE ÇAĞRI: ZULME BOYUN EĞMEYİN388 kelime
  179. 179 163. ZULÜM AFFEDİLMEZ: KUR’AN’A GÖRE KISAS, ŞİRK VE ZALİMLERİN AKIBETİ810 kelime
  180. 180 164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER1.963 kelime
  181. 181 165. KUR'AN’DA DEMOKRASİ VE LAİKLİK ÜZERİNE709 kelime
  182. 182 166. KUR'AN’A GÖRE DEVLET: ÜNİTER Mİ, FEDERAL Mİ? EDİP YÜKSEL'E ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM948 kelime
  183. 183 167. YAPAY ZEKAYA, "EDİP YÜKSEL FEDERAL BİR SİSTEMİ NEYE DAYANDIRIYOR OLABİLİR?" DİYE SORDUĞUMDA, VERDİĞİ CEVAP:1.426 kelime
  184. 184 168. KUR'AN'DA ŞERİAT, TÜRK'TE TÖRE: LAİKLİĞİN, HUKUKUN VE DEMOKRASİNİN ASLI856 kelime
  185. 185 169. LAİKLİK, BİZATİHİ İSLAM’IN ÖZÜDÜR; KUR’AN’IN TA KENDİSİDİR1.087 kelime
  186. 186 170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR!4.451 kelime
  187. 187 171. MUHAMMED MUSTAFA İLE MUSTAFA KEMAL'İN MİRASI NEDİR?1.813 kelime
  188. 188 172. NUH TUFANI VE MU KITASI İNCELEMESİ4.358 kelime
  189. 189 173.  HİTİTLER TÜRK MÜDÜR, DEĞİL MİDİR?1.783 kelime
  190. 190 174. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK3.961 kelime
  191. 191 175. 19 KOD MUCİZESİ: ALLAH’IN İMZASI — MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE BAĞLANTISI2.591 kelime
  192. 192 176. TENGRİCİLİK, ŞAMANİZM VE İSLAM: İNANÇLARIN İZİNDE KÜLTÜREL DEVAMLILIK861 kelime
  193. 193 177. RİSALET VE NÜBÜVVETİN SON BULMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.557 kelime
  194. 194 178. KÜRT MESELESİ, ÜNİTER DEVLET VE TARİHSEL GERÇEKLİKLER978 kelime
  195. 195 179. CUMHURİYET ÜZERİNE YANLIŞ ANLAMALARA CEVAP1.697 kelime
  196. 196 180. EDİP YÜKSEL’İN BİLMEDİKLERİ1.583 kelime
  197. 197 181. KÜRTLERİN SONU FİLİSTİNLİLERDEN- GAZZE’DEN BİN BETER OLACAK!454 kelime
  198. 198 182. KUR'AN MUCİZELERİ8.795 kelime
  199. 199 183. KADİM İZLERİN SESİ: TÜRK’ÜN SÜMER’DEN ANADOLU’YA UZANAN YOLU657 kelime
  200. 200 184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ729 kelime
  201. 201 185. İNSANLIK TARİHİNİ YENİDEN YAZACAK GİZEMLİ ANTİK TABLETLER938 kelime
  202. 202 186. ATATÜRK'ÜN MU KITASI ARAŞTIRMASI ATATÜRK VE MU KITASI - TÜRKLERİN KÖKENİ1.519 kelime
  203. 203 187. TARİHTE "LAİKLİK" – TÜRKÇE KARŞILIĞI "USÇULUK (AKILCILIK), AYRIMSIZLIK" İLKESİNİ İLK UYGULAYAN ULUS TÜRKLERDİR955 kelime
  204. 204 188. FATİHA SURESİ 7 AYET TEVSİRİ |  KUR'AN-İ KERİMİ DOĞRU ANLAMAK999 kelime
  205. 205 189. AHKÂF SÛRESİ’NİN 15. ÂYETİ TEFSİRİ617 kelime
  206. 206 190. TÜRKLERİN ANADOLU´DAKİ TAPUSU SHEMSAHARA TABLETİ1.005 kelime
  207. 207 191. LÜTFEN BU YAZIYI OKUYUN, OKUTUN, ARŞİVLEYİN…695 kelime
  208. 208 192. UYAN TÜRK! HAİM NAHUM’UN GÖLGESİ VE ZİHİN ESARETİ634 kelime
  209. 209 193. ĞAŞİYE SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ:1.504 kelime
  210. 210 194. MUHALEFET İÇİN TEK YOL: BİRLİK VE DİRAYET395 kelime
  211. 211 195. HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN SIRRI452 kelime
  212. 212 196. 2030 YILINA KADAR DÜNYADA GERÇEKLEŞMESİ BEKLENEN DEĞİŞİMLER483 kelime
  213. 213 197. LAİKLİK, DEMOKRASİ VE TÜRKLER KUTADGU BİLİG VE TÜRK TARİHİ2.534 kelime
  214. 214 198. 12 ADALAR KONUSU — YUNAN İŞGALİ3.791 kelime
  215. 215 199. NEDİR BU BAHÇELİ VE ERDOĞAN'IN GÜÇ VERDİĞİ PARADİGMA?1.804 kelime
  216. 216 200. GÜNÜMÜZDE YE'CÛC VE ME'CÛC529 kelime
  217. 217 201. MÂÛN SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ1.084 kelime
  218. 218 202. EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ KILINIR MI?EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ NEYE İŞARETTİR?2.969 kelime
  219. 219 203. MUAVİYE DİZİSİ 1. BÖLÜM ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR İNCELEME973 kelime
  220. 220 204. EMEVÎLER İMAN ETMEDİLER, TESLİM OLDULAR KISA ANLATIM — GERÇEKLER551 kelime
  221. 221 205. MUAVİYE BİN EBU SÜFYAN ATALARI VE ÇOCUKLARI1.005 kelime
  222. 222 206. EMEVİ ANLAYIŞI ARAP IRKÇILIĞINDAN BESLENMEKTEDİR3.813 kelime
  223. 223 207. EMEVÎLER DÖNEMİ VE İSLAM'IN ADALET ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME640 kelime
  224. 224 208. YENİ OSMANLI PROJESİ’NİN ALTINDA YATAN GERÇEKLER3.167 kelime
  225. 225 209. 2. İHANET AÇILIMI: ANADOLU’YU TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ1.038 kelime
  226. 226 210. CAMİLER NEDEN BOŞ? EMEVİ ZİHNİYETİNDEN ARINIŞ VE İNANÇ DEVRİMİ774 kelime
  227. 227 211. ÇEPNİLER KİMDİR — HEDEF NEDİR?4.538 kelime
  228. 228 212. TÜRK TARİH MANİFESTOSU — TEZLER DEĞİŞİR, HAKİKAT ASLA1.302 kelime
  229. 229 213. ORTA ASYA’DAN KARADENİZ’E: TUFAN MİTİNİN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ SÜREKLİLİĞİ VE BİLİMSEL YANSIMALARI1.373 kelime
  230. 230 214. PKK AÇIKLAMALARI VE TÜRKİYE’NİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU TEHLİKE ÜZERİNE1.048 kelime
  231. 231 215. KUR’AN’IN ŞURA AYETİ BİR KURUMA DÖNÜŞSEYDİ NE OLURDU?ELBETTE CUMHURİYET OLURDU — Şura 42:38296 kelime
  232. 232 216. ÜMMET NE? VAR MI? VARSA NEREDE?KUR’AN’DA ÜMMET1.489 kelime
  233. 233 217. İNANCIN KUDRETİ: ZİHNİN VE RUHUN BİRLEŞTİĞİ SINIR — DUANIN SIRRI1.045 kelime
  234. 234 218. KORKUNUN TERS YÜZÜ: İNANÇLA YENİDEN DOĞMAK — ATATÜRK VE İNANÇ845 kelime
  235. 235 219. ZAFERE GİDEN YOL: İNANCIN EYLEME DÖNÜŞMESİ — KORKUSUZLUK1.364 kelime
  236. 236 220. KUT’UN SIRRI: TANRI İLE İNSANIN ORTAK ALANI — KADER VE KUT BİLGİSİ1.215 kelime
  237. 237 221. KUR’AN’DA NAMAZ (SALÂT) VAKİTLERİ — İKİ Mİ, ÜÇ MÜ, BEŞ Mİ?3.654 kelime
  238. 238 222. İBRAHİM’İN MİRASI: SOY DEĞİL, YOL ” → HEM İNCİL HEM KUR’AN BAĞLANTISINI VURGULAR1.964 kelime
  239. 239 223. VARLIĞIN LÜTFU: YOKLUKTAN VARLIĞA GEÇİŞ VE ALLAH’A ŞÜKÜR BORCU1.244 kelime
  240. 240 224. GERÇEK ÇİLE NEDİR? – İSLAM’DA HAKİKÎ MÜCADELE ANLAYIŞI478 kelime
  241. 241 225. SALDIRGANLIĞIN PSİKOLOJİSİ: EKSİKLİKTEN GELEN ÇIĞLIK484 kelime
  242. 242 226. HAZRETİ ZÜLKARNEYN ÜZERİNE BİR YOLCULUĞUN BAŞLANGICI435 kelime
  243. 243 227. KİMLER HAZRETİ ZÜLKARNEYN OLAMAZ!823 kelime
  244. 244 228. HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA469 kelime
  245. 245 229. HAZRETİ İBRAHİM — HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA268 kelime
  246. 246 230. OĞUZ KAĞAN’IN DA TABLOYA EKLENMESİ1.270 kelime
  247. 247 231. ZOR ZAMANLARDA ORTAYA ÇIKAN GENETİK RUH  “ALLAH’IN ORDUSU ” TÜRK MİLLETİ! — ZÜLKARNEYN - OĞUZ KAĞAN659 kelime
  248. 248 232. KUR’AN’DAKİ GİZLİ TÜRK: ZÜLKARNEYN’İN SIRRI VE TÜRK MİLLETİNİN KADERİ!1.112 kelime
  249. 249 233. HER TÜRK HAKANI BİR ZÜLKARNEYN’DİR!343 kelime
  250. 250 234. ZÜLKARNEYN: TÜRK MİLLETİNE İŞARET EDEN İLAHİ SEMBOL515 kelime
  251. 251 235. HAZRETİ ZÜLKARNEYN? ARTIK TOPARLAYIP SON NOKTAYI KOYMA VAKTİ GELDİ!702 kelime
  252. 252 236. ZÜLKARNEYN VE BEŞBALIK: UYGUR TARİHİNDE KADİM ŞEHİRLERİN İZİNDE485 kelime
  253. 253 237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM11.766 kelime · Okuduğun bölüm
  254. 254 238. ERGENEKON DESTANI VE ZÜLKARNEYN: [OĞUZ-ODİN] TÜRKLERİN GİZEMLİ KURTULUŞ HİKÂYESİ8.719 kelime
  255. 255 239. HAZRETİ ZÜLKARNEYN’İN SEFERLERİ KISA TOPARLAMA VE YENİ BİLGİLER [OĞUZ’UN ODİN’E DÖNÜŞMESİ]5.052 kelime
  256. 256 240. ODİN VE OĞUZ KAĞAN AYNI KİŞİ OLABİLİR Mİ?434 kelime
  257. 257 241. ZÜLKARNEYN, ERGENEKON DESTANI – NEVRUZ BAYRAMI – TSÜK'Ü HUNLARI – JUAN JUAN'LAR (CÜCENLER)2.774 kelime
  258. 258 242. OĞUZ KAĞAN DESTANINDAKİ İT-BARAKLAR – YE’CÜC-ME’CÜC BAĞLANTISI ÇİFT BOYNUZ SEMBOLÜ ZÜLKARNEYN – OĞUZ PARALELLİĞİ609 kelime
  259. 259 243. TAŞLARA KAZINAN SIR – HAKASYA’DA ZAMANI AŞAN BİR MESAJ364 kelime
  260. 260 244. HAKASYA ABAKAN TARİH MÜZESİ: SONSUZLUĞUN VE HAFIZANIN TAŞLARA KAZINDIĞI DİYÂR971 kelime
  261. 261 245. ZÜLKARNEYN’İN GİZEMİ ÇÖZÜLDÜ: GÖK ÇADIRLI, GÜNEŞİ BAYRAK EDİNEN HÜKÜMDAR3.924 kelime
  262. 262 246. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA BİRLİKTE YÜKSELİŞİ: ATİLLA'DAN ZÜLKARNEYN'E747 kelime
  263. 263 247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ693 kelime
  264. 264 248. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA YÜKSELİŞİ: ATTİLA'DAN ZÜLKARNEYN’E – TÖRENİN BUYRUĞU2.187 kelime
  265. 265 249. ATATÜRK’Ü NİÇİN ANIYORUZ? ATATÜRK’Ü ANMANIN TAHLİLİ — YENİ BİLGİ VE BELGELER538 kelime
  266. 266 250. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI971 kelime
  267. 267 251. ABDULLAH ÖCALAN İÇİN YENİ BİR İMAJ MI İNŞA EDİLİYOR?432 kelime
  268. 268 252. TÜRK TÖRESİ VE LAİKLİĞİN KÖKLERİ: SELÇUKLU’DA OSMANLI’YA UZANAN BİR GELENEK917 kelime
  269. 269 253. LAİKLİĞİN MODERN ÇAĞDA TÜRK YORUMU: ATATÜRK VE TÖRE’NİN YENİDEN DOĞUŞU689 kelime
  270. 270 254. TÜRK TÖRESİ VE KUR’AN’DA YÖNETİM İLKELERİ: ŞURA, ADALET VE HÜRRİYET1.217 kelime
  271. 271 255. EY TÜRK MİLLETİ! UYANIŞ, DİRİLİŞİN; DİRİLİŞ DE KURTULUŞUN ANAHTARIDIR!584 kelime
  272. 272 256. BİRLEŞİM DESTANINI ÇAĞIMIZDA YAZMAK BİZLERE GÖREVDİR872 kelime
  273. 273 257. EY TÜRK GENÇLİĞİ — ATATÜRK DER Kİ838 kelime
  274. 274 258. ATATÜRK’ÜN ÇAĞRISI810 kelime
  275. 275 259. SİNE-İ MİLLETE DÖNMENİN VAKTİDİR!460 kelime
  276. 276 260. ATATÜRK’ÜN BİRLEŞİM ÇAĞRISI365 kelime
  277. 277 261. GAFLET UYKUSU — BİLGE KAĞAN DER Kİ — UYARI670 kelime
  278. 278 262. OĞUZ KAĞAN’IN SESLENİŞİ514 kelime
  279. 279 263. BU, OĞUZ KAĞAN’IN BUYRUĞUDUR; BİLGE KİŞİLERİN YAZDIĞIDIR299 kelime
  280. 280 264. OĞUZ KAĞAN’IN UYARISI402 kelime
  281. 281 265. TARİH ŞAHİTLİK EDER: ATATÜRK’E İFTİRALARA KARŞI HAKİKATİN SESİ365 kelime
  282. 282 266. KILIÇLA FETHEDİLEN DİYAR KAYBOLUR; KALPLE FETHEDİLEN EBEDİYEN YAŞAR — ALP ER TUNGA568 kelime
  283. 283 267. FETİH: KILIÇLA DEĞİL, KALPLE OLUR — KUR’ÂN’IN FETHİ1.044 kelime
  284. 284 268. ALP ER TUNGA DESTANI: BİR MİLLETİN OĞLU1.211 kelime
  285. 285 269. KUR’AN’IN ZÜLKARNEYN’İ, TARİHİN TÜRK KAĞANLARI: BİR MEDENİYET ARKETİPİ ANALİZİ — KIYAS1.076 kelime
  286. 286 270. TURAN ÜLKÜSÜ VE OĞUZ KAĞAN’IN MİRASI — ALP ER TUNGA — ATATÜRK1.276 kelime
  287. 287 271. BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ: ATATÜRK’ÜN İMAN, AKIL VE VATAN MÜCADELESİ1.707 kelime
  288. 288 272. ATATÜRK’ÜN GERÇEK GÖRÜŞÜ: TÜRK TARİH TEZİ’NDE AÇIKÇA MEVCUTTUR745 kelime
  289. 289 273. OĞUZ KAĞAN’IN ZÜLKARNEYN OLDUĞU İDDİASI: TARİHSEL KAYNAKLARDA BU YORUM VAR MI?795 kelime
  290. 290 274. HAZRETİ İBRAHİM — TÜRKLER1.664 kelime
  291. 291 275. ESKİ TÜRKÇEDE “PEYGAMBER” KAVRAMI VE TARİHSEL KARŞILIKLARI758 kelime
  292. 292 276. PEYGAMBERLİK VE ŞAMANLIK/KAMLIK: TARİHSEL-KAVRAMSAL BİR İNCELEME733 kelime
  293. 293 277. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL ” SLOGANI VE GERÇEKLER 2543 kelime
  294. 294 278. ÜZERİMİZE ÇÖKEN SESSİZLİK: TÜRK MİLLETİ NEREYE GİDİYOR?1.157 kelime
  295. 295 279. ZULÜM ASLA KALICI DEĞİLDİR263 kelime
  296. 296 280. TÜRKİYE’NİN SİYASİ ÇIKMAZI VE MİLLİ BİRLİK ÇAĞRISI767 kelime
  297. 297 281. “KİM GARANTİYİ VERECEK?” – BİR AKIL TUTULMASININ ANATOMİSİ585 kelime
  298. 298 282. YAPANA DEĞİL, YAPTIRANA BAKACAKSIN!779 kelime
  299. 299 283. TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR: KUR’AN’I BUGÜNE OKUMAK600 kelime
  300. 300 284. YAPAY ZEKA İLE DİNİ SOHBET5.065 kelime
  301. 301 285. ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ!267 kelime
  302. 302 286. TÜRK MİLLETİNİN VİCDANINA SUNULMUŞ SAMİMİ BİR SORU:772 kelime
  303. 303 287. İKİYÜZLÜLÜĞÜN ZİRVESİ: ALPEREN’E DİL UZATANLARA TOK BİR CEVAP514 kelime
  304. 304 288. KOMÜNİST ÇİN’İN VE KAPİTALİST AMERİKA’NIN ÇÖKÜŞÜ — GÜNEŞİN YENİDEN DOĞUŞU2.040 kelime
  305. 305 289. BİR UCU BOSNA-HERSEK’E, DİĞER UCU KUDÜS’E UZANACAK BİR TÜRK-KÜRT-ARAP DEVLETİ KURACAKLARMIŞ392 kelime
  306. 306 290. FATİH SULTAN MEHMED HAN’IN VE GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İZİN VERMEDİĞİNE RECEP TAYYİP ERDOĞAN İZİN VERDİ2.656 kelime
  307. 307 291. ATİLLA’DAN ERDOĞAN’A: UNUTULAN TÖRE, SÖNEN ATEŞ1.280 kelime
  308. 308 292. ATATÜRK HARAP EDİLEN 126 CAMİ VE 31 MEDRESEYİ TAMİR ETTİRDİ2.457 kelime
  309. 309 293. TÜRKİYE’NİN HAKİKATLE YÜZLEŞME VAKTİ:İYİMSERLİK DEĞİL HAKİKAT LAZIM830 kelime
  310. 310 294. EN BÜYÜK CİHAD HAKSIZA SEN HAKSIZSIN DEMEKTİR!670 kelime
  311. 311 295. KENDİ KAZDIKLARI KUYU: ALLAH’IN TUZAĞI VE ZALİMLERİN KAÇINILMAZ AKIBETİ1.176 kelime
  312. 312 296. FES NEDİR NE DEĞİLDİR?451 kelime
  313. 313 297. DEVLETİN BEKASI İÇİN UYANMA VAKTİ!2.258 kelime
  314. 314 298. KUR’AN’IN ÖĞRETTİKLERİ3.928 kelime
  315. 315 299. FASIKLIĞIN GERÇEK YÜZÜ:771 kelime
  316. 316 300. ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI VE TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK GERÇEĞİ928 kelime
  317. 317 301. KUR’AN BANA YETER: YUSUF GÜRBÜZ’E CEVAP VE NAMAZ MESELESİNİN KUR’ÂNÎ TEMELİ2.219 kelime
  318. 318 302. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI1.668 kelime
  319. 319 303. ÂL-İ İMRÂN 81 ÜZERİNE DERİNLİKLİ YORUM, ANALİZ VE TEFSİR — Mehmet Okuyan — Yaşar Nuri Öztürk — Serdar Bayram1.791 kelime
  320. 320 304. KUTSAL EMANETLER VE KUR’AN OKUTULMASI: CUMHURİYET DÖNEMİ İDDİALARI DOĞRU MU? – BİR ZİHNİYETİN TAHLİLİ720 kelime
  321. 321 305. İNSANLIĞIN KURTULUŞ REÇETESİ ASR SÛRESİ’NDE ÖZETLENMİŞTİR486 kelime
  322. 322 306. KUR’AN’DA KADIN HAKLARI VE ADİL YÖNETİCİLİK: BEY’AT, SÖZLEŞME VE EVRENSEL İLKELER643 kelime
  323. 323 307. ZULME TUĞYAN EDENLERİN AKIBETİ: İLAHİ HESABIN KAÇINILMAZ GÜNÜ540 kelime
  324. 324 308. UYDURMA HABERLER BİLEREK Mİ YAYILIYOR? TÜRKİYE’Yİ AYRIŞTIRAN DÜZEN1.542 kelime
  325. 325 309. İSYANIN İKİ YÜZÜ: NEFSÎ TUĞYÂN VE HAKİKATİN İSYANI739 kelime
  326. 326 310. BİR ATATÜRK DÜŞMANINA CEVAP1.069 kelime
  327. 327 311. ATATÜRK’ÜN SURİYE POLİTİKASI VE 2011 SONRASI TÜRKİYE’NİN SAPAN STRATEJİSİ:1.005 kelime
  328. 328 312. O PARTİ BU PARTİ İLE DEĞİL MİLLÎ BİRLİKLE BAŞARACAĞIZ735 kelime
  329. 329 313. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'A ATILAN İFTİRALAR2.966 kelime
  330. 330 314. TÜRK TÖRESİNİN VE KUR’AN’IN SANCAĞINI TAŞIYAN LİDER: ÜMİT ÖZDAĞ437 kelime
  331. 331 315. PROFESÖR DOKTOR ÜMİT ÖZDAĞ ADINA ZAFER PARTİSİNE ELEKTRONİK MEKTUP910 kelime
  332. 332 316. ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR335 kelime
  333. 333 317. 🇹🇷 MİLLÎ BİRLİK ÇAĞRISI: 17 HAZİRAN BİR MİLAT OLSUN!377 kelime
  334. 334 318. VATANIM DEDİĞİM, ŞEHİDİMİN KANIDIR517 kelime
  335. 335 319. MESİH İNANCI VE KUR’ÂN’A GÖRE HAZRETİ İSA’NIN AKIBETİ1.445 kelime
  336. 336 320. TURANÎ DİLLER TARTIŞMASI VE AKADEMİK DOGMA:886 kelime
  337. 337 321. DÜNÜ OKUYORUZ… BUGÜN YAŞIYORUZ…608 kelime
  338. 338 322. OSMANLICILIK OYUNU608 kelime
  339. 339 323. "NÛN! YEMİN OLSUN KALEME VE SATIR SATIR YAZDIKLARINA." — KALEM SURESİ, 1. ÂYET2.261 kelime
  340. 340 324. AÇILIMIN SONU İHANETTİR: TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİYLE TERÖRE TESLİMİYETİN BELGESİ1.403 kelime
  341. 341 325. TERÖRSÜZ TÜRKİYE YALANI: İHANETİN BELGELİ KRONOLOJİSİ1.091 kelime
  342. 342 326. HABERİN VAR MI? – DİNDAŞLARIMIZ VE IRKTAŞLARIMIZ509 kelime
  343. 343 327. BİR YOLUN BAŞLANGICI: KALEMİN VE KARDEŞLİĞİN HİKÂYESİ616 kelime
  344. 344 328. TDÇK ATATÜRK’ÜN VASİYETİ!531 kelime
  345. 345 329. HAK DİN “KOMÜNİZM”DİR!987 kelime
  346. 346 330. AÇIKLAMA: 7 MADDEDE ÇİN ZULMÜ820 kelime
  347. 347 331. SP VE HYP'DEN OLİMPİYATLARI PROTESTO ÇAĞRISI847 kelime
  348. 348 332. DÜNDAR’IN “MUSTAFA”SI ÖZTÜRK’ÜN “ATATÜRK’Ü!704 kelime
  349. 349 333. İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER SİNEMADA650 kelime
  350. 350 334. TÜRKLÜĞÜ DE ILIMLILAŞTIRACAKLAR 67. Haber Bülteni (4. Baskı)734 kelime
  351. 351 335. TÜRKİYE’Yİ TÜRKLÜĞE DAVET EDİYORUM592 kelime
  352. 352 336. ATATÜRK YOK, ORUÇ DA YOK!530 kelime
  353. 353 337. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ633 kelime
  354. 354 338. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ (2025 versiyonu)780 kelime
  355. 355 339. GELİNLİK KIZLARIN DANSI!2.342 kelime
  356. 356 340. TÜRKLER SOYSUZLAŞTIRILIYOR!698 kelime
  357. 357 341. AKP “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI”NI KABULLENECEK!789 kelime
  358. 358 342. MAYMUNLAŞAN TÜRKLER!1.341 kelime
  359. 359 343. KIBRIS VE UYGUR TÜRKÜ DE APO’YA EMANET1.559 kelime
  360. 360 344. URUM TÜRKLERİNİN TÜRKÜLERİ!2.083 kelime
  361. 361 345. ŞOR TÜRKLERİ’NİN “KENDİLERİVE DİLLERİ” YOK EDİLİYOR!830 kelime
  362. 362 346. CEM KARACA’DAN ABDULLAH GÜL’E ERMENİSTAN DERSİ!1.095 kelime
  363. 363 347. “SİYASETÇİ’DEN ARTİST'E MEKTUP!"1.107 kelime
  364. 364 348. DOĞU TÜRKİSTAN'DA OKUL YAPTIRDI!1.112 kelime
  365. 365 349. BARIŞ MANÇO SİNEMA FİLMİ SENARYOSU: 20231.863 kelime
  366. 366 350. 80.BÜLTEN: KOSOVA HIRİSTİYANLAŞTIRILIYOR602 kelime
  367. 367 351. 76.HABER BÜLTENİ: (2.BASKI) DOĞU TÜRKİSTAN’DA CAMİ YASAK908 kelime
  368. 368 352. HABERİN VAR MI? – SON SÖZ1.252 kelime
  369. 369 353. İKİNCİ İHANET SÜRECİNİN KILIFI:BOP’UN OSMANLI MASKESİ1.389 kelime
  370. 370 354. İŞKENCE, DEVLET VE TERÖR: ZOR SORULARLA YÜZLEŞMEK4.030 kelime
  371. 371 355. GURBETTEN VATANA: MANNHEİM’DAN YÜKSELEN SES1.409 kelime
  372. 372 356. TÜRK SAVAŞ SANATI – SAYOKAN825 kelime
  373. 373 357. SEYYİD AHMED ARVÂSÎ’DE TÜRK-İSLÂM ŞUURU VE TARİHÎ MİSYON1.187 kelime
  374. 374 358. SÖZDE TÜRK ( ! ) HAİN MEDYA1.660 kelime
  375. 375 359. MUHALEFETE AÇIK ÜLTİMATOM VE HAK İSYANI1.073 kelime
  376. 376 360. UYGUR İLE KÜRDÜ KIYASLAMAK: TARİHİ, AKLI VE VİCDANI İNKÂR1.239 kelime
  377. 377 361. AÇILIM MI TASFİYE Mİ? RAKAMLARLA TERÖR, SİYASET VE TÜRKİYE’NİN BÖLÜNME EŞİĞİ574 kelime
  378. 378 362. NEREYE GİDİYORUZ?758 kelime
  379. 379 363. GÖKTÜRK YAZITLARI VE BOZKIR KOZMOLOJİSİNDE TENGRİ İLE KURT MOTİFİ1.238 kelime
  380. 380 364. DAĞLAR: TÜRK TÖRESİNDEN KUR’AN’A YERYÜZÜNÜN KAZIKLARI655 kelime
  381. 381 365. 1919’DAN 2025’E DEĞİŞMEYEN SENARYO: ÜNİTER DEVLETE YÖNELİK AÇIK HEDEFLER285 kelime
  382. 382 366. BATI’NIN ULUS DEVLET MASKESİ VE TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ BÖLME SENARYOSU784 kelime
  383. 383 367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ7.635 kelime
  384. 384 368. KOMİSYON RAPORLARI VE BÜYÜK İKİYÜZLÜLÜK758 kelime
  385. 385 369. KUR’AN’A DÖNÜŞ: DİNCİLİĞİN MASKESİNİN DÜŞTÜĞÜ ÇAĞ4.266 kelime
  386. 386 370. SİS İÇİNDE HAKİKAT: KUR’AN MERKEZLİ DURUŞA YÖNELİK İFTİRA, ALGI VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME1.985 kelime
  387. 387 371. NUR SURESİ 55. ÂYET BAĞLAMINDA TEVHİD, SALİH AMEL VE HÂKİMİYET YASASI: KUR’AN, TARİH VE TÜRK TÖRESİ ÜZERİNE BÜTÜNCÜL BİR OKUMA1.995 kelime
  388. 388 372. MUHALEFETE AÇIK UYARI VE TARİHİ KAYIT2.036 kelime
  389. 389 373. KUR’AN’DA “LANETLİ AĞAÇ” NE ANLATIR?İSRÂ 60, ZAKKUM VE ZULÜM ZİHNİYETİNİN TARİHSEL İMTİHANI3.782 kelime
  390. 390 374. DİN VE DEMOKRASİ KISVESİ ALTINDA DEVLETİ PARÇALAMA PLANIMEDİNE SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN FEDERALİZM ALDATMACASINA KARŞIKUR’AN MERKEZLİ MİLLÎ UYARI1.755 kelime

ÖN SÖZ

KADİM BİR HAFIZANIN İZİNDE: ZÜLKARNEYN VE TÜRK TÖRESİ

İnsanlık tarihi, doğrusal bir çizgiden ziyade, birbirini tamamlayan kadim hatıraların ve sembollerin bir mozaiğidir. Kur’an-ı Kerim’in Kehf Suresi’nde zikredilen, "iki zaman sahibi" veya "çift boynuzlu" anlamına gelen Zülkarneyn figürü, tarihin tozlu sayfalarında hem doğuya hem batıya hükmetmiş, adaletiyle yeryüzünü tanzim etmiş bir bilgelik rehberidir. Pek çok tarihçi onu Pers hükümdarı Kiros veya Büyük İskender ile eşleştirmeye çalışsa da, Türk milletinin binlerce yıllık destansı hafızası, bu görkemli figürün izlerini Oğuz Kağan’ın kutlu soyunda ve Türk töresinin derinliklerinde işaret etmektedir.

Bu çalışma, tarihsel kronolojinin ötesine geçerek; Ergenekon’un sarp dağlarından, İsveç’teki runik yazıtların gizemine; Altay’ın kadim şaman geleneğinden, piramitlerin saklı dehlizlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türk milletinin "ilahi bir ordu" olma vasfını ve Zülkarneyn kıssasıyla olan ontolojik bağını irdelemektedir. Amacımız, resmi tarihin dar kalıplarını zorlayarak, Türk’ün güneşin doğduğu ve battığı her coğrafyada bıraktığı medeniyet izlerini, Kur’ani bir perspektifle yeniden okumaya çalışmaktır. Zira hakikat, arayanın gözündeki nur ile örtüleri kaldırılan bir sırdır.

Sizce, Zülkarneyn'in inşa ettiği setin "kıyamete yakın" açılacağına dair ayet ile Türk milletinin tarih boyunca farklı coğrafyalara göç etmesi ve küresel etkisini sürdürmesi arasında nasıl bir sembolik bağlantı kurulabilir?

– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram

237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM

KUR'AN-I KERİM'DE ZÜLKARNEYN İLE İLGİLİ KISSA,
Kef Suresi'nin 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101'inci ayetlerinde geçer.

Kur'an Ayetleri — Kef Suresi 18. Sure

83. Sana Zülkarneyn’den de sorarlar: Deki: "Size ondan bir hatıra okuyacağım."
84. Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.
85. O da bir sebebi izledi.
86. Nihayet, Güneş’in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."
87. Dedi: "Zulmedene azap edeceğiz; sonra Rabbine döndürülecek; O da onu görülmedik bir azaba çeker."
88. "İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapana gelince, onun için ödül olarak en güzeli var. Ve ona, buyruğumuzdan, kolay olanı söyleyeceğiz."
89. Sonra bir sebebi daha izledi.
90. Bir süre sonra, Güneş’in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.
91. İşte böyle! Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
92. Sonra yine bir sebebi izledi.
93. Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.
94. Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye’cûc ve Me’cûc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?"
95. Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkân ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim."
96. "Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır, katran dökeyim!" diye seslendi.
97. Artık onu ne aşabildiler ne delebildiler.
98. Dedi: "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."
99. O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.
100. O gün, cehennemi, inkârcılara öyle bir sunmuşuzdur ki!...
101. Onlar, gözleri benim zikrim, Kur’anım karşısında perde içinde olan insanlardı. Dinlemeye dayanamıyorlardı.

Bu ayetlerde Zülkarneyn'in doğuya ve batıya yaptığı seferlerden ve bu seferler sırasında karşılaştığı olaylardan bahsedilir.
Ancak bu kıssada verilen bilgiler çok genel ve semboliktir, dolayısıyla Zülkarneyn'in tam olarak hangi coğrafi bölgelere gittiğini belirlemek zordur. Bu yüzden olsa gerek çok farklı görüşler mevcuttur.

KISSADA GEÇEN MEKANLAR:
Kef Suresi'nde Zülkarneyn'in "güneşin battığı yer"e (maghrib), "güneşin doğduğu yer"e (mashriq) ve "iki set arasına" (aynı zamanda Yecüc ve Mecüc'ün yaşadığı yer) gittiği belirtilir:

1. GÜNEŞİN BATTIĞI YER:
Bu ifade, Zülkarneyn'in batıya doğru bir sefer yaptığını gösterir. Bu bölge, güneşin denize veya karaya batarken gözlemlendiği bir yer olabilir.

2. GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER:
Bu sefer doğuya doğru yapılmıştır ve insanların sabah güneşiyle karşılaştığı bir yer olarak tanımlanabilir.

3. İKİ SET ARASI:
Zülkarneyn, iki dağ arasında bir bölgeye gider ve burada Yecüc ve Mecüc'ün saldırılarından korunmak için bir set inşa eder.

Zülkarneyn'in Gittiği Yerlerin Kutuplar Olabileceği İhtimali

KUTUP BÖLGELERİ İLE İLGİSİ:
Zülkarneyn'in seferlerinin kutuplarla bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulabilir. Örneğin, "güneşin battığı yer" ve "güneşin doğduğu yer" ifadeleri, kutup bölgelerindeki uzun gündüz ve gece döngülerini anımsatıyor olabilir.

Zülkarneyn kıssası, tarih boyunca pek çok farklı şekilde yorumlanmış ve çeşitli kişiliklerle ilişkilendirilmiştir. Ancak, kıssanın ayrıntıları ve sembolizmi, kesin bir sonuca ulaşmayı zorlaştırmaktadır.

KONUYLA İLGİLİ ÇEŞİTLİ YORUMLAR VE OLASILIKLAR:
Konu hakkında yapılan yorumlar

ZÜLKARNEYN'İN GİTTİĞİ YERLER
1. GÜNEŞİN BATTIĞI YER:
BATI: Güneşin battığı yer, genellikle batıya doğru yapılan bir yolculuğu simgeler.

Zülkarneyn'in batıya yaptığı bu seferin, deniz ya da bir göl kıyısına ulaşmasıyla sona erdiği ifade edilir. Burada güneşin "kara balçıklı bir suya battığını" görmesi, birçok yorumda güneşin denize batışının sembolik bir ifadesi olarak anlaşılır.

Coğrafi olarak bu yer, Kuzey Afrika, Akdeniz veya Hazar Denizi gibi batıda bir su kütlesi olabilir.

2. GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER:
DOĞU: Güneşin doğduğu yer, Zülkarneyn'in doğuya yaptığı seferi temsil eder.
Burada, güneşe karşı korunmasız bir halkla karşılaştığı belirtilir.
Bu yer, genellikle doğudaki geniş bozkırlar ya da çöllerle ilişkilendirilmiştir. Bazı yorumcular, buranın Orta Asya stepleri veya Hindistan'ın doğusu olabileceğini düşünmüşlerdir.

3. İKİ SET ARASI:
KAFKASYA VEYA ORTA ASYA: İki set arasındaki yer, Zülkarneyn'in Yecüc ve Mecüc'den korunmak için bir sed inşa ettiği yerdir.
Bu yerin coğrafi konumu hakkında çeşitli spekülasyonlar yapılmıştır.

Bunlar arasında en yaygın olanı, Kafkas Dağları'nda bulunan Darial Geçidi'dir. Bir diğer olasılık ise, Orta Asya'da, Çin Seddi yakınlarında bir yer olabilir. Ancak bu konuda net bir bilgi yoktur.
Tabi bu set kutuplarda da veya bambaşka bir yerde de olabilir.
Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler. (Enbiyâ Suresi, Ayet 96)

YE’CÛC VE ME’CÛC KİMDİR?
YE'CÛC VE ME’CÛC: Ye'cûc ve Mecûc, Kur'an'da kaos ve fesat çıkaran, insanlara zarar veren bir topluluk olarak tanımlanır. Bu kavimlerin kim oldukları konusunda pek çok teori vardır.

Bazı yorumcular, onları tarihi veya mitolojik bir kavim olarak görmüş, bazıları ise Ye'cûc ve Me'cûc'ü insanlığa zarar veren güçler, yani sembolik bir anlamda toplumları tehdit eden kaos unsurları olarak yorumlamıştır.

Bazı İslami kaynaklarda Ye’cûc ve Me'cûc, Orta Asya'da yaşamış barbar kavimler olarak da tanımlanmıştır.
Çin Seddi'ni bu kavimlerin saldırılarına karşı korunmak amacıyla inşa edilen bir yapı olarak görenler de vardır.
Burda direk Türk milletine saldırıyorlar. Bu görüşe katılmamız mümkün değildir.

ZÜLKARNEYN'İN KİMLİĞİ
Zülkarneyn'in kimliği konusunda çeşitli görüşler vardır ve bu konudaki kesinlik belirsizdir:

Şimdi öne çıkan Üç kişiye kısaca değinmek istiyorum... daha sonra derinlemesine inceleyeceğiz.

1. BÜYÜK İSKENDER (ALEKSANDER):
Bazı yorumcular, Zülkarneyn'in Büyük İskender (Makedonyalı İskender) olduğunu öne sürerler.
İskender, doğu ve batıya geniş seferler yapmış ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmuş bir hükümdardır. Ancak, bu görüşün İslam alimleri arasında tam bir kabul görmediği de belirtilmelidir.

İskender'in hayatı, Zülkarneyn kıssasındaki bazı detaylarla örtüşmez.

2. 2. KİROS:
Diğer bir popüler görüş, Zülkarneyn'in Pers İmparatoru İkinci Kiros olduğudur. Kiros, hem doğu hem batıya seferler yapmış, farklı kültürlere hoşgörüyle yaklaşmış ve adaletli bir hükümdar olarak tanınmıştır.

Kur'an'daki Zülkarneyn'in adaletli ve Tanrı'ya bağlı bir hükümdar olarak tanımlanması, bu görüşü destekleyenler arasında yaygındır.

3. OĞUZ KAĞAN:
Diğer bir görüş ise Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olabileceği yönündedir. Oğuz Kağan Destanı'nda geçen bazı motifler, Zülkarneyn kıssasıyla paralellikler taşır.

Ayrıca Zülkarneyn Kıssası, ahlaki ve evrensel mesajlar içermekte olup, insanlara adalet, güç ve Tanrı'ya bağlılık konusunda dersler vermektedir.
Zülkarneyn'in kimliği ve yerlerin coğrafi karşılıkları hakkında yapılan yorumların hangisinin daha doğru olduğunu kesin olarak yalnız Allah bilir.

BİZ ARAŞTIRMAMIZA DEVAM EDELİM...

ŞİMDİ DAHA DERİNLEMESİNE İNCELEYELİM

PERS KRALI İKİNCİ KİROS VEYA BÜYÜK KİROS
İkinci Kiros'un Zülkarneyn olma ihtimali de çok fazladır, hatta düne kadar araştırmacıların gözünde en ağır ihtimaldi.
Hala da öyledir ama ben bir iki araştırma yaptıktan sonra, Kiros'un Zülkarneyn olduğu düşüncesinden vazgeçtim.
Tabi gerçeği yalnız Allah bilir.

NEDEN 2. KİROS YANİ BÜYÜK KİROS ZÜLKARNEYN OLAMAZ?
Çünkü Tomris Hatun büyük Kiros'u öldürmüştür hatta İkinci Kiros Babil'i fethettikten sonra, Babil'in koruyucu tanrısı Marduk'a taptığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Bunlar Zülkarneyn'in resmine uymaz.

TARİHTEN BİR KESİT;
Tomris Hatun, bu baskın ve oğlunun ölümü üzerine çok üzülür. Bunun üzerine Pers Kralı Kiros'u öldürmeye yemin etmiştir.
Zamanı geldiğinde elde edilen başarılar neticesinde Kiros öldürülmüştür. Sakaların Persler ile yaptığı savaşlar Heredot tarafından "tarihin en kanlı savaşı" olarak nitelendirilmiştir.

Dahası, Milattan Önce 6. yüzyılda Pers kralı İkinci Kiros, Babil'i fethettiğinde, kentteki yerel dini geleneklere saygı gösterdi. Babil'i fethettikten sonra, Babil'in koruyucu tanrısı Marduk'a taptığına dair kayıtlar bulunmaktadır.
"Bu, Kiros'un fethettiği halkların inançlarına ve kültürlerine saygı gösterdiğini, onların desteğini kazanmaya çalıştığını gösteren bir örnektir." diye söylense de ben buna anlam veremedim.
Ne Hazreti İbrahim putlara acıdı nede Hazreti Muhammed.
NE DEMEK SAYGI İÇİN ONA TAPINMAK?
Tek Tanrıcı kimsenin hele hele bir Peygamberin böyle bir şey yapacağını düşünmüyorum.

Kiros Silindiri olarak bilinen bir antik yazıtta, Kiros, Marduk'un kendisine yardım ettiğini ve Babil'in yönetimini ona devrettiğini belirtir.
Ayrıca, Marduk'un onu Babil'e barış getirmesi için seçtiğini söyler.
Allah tarafından buyruk ile hareket eden bir kimse Babil'in sözde koruyucu Tanrısının kendisini seçtiğini söyler mi?

Bilemedim ya bu konuda bildiğimiz tarih yanlış yada aradığımız Hazreti Zülkarneyn Kiros değil.

Bu konuda Mustafa Öztürk başta olmak üzere İbrahim Esinler Kiros'un Hazreti Zülkarneyn olduğunu kanıtladıklarını iddia ettikleri videolara ve yazılara internetten kolayca ulaşabilir araştırabilirsiniz.

BENİM İÇİN BUKADARI YETER.

BÜYÜK İSKENDER
BÜYÜK İSKENDER NEDEN ZÜLKARNEYN OLAMAZ?
Büyük İskender (Milattan Önce 356-323), Antik Yunan'da doğmuş ve büyümüş bir hükümdardı. İskender'in dini inancı, dönemin Helenistik kültürüne uygun olarak çok tanrılı bir yapıdaydı.

BÜYÜK İSKENDER TEK TANRICI DEĞİLDİR.

1. ÇOK TANRILI İNANÇ
YUNAN TANRILARI:Büyük İskender, Yunan mitolojisinin tanrılarına inanıyordu. Özellikle Zeus, Athena ve Dionysos gibi tanrılara büyük saygı gösterirdi. İskender'in, kendini tanrıların bir temsilcisi veya onlardan biri olarak görmesi de bu bağlamda değerlendirilebilir.
Babası İkinci Filip de Yunan tanrılarına bağlıydı ve bu inancı oğluna da aktarmıştı.

2. İLAHLAŞTIRILMA VE TANRISAL KİMLİK
TANRISALLAŞTIRMA:İskender, Mısır'a girdiğinde Mısır rahipleri tarafından tanrı Amon'un oğlu olarak ilan edildi. Mısır'da, firavunlar genellikle tanrı olarak kabul edilir ve bu gelenek İskender için de geçerliydi. İskender, bu tanrısal kimliği kabul etti ve Amon'un oğlu olarak tanındı.

ORAKLE OF AMMON:
İskender, Mısır'daki Amon kehanet merkezini ziyaret etti ve burada kendisinin tanrısal kökenlere sahip olduğunu öğrendiğine inanıldı. Bu durum, onun tanrısallığını pekiştirdi ve kendisini tanrı, kral olarak görmesine yol açtı.

4. İSKENDER'İN KÜLTÜREL ETKİSİ
HELENİSTİK DÖNEM:İskender'in seferleri, Yunan kültürünü geniş bir coğrafyaya yaydı ve Helenistik dönemin başlangıcını oluşturdu. Bu dönemde Yunan çok tanrılı dini inançları, doğu dinleri ve inanç sistemleri ile etkileşime geçti.

DİNİ SENTEZ:İskender, farklı din ve kültürlerle temas ettiğinde hoşgörülü bir yaklaşım sergilemiş ve farklı dinlerden unsurları benimsemiştir. Ancak bu durum, onun kişisel olarak tek tanrıcı olduğu anlamına gelmez; daha ziyade, politik bir strateji ve hoşgörü göstergesi olarak yorumlanabilir.
SONUÇ:Büyük İskender, esas olarak Yunan çok tanrılı inanç sistemine bağlıydı ve kendisini zaman zaman tanrılarla özdeşleştirmiştir.

Tek tanrıcılık ile ilgili kesin bir inancı olduğuna dair kanıtlar yoktur. Ancak, farklı kültürlerle olan etkileşimleri sırasında çeşitli dini inançlara saygı gösterdiği ve bu inançlardan bazı unsurları benimsediği bilinmektedir. İskender'in dini inançları, onun hem Yunan tanrılarıyla olan bağını hem de diğer kültürlere duyduğu saygıyı yansıtır.

Kısaca bu tarihi bilgiler yanlış değilse büyük İskenderin Hazreti Zülkarneyn olma ihtimali yoktur.

OĞUZ KAĞAN
ZÜLKARNEYN OĞUZ KAĞAN OLMA İHTİMALİ?

Oğuz Kağan Destanı, Türk mitolojisinin ve edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.
Bu destan, Türk milletinin kökenlerini, kahramanlıklarını ve Oğuz Kağan'ın liderlik vasıflarını anlatır.
Destan, Türklerin Orta Asya'da yaşayan boylar olarak nasıl bir araya geldiklerini ve Oğuz Kağan'ın rehberliğinde bir millet olarak nasıl şekillendiklerini açıklar.
Şimdi Oğuz Kağan Destanı'nın ana hatlarına ve içeriğine daha yakından bakalım:

OĞUZ KAĞAN DESTANI'NIN İÇERİĞİ
1. OĞUZ KAĞAN'IN DOĞUMU VE ÇOCUKLUĞU
DOĞUMU: Destanda, Oğuz Kağan’ın olağanüstü bir çocuk olarak doğduğu anlatılır. Doğduğunda diğer çocuklardan farklıdır; hızlı büyür ve kısa sürede cesur bir savaşçı olur. Bu olağanüstü doğum, onun gelecekte büyük bir lider olacağının işareti olarak görülür.

İLK BAŞARILARI:
Oğuz Kağan, henüz çocukken büyük avcılık başarıları gösterir ve doğanın zorluklarına karşı dayanıklılığı ve cesaretiyle dikkat çeker.

2. OĞUZ KAĞAN’IN İLK ZAFERLERİ
Gökyüzü ve Yeryüzü ile İletişim: Oğuz Kağan, Tanrı ile doğrudan iletişim kurar ve ondan ilham alır. Gökyüzü ile konuşur ve Tanrı’nın kendisine verdiği görevleri yerine getirir.
Bu, onun ilahi bir lider olduğunu gösterir.

DÜŞMANLARINA KARŞI ZAFERLER: Oğuz Kağan, çevresindeki düşmanları yenerek onların topraklarını fetheder. Onun en büyük başarılarından biri, dünyayı fethetme arzusu ve bu hedef doğrultusunda ordusunu toplayarak farklı bölgelere seferler düzenlemesidir.

3. DOĞUYA VE BATIYA SEFERLER
Doğuya ve Batıya Yolculuklar: Oğuz Kağan’ın doğuya ve batıya yaptığı seferler, onun dünyanın her iki ucuna da hükmetme amacını simgeler.
Doğu ve batıya gidip oradaki halkları boyunduruk altına alması, onun evrensel bir lider olduğunu vurgular. Neredeyse tüm dünya'yı gezmiş ve fethetmiştir.

HÜKMETTİĞİ MİLLETLER: Oğuz Kağan, fethettiği milletler arasında adaleti sağlamak için çalışır. Bu, onun sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda adil bir yönetici olduğunu gösterir.

4. OĞUZ KAĞAN’IN OĞULLARI VE HALKI
OĞUZ KAĞAN’IN AİLE YAPISI: Oğuz Kağan, altı oğlu vardır ve bu oğulları üzerinden Türk boylarını düzenler. Her oğul, farklı bir boyun atası olarak kabul edilir. Bu, Oğuz Kağan’ın Türk boylarının kurucu lideri olarak görülmesine yol açar.

OĞUZ KAĞAN TÜM OĞUZLARIN ARASIDIR

BOYLARIN DÜZENLENMESİ: Oğuz Kağan’ın oğulları ve onların soyundan gelenler, Türk milletinin farklı kollarını oluşturur. Bu yapısal düzenleme, Türklerin kabile sistemini ve yönetim tarzını yansıtır.

BİTTİ Mİ? HAYIR!
Daha da derine girdiğimizde benzerlikler artıyor.

OĞUZ KAĞAN — BİLGE KAĞAN — METEHAN

Zülkarneyn, çift boynuzlu ve iki zaman veya iki nesil sahibi demektir.

Oğuz, güçlü, kuvvetli anlamındaki öküz, öğüz kelimesinden gelmiştir. Öküzün de boynuzları vardır.
Oğuz 116 yaşına kadar yaşamıştır.
Bir iddiaya göre Oğuz Kağan, Mete Han'ın ünvanıdır ve aslında Zülkarneyn de bir ünvandır.
Mete Han'ın Oğuz olup olmadığını bilmiyorum, ancak Orhun Yazıtları'nda anlatılanlar Zülkarneyn kıssasına uyuyor ve Oğuz Kağan Destanında anlatılanlar da bu kıssayla örtüşüyor.

Mete veya başka birisi fark etmez, ama Oğuz isminin, tıpkı Zülkarneyn gibi bir lakap olduğu ortadadır. Ayrıca, bu iki ismin aynı anlama geldiği de bilinen bir gerçektir.
Oğuz Kağan'ın Bilge Kağan olarak adlandırıldığı da söylenir. Az önce belirttiğim gibi bir rivayete göre Mete Han ile aynı kişi olduğu da söylenmiştir.
Sözün özü, Kur'an'da Hazreti Zülkarneyn lakabıyla anıldığı için gerçek ismini bilmiyoruz. Aynı şekilde, Oğuz da bir lakap olduğundan, onun da gerçek ismini şimdilik bilemiyoruz.
Bu konuda bazı iddialar ortaya atılsa da kesin bir bilgi yoktur.
Ayrıca Oğuz Kağan’ın çocuklarına verdiği isimler sembolik olarak Zülkarneyn’in seferlerini ihtiva etmektedir.

OĞUZ HAN'IN OĞULLARI
Gün Han (Güneş) Ay HanYıldız HanGök HanDağ Han Deniz Han

OĞUZ KAĞAN DESTANI
Oğuz Kağan Destanı, Türk mitolojisinin önemli eserlerinden biri olup, yazıya geçirilme tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, İslamiyet'in kabulünden sonraki dönemde kayda geçirilmiştir.

Bu destanın ilk yazılı versiyonlarının 13. yüzyılda ortaya çıktığı kabul edilir.

BAŞLICA İKİ YAZILI VERSİYONU BULUNMAKTADIR:
1. UYGUR VERSİYONU: 14. yüzyılda, Kaşgar'da yaşayan Uygur Türkleri tarafından yazıya geçirilmiştir. Bu versiyon, Oğuz Kağan'ın hayatını, fetihlerini ve kahramanlıklarını anlatır.

2. REŞİDÜDDİN VERSİYONU: 14. yüzyılda, İran'da yaşayan tarihçi Reşidüddin tarafından yazılmıştır.

Bu versiyon, "Câmi'üt Tevârih" adlı eserde yer alır ve Oğuz Kağan’ın neslini ve kahramanlıklarını anlatır.
Bu destan, çok daha eski sözlü geleneklere dayanmaktadır ve Türk boyları arasında yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılarak gelmiştir.
Destanın yazıya geçirilmesi, Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden sonra olmuştur, ancak destanın kökeni çok daha eski dönemlere, muhtemelen Milattan Önce İkinci veya Üçüncü yüzyıla kadar gitmektedir.

OĞUZ KAĞAN DESTANI VE ORHUN KİTABELERİ

Oğuz Kağan Destanı ile Orhun Kitabeleri Arasındaki İlişki
Bilge Kağan Yazıtları da Oğuz Kağan Destanında olduğu gibi Zülkarneyn kıssasına uyar.
Arada ki fark Oğuz Kağan Destanı dilden dile aktarılmıştır ve bir zaman sonra kaleme alınmıştır fakat Orhun Kitabeleri, Göktürklerin yazılı tarihe geçirdiği bir eser olup, devletin kuruluşunu, halkın refahını ve kağanların millete olan görevlerini anlatır.
Oğuz Kağan Destanı ise, daha çok mitolojik ve destansı bir karakter olan Oğuz Kağan'ın kahramanlıklarını ve Türk boylarının kökenlerini açıklar.

1. OĞUZ KAĞAN’IN İLAHİ GÖREVLERİ VE ORHUN KİTABELERİ
Her iki metinde de liderler, Tanrı (Tengri) ile yakın ilişki içindedir ve görevlerini Tanrı’nın emirlerine göre yerine getirirler. Bu, her iki eserde de liderlerin ilahi bir yetkiyle donatıldığını vurgular.

2. ADALET VE YÖNETİM
Oğuz Kağan’ın fethettiği topraklarda adalet sağlaması, Orhun Kitabelerinde Bilge Kağan’ın halkına adil bir yönetim sunma arzusuyla benzerlik gösterir. Her iki lider de halkının refahı ve birliği için çalışır.

3. TÜRK MİLLETİNİN BİRLİĞİ
Oğuz Kağan’ın oğulları üzerinden Türk boylarını bir araya getirmesi, Göktürklerin de Türk birliğini vurgulayan bir devlet yapısı oluşturması ile paralellik gösterir.

SONUÇ: Oğuz Kağan Destanı, Türk milletinin mitolojik kökenlerini ve kahramanlıklarını anlatırken, Orhun Kitabeleri Göktürk Devleti'nin tarihini ve liderlerinin halklarına olan sorumluluklarını belgeleyen bir yazılı eserdir. Her iki metin de Türk kültürünün önemli unsurlarını taşır ve bir ulusun tarihsel ve mitolojik anlatılarını yansıtır.

Not:Orhun Kitabeleri’nin tarihlendirilmesi konusunda bazı araştırmacılar, mevcut kabullerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Genellikle M.S. 8. yüzyıla (yaklaşık 732–735 yıllarına) tarihlendirilen bu yazıtların, dil özellikleri, runik alfabenin gelişmişliği ve tarihsel bağlamı dikkate alındığında, çok daha eski bir döneme — hatta bazı iddialara göre M.S. 5. ya da 6. yüzyıla — kadar geri gidebileceği yönünde görüşler vardır. Bu tür tekrar ve vurguların, konunun zihinde kalıcılığı açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.

BİRAZ DAHA İNCELEYELİM
ORHUN KİTABELERİ’NİN YAŞINA DAİR YAKLAŞIMLARI ÖZETLEDİM:

TURGAY TÜFEKÇİOĞLU
Tüfekçioğlu, Türk tarihinin “resmî kronolojiden” çok daha eskiye dayandığını savunan araştırmacılardandır.
Ona göre Orhun Yazıtları yalnızca 8. yüzyıla ait değildir, Türk yazı geleneğinin binlerce yıl öncesine uzanan bir devamıdır.
Sümer, Elam ve Anav medeniyetlerindeki bazı sembollerin Orhun alfabesiyle benzerlik taşıdığına dikkat çeker.
Bu nedenle, yazının kökeni en az M.Ö. 3000–2000’lere kadar geri götürülebilir.
Orhun Kitabeleri ise bu çok daha eski geleneğin “son temsilcisi” olarak görülmelidir, der.

KAZIM MİRŞAN
Mirşan bu konuda en radikal görüşü savunanlardandır.
Ona göre Türk Runik yazısı (Göktürk alfabesi olarak bilinen) aslında Orta Asya’da değil, Anadolu ve Avrasya coğrafyasında binlerce yıl önce gelişmiş bir sistemdir.
Mirşan, Orhun Yazıtları’nı M.Ö. 2000’lere, hatta 4000’lere kadar götürür.
“Türkler tarih sahnesine Göktürklerle çıkmadı, Göktürkler kadim bir geleneğin son halkasıdır,” der.
Bu görüş, özellikle Altay dilleri ve proto-Türk yazı sistemleri üzerine yaptığı filolojik çözümlemelere dayanır.

HALUK TARCAN
Haluk Tarcan da Kazım Mirşan’la benzer şekilde düşünür, fakat biraz daha temkinlidir.
O da Orhun Yazıtları’nın sanılandan çok daha eski bir kültürel devamlılığın ürünü olduğunu savunur.
Türk yazısının kökenini Tengrici semboller ve damgalar üzerinden açıklayarak, bu geleneğin en az M.Ö. 3000–2500’lere kadar izlenebileceğini öne sürer.
Tarcan’a göre Orhun Kitabeleri “8. yüzyılda yazılmış olsa bile”, taşıdığı dil ve sembolik sistem binlerce yıllık bir kültürün kodlarını barındırır.

SONUÇ / ÖZET NOT
Resmî akademik tarih, Orhun Kitabeleri’ni M.S. 8. yüzyıla tarihlendirir. Ancak Mirşan, Tarcan ve Tüfekçioğlu gibi araştırmacılar bu tarihlemeyi sorgular. Onlara göre bu yazıtlar, Türklerin çok daha eski bir proto-yazı geleneğinin son halkasıdır ve kökeni M.Ö. 3000–4000’lere kadar uzanabilir.

Not:Kazım Mirşan, Haluk Tarcan ve Turgay Tüfekçioğlu’nun görüşleri bize, Orhun Kitabeleri’nin sanılandan çok daha eski bir döneme ait olabileceğini göstermektedir. Bu bakış açısı, Orhun Yazıtlarının kökenini yalnızca 1300 yıl öncesine değil, binlerce yıl öncesine, belki de Oğuz Kağan’ın yaşadığı çağlara kadar götürür.
Eğer gerçekten Oğuz Kağan, Hazreti İbrahim ve Zülkarneyn aynı tarihsel dönemde yaşamışlarsa, o hâlde Orhun Kitabeleri diye adlandırılan metinler, Kur’an’daki Zülkarneyn kıssasının bir yansımasını barındırıyor olabilir. Bu durumda tarihî tarihlendirmeler ciddi biçimde gözden geçirilmelidir.
Belki de Orhun Kitabeleri, 8. yüzyılın değil; Oğuz Kağan destanlarının, Zülkarneyn’in ve kadim Türk bilgelik mirasının yankılarını taşıyan 3–4 bin yıllık bir geçmişin izlerini barındırmaktadır. Bu konu, Türklerin kutsal tarih anlatısının kökenine ışık tutacak nitelikte olup, derinlemesine araştırılmayı hak etmektedir.
Bu konuyu ayriyeten inceleyeceğim.

OĞUZ KAĞAN DESTANI VE ORHUN KİTABELERİ
Her iki metin de Zülkarneyn kıssasında ki anlatımlara uygun bölümler vardır.
Oğuz Kağan Destanı'nda yer alan temalar, Türk mitolojisinin ve tarihinin derinliklerine ışık tutarken, Orhun Kitabeleri Türk devlet geleneğinin nasıl şekillendiğini gösterir. Bu metinler, Türk kimliğinin ve ulusal bilincin oluşumunda önemli bir rol oynamıştır.

BİLGE KAĞAN ORHUN KİTABELERİ

Bilge Kağan, Göktürk Devleti'nin en önemli hükümdarlarından biridir ve Orhun Yazıtları'nda yer alan Bilge Kağan Yazıtı, onun döneminde yaşanan olayları ve başarılarını anlatır.

Orhun Yazıtları, Türklerin en eski yazılı belgeleri arasında yer alır ve Bilge Kağan, kendi hükümdarlık döneminde doğuya ve batıya yaptığı seferlerden de bahseder.

İşte Bilge Kağan'ın Orhun Yazıtlarında geçen doğuya ve batıya yönelik seferlerini anlatan bölümler:

BATIYA YAPILAN SEFERLER:
Bilge Kağan, Göktürk Devleti'nin sınırlarını genişletmek ve batıdaki boyları denetim altında tutmak amacıyla çeşitli seferler düzenlemiştir. Orhun Yazıtları'nda bu seferlerle ilgili şu ifadeler yer alır:

"Türk milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan'ı, annem İlbilge Hatun'u, yukarı göklere çıkarmış, tahta oturtmuş."
"Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım, kardeşim Kül Tigin ile birlikte ölesiye çalıştım. İki şad’ı (batıdaki kağanlar) ve küçük beyleri düzelttim ve başlarını diz çöktürdüm."
Bu alıntılar, Bilge Kağan'ın batıdaki Türk boylarını kontrol altına alarak Göktürk Devleti'nin gücünü pekiştirdiğini anlatır.

DOĞUYA YAPILAN SEFERLER:Bilge Kağan, doğuya doğru da seferler yapmış ve burada bulunan çeşitli boylar üzerinde hâkimiyet kurmuştur.

YAZITLARDA BU SEFERLERLE İLGİLİ OLARAK ŞUNLAR İFADE EDİLİR:
"Doğuda Kadırkan Ormanlarına, batıda Demir Kapıya kadar gidip Türk milletini hep yerleştirdim. Üstte gök basmadıkça, altta yer delinmedikçe, Türk milleti, devletini, töresini kim bozabilir? Türk milleti, titre ve kendine dön!"

Bu ifadelerde, Bilge Kağan'ın doğuda Kadırkan Dağları’na kadar ulaştığı ve bu bölgelerde Türk milletini yerleştirdiği anlatılır. Bu, onun doğuda da geniş bir hakimiyet alanı kurduğunu gösterir.

GENEL DEĞERLENDİRME:Bilge Kağan Yazıtları, Göktürk Devleti'nin en geniş sınırlara ulaştığı dönemi ve bu genişleme sırasında yaşanan olayları anlatır. Bilge Kağan, doğuya ve batıya yaptığı seferlerle Türk boyları üzerinde güçlü bir hâkimiyet kurmuş ve devleti güçlendirmiştir. Orhun Yazıtları, sadece tarihi bir belge değil, aynı zamanda Türk milletine hitap eden, onların birliğini ve dirliğini korumaları gerektiğini vurgulayan bir öğüt niteliğindedir.

BİLGE KAĞAN: BİR İSİM DEĞİL, UNVAN
“Bilge Kağan” ifadesi çoğu zaman bir kişisel ad gibi anlaşılsa da, gerçekte bu bir unvandır. “Bilge” sözcüğü, Türkçe’nin en eski dönemlerinden beri “derin anlayış sahibi, hikmetli, ilim ve irfanla donanmış kişi” anlamına gelir. Kağan ise elbette “en yüksek hükümdar” demektir. Dolayısıyla Bilge Kağan, “hikmet sahibi hakan” veya “hikmetle hükmeden hükümdar” anlamına gelir.
Bu yönüyle Bilge Kağan, belirli bir şahsı değil, bir bilgelik makamını temsil eder. Göktürk yazıtlarında geçen Bilge Kağan figürü, aslında bir tarihî kişilikten çok, kut anlayışını ve ilahi meşruiyetle donanmış bilgeliği sembolize eder. Yani o, kut’un bilgeliğe dönüşmüş hâlidir.

OĞUZ KAĞAN İLE BAĞLANTI İHTİMALİ
Bu noktada bazı araştırmacılar (örneğin Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan), Oğuz Kağan destanı ile Orhun yazıtlarındaki bilge hükümdar anlayışı arasında bir süreklilik olduğunu ileri sürer.
Oğuz Kağan da tıpkı Bilge Kağan gibi kut sahibi, göksel iradeyle yönlendirilmiş, halkına hem adalet hem de hikmet dağıtan bir figürdür. Bu nedenle bazı yorumcular, “Bilge Kağan” unvanının, Oğuz geleneğinin devamı olduğunu ve Göktürk hükümdarlarının kendilerini Oğuz’un manevî mirasçısı olarak gördüklerini belirtir.
Dolayısıyla “Bilge Kağan” yalnızca bir 8. yüzyıl hükümdarının değil, Oğuz bilgelik zincirinin son halkası olarak da okunabilir. Bu da Orhun Yazıtları’nın sadece tarihsel değil, mitolojik ve teolojik bir devamlılığı temsil ettiğini gösterir.

SONUÇ
“Bilge Kağan” adı bir kişiye değil, bir kut ve hikmet makamına işaret eder. Bu bilgelik makamı, köklerini Oğuz Kağan geleneğinden almış olabilir. Eğer Orhun Kitabeleri gerçekten Oğuz devrinin devamıysa, o hâlde “Bilge Kağan” unvanı, Oğuz’un soyundan gelen ve onun hikmet mirasını sürdüren bir hükümdarın sembolü olarak görülmelidir.

Bu metinler, Bilge Kağan'ın liderliğini, Türk milletinin birlik ve dirliğinin önemini ve bu birliğin nasıl sağlandığını anlatan önemli bir tarih kaynağıdır.

OĞUZ KAĞAN DESTANI
Oğuz Kağan Destanı Oğuz'un geniş fetihlerini hem de adaletli bir yönetim anlayışını yansıtır.
Bu anlatılarda, Oğuz Kağan'ın doğuya ve batıya yaptığı seferler, uzak diyarlarda hüküm sürdüğü ve fethettiği milletler üzerinde adalet sağladığı anlatılır.
Bu anlatım, Oğuz Kağan'ın hem bir fetihçi hem de bir adalet sağlayıcı olarak tasvir edildiğini gösterir.
Aynı zamanda, milletine yönelik bir uyarı da bulunmaktadır; bu, zenginlik ve refaha aldanmamaları gerektiği üzerine bir öğüttür.

KEF SURESİ’NDE ZÜLKARNEYN KISSASI İLE BENZERLİKLER

KEF SURESİ’NDE ZÜLKARNEYN KISSASI:
Kur’an-ı Kerim'in Kef Suresi'nde anlatılan Zülkarneyn kıssası, geniş bir coğrafyada hüküm süren bir lideri anlatır.
Zülkarneyn, batıya doğru bir sefer yapar ve güneşin battığı yere varır. Orada bir kavme hükmeder ve onların ihtiyaçlarına göre adaletli bir çözüm sunar.
Ardından doğuya doğru ilerler ve güneşin doğduğu yere varır, orada da benzer şekilde bir yönetim uygulaması gerçekleştirir.
Son olarak, Yecüc ve Mecüc’ün bulunduğu bir yere ulaşır ve onları engellemek için büyük bir set inşa eder.

BENZERLİKLER:
1. GÜNEŞİN DOĞDUĞU VE BATTIĞI YERLER:
Hem Oğuz Kağan’ın sözlerinde hem de Zülkarneyn kıssasında, "güneşin battığı yer" ve "güneşin doğduğu yer" temaları yer alır.
Bu, her iki anlatıda da geniş coğrafi alanlarda yapılan seferlere işaret eder.

2. ADALET VE HÜKÜM VERME:
Her iki metinde de, liderin gittiği yerlerde hüküm sürdüğü ve adalet sağladığı vurgulanır. Oğuz Kağan’ın halklar arasındaki çekişmelere son verdiği ve adalet getirdiği anlatılırken, Zülkarneyn de karşılaştığı halkların sorunlarına adaletli çözümler sunar.

3. TENGRİ BUYRUĞU YANİ TANRI’NIN BUYRUĞU VE İLAHİ GÖREV:
Oğuz Kağan’ın sözlerinde, fetihlerinin ve adalet sağlamasının Tengri’nin buyruğu olduğu vurgulanır. Bu, Zülkarneyn’in de Tanrı’nın yönlendirmesiyle hareket eden bir lider olarak tasvir edilmesiyle paralellik gösterir.

4. MANEVİ VE MADDİ DEĞERLER:
Oğuz Kağan’ın, milletine zenginliğin ve refahın tehlikelerinden bahsedip, onlara maddi kazançlar sağladığı ama bu kazançlara aldanmamaları gerektiğini öğütlemesi, Zülkarneyn’in de maddi güç ve kudretin ötesinde ilahi bir görev bilinciyle hareket etmesi fikriyle örtüşür.

Yani Zülkarneyn Oğuz Kağan olabileceği gibi bir başkası da olabilir.

OĞUZ KAĞAN’IN ZÜLKARNEYN OLMADIĞINI DÜŞÜREREK KONUYU DEĞERLENDİRİRSEK

Her iki anlatı da, geniş coğrafyalarda adalet sağlayan güçlü liderlerin hikayelerini içerir ve bu liderlerin ilahi bir rehberlik altında hareket ettiklerini vurgular.
Bu açıdan bakıldığında, Oğuz Kağan Destanı ve Zülkarneyn kıssası, insanlık tarihinde benzer kahraman figürlerinin farklı kültürlerde nasıl ortaya çıktığını anlamak için önemli örnekler sunar.
Dahası Oğuz Kağan’ın da Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğunu doğrulamış olur.
Yani Oğuz Kağan Hazreti Zülkarneyn değilse dahi bir Peygamber olma ihtimali çok ama çok yüksektir.
Kanaatimce Oğuz Kağan kesinlikle bir Peygamberdir hatta Zülkarneynin ta kendisidir.

BU KADAR MI?
HAYIR! DEVAM İNCELEYELİM

ÇİFT BOYNUZLU MİĞFER
Oğuz Kağan'ın mitolojik tasvirlerinde çift boynuzlu bir miğfer taktığı ve uzun süre yaşadığına dair bazı anlatılar bulunur.
1. OĞUZ KAĞAN VE ÇİFT BOYNUZLU MİĞFER

ÇİFT BOYNUZLU MİĞFER: Oğuz Kağan Destanı'nda, Oğuz Kağan'ın güçlü, göksel bir lider olduğu anlatılır. Bazı Türk mitolojisi ve destanlarında Oğuz Kağan'ın çift boynuzlu bir miğferle betimlendiği ifade edilir.
Boynuzlar, eski Türk kültüründe güç ve kudretin sembolü olarak görülür. Bu nedenle, Oğuz Kağan’ın çift boynuzlu miğferle betimlenmesi, onun tanrısal bir güç ve ilahi bir otorite ile donatıldığını gösterir.

TEKRAR KIYASLAMADA FAYDA VAR.
Zülkarneyn, çift boynuzlu ve iki zaman veya iki nesil sahibi demektir.
Oğuz, güçlü, kuvvetli anlamındaki öküz, öğüz kelimesinden gelmiştir. Öküzün de boynuzları vardır.
Oğuz da Zülkarneyn de ikisi de aslında birer ünvandır.

2. OĞUZ KAĞAN’IN YAŞI
UZUN ÖMÜR: Türk mitolojisinde, Oğuz Kağan'ın çok uzun bir ömür sürdüğü ve büyük bir lider olarak halkını yönetmeye devam ettiği anlatılır.
Bazı kaynaklarda 116 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilir.

DEMİR İŞLENMESİ VE DEMİR ZAANATIN BİLİNMESİ
Kur'an'da efsanevi bir komutan veya kral olduğu anlaşılan Zülkarneyn'in demir işlemeyi ve demir zaanatını biliyor.

OĞUZ KAĞAN DESTANI:Oğuz Kağan Destanı'nda, Oğuz Kağan’ın doğaüstü bir varlık olarak tasvir edilmesi ve güçlü bir lider olarak demir kullanarak düşmanlarını alt etmesi, demirin kültürel ve sembolik değerini gösteriyor.

DEMİR KONUSUNA BİRAZDAN TEKRAR DEĞİNECEĞİM
Kendi fikrim, Hazreti Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olma ihtimalinin tek bir eksik dışında tam anlamıyla örtüştüğüdür.
Not: Bu eksikliğin aslında bir eksiklik olmadığını daha sonraki araştırmalarda göreceğiz.

BENİM EDİNDİĞİM BİLGİLER DOĞRULTUSUNDA
Zülkarneyn kıssasında yer alan Ye’cûc ve Me’cûc'e karşı bir set çekilmesi gibi bir hikaye, ne Oğuz Kağan Destanında ne de Orhun Kitabelerinde geçmez.
NEDEN?
Kur'an'da, bu setin nerede olduğu belirtilmemekle birlikte, Allah'ın vaadi gerçekleştiğinde, yani kıyamete yakın bir zamanda, bu setin yerle bir edileceği ifade edilmektedir.
Tüm bunları göz önüne aldığımızda, bu setin yıkılacağı güne kadar insanlardan gizli tutulacağı düşünülebilir.
Bu durumda, Zülkarneyn olduğu düşünülen İkinci Kiros'un veya Büyük İskender'in yapmış oldukları iddia edilen setlerin, Kur’an'da bahsedilen setle aynı olamayacağı ortaya çıkar.
Çünkü, eğer bu kişiler Zülkarneyn olsaydı, bu setin yerini ifşa etmiş olurlar ve insanların seti yıkma ihtimali doğardı.
Oysa Kur’an’da geçen Zülkarneyn kıssası ile örtüşen anlatılar, Oğuz Kağan'ın Zülkarneyn olduğunu işaret etmektedir.
Oğuz Kağan Destanında veya Orhun Kitabelerinde bir setten söz edilmemesi de, bu seddin gizli tutulduğuna dair bir işaret olabilir.
Tüm bu bilgileri topladığımızda, bugün en batıya ve en doğuya baktığımızda Türk milletini görürüz.
Türk milleti bir şekilde bu bölgelere ulaşmıştır. Bu, büyük ihtimalle Oğuz Kağan ile birlikte gidip oralarda kalan Türkler olabilir.
Türk milletinin bu karakteristik yapısı, Oğuz Kağan'ın seferlerine işaret eder.
Tüm bu anlatıları göz önünde bulundurduğumuzda, bu tek eksik olarak düşündüğümüz şey aslında tam tersi
Kur’an’da geçen Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olduğu hususunda güçlü bir kanıttır!

GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERDEN, BATTIĞI YERE KADAR
Papa'nın, "Tatar orduları niçin Avrupa'da?" Sorusuna, Güyük Han'ın cevabı:
"Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar olan toprakları, Gök Tengri bize bağışlamıştır. Eğer tüm Avrupa olarak bize itaat etmezseniz, başınıza neler geleceğini Tanrı bilir."Carpini, Kronik, Sayfa 30

Güyük Han'ın, "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar olan topraklar Gök Tengri tarafından Türklere bağışlanmıştır" sözü, Hazreti Zülkarneyn’in Türk olduğunun bir kanıtıdır.
Eğer Zülkarneyn'in Türk olduğunu kabul edersek, akla gelen ilk kişi Oğuz Kağan olur. Zülkarneyn ve Oğuz kelimelerinin aynı anlama gelen lakaplar ve unvanlar olduğunu daha önce belirtmiştim.
Yüce Allah, Türklere güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar olan toprakları bağışladıysa, Allah'ın iktidar ve hâkimiyet sahibi kıldığı, önce batıya sonra doğuya yönlendirdiği kişinin Türk olduğu apaçık ortadadır.
Hele hele Kur’an’da geçen Zülkarneyn isminin Arapça bir lakap olup, Türkçesinin Oğuz olduğunu düşündüğümüzde ve buna Oğuz Destanı ile Orhun Yazıtları’nı eklediğimizde, söyleyebileceğimiz tek şey şudur:
ALLAH'IN KUR'AN'DA BAHSETTİĞİ ZÜLKARNEYN, BİLDİĞİMİZ OĞUZ'DUR!

EVET İKİNCİ KİROS DEĞİL!
EVET BÜYÜK İSKENDER DEĞİL!
BAŞKA BİRİSİ DE DEĞİL!

Hazreti Zülkarneyn bizim Atamız olan Oğuz Kağan'dan başkası değildir!
ZÜLKARNEYN OĞUZ'DUR!

Altını doludurmaya devam edelim.

DEMİR VE TÜRKLER
Türkler, tarih boyunca demir işleme ve demircilik sanatında büyük bir ustalık sergilemişlerdir. Demirin işlenmesi, Türklerin yaşamında ve kültüründe derin izler bırakmış, hem ekonomik hem de askeri açıdan önemli bir rol oynamıştır.
İşte Türklerin demir işleme konusundaki tarihsel gelişimi ve bu sanatın önemine dair bazı önemli noktalar:

1. GÖKTÜRKLER VE DEMİRCİLİK
Göktürkler (Milattan Önce 6. Milattan Sonra 8. yüzyıl):
Göktürkler, demir işleme konusunda ustalaşmış bir Türk devletiydi. Orta Asya'da yaşayan Göktürkler, demircilik sanatını geliştirmiş ve özellikle silah yapımında büyük bir başarı elde etmişlerdir. Göktürk Devleti'nin kuruluş efsanesinde, Ergenekon'dan çıkış ve demir dağın eritilmesi gibi demirle ilgili önemli semboller yer alır.

ERGENEKON DESTANI:
Ergenekon Destanında, Türklerin bir demir dağı eriterek düşmanlarının kuşatmasından kurtuldukları anlatılır. Bu destan, demirin Türk kültüründe ne kadar önemli bir yer tuttuğunu gösterir.

2. DEMİRİN ASKERİ ÖNEMİ
SİLAH VE ZIRH ÜRETİMİ:Türkler, demir işleme sanatını geliştirdikleri için üstün kaliteli silahlar ve zırhlar üretebilmişlerdir. Bu, onların savaşlardaki üstünlüklerini pekiştirmiştir. Kılıçlar, mızraklar, ok uçları ve zırhlar, Türk savaşçılarının savaş alanındaki en önemli araçlarıydı.

ATLI SAVAŞ TAKTİKLERİ:Türkler, demirden yapılmış eyerler, üzengiler ve silahlar sayesinde atlı savaşta büyük bir üstünlük elde etmişlerdir. Bu, onların hem savunma hem de hücum kapasitelerini artırmıştır.

3. DEMİRİN EKONOMİK ROLÜ
TİCARET:Demir, Türkler için sadece askeri bir malzeme değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ürünüydü. Türkler, demiri işleyip, bunu ticaret yolları üzerinden diğer bölgelere ihraç ederlerdi. Özellikle Orta Asya'nın demir yatakları bu ticaretin temelini oluşturuyordu.

ZANAATKÂRLIK:Türk toplumunda demir işleyen zanaatkârlar, toplumda saygın bir yere sahipti. Demirciler, sadece silah değil, aynı zamanda günlük yaşamda kullanılan araç gereçleri de üretirlerdi.

4. KÜLTÜREL VE MİTOLOJİK ANLAM
DEMİRİN KUTSALLIĞI:Türk mitolojisinde demir kutsal kabul edilen bir maddeydi. Demirciler, demirci tanrılarına saygı gösterirlerdi. Demirin mitolojik ve dini anlamı, Türk toplumunda demir işçiliğine verilen önemin bir göstergesidir.

OĞUZ KAĞAN DESTANI:
Oğuz Kağan Destanı'nda, Oğuz Kağan’ın doğaüstü bir varlık olarak tasvir edilmesi ve güçlü bir lider olarak demir kullanarak düşmanlarını alt etmesi, demirin kültürel ve sembolik değerini gösterir.

5. DEMİRCİLİK SANATININ DİĞER TÜRK DEVLETLERİNDEKİ ROLÜ

SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR:Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de demircilik sanatı önemini korumuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri gücünün temelinde demirden üretilen silah ve zırhlar yatıyordu. Osmanlılar, demir işleme tekniklerini geliştirerek Avrupa ve Asya'da bu alanda üstünlük sağlamışlardır.

SONUÇ OLARAK:Demir işleme sanatı, Türklerin tarih boyunca askeri, ekonomik ve kültürel gelişiminde kilit bir rol oynamıştır.
Bu sanat, Türklerin savaşlarda üstünlük kurmalarını sağlamış, ayrıca zanaatkârlık ve ticarette önemli bir yer edinmiştir.
Demircilik, Türk kültüründe hem mitolojik hem de pratik açıdan derin bir yer tutmuştur ve bu sanat, Türk toplumunun ilerlemesinde temel unsurlardan biri olmuştur.

EN BATI VE EN DOĞU VE KUTUPLAR
"Güneşin battığı yer" olarak tercüme edenler de var, "Güneşin gözden kayboluşu" anlamına geldiğini söyleyenler de.
Burada anlamda önemli bir fark oluşuyor. İlkinde güneşin battığı bir yerden bahsedilirken, ikincisinde güneşin gözden kaybolduğu bir durumdan söz ediliyor.
Eğer ikinci seçeneği ele alırsak, araştırmalarımızı daha geniş bir çerçevede değerlendirmek zorunda kalırız.
Peki, ayeti "Nihayet güneşin gözden kaybolduğu yere gelince" diye tercüme edersek ne olur? Orası neresi olabilir derseniz, o yerin en batı, güneşin battığı yer, kutuplar ya da kutuplara yakın bölgeler olduğunu söyleyebiliriz.
Kutuplarda altı ay gece olan bölgeler olduğu gibi altı ay gündüz olan bölgeler de vardır.

Ayrıca üç ay gece veya üç ay gündüz süren bölgeler de bulunur. Bu ayette söz edilen yer, bu teze göre, sürekli gece olan bir bölge olsa gerek.

AYETİN DEVAMINDA İSE ŞÖYLE DENİYOR:
"Bir süre sonra, Güneş’in doğduğu yere varınca, onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu." Burada bahsedilen yer ise sürekli aydınlık olan, güneşin gökyüzünde sürekli var olduğu, hep gündüz olan bir yer olmalı.

Buradan yola çıkarak, kutuplara ve onların çevresine daha yakından bakmamız gerekecektir.

YENİ BİR BAKIŞ AÇISI
KUTUPLAR

KUTUPLAR DA ALTI AY GECE ALTI AY GÜNDÜZ
Kutuplarda altı ay gece ve altı ay gündüz yaşanan yerler, özellikle kutup dairelerinin ötesindeki bölgelerdir. Bu bölgelerde, Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle yılın bir yarısında sürekli gündüz, diğer yarısında ise sürekli gece yaşanır.

İŞTE BU FENOMENİN GÖRÜLDÜĞÜ BAŞLICA YERLER:

1. KUZEY KUTUP BÖLGESİ:
KUZEY KUTUP NOKTASI:Bu bölge, Kuzey Kutbu'nun en kuzey ucunda yer alır. Burada, Mart sonundan Eylül sonuna kadar sürekli gündüz, Eylül sonundan Mart sonuna kadar ise sürekli gece yaşanır.

SVALBARD, NORVEÇ:Norveç'in kuzeyinde yer alan bu takımadalar, Kuzey Kutup Dairesi'nin üzerinde yer alır ve benzer şekilde uzun gündüz ve gece dönemleri yaşar.

GRÖNLAND'IN KUZEY KIYILARI:Grönland’ın kuzey kıyıları, yılın belirli dönemlerinde uzun süreli gece ve gündüz olaylarına sahiptir.

2. GÜNEY KUTUP BÖLGESİ:
GÜNEY KUTUP NOKTASI:Antarktika'nın merkezinde yer alan Güney Kutbu, Mart sonundan Eylül sonuna kadar sürekli gece, Eylül sonundan Mart sonuna kadar sürekli gündüz yaşar.

MCMURDO İSTASYONU, ANTARKTİKA:Güney Kutbu yakınlarındaki bu bilimsel araştırma istasyonu, benzer uzun gündüz ve gece dönemlerine sahiptir.

VOSTOK İSTASYONU, ANTARKTİKA:Rusya'nın yönettiği bu istasyon da benzer koşullara sahip olup uzun süreli gündüz ve gece yaşar.
Bu bölgeler, kutup dairelerinin (Arktik ve Antarktik) ötesinde bulunur ve Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle bu olağandışı gece gündüz döngüsünü yaşarlar.

GÜNEŞİN AYLARCA BATMADIĞI VE AYLARCA DOĞMADIĞI YERLER
Güneşin aylarca batmadığı ve aylarca doğmadığı yerler, Dünya'nın kutup bölgelerinde ve bu bölgelerin yakınlarındaki coğrafyalarda bulunur.
Bu yerlerde, kutup daireleri içinde kalan bölgelerde, yılın belirli dönemlerinde "kutup günü" (güneşin aylarca batmadığı dönem) ve "kutup gecesi" (güneşin aylarca doğmadığı dönem) yaşanır.

İŞTE BU YERLER:
Güneşin Aylarca Batmadığı Yerler(Kutup Günü):
1. KUZEY KUTUP BÖLGESİ:
KUZEY KUTUP NOKTASI:Burada, yaklaşık Mart sonundan Eylül sonuna kadar güneş batmaz ve sürekli gündüz yaşanır.

SVALBARD, NORVEÇ:Bu takımadalar, Nisan'dan Ağustos'a kadar güneşin batmadığı bir döneme sahiptir.

NORVEÇ'İN KUZEY KIYILARI:Tromsø gibi yerler, Mayıs'tan Temmuz'a kadar sürekli gündüz yaşar.
GRÖNLAND'IN KUZEY KIYILARI:Grönland’ın kuzey bölgeleri, Mayıs'tan Ağustos'a kadar güneşin batmadığı bir dönem geçirir.

2. GÜNEY KUTUP BÖLGESİ:
GÜNEY KUTUP NOKTASI:Antarktika'nın merkezinde yer alan Güney Kutbu, Eylül sonundan Mart sonuna kadar sürekli gündüz yaşar.
MCMURDO İSTASYONU, ANTARKTİKA:Ekim'den Mart'a kadar güneşin batmadığı bir döneme sahiptir.

VOSTOK İSTASYONU, ANTARKTİKA:Aynı şekilde bu istasyon da Ekim'den Şubat'a kadar sürekli gündüz yaşar.

GÜNEŞİN AYLARCA DOĞMADIĞI YERLER (KUTUP GECESİ):
1. KUZEY KUTUP BÖLGESİ:
KUZEY KUTUP NOKTASI:Burada, yaklaşık Eylül sonundan Mart sonuna kadar güneş doğmaz ve sürekli gece yaşanır.
SVALBARD, NORVEÇ:Kasım'dan Şubat'a kadar güneşin doğmadığı bir dönem vardır.
NORVEÇ'İN KUZEY KIYILARI:Tromsø gibi yerlerde Kasım'dan Ocak sonuna kadar güneş doğmaz.
GRÖNLAND'IN KUZEY KIYILARI:Kasım'dan Şubat'a kadar sürekli gece yaşanır.

2. GÜNEY KUTUP BÖLGESİ:
GÜNEY KUTUP NOKTASI:Mart sonundan Eylül sonuna kadar güneş doğmaz ve sürekli gece yaşanır.
MCMURDO İSTASYONU, ANTARKTİKA:Mart'tan Eylül'e kadar güneşin doğmadığı bir dönem yaşanır.
VOSTOK İSTASYONU, ANTARKTİKA:Benzer şekilde Mart'tan Eylül'e kadar sürekli gece yaşanır.

Bu fenomenler, Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle kutup bölgelerinde meydana gelir. Kutuplara yakın yerlerde bile güneşin doğma ve batma süreleri uzar, ancak bu durum en belirgin şekilde kutup dairelerinin içinde görülür.

Bundan sonraki bölümlerde araştırmamı yaparken rastladığım farklı araştırmaları da kaynak belirterek olduğu gibi paylaşmak istiyorum.

VİKİNGLER
Vikingler, kutuplarda değil, daha çok Kuzey Avrupa'da yaşamışlardır. Vikinglerin ana yerleşim yerleri şunlardır:

1. İSKANDİNAVYA:Vikinglerin anavatanı bugünkü Norveç, Danimarka, İsveç ve İzlanda'dır. Bu bölgeler, Viking kültürünün doğduğu ve en yoğun şekilde yaşandığı yerlerdir.
2. NORVEÇ:Norveç, Vikinglerin denizcilik faaliyetlerinin ve keşiflerinin merkezlerinden biriydi. Norveç'in batı kıyıları, fiyortları ve dağlık alanları Viking yerleşimleri için uygundu.

3. DANİMARKA:Danimarka, Vikinglerin bir diğer ana merkeziydi. Buradan çıkan Vikingler, hem Avrupa içlerine hem de Britanya Adaları'na seferler düzenlemişlerdir.

4. İSVEÇ:İsveç, Vikinglerin bir diğer önemli merkeziydi. İsveçli Vikingler, özellikle doğuya, Baltık bölgesine ve Rusya içlerine kadar uzanan keşifler ve ticaret seferleri gerçekleştirmişlerdir.

5. İZLANDA:Vikingler 9. yüzyılda İzlanda'yı keşfetmiş ve buraya yerleşmişlerdir. İzlanda, Vikingler için yeni bir yerleşim yeri olmuş ve burada gelişen bir Viking toplumu oluşmuştur.

6. BRİTANYA ADALARI VE İRLANDA:Vikingler, 8. yüzyıldan itibaren Britanya Adaları ve İrlanda'ya da seferler düzenleyerek yerleşim birimleri kurmuşlardır.
Bu bölgelerde Viking etkisi büyük olmuştur.

Vikingler, kutuplara yakın bölgelerde yaşamış olsalar da, doğrudan kutuplarda yerleşim kurmamışlardır. Onlar, özellikle denizcilik kabiliyetleriyle tanınan, geniş bir coğrafyada keşifler yapan ve yerleşim yerleri kuran bir halktı.

VİKİNGLER TÜRK'TÜ
Bunu ben demiyorum tarih, kanıtlar, kaynaklar ve İsveç'teki tarihsel araştırmaların öncüsü olan Prof. Swen Lagerbring diyor!

Prof. Swen Lagerbring diyor ki :
Yüce İskandinav tanrısı Odin, dolayısıyla oğlu Thor hatta tüm İsveçliler Türk'tü."

Peki mitolojik birer karakter olan bu hayali kahramanlar hakkındaki ilginç iddianın ardında neler yatıyor?
İskandinav Mitolojisinde Tanrıların Babası olarak isimlendirilen Odin yalnızca mitolojik bir figür değil, pagan inancının en yüce tanrısıdır.
Oğlu Thor ile birlikte İskandinav bölgesinin en önemli inanç figürlerinden olan Odin Türk mü?
İlk kez duyanlar için şaşırtıcı bir soru olabilir ama Odin’in hatta tüm İsveç halkının Türk olduğu iddiası, İsveç tarihinin kurucusu olarak adlandırılan Profesör Swen Lagerbring ait.
İsveç modern tarih biliminin en önemli isimlerden olan Profesör Swen Lagerbring, 1764 tarihli İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri ismiyle kaleme aldığı kitabında, Odin ve İsveç halkının Türk kökenli olduğunu açıklamakla kalmamış, iki dilin arasında bugün bile benzer olan özellikleri detaylarıyla anlatmıştır.
Söz konusu kitabı referans alarak Odin Türk mü sorusunu yanıtlamaya çalışan pek çok çalışma daha yapılmıştır.

ODİN, İSVEÇE TÜRKLAND YANİ TÜRK YURDU’NDAN GELİYOR:

Prof. Swen Lagerbring tarafından kaleme alınan İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri isimli, İsveçlilerin Türk Ataları alt başlıklı kitapta anlatılan ve İskandinav bölgesinin en önemli destanlarından biri olarak kabul edilen Hervar Saga ya da diğer ismiyle Harverar Masallarında Odin’in İsveç’e geliş hikayesi anlatıyor.
Efsaneye göre Odin, Türkland yani Türk Yurdu olarak isimlendirebileceğimiz yerden Tirkiar ve Asiemaen yani Türkler ve Asyalılar olarak adlandırılan iki büyük toplulukla yola çıkıyor.
Bu büyük kitlenin lideri olan Odin ve yanındakiler, uzun bir yolculuk sonucunda bugün İsveç olarak bildiğimiz topraklara yerleşiyorlar.

HARVERAR MASALINA GÖRE ODİN TÜRK MÜ?
Lagerbring’in kitabında, Odin’in ve İsveç halkının Türk kökenli olduğuna dair pek çok kesin yargı bulunuyor.
Elbette bu yargıların ana referansı Harverar Masalları başta olmak üzere diğer önemli İskandinav efsaneleridir.

Pek çok İskandinav efsanesinde Tanrıların Babası Odin’in, Türk Mitolojisinin en önemli figürü olan iki kurtla beraber dolaştığından bahsediliyor.

Odin hakkında çizilmiş olan pek çok görselde Odin, iki karga ve iki kurt ile birlikte resmediliyor.
Bu durum, İsveç ve Türk mitolojilerindeki en önemli benzerliklerden biri olarak kabul ediliyor.

FRAKLI OSMANLI VİKİNG (Mİ)?

Kitapta ilk olarak bahseden isim, Siyonizmin kurucusu Teodor Hertzl’in Fraklı Osmanlı Vikingi olarak andığı Ali Nuri Dilmeç’tir.

Ali Nuri Dilmeç, 1861 yılında İsveç’in Malmö şehrinde dünyaya geldi.

17 yaşında İstanbul’a gelen Dilmeç,
İslam dinini kabul etti ve o tarihten itibaren kendini bir Türk olarak tanımladı.
Dilmeç’in bu kitaba ulaşma hikayesi ise oldukça enteresan.

Lagerbring’in kitabını bir müzayededen satın alan Dilmeç, daha sonra kitabı bir arkadaşına ödünç veriyor ve kitap eline ancak 20 yıl sonra yeniden ulaşıyor.
Kitap eline ulaştığı zaman Değerli Bir Kitabın Tuhaf Yazgısı isimli bir yazı kaleme alan Dilmeç, “Odin’in de Türk asıllı olduğu da apaçık ifade ediliyor.” diyerek “Bizim atalarımız Odin’in yoldaşları Türklerdir. Bu konuda yeterli belge var.” olduğunu söylüyor.

ORTAK DİL, ORTAK MİTOLOJİ:
Lagerbring’in kitabının çevirmeni olan Abdullah Gürgün, aynı zamanda uzun yıllar İsveç ve Türk kültürünü de araştırmış ve 2008 yılında Kaynak yayınları tarafından yayımlanan İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine isimli bir kitap kaleme almıştır.
Hem Lagerbring’in hem de Gürgün’ün kitabında İsveççe ve Türkçe dillerinde, bugün bile hala kullanılan kelimeler arasındaki benzerlikten bahsedilir.

GEÇMİŞTEKİ BENZERLİK İSE DAHA DA İLGİNÇTİR.

Thor ‘Tur’ kelimesinden, Odin ise ‘Ot İn’ kelimelerinin birleşmesinden türemiştir.
Thor’un kökeni olan Tur kelimesi türeme, töre ve Türk sözcüklerinin de kökenidir.
Odin’in kökeni ‘Ot İn’ise ‘inen ateş’ anlamındadır.
Odin ismi ile eski Türklerde saygı duyulan kutsal bir büyük olan Öden Ata arasındaki benzerlik de dikkat çekicidir.
Öyle ki, ünlü Türk komutan Timur’un seferlerden önce Öden Ata’ya dua ettiği biliniyor.
Diğer Türk HAKAN Atilla' nında aynı şekilde savaşlardan önce öden ata, yada gök tanrıya dua ettiği kaynaklarda belirtiliyor

İki dil arasında dikkat çeken diğer bir ayrıntı ise runik adı verilen oyma yazılardır.
Norveç’te, İsveç’te, Orta Asya’da ve Orhun Yazıtlarında karşımıza çıkan runik yazılarının ortak bir kökene sahip olduğu düşünülüyor.

İsveç ve Norveç’te yazılı bulunan ancak ne İsveççe ne de Norveççe okunabilen runik yazıların Türkçe olduğu düşünülüyor.

SONUÇ OLARAK;ODİN GERÇEKTEN DE TÜRK MÜYDÜ?

Prof. Swen Lagerbring’in kaleme aldığı kitabı ana referans olarak görürsek ve İskandinav efsanelerine en geniş anlamda yer veren eser olduğunu düşünürsek evet, Odin ve İsveçlilerin bizimle ortak bir atadan geldiğini söyleyebiliriz.
Elbette, söz konusu destanların daha sonra iki milletin yakınlaşması sonrası üretilmiş sözlü gelenek eserleri olması da bir ihtimaldir.

Ne de olsa Vikinglerin İstanbul’a geldiği biliniyor. Ancak her şeye rağmen eldeki veriler, ortak olmasa bile en azından birbirine oldukça yakın olan iki kültürü açıkça ortaya koyuyor.

Odin ve İsveçliler Türktür iddiası ile iki kültürün birbirine oldukça benzer yönleri olduğunu ortaya koyan Profesör Swen Lagerbring’in çalışmaları, kitabı ve yaptığım farklı araştırmalar üzerinden hatta bu kitaptan uyarlanan Vikingler dizisinin tüm serilerini izleyip bu iddiayı değerlendirdim ve bana göre Odin Türk'tü.
Kaynak: Süleyman Efe KOCAZEYBEK

DEVAM EDELİM VIKINGLERLE

VİKİNGLER BİR TÜRK BOYU İDİ
Vikingler Asya kaynaklı, Türk kültürü ile yakın bir ilişki içine girmiş insanlardı. Kadim Türk halklarının ortak inancı olan Gök Tengri kavramını Viking panteonunda gökte yaşayan Odin olarak buluyoruz.

Viking mitolojisine göre Odin gökte Asgord (As bahçesi) olarak bilinen mistik bölgede yaşıyordu. As halkından bir önceki "As ve Ok Halkları” başlıklı yazımda söz ettim.
Odin aynı zamanda Othin, Wodan veya Wotan adlarıyla da bilinir. Wotan adının Vatan sözüne benzerliği oldukça ilginçtir.
Babasının adı Börr idi ve oğulları arasında en önemli olanları Thor, Tur, Bragi, Balder, Hoder, Ull ve Vali sayılabilir. Börr adı kadim Türkçe 'kurt' demek olan 'börü' sözü olsa gerek.
Günümüzün İsveç erkekleri arasında Byörn adı oldukça yaygındır. Tur ve Thor adları kadim bir Türk boyu olan Tur ile ilgili olduğu görüşündeyim. Aslen tanrıça adı olan Tur, kadim Türklerin anaerkil olduklarına işarettir.
Keza Etrüsklerin de Tin ve Turan adlı tanrıçaları vardı. Turan aşk tanrıçası idi. Kuzey batı Avrupa'ya göç eden Vikingler dişi tanrıça Tur'u erkek tanrı Thor şeklinde değiştirmiş olabilirler.
Tur ile Han sözlerinin bitişmesinden Turhan veya Tarkhan yönetici unvanları türemiştir. Nitekim Etrüsklerin yaşadığı İtalya'da Tarkinia bölgesinin "Tarkhan öyü" veya "Tur Kağan öyü" sözlerinden türediği görüşündeyim.
1178 ile 1241 yılları arasında yaşamış İzlandalı Snorri Sturluson'un "The Prose EDDA" adlı eserindeki şu açılış cümlesine gösterebilirim:
"Near the earth's centre was made that goodliest of homes and haunts that ever have been, which is called Troy, even that which we call Turkland."

Çevirisi: "Dünyanın merkezine yakın, avlanmaya uygun Tanrıya en yakın insanların ve av hayvanlarının yaşadığı,
Troy olarak bilinen fakat bizim Türk Ülkesi dediğimiz bir bölge vardı."
Bu cümledeki "Dünyanın merkezine yakın" ifadesi Orta Asya'yı düşündürüyor.
Nedeni de Troy denen ülkenin Tur öyü, yani "Tur ülkesi" olmasıdır.

Doğu Türkistan'da Ürümçi şehrinin doğusunda Turfan şehri bulunur.

Asya'dan batıya göç etmiş olan Tur ve Ok halkları batı Anadolu'da Troia "Tur öyü" ve Trakya "Tur Ok öyü" bölgelerinin isim babalarıdır.
Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde Türklerin kurt soyundan geldiklerine inanılır.
"Bozkurt Destani" Türklerin "Aşina" veya Asena adlı bir dişi kurttan türediklerini yazar. Nitekim Çin kaynaklarında ilk Türk boyunun Aşina adlı bir boy olduğu kayıtlıdır.
Aşina, Asena adı ise “As Ana” anlamında olsa gerek. Zira Ergenekon destanında Ötüken ormanından çıkan Türklere yol gösteren Asena adlı dişi bir kurt olduğu yazılıdır.
Odin veya Othin adını Ot in şeklinde ayırırsak, "gökten inen ateş" anlamı ortaya çıkar. Zira Vikingler Odin'in gökten yıldırım yağdırdığına inanıyorlardı.
Vikinglerin yazısı da Orhun kitabelerindeki Türk yazısına büyük çapta benzer.
Vikinglere yazıyı Odin veya Oding'in öğrettiğine dair belgeler bulunmuştur.
Asya kökenli olan Vikinglerin taşa kazıdıkları yazıtlarını sağdan sola yazmaları gerekirdi. Zira taşa bir yazı yazmak için çekici sağ elde tutup sola doğru vurmak gerekir. Oysa ki batılı dilciler tüm yazıtları soldan sağa doğru okudular ve Viking abecesine "futhark" adını verdiler.
Altta Viking abecesinin tümünü kayalara kazınmış orijinal şekliyle görüyoruz.
Bu yazıt sağdan sola doğru okunması gerekir.

Zira en sağda görülen üst üste binmiş oklardan oluşmuş şekil yazının başlangıcını açıkça belirtiyor.

Sağdan sola Orhun harflerinin seslerini kullanarak okuduğumuzda yazıt "Odinglim ebetesi" sözleriyle, yani "Oding'imin abecesi" demek oluyor.

Onların abecesininE, B ve T harfleriyle başladığını anlıyoruz.

Orhun ile Viking harflerinin benzerliğini görüyoruz.

Kutularda solda Viking harfleri ve Sağda Türk Orhun harfleri bulunuyor.
Kaynak: Doçent Doktor Haluk Berkmen

AVRUPANIN KIZILDERİLİLERİ SAAMİLER

SAAMİLER,
Saamiler, yaygın adları ile Laponlar,Turan halklarının Ural kolundandır.

Fin Ugor halkları içinde Finli ve Estonlar'a daha yakındırlar. Avrupa'nın Kızılderilileri olarak da bilinirler.

Bulundukları bölgeye 4 bin yıl önce geldikleri tahmin edilmektedir. Nüfusları 150 bin dolayındadır.
Saamiler'in ana yurdu olan Sápmi; Norveç, İsveç, Finlandiya ve Rusya'yı içine alan kültürel bir bölgedir.
İskandinav halkları ile sürekli mücadele etmek zorunda kalan Saamiler, tarih boyunca büyük soykırımlara maruz kalmışlardır.
İsveç Norveç krallığı döneminde yerli inançlarından vazgeçip Hristiyan olmaya zorlanan Saamiler, Norveç'teki faşist hükümetler döneminde ise nüfuslarının kontrol altına alınması amacıya kısırlaştırmaya tabi tutulmuşlardır.

Günümüzde Saamilerin azınlık hakları bulundukları bütün ülkelerde tanınmış olsa da halen toprak ve doğal kaynaklar konusundaki mücadeleleri devam etmektedir.
Yakın zamanda kaybettiğimiz Değerli Araştırmacı büyüğümüz Sevgili Haluk Tarcan aşağıdaki paylaşımıyla konuya açıklık getirmişti ışıklarda uyusun

KÖKENLERİNE İHANET EDEN İKİ ÜLKE:…
İSVEÇ İLE NORVEÇ…

İsveç adı, Norveç'le birlikte azınlıklara uyguladıkları şiddet nedeniyle, "20. Yüzyıl'ın soykırım uygulayan ülkeleri" arasına girmişti.
Osmanlı'nın Ermenilere uyguladığı söylenen eziyetlerin, İsveç tarafından Saamilere uygulandığı kanıtlanmış ve kabul edilmişti.
Yoğun bir asimilasyon politikası bu küçük azınlığa 1990'lara dek göz açtırmadı.
Anadilleri, inançları yasaklanmış, zorla hıristiyanlaştırılmışlardı.

Hatta öyle ki, doğan çocuklar kilisede vaftiz edildikten sonra evlerinde sessizce, şaman ritüellerine göre tekrar kutsanıyordu.

Özellikle 1920'den sonra, Saami nüfusun artmasını önlemek için Altmış binden fazla insan kısırlaştırılmıştıki bunların yüzde Doksanı kadındı.

Yine 1900'lerin başında, "Ari Irk"ı koruma teorilerine uygun olarak Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya'da yoğun bir tehcir uygulandı.

Saamilere ait topraklara el kondu. Yeniden toprak satın almaları yasaklandı. Göçe zorlandılar.

İkinci Dünya Harbi'ne kadar "tek dil, tek ulus" politikası giderek yoğunlaştı..

Zorlaşan yaşam şartları sonunda 100 binlere varan nüfus, 10 binlere düştü.
Ve şimdi bu ülke, kanıtlayamadığı halde ısrar etmekte beis görmediği ağır bir suçlamayla, Türkiye Cumhuriyeti'ni baskı altına almaya kalkıyor.
Kaynak: Haluk TARCAN

ÖN TÜRK KÜLTÜRÜ
İsveç ve Norveç kültürünün kökeninde ÖN TÜRK KÜLTÜRÜ bulunur.

Yıllar boyu RÜN alfabesi denilen alfabe ve bu alfabeyle yazılan yazının RÜN yazısı olduğu iddia edilir ve de köken İSKANDİNAVYA’da aranır.
İsveçli araştırmacılar onu İskandinavya dışında ararlar:
ALP geçitlerinde, İtalyan Alplerinde
DON ırmağı yöresinde
KUZEY ülkelerinde
HAZARLAR’da…

Her dört yer de Ön Türklerin bulundukları topraklardır.

Alplerde KAMUNLAR yazılarıyla Milattan Önce 5.000’lerden itibaren bulunurlar (D. Riba, Gravures Rupestres du Val Camonica- Fr. Empire, 1984)

DON ırmağı, BİR OY egemenliği topraklarında akar, tarihi adıyla OQ ARA OY’dur..

KUZEY ÜLKELERİ : “Dikilitaşlar diyarı” diye adlandırılabilecek ABAKAN stepleri, üzerleri Ön Türkçe Damgalarla kaplı, 5, 6 metre yüksekliğinde, Kızılderililerin totemlerinin eşi diyebileceğimiz dikilitaşlarla doludur ;
Tarihleri 16.000’lerdir..

HAZARLARDA
(Hazarların Türk olduklarını söylemeye gerek yok!..)

İsveççe’de artikel’ler, yani “belirleyici ekler” Türkçe’de olduğu gibi sona gelir:

Appna dörr EN för mig
Açınız kapı YI benim için.. dörr eşittir DUR kapı mig eşittir Em

İsveç’te kurulan İlk kentlerden biri olan BİRKA’da 600 Kurgan vardır. Kurgan eşittir OK URUQUN, OK (kişisi) mezarı

BİR DE İSKANDİNAV ADINA GÖZ ATALIM:

ASQAN dinav İYA…
ASQAN; cennette asılı, İYA; sahip olunan ülke demektir.

BU DA OKULLARI TATMİN ETMİYORSA
Kâzım Mirşan’ın İsveç’teki , 400 kadar Ön Türkçe yazıtların bulunduğu GOTLAND Adası yazıtlarının Ön Türkçe ile kıyaslamalarını görelim:

İlk Türk ÖDÜS (devlet) leriden biri ON UYUL’dur , HUN Federasyonu demektir; Orta Asya’dadır.

Bu ödüs’e ait bulunmuş ve şimdilik tek olan ON UYUL yazısı 5.000’ler tarihini taşımaktadır.

Yazılarıyla göç eden, GÖÇMEN(göçebe değil) Ön Türklerle Skandinavya’ya varmışlardır.

Ve bu yazı RÜN tipi yazı diye adlandırılmıştır; tarihi 2.000’ler olarak verilir.

Yazıtın ortasında On Uyul adı okunmaktadır.
Yazıttaki damgalar ile İsveç yazıtındaki damgaların eş ya da benzer oldukları ortadadır.

SONUÇ: Kökeninde Ön Türk kültürü olan İsveç, aynı kültürden olan kültürdaşlarını SOYKIRIMA UĞRATTIĞININ farkında değildir.

Aslında İsveç tarihi derinlemesine incelendiğinde görülecektir ki bu tarihin kökeninde Ön Türk yazısı vardır.

Bu inceleme henüz yapılmadığından, yazıların içeriği olan Ön Türk kültüründen de haberleri yoktur.
Kaynak: Halûk TarcanMecidiyeköy 11.07.2011

ALASKA
Alaska, Amerika Birleşik Devletleri'nin en kuzeybatısında yer alan bir eyalettir ve geniş coğrafyasıyla dikkat çeker.

COĞRAFİ KONUM VE İKLİM
KONUM:Alaska, Kuzey Amerika kıtasının en kuzeybatı köşesinde yer alır. Bering Boğazı'nın karşısında Rusya'ya oldukça yakın bir mesafededir.
Doğusunda Kanada'nın Yukon ve Britanya Kolumbiyası eyaletleri, batısında Bering Denizi ve Bering Boğazı, kuzeyinde Arktik Okyanusu, güneyinde ise Pasifik Okyanusu bulunur.
İKLİM:Alaska'nın iklimi, bölgeden bölgeye büyük ölçüde değişir. Güney kıyıları ılıman bir iklime sahipken, iç bölgelerde daha sert kara iklimi hakimdir. Kuzeyde ise Arktik iklim görülür, bu bölgelerde kışlar çok uzun ve soğuk, yazlar ise kısa ve serin geçer.
Alaska'nın bazı bölgelerinde, kutup bölgelerine yakınlığı nedeniyle yaz aylarında güneş neredeyse batmazken, kış aylarında ise güneş doğmaz (kutup gecesi).

KIZILDERİLİLER ERGENEKON'DAN GİTMİŞLER...
Amerikalı ve Rus antropologların araştırmasında, Kuzey Amerika kıtasının ilk sakinlerinin genetik beşiğinin Sibirya'nın güneyindeki dağlık Altay bölgesi olduğu ortaya çıktı.
ABD’deki İnsan Genetiği dergisinde yayımlanan araştırmayı yapanlardan Pennsylvania Üniversitesi Antropoloji bölümü Doçenti Theodore Schurr, Rusya, Moğolistan, Çin ve Kazakistan’ın kesiştiği Altay bölgesinin 10 binlerce yıldır çok sayıda halkın gelip gittiği kilit bir yer olduğunu belirtti.
Araştırmaya göre, Amerika kıtasındaki ilk insanların ataları, bu halklardan biriydi ve bugün Rusya Federasyonu’nun bir parçası olan Altay’dan 20 bin ila 25 bin yıl önce gelmişlerdi. Asyalılara ait genetik özelliklere sahip bu insanlar, tüm Sibirya’yı katettiler ve o dönemde sular altında olmayan Bering Boğazı’nı geçerek Kuzey Amerika’ya girdiler.

ORASI ERGENEKON
Hemen belirtelim ki bilim adamlarının bugün tarifini ettikleri Altay bölgesi;
Türk tarihinin en önemli alanlarından birisidir. Çünkü, Türklerin anavatanı da burasıdır. Hyung Nu (Hun)
Türk imparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Beşinci Yüzyıl başlarında demirci Açina (Asena) boyu bu bölgede ortaya çıkmıştır.
Kendilerine “Soylu Kurt” anlamına gelen Aşina diyen bu Türkler, tarihte Göktürk İmparatorluğu olarak bilinen devleti kurmuşlardır.

Bunlar; düşmanlardan korunmak için başlangıçta kendilerine ulu sıradağların kesiştiği bu sarp alanı yurt olarak seçmişlerdi.
Bulundukları noktaya da “Dik Yamaç” anlamına gelen Ergenekon diyorlardı.
Bu bilgiler, dünyaca ünlü Sovyet tarihçisi Profesör L. N. Gumilev’in Eski Türkler isimli kitabında yer almaktadır.
Biz de bu Türkler ile demirci Türkmenler arasındaki bağlantıyı Türk Kimliği isimli eserimizde gösterdik. Bu demirci Açinalar;
Asya’nın teknolojik üstünlüğünü (demir teknolojisini) elinde tutuyorlar ve çok değerli savaş aletleri yapıyorlardı.
ABD’li Antropolog Schurr’un tarif ettiği coğrafya, tarihimizde Ergenekon olarak bilinen yerin ta kendisidir.
Bugün sadece tarihçiler değil genetik bilimcileri de ispat etti ki tarih öncesinden beri Türklerin yaşadığı bu Ergenekon bölgesinden yola çıkan boylar; uzun bir yolculuktan sonra Kuzey Amerika’ya ulaşmışlar; orada; Ergenekon bölgesinden götürdükleri kültürü yaşatmışlardır.

YANİ KIZILDERİLİLER BİLE ERGENEKON’UN ÇOCUKLARIDIR

ATATÜRK HAKLI ÇIKTI
Mustafa Kemal Atatürk de Türk tarihi ile ilgili çalışmalar sonucunda 1930’ların ortasında bu sonuca ulaşmıştı. Bu amaçla Meksika Büyükelçisi Hasan Tahsin Mayatepeğ’i görevlendirmişti.
Mayatepek, 1935, 1937 yılları arasında Orta Amerika’da Maya kültüründeki güneş kültü ve güneşe tapınma eyleminin Orta Asya’daki güneş kültü ile olan ilişkisini, Maya dili ile Türkçe ve diğer Asya dillerinin ilişkisini incelemiştir.
Bu çalışmalar sonucunda çok sayıda sözcüğün Türk ve Maya dillerinde aynı olduğunu saptamıştı.
Tahsin Mayatepek’in iki kültür arasında bulduğu ortak noktalar sözcüklerden ibaret değildi; her iki kültür arasında, Mayalar’ın ayyıldızlı davullarından, Şamanik kültüründen, kilim desenlerinden, sembollerinden tüy takma alışkanlıklarına kadar pek çok ortak nokta mevcuttu.
Tarihçilerin o dönemdeki tespitinde de Türklerin Bering Boğazı’ndan Kuzey Amerika’ya geçtiği bilgisi yer alıyordu.
Bu iddiayı faşistlik diye alaya alanların, genetik olarak da ispatlanan bu gerçek karşısında ne yapacağını hiç merak etmiyorum.
Çünkü onlar, Türk milletinin büyüklüğünü gösteren bu yeni keşif yüzünden sinir krizleri geçirmekle meşguller.

ŞAMANİST OLARAK ADLANDIRILAN TENGRİCİLİK KÜLTÜRÜ
Ergenekon merkezli erken dönem Türk kültürü “Şamanist” nitelik taşır ve bu kültür (inanç) günümüzde bile yaşamaktadır.
Tengricilik konusuna ve Şamanizm ile bağlantısına önceki yazılarda değinmiştim.
Büyük şehirlerimizde bugün bile var olan babalar inancı bu şamanist inancın en açık örneklerinden birisidir.
Bu inanışta yeryüzü, yeraltı ve gök olmak üzere üç parçadan oluşan tek evren vardır.
Yeraltını Ay Tanrı temsil eder ve olumsuz (kötü) ruhlar inanışa göre orada yığılmıştır.
Yeryüzü ve gökte ise olumlu ruhlar bulunur.
Yeryüzü, toprak ve su ruhları ile doludur. Ağaçlar, sular, kayalar o ruhları barındırır.

Şaman toplumundaki din adamları (şamanlar) iyi ruhlarla bağlantı kurarak yeraltı ruhlarının kötü etkisini yok etmeye çalışırlar. Bunun için kurban keserler.
Değişik hareketlerle (dans) kötü ruhları kovmak ve iyi ruhları memnun etmek isterler.
Bu arada şaman davuluna vurup müziksel ritm yaratırlar.
Sonunda insan ile doğa ve ruhlar (Tanrılar) arasında bir uyum kurmaya çalışırlar. Böylece de Gök Tanrı’yı memnun ederler.

“BABALAR İNANCI ” – ŞAMANİZM Mİ, TENGRİCİLİK Mİ?
Aslında “babalar inancı” dediğimiz şey, yani ruhani önderlere, atalara veya kutsal kişilere bağlılık anlayışı, hem Şamanist gelenekte hem de Tengricilikte ortak unsurlar taşır.Ama temelde farklı köklere dayanır.

ŞAMANİZM’DE:
Şamanizm bir ritüel ve ruh aracılığı sistemidir.
Şaman, “ruhlar âlemiyle iletişim kuran kişi”dir.
Bu inançta evren üç katmandan oluşur:
Üst dünya (gök tanrılar ve ruhlar)
Orta dünya (insanlar)
Alt dünya (ölü ruhlar, kötü varlıklar)

“Babalar”, yani geçmiş atalar ve kutsal ruhlar, bu evrenin orta katında koruyucu güçler olarak görülür.
Dolayısıyla babalar kültü, Şamanist gelenekte doğrudan atalara tapınma ya da onları aracı kabul etme şeklinde yaşar.

TENGRİCİLİK’TE:
Tengricilik Şamanizm’den farklı olarak tek bir yüce Tanrı – Tengri – inancını merkeze alır.
Şaman burada merkezde değildir; asıl olan kut sahibi hakan ve Tengri’nin iradesidir.
Tengricilik’te de “ata ruhları”na saygı vardır, ancak bu tapınma değil, saygı ve hatırlama biçimindedir.
“Babalar inancı” burada ilahi düzenin devamı olarak görülür; yani atalar Tanrı’ya yakın oldukları için bilgelikleriyle anılırlar.

SONUÇ:
“Babalar inancı” Şamanist kökenlidir, fakat Tengricilik bu inancı tevhidî bir yapıya dönüştürmüştür.Yani Şamanizm’de ruhlar aracıdır, Tengricilik’te ise atalar hikmetin ve geleneğin taşıyıcısıdır.

Bugün Anadolu’daki “yatırlara saygı”, “baba erenler kültü” veya “pir makamları” gibi unsurlar da bu eski inancın İslâmî dönemdeki dönüşmüş hâli olarak görülebilir.

DAHA ÖNCE DEĞİNDİM AMA KISACA BURAYA DA EKLEMEK İSTİYORUM
Tengri İnancında Şamanlığın yeri üzerine bir inceleme başlıklı bir çalışmayı da sizlerle paylaşmak istiyorum ki Şamanizm Türklerin dini olmadığını her daim Tengriciliğin ağır bastığını Şamanın da bu Tengriciliğin içinde var olduğunu anlayalım.

TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK
Türklerde Tengri, tapınılan tek unsur olmuştur. Bu inançta Tanrılar, Tanrıçalar ve Tanrılar ailesi yoktur. O tektir, doğumsuz ve ölümsüzdür.
Bu bakımdan Türklerin tanrı inancı, tarih öncesi dönemlerdeki inanç sistemleri içerisinde benzersizdir.
Mısır tanrı olarak firavunlarını görüyor, Roma ve Batı birbirleriyle mücadele eden, doğan ve ölen tabiat tanrılarına inanıyor, Araplar, Çinliler ve Hintler tabiat güçlerine ve putlara inanıyorlardı.
Türkler ise Tanrının tekliğinden ve rakipsizliğinden hiçbir dönemde ödün vermemiş, onu somutlaştırmamış hatta simgesel bile olsa resmini çizmemiştir.

BUNUNLA BİRLİKTE BOZKIR KANUNLARI OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ TÖRE, TÜRE GELECEĞİNDE TENGRİ’NİN RESMİNİ ÇİZMEK BÜYÜK BİR SUÇ OLMUŞTUR.
Bu bağlamda Şamanlık Türklerin inancında değil sadece bazı uygulamalarında vardır.

En eski Türk inancı olan Tengricilik Tanrıcılık temelinde moniteist (tek tanrı) bir yapı barındırır. Türklerin Şamanlık ile tanışmasına kadar geçen evrede uygulamalardan (ritüel) yoksun, ancak geleneklerle yürütülen bir inanç yapısı mevcuttu. Türklerin geniş coğrafyalara yayılması, Tengri inancı uygulamalarını çeşitlendirmiş hatta bazı bölgelerde Şamanlığın etkisinde kalmıştır.

Bazı bölgelerde Şamanlığın etkisinde kalması bir şeyi değiştirmemiş içerisinde Şaman ile zenginleşmiş ve Tek Tanrıcılık hep devam etmiştir. Tengricilikten hiç vaz geçilmemiştir.

Kendilerini Tanrı buyruğunu yaymaya adayan Türkler, Dünya düzenini sağlamak amacıyla mücadele etmişlerdir. Ancak bunu diğer kültürlerdeki misyoner faaliyetlerle karıştırmamak gerekir. Türk inancına göre kişioğlu özgür iradersiyle Tanrıya ulaşmalıdır.

GELELİM YİNE KUTUPLARA...

ANTARKTİKA
Antarktika, kutup bölgesinde yer aldığı için gündüz ve gece döngüleri, dünyanın diğer bölgelerinden oldukça farklıdır.
Burada, güneşin doğma ve batma süreleri normalden çok farklıdır ve bu durum yıl boyunca dramatik değişiklikler gösterir.

İŞTE ANTARKTİKA'DA GÜNDÜZ VE GECE DURUMUNUN NASIL İŞLEDİĞİ:

1. KUTUP GÜNÜ VE KUTUP GECESİ:Kutup Günü (Güneş Batmayan Dönem):
Antarktika'da yaz mevsiminde, yani Güney Yarımküre'nin yaz aylarında (genellikle Ekim'den Mart'a kadar), güneş hiç batmaz.

Bu dönemde, güneş sürekli ufukta kalır ve 24 saat boyunca aydınlık bir gün yaşanır. Özellikle Güney Kutbu'na yakın yerlerde bu etkiler daha belirgindir.

KUTUP GECESİ (Güneş Doğmayan Dönem):
Antarktika'da kış mevsiminde, yani Güney Yarımküre'nin kış aylarında (genellikle Nisan'dan Eylül'e kadar), güneş hiç doğmaz.

Bu dönemde, tamamen karanlık bir gece yaşanır ve bu durum haftalar hatta aylarca sürebilir. Kutup gecesi sırasında gökyüzü karanlık olur ve bu dönemde genellikle kutup ışıkları (aurora australis) gözlemlenebilir.

2. ANTARKTİKA'DA GÜNDÜZ VE GECE SÜRELERİ:
YAZ AYLARI:Güney Yarımküre'nin yaz mevsimi olan Aralık ve Ocak aylarında, Antarktika'da güneş ufuktan neredeyse hiç batmaz.
Bu dönemde, 24 saat boyunca sürekli gündüz yaşanır. Güney Kutup Noktası'nda, yaklaşık Eylül sonundan Mart sonuna kadar sürekli gündüz vardır.

KIŞ AYLARI:Güney Yarımküre'nin kış mevsimi olan Haziran ve Temmuz aylarında, Antarktika'da tamamen karanlık bir gece yaşanır.

Güney Kutup Noktası'nda, Mart sonundan Eylül sonuna kadar sürekli gece yaşanır ve güneş hiç doğmaz.

3. GEÇİŞ DÖNEMLERİ:
BAHAR VE SONBAHAR:Bahar (Eylül) ve sonbahar (Mart) aylarında, güneşin ufukta yavaş yavaş batıp doğduğu geçiş dönemleri yaşanır.
Bu dönemlerde gündüz ve gece süreleri birbirine yaklaşır ve güneşin batıp doğması birkaç hafta sürebilir.
Bu, güneşin uzun süre ufuk çizgisine yakın olduğu bir dönemdir.

4. COĞRAFİ FARKLILIKLAR:
Antarktika'nın farklı bölgelerinde gündüz ve gece süreleri biraz değişebilir. Güney Kutup Noktası'na ne kadar yakınsanız, bu uzun gündüz ve gece döngüleri o kadar belirgin hale gelir.
Antarktika kıyılarında ise bu döngüler daha kısa olabilir ve daha belirgin gün doğumu ve batımı gözlemlenebilir.

SONUÇ OLARAK:Antarktika'da gündüz ve gece döngüleri, kutup bölgesinde yer alması nedeniyle oldukça farklıdır. Yaz aylarında sürekli gündüz, kış aylarında ise sürekli gece yaşanır.

Bu aşırı koşullar, bölgedeki yaşamı ve araştırma faaliyetlerini de büyük ölçüde etkiler. Bu döngüler, Dünya'nın eksen eğikliği ve Antarktika'nın coğrafi konumu nedeniyle meydana gelir.

ESKİMOLAR
Eskimolar, Arktik bölgelerde yaşayan yerli halklara verilen genel bir isimdir. Ancak, "Eskimo" terimi bazı yerli topluluklar tarafından dışlayıcı veya aşağılayıcı olarak görülebilir.
Bu nedenle, Inuit, Yupik, veya Aleut gibi özgül etnik isimler tercih edilir. Eskimoların yaşadığı bölgeler şunlardır:

1. GRÖNLAND:
INUİTLER: Grönland'da yaşayan Eskimolar genellikle Inuit halkıdır. Grönland, dünyanın en büyük adasıdır ve burada yaşayan Inuitler, avcılık, balıkçılık ve deniz memelileri avcılığı gibi geleneksel yöntemlerle yaşamlarını sürdürürler.

2. KANADA:
INUİTLER:Kanada'nın Arktik bölgelerinde yaşayan Inuitler, Nunavut, Kuzeybatı Toprakları, Quebec'in kuzey kısmı (Nunavik) ve Newfoundland ve Labrador'un kuzey bölgesi (Nunatsiavut) gibi bölgelerde yaşarlar.
Bu bölgeler, Kanada'nın en kuzeyinde yer alır ve oldukça soğuk iklim koşullarına sahiptir.

3. ALASKA (ABD):
YUPİK VE INUPİAT:Alaska'da yaşayan Eskimo halkları, daha çok Yupik ve Inupiat olarak bilinir. Alaska'nın batı, kuzey ve bazı güney bölgelerinde yaşarlar.
Yupikler genellikle Bering Denizi kıyılarında, Inupiatlar ise Alaska'nın kuzey kıyılarında bulunur.

4. RUSYA (SİBİRYA):
SİBİRYA YUPİK:Rusya'nın Sibirya bölgesinde, özellikle Çukotka Yarımadası'nda yaşayan Eskimo halkı, Sibirya Yupik halkıdır.
Bu halklar, Bering Boğazı'na yakın bölgelerde yaşarlar ve geleneksel avcılık ve balıkçılık ile geçimlerini sağlarlar.

YAŞAM TARZI:Eskimolar, geleneksel olarak avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağlarlar.

Deniz memelileri (fok, balina), balıklar ve karadaki hayvanlar (ren geyiği, misk öküzü) başlıca besin kaynaklarıdır.
Eskimoların geleneksel evleri, igloo adı verilen kar bloklarından yapılan kubbeli yapılardı; ancak günümüzde modern konutlar daha yaygındır.

Eskimolar, zorlu Arktik iklimine uyum sağlamışlardır ve kültürleri, çevreleriyle olan uyumlarını yansıtır.
Bugün, birçok Eskimo topluluğu modern yaşam tarzlarını benimsemiş olsa da, geleneksel yaşam biçimlerini de sürdürmeye çalışmaktadırlar.

SAMİLER
LAPONLARİSKANDİNAVYA TÜRKLERİ

Dilleri ve Kültürleri yok Olma Tehlikesine maruz Türk ve Akraba Toplulukları
Tarih öncesinden beri Sami halkı, Sibirya’dan geldiği düşünülmektedir.
Sámiler Norveç'in Finnmark, İsveç'in ve Finlandiya'nın Lappland ve Rusya'nın Kola yarımadası bölgelerine yayıldıkları ve bu bölgelerde yaşadıkları bilinmektedir.
Sami halkı, 5.000 yıl boyunca Fenno İskandinavya ve Rusya’nın kuzey kutup ve yarı arktik bölgelerinde yaşadıklarından dolayı kutup halkları arasında sayılır ve Arktik Konseyi Yerli Halklar Sekretaryası gibi çevresel grupların da üyeleridir.
Norveç’in de aralarında bulunduğu İskandinav ülkelerinde uzun yıllardır yerleşik etnik bir grubu temsil eden Samiler, Ural Altay dil ailesinin Fin Ugor koluna bağlı dillerini konuşuyor.
Fin Ugor kavimleri “Lapon” veya “Lapyalı” olarak da adlandırılan Samiler tıpkı KIZILDERİLİLER, ESKİMOLAR gibi ASYA ve TURAN kökenli Türk akraba topluluğudur.
Bugün toplam Sami sayısı 90.000 civarındadır.

ALEUITLER
‘Turan” Türk soyundan (ırkından) olanların yaşadığı büyük ülkenin “Türk Dünyası”nın adıdır. “
Turanlı” bu ülkede yaşayanlara verilen isimdir.
5 bin yıllık bir tarih dilimi içinde Turan ülkesi, bütün kuzey yarımküreyi içine alır.
Turan ülkesinin merkezi “Tanrı Dağları” dolayında bulunan “Ötüken”dir.

Turan ülkesinde yüzlerce Türk bölgesi varsa da büyük bölümlerin Türkçe isimleri ve yerleri şöyledir:

KUTYAK (Batı Avrupa),
URALLI(Doğu Avrupa ve İskandinavya),
ALTAYLI (Asya),
AMERİD (Kuzey Amerika ve buradaki Kızılderililer),
ABYA YALALI (Güney Amerika ve buradaki Aztek, Maya , İnka ,Peru ve diğerleri)
“ÖN-TÜRKLER ” (Erken dönem) de iki büyük Turanlı kolu var idi.

Ural Dağlarının batısında oturan “Urallılar” ile Uralların doğusunda oturan “Altaylılar” Urallılar kuzey ve kuzey batı Avrupalıların ataları (cedlerinin) başlıcaları Finler, Estonyalılar ve Litvanyalılardır.
Altaylılar ise bugünkü Sibiryalılar,
Kuzey Buz Denizinde yaşayan Eskimolar, Kuzeydoğuda yaşayan Saka (Yakutlar) ile Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderililerin atalarıdır.

Ural’a göç eden bir bölüm Altaylıların Urallılarla birleşmesi ile “Oğuz Boyu” ortaya çıkmıştır.
Altay’a göç eden Urallıların Altaylılarla birleşmesi ile Özbek, Kazak, Kırgız boyları ortaya çıktı.
Altaylıların Çinlilerle birleşmesinden “Moğollar”, Moğolların Çinlilerle birleşmesinden Koreli ve Japonlar ortaya çıkmıştır.
Amerikalı Kızılderililere “Amerid” ya da (yerli) denir.
Ameridler Altaylıların Amerika kıtasındaki uzantılarıdır.

Alaskalı Ameridlerin Sibirya’ya göç ederek Yakutlarla birleşmesinden “Yuitler” Altaylı Yakutların Kablumbağa Adası (Kuzey Amerika’ya) göç ederek Alaskalı Ameridlerle birleşmesinden Aleuitler meydana gelmiştir.
Ameridlerin Orta ve Güney Amerika’daki uzantıları Aztekler, İnkalar ve Mayalardır.
Şu anda Meksika halkının yüzde 80’i Mayaların nesilleridir.
Amerika kıtası “Abya Yalalıların” devamlı yurdu idi.
Teksas’ın aslı Türkçe “Tek Saz”dır. Niyagara Şelalesine Meluncanlar “Ne Yaygara” ismini koymuşlardır.

Niyagara kelimesi hiçbir dilde yoktur.
Kuzey kutbunda yaşayan “İnvitler” ile Kanada’daki “Ocibualar”ın yaşantıları, kilim dokumaları ve kültürleri Türk olduklarını fazlasıyla göstermektedir…

TEKRAR BAŞA DÖNELİM
AYETLERİ DİKKATLİCE TEKRAR OKUYALIM:

83. Sana Zülkarneyn’den de sorarlar:
Deki: "Size ondan bir hatıra okuyacağım."

84. Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.
85. O da bir sebebi izledi.
86. Nihayet, Güneş’in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."

87. Dedi: "Zulmedene azap edeceğiz; sonra Rabbine döndürülecek;
O da onu görülmedik bir azaba çeker."

88. "İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapana gelince, onun için ödül olarak en güzeli var. Ve ona, buyruğumuzdan, kolay olanı söyleyeceğiz."

89. Sonra bir sebebi daha izledi.

90. Bir süre sonra, Güneş’in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.

91. İşte böyle!
Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

92. Sonra yine bir sebebi izledi.

93. Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.

94. Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye’cûc ve Me’cûc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?"

95. Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkân ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim."
96. "Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır, katran dökeyim!" diye seslendi.

97. Artık onu ne aşabildiler ne delebildiler.

98. Dedi: "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."

99. O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.

100. O gün, cehennemi, inkârcılara öyle bir sunmuşuzdur ki!...

101. Onlar, gözleri benim zikrim, Kur’anım karşısında perde içinde olan insanlardı. Dinlemeye dayanamıyorlardı.

AYETLERİ DİKKATLİCE OKUDUĞUMUZDA,
Hazreti Zülkarneyn önce batının son noktasına ulaştığında karşısına Atlas Okyanusu çıkınca doğu tarafına yöneldi.
Sonra doğunun son noktasına ulaştığında karşısına Büyük Okyanus çıkınca kuzeye doğru yöneldi ve iki dağ arasındaki bir geçide ulaştı.
İki dağın eteklerindeki ovada yaşayan ve kendi dillerinden başka hiçbir sözü anlamayan bir toplumu gördü.
Hazreti Zülkarneyn doğuda son noktaya ulaşıp da önüne Büyük Okyanus çıkınca kuzeye doğru yöneldiğine göre, bu seddin Asyanın kuzeydoğusunda olması gerekiyor. Ayrıca tarihten çok önceki dönemlerde yapılmış olmasına rağmen âyeti kerîmede, “Rabbimin vaadi geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman, onu yerle bir eder” buyrulduğuna göre şu anda dimdik ayakta durduğu da kesindir.
Ancak iki dağın arasında ve dağlarla aynı seviyede olan bu sed, kıyâmete yakın parçalanıp yerle bir olacağına göre belki de Allah onu şiddetli sel sularının getirdiği kum ve millerle doldurup insanların gözünden gizlemiş olabilir. Veyahut kar ve buz ile örtülü olma ihtimali de yüksektir.

Bu ayetler, Kur'ani Kerim'de Kehf Suresi'nde geçen Zülkarneyn kıssasından alınmıştır.

Zülkarneyn, Allah tarafından güçlü ve adil bir hükümdar olarak tanıtılır ve yeryüzünde doğuya ve batıya yaptığı seferlerden bahsedilir. Bu ayetlerde, Zülkarneyn'in güneşin battığı ve doğduğu yerlere ulaştığına dair anlatımlar yer alır.

GÜNEŞİN BATTIĞI YER:
"Kara balçıklı bir gözede batar buldu"ifadesi, Zülkarneyn'in güneşin batışını, ufukta, sanki karanlık ve bulanık bir suya batıyormuş gibi gözlemlediği bir yer olarak tanımlanır.

Bu, bir coğrafi gerçeklikten çok, o dönemde gözlemleyen bir kişinin algısını yansıtıyor olabilir. Bu yer, batıdaki en uç nokta olarak düşünülebilir. Coğrafi olarak, bu durum Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu veya herhangi geniş bir su kütlesi ile ilişkili olabilir.
Zülkarneyn'in batıya yaptığı seferlerde ulaştığı bu nokta, belki de o dönemin bilinen dünyanın batı ucundaki bir yer olarak kabul edilebilir.

GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER:
"Ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu" ifadesi, Zülkarneyn'in doğuya yaptığı bir seferde, belki de çok geniş bir ovada veya çöl benzeri bir yerde yaşayan bir kavme ulaştığını ifade ediyor.
Bu topluluk, güneşin etkilerine karşı doğal bir koruma ya da barınak kullanmayan, belki de göçebe ya da ilkel yaşam süren bir toplum olabilir.
Bu yer, doğudaki en uç nokta olarak düşünülebilir. Bu tanım, Gobi Çölü, Orta Asya bozkırları veya başka bir geniş açık alanla ilgili olabilir.

YORUM VE ANLAM:
SİMGE VE ANLAM:
Bu ayetlerde geçen tanımlamalar, bir coğrafi keşif ve gözlemden çok, metaforik bir anlam taşıyabilir. Güneşin batışı ve doğuşu, dünyanın uç noktalarına yapılan seferler olarak sembolize edilebilir.
Zülkarneyn'in seferleri, onun egemenliğinin, adaletinin ve Tanrı'nın gücünün yeryüzünün dört bir yanına ulaştığını anlatan sembolik bir anlatım olabilir.

GERÇEK YERLER:
Zülkarneyn'in ulaştığı bu "güneşin battığı ve doğduğu yerler" muhtemelen belirli bir coğrafi noktayı değil, insanlığın bilinen dünyasının uç noktalarını temsil eder.
Batıdaki yer, belki Atlas Okyanusu veya Hazar Denizi, doğudaki yer ise belki Orta Asya'nın geniş stepleri veya Çin'in batı sınırları olabilir. Ancak, Kur'an'da bu yerler net bir şekilde belirtilmediği için, tam olarak neresi olduklarını belirlemek mümkün değildir ve bu konular tarih boyunca birçok farklı yoruma tabi olmuştur.
Özetle, bu ayetler Zülkarneyn'in dünyanın sınırlarına kadar ulaştığı, geniş seferler yaptığı ve karşılaştığı halklar üzerinde adaletle hüküm sürdüğü şeklinde yorumlanabilir. Güneşin battığı ve doğduğu yerler ise, dünya üzerinde batıdaki ve doğudaki en uç noktalar olarak metaforik bir anlam taşıyor olabilir.

TÜM BU BİLGİLERE DAYANARAK BU YAZININ SON BÖLÜMÜNÜ İYİ OKUYUN
Hazreti Zülkarneyn kimdir sorusuna cevap vermeden önce, toparlamak adına önemli bir noktaya değinmek gerekir.
İddiaya göre Sümerler ve Mayalar döneminde yaşayan Zülkarneyn, iki zamanlı olarak bilinir, yani zamanlar arasında gezen anlamındadır.
Hatta Sümer tabletlerinde Zülkarneyn, zaman kapısından geçerken resmedilmiştir.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda, Hazreti Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olma ihtimali oldukça yüksek olmakla birlikte, Zülkarneyn'in her çağda ve her zamanda var olduğu, yani zamanlar arasında yolculuk yapabildiği düşünüldüğünde, Hazreti Zülkarneyn'in bir şahıs değil de Türk milleti olduğu sonucunu da çıkarabiliriz.
Yani Hazreti Zülkarneyn Oğuz Kağan olabileceği gibi, Oğuzların bütünü, yani Türk Oğuz Beyleri ve dolayısıyla Türk milletinin ta kendisi olma ihtimali de yüksektir.
Bu durum, Türk milletinin Hazreti Zülkarneyn kıssasına uyduğunu yukarıda uzunca anlattığım konular ışığında göstermektedir.
Türkler en batıda güneşin battığı ve en doğuda güneşin doğduğu yerlere gitmişler her yerde varlar hatta kutuplarda bile...
Oğuz, köken olarak Türk dillerine dayanır ve Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Oğuz boylarıyla yakından ilişkilendirilir.
Bu isim, kuvvet, cesaret, liderlik ve soyluluk gibi değerleri simgeler ve bu nedenle tercih edilen bir isimdir.
Zor Zamanlarda Ortaya Çıkan Genetik Ruh “Allah’ın Ordusu” Türk Milleti!

SONUÇ OLARAK OĞUZ ZÜLKARNEYN'DİR

TARİHSEL KRONOLOJİ: SÜMERLERDEN METE HAN’A
İnsanlık tarihinin erken dönemlerinde, yaklaşık M.Ö. 5500’lerde Hazreti Nuh’un yaşadığı kabul edilir. Bu dönemin ardından M.Ö. 4000’lerde Sümer uygarlığı yükselmiş, yazı ve şehir kültürü doğmuştur.
Yaklaşık M.Ö. 2000 yıllarında, hem Oğuz Kağan destansı dönemi hem de Hazreti İbrahim’in yaşamı aynı zaman diliminde yer alır. Bu, Türk ve İbrahimî geleneklerin köklerinin aynı çağda filizlendiğini gösterir.
Sonrasında Hazreti Musa (M.Ö. 1300) ve Hazreti Süleyman (M.Ö. 1000) dönemleri gelir. Tevrat’ın ilk kez yazıya geçirilmesi M.Ö. 580 civarına, Babil sürgününden sonraki derlenişi ise M.Ö. 400’lere tarihlenir. Bu dönemlerde Tevrat’ta Gog-Magog anlatısı da yer almıştır.
Kiros (M.Ö. 550), Büyük İskender (M.Ö. 330) ve sonrasında Mete Han (M.Ö. 210) dönemleri ise bu tarihsel zincirin son halkalarını oluşturur.
Böylece Sümerlerden Oğuz Kağan’a, Hazreti İbrahim’den Mete Han’a uzanan çizgide, ortak bir tarihî ve kültürel süreklilik göze çarpar.

TÜM BUNLARDAN ÇIKARTTIĞIM SONUÇ ŞUDUR:
Kur'an'da, Zülkarneyn'in bir set çektiğinden söz edilmektedir. Bu setin nerede olduğu belirtilmemekle birlikte, Allah'ın vaadi gerçekleştiğinde, yani kıyamete yakın bir zamanda, bu setin yerle bir edileceği ifade edilmektedir.
Tüm bunları göz önüne aldığımızda, bu setin yıkılacağı güne kadar insanlardan gizli tutulacağı düşünülebilir. Bu durumda, Zülkarneyn olduğu düşünülen İkinci Kiros'un veya Büyük İskender'in yapmış oldukları iddia edilen setlerin, Kur’an'da bahsedilen setle aynı olamayacağı ortaya çıkar.
Çünkü, eğer bu kişiler Zülkarneyn olsaydı, bu setin yerini ifşa etmiş olurlar ve insanların seti yıkma ihtimali doğardı.
Oysa Kur’an’da geçen Zülkarneyn kıssası ile örtüşen anlatılar, Oğuz Kağan'ın Zülkarneyn olduğunu işaret etmektedir.
Oğuz Kağan Destanında veya Orhun Kitabelerinde bir setten söz edilmemesi de, bu seddin gizli tutulduğuna dair bir işaret olabilir.
Tüm bu bilgileri topladığımızda, bugün en batıya ve en doğuya baktığımızda Türk milletini görürüz.
Türk milleti bir şekilde bu bölgelere ulaşmıştır. Bu, büyük ihtimalle Oğuz Kağan ile birlikte gidip oralarda kalan Türkler olabilir. Türk milletinin bu karakteristik yapısı, Oğuz Kağan'ın seferlerine işaret eder.
Tüm bu anlatıları göz önünde bulundurduğumuzda, Kur’an’da geçen Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olduğu sonucuna varabiliriz hatta aksini ispatlayan çıkmadıkça varmalıyız da!

HAZRETİ ZÜLKARNEYN — OĞUZ KAĞAN — HAZRETİ İBRAHİM

Oğuz Kağan’ın, yani Hazreti Zülkarneyn'in, Hazreti İbrahim ile aynı çağda yaşadığı ve buluştuğu düşünüldüğünde, önceki çalışmamızda ortaya koyduğumuz Hazreti İbrahim’in Kur’an’da işaret edilen dini öğretisinin Oğuz yani Türk Töresi olduğu gerçeği bir kez daha kanıtlanmış olur.

KUR’AN’DA GEÇEN "HAZRETİ İBRAHİM’İN MİLLETİ" İFADESİNİN ÜÇ ŞEYE İŞARET ETTİĞİNİ BELİRTMİŞTİK:
O dönemde "millet" kelimesi, dini öğreti veya inanç sistemi anlamında kullanılmıştır. Bu bağlamda, Hazreti İbrahim’in dini öğretisi Oğuz yani Türk Töresi, inanç sistemi ise Türklerin her daim benimsediği tek tanrıcılıktır. "Milleti" ise Yüce Allah'ın mucizesi ve bilgisi ışığında Türk milletine işaret etmektedir.
Günümüzde "millet" kavramının ırk, kavim, soy anlamında kullanılacağı, Yüce Allah'ın bilgisi ve takdiriyle gerçekleşmiştir.

EVET BİLDİĞİMİZ OĞUZ HAZRETİ ZÜLKARNEYN'DİR.

EVET ÇİFT BOYNUZ SAHİBİNİN NESLİYİZ.

EVET OĞUZLAR YANİ TÜRK MİLLETİ ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ ORDUSUDUR!

Çin'deki gizlenen saklı Türk Piramitlerine girip fotoğraf çeken Oktan Keleş'in araştırmaları ve söylediklerine kulak verilmelidir.
Ayrıca bu piramitlerin 5000-6000 yıllık olduğu söylenmektedir. Bu Oğuz – İbrahim – Sümer ve Zülkarneyn ile neredeyse aynı zamana denk gelmektedir.
Devlet bu piramitleri incelemek için gerekli adımları atmalıdır. Belki Orda ki yazıtlarda daha net bilgiler vardır kim bilir.

OKTAN KELEŞ ŞÖYLE DİYOR;
Çift boynuzlu granit taştan üç metrelik baş figürünü sorduklarında ise şaşırtıcı bir cevap aldıklarını belirten Oktan Keleş, Çinli'nin "O sizin atanız Oğuz Kağan'ın temsili suretidir" dediğini nakletti.

Keleş, Çinli'nin piramidin alt kısmında başka bir mumya olduğunu ve onun hiç bozulmadığını ileri sürdüğünü, ayrıca var olan binlerce tabletten bazılarının zaman içerisinde aşınarak birbirine yapıştığını söylediğini aktardı.
Artık, devletin ciddiyeti, gücü ve olanaklarıyla, ortaya çıkarttığımız gerçekler gün yüzüne çıkarılıp dünyanın kabulüne sunulmalıdır.

TÜM TÜRKLER, BU GERÇEKLERİ BİLMELİDİR!

BEYAZ PİRAMİTLERDE SAKLANAN GERÇEKLERTÜRK TARİHİNE AİT YENİ SIRLAR - 2 - http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=32 — Oktan Keleş'in internet sitesinden bunu ve çok daha fazlasını okuyabilirsiniz.

Kaynakça

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, Kehf Suresi (83-101. Ayetler). Öztürk, M., Kur'an'ın Tarihsel ve Evrensel Mesajı, (Zülkarneyn tartışmalarına dair akademik yaklaşımlar).
Esin, E., Türk Kozmolojisine Giriş, (Oğuz Kağan ve Zülkarneyn motiflerinin mitolojik kökenleri).
Lagerbring, S., İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri (1764), (Odin ve Türk kökeni iddiası için temel kaynak).
Gumilev, L. N., Eski Türkler, (Ergenekon ve Göktürk sosyolojisi).
Mirşan, K., Prototürk Yazıtları ve Tarihsel Kökenler.
Tarcan, H., Ön Türk Kültürü ve Tarihi.
Sturluson, S., The Prose Edda, (İskandinav mitolojisinin tarihsel kökenine dair).
Keleş, O., Beyaz Piramitlerde Saklanan Gerçekler (onaltiyildiz.com).
Carpini, G. P. de, Moğol Seyahatnamesi (Güyük Han’ın mektubu için).

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’an Meali

____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM | VİDEO 285
237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM | VİDEO 285
İZLETİ: (Facebook)
237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM | VİDEO 285
237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM | VİDEO 285

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…