137. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
GİRİŞ
Türkiye, tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçmektedir. Siyasi iktidarın “barış”, “kardeşlik” ve “yeni anayasa” söylemleri altında yürüttüğü süreç; toplumun geniş kesimlerinde ciddi endişeler doğurmaktadır. Özellikle üniter devlet yapısı, Türk kimliği ve Cumhuriyet’in temel değerleri etrafında şekillenen tartışmalar, yalnızca bir siyasi mesele değil; aynı zamanda tarihî, kültürel ve millî bir gelecek meselesi hâline gelmiştir.
Bu yazıda dile getirilen görüşler; Türk milletinin kimliğine, devletin kuruluş felsefesine ve Cumhuriyet’in temel ilkelerine yönelik tehdit algısı üzerinden şekillenmektedir. Amaç; yaşanan gelişmeleri sorgulamak, kamuoyunda oluşan kaygıları ifade etmek ve millî birlik fikrini yeniden gündeme taşımaktır.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
Bugün “tarihi konuşma” diye sunulan açıklamayı baştan sona dikkatle dinledim. Samimiyetle söylüyorum: Hem AKP’liler hem de MHP’liler adına derin bir utanç hissettim. Bu konuşma; gerçeklerden uzak, çarpıtılmış bir tarih anlatısına dayanan, ideolojik ve tehlikeli bir zemin üzerine kuruluydu.
Konuşmada, terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın yıllardır savunduğu bölücü tezler, adeta “devlet aklı” gibi Türk milletine sunuldu. Dahası, bu söylemlerle Türk’ün hem geçmişine hem de geleceğine Arap ve Kürt kimliği ortak edilmek isteniyor. Ortaya konan vizyonda açıkça “Türk, Arap ve Kürt ortak kimliği”nden söz ediliyor ve bunun üst kimliği olarak da “Müslümanlık” tanımlanıyor.
BU, ÇOK CİDDİ VE VAHİM BİR HATADIR.
Siyasal İslamcı zihniyet baştan sona bir yanılgı içerisindedir. Kendi ideolojik rüyalarını gerçekleştirmek uğruna, teröristlerin tezlerine sarılarak, bunu da “ortak dert” adı altında meşrulaştırmaya çalışmak; Cumhuriyet’i doğrudan hedef almak anlamına gelir.
Sağduyulu, aklını kullanan ve önyargısız her yurttaş bu gerçeği artık görmektedir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en az yüzde 70’i, yapılan bu açıklamaların altında yatan gizli hedefi fark etmiş durumdadır ve bu gidişatı kabul etmemektedir. Öyle ki, artık diğer toplumsal kesimleri ikna etmeyi geçtim, kendi tabanlarında bile ciddi bir kopuş yaşanmaktadır.
TÜRK MİLLETİ BU SÜRECE AÇIKÇA “HAYIR!” DEMEKTEDİR.
Ama ne yazık ki, devletin gücünü elinde bulunduranlar, bu milletin iradesine rağmen başkanlık yetkilerini de kullanarak Cumhuriyet rejimini tasfiye etmekte, üniter yapıyı zayıflatmakta ve yerine federal bir sistem inşa etmeye çalışmaktadır. Bu süreçte, Türk kimliği eritilmekte; yerine, “Müslüman üst kimliği” altında Araplaştırılmış bir yapı yerleştirilmek istenmektedir.
Bu açıkça Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e, Anayasaya ve Türk milletinin vicdanına yapılmış bir darbedir.
TÜRK MİLLETİ, BU DAYATMAYI ASLA KABUL ETMEYECEKTİR.
Bu yapılan, Anayasayı çiğnemektir.Bu yapılan, ihanettir.Ve bu zulme sessiz kalmak da dilsiz şeytanlıktır.
En büyük cihad, zalime “SEN HAKSIZSIN!” diyebilmektir.
Allah’ın izniyle Türk milleti zalimin önünde eğilmeyecek, yalnızca Allah’ın huzurunda secde edecektir. Allah, onları hiç beklemedikleri yerden yakalayacaktır. Biz imanlı bir milletiz. Evet, geçmişte hatalarımız olmuştur; ama bu zulmü hak etmiyoruz.
Artık silkelenip kendimize gelmenin, içimizi toparlayıp bir ve bütün olmanın vaktidir.Çağrımız, tüm vatansever partileredir:“Ben” deme devri bitmiştir, artık “biz” deme zamanıdır. Aksi halde, Allah bize yardım etmez.
BU ÇAĞRIM YÜCE TÜRK MİLLETİNEDİR:
Oğuz’u uykusundan uyandırma vaktidir!Karşımızda emperyalizm, Hristiyan Siyonizmi ve yedi düvel olabilir — hiç fark etmez.Çünkü Allah bizimledir. Allah’tan başka ilah yoktur.
HODRİ MEYDAN!
TARİHİ KONUŞMA VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
İnsanlar Erdoğan'ı, CHP, HDP ve Öcalan'la el ele vermesin diye seçtiyse, o halde bugün Erdoğan’ı alkışlayan ve destekleyenler kim?
Doğu Perinçek'in içinde bulunduğu bir yapıdan hayır gelir mi? AKP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR, Doğu Perinçek... Tüm hain unsurlar aynı safta toplanmış durumda. Türk milleti ise tam karşılarında saf tutacaktır.
Unutulmamalıdır ki, yukarıda sayılanların bir de görünmez, gizli işbirlikçisi vardır: CHP. Emperyalizm tarafından 'B planı' olarak hazırlanmakta ve sahaya sürülmektedir.
Türk milleti bu oyunu görmeli, samimi tüm vatanseverler bir araya gelmelidir. Artık başka bir çıkış yolu kalmamıştır.
İLERLEYEN SÜREÇTE NE OLDU?
AKP ve MHP'den istifaların art arda gelmeye başlaması üzerine ilk dikkat çeken açıklama DEM Parti’den Pervin Buldan'dan geldi. Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamaları olumlu karşıladıklarını ifade ederek, bu sürecin yalnızca belirli bir bağlamla sınırlı olduğunu vurguladı. Kendi ifadesiyle:
“Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle yaptığımız görüşme son derece olumlu, yapıcı, verimli ve geleceğe dair umut verici bir atmosferde gerçekleşti. Süreçte gelinen noktanın önemi teyit edildi ve karşılıklı olarak bundan sonraki aşamalar değerlendirildi.”
“Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, dünden daha umutlu olduğumuzu tüm ülkemizin bilgisine sunmakta onur duyuyoruz.”
Ayrıca bu yaklaşımın, DEM Parti açısından yalnızca "bu sürece özgü bir konumlanış" olduğu, yani herhangi bir siyasi ittifak anlamına gelmediği özellikle belirtildi. Görüşmenin olumlu bulunmasına rağmen, bunun uzun vadeli bir iş birliği ya da koalisyon anlamına gelmediğinin altı çizildi.
Bu açıklamalardan hareketle, önümüzdeki günlerde AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamuoyuna dönük şu minvalde bir mesajla çıkması muhtemeldir: “Biz sadece terörü bitirmek için iyi niyetle bir araya geldik. Ancak karşımızdaki taraf bizi aldattı. Tüm riskleri göze alarak devletimizin bekası için bu süreci yürüttük. ”Bu söylem üzerinden, son dönemde ciddi şekilde eriyen halk desteğini yeniden kazanma çabası gündeme gelebilir.
ANCAK GERÇEKLER ÇOKTAN ŞEKİLLENMEYE BAŞLADI:Binlerce MHP ve AKP üyesi sosyal medya üzerinden istifa ettiğini duyuruyor. Artık Erdoğan ve Bahçeli ile aynı yolda yürümeyeceklerini açıkça ilan ediyorlar. Zaten %20’lere gerileyen AKP ve %4’lere kadar düşen MHP oyları, bu yeni gelişmelerle birlikte daha da düşme eğiliminde. Bu kaçınılmaz bir son gibi görünüyor.
Çünkü ne kadar Arap, Kürt ya da farklı kimliklerden söz edilse de Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ve kurucu kimliği Türk kimliğidir. Bu temel gerçek, ne sahte açılımlarla, ne de geçici ittifaklarla değiştirilemez.
VATAN ELDEN GİDİYOR
Ülke elden gidiyor. Anayasa'dan 'Türklük' çıkarılmak isteniyor, terörist başı ise adeta kurucu lider gibi sunulmaya çalışılıyor. CHP'nin derdi ise sadece Ekrem İmamoğlu ve belediyeler. Oysa yeni anayasa ve açılım süreci meselesinde AKP–MHP–DEM Parti ittifakının sessiz ortağı da yine CHP değil mi?
Gerçeği ben söyleyeyim: Bu CHP, yukarıda adı geçen ittifak başarılı olamazsa, emperyalizmin ve Hristiyan Siyonizmin 'B planı' olarak AKP'nin yerini alması için hazırlanan partidir. 'İkinci Recep Tayyip Erdoğan kimdir?' derseniz, cevabı da hazır: Şu an parlatılmakta olan Ekrem İmamoğlu.
CHP, gerçek bir muhalefet yapmıyor; sadece muhalefet yapıyormuş gibi görünüyor. Gerektiğinde AKP’nin yerine iktidara taşınacak bir proje partisi olarak konumlandırılmış durumda. Bu yüzden halkın önüne sürekli ikili bir kutuplaşma dayatılıyor: 'Ya onlar, ya biz.' Böylece zihinlere CHP'den başka bir alternatif yokmuş algısı yerleştiriliyor.
Şunu da ekleyeyim: Ekrem İmamoğlu ANAP kökenlidir ve CHP ile uzun süreli bir iktidar kuramayacağını bildiği için yakın zamanda merkez sağa kayacak, tüm hain unsurları kendi çatısı altında toplamaya çalışacaktır.
Gerçekler bunlardır. Ya tüm vatanseverler bir araya gelir, Türk Milleti adına millî bir iktidar kurarak bu oyunları bozarız, ya da bu kez tarih sahnesinden ebediyen siliniriz.
İHANETİN ÖZRÜ OLMAZ, BEDELİ OLUR!
Her şey apaçık ortada... Bir avuç teröristle “sözde barış” yapacağım diyerek, halkın %70’inin belki de %80’inin hakkını gasp edeceksin; onları küstüreceksin. Üstelik Türk milliyetçilerini ve Atatürkçüleri hukuksuz şekilde tutuklayacaksın. Öte yandan, %7 oy alan terör sempatizanı bir partiyi meşrulaştıracak; Hristiyan Siyonizmin kurup desteklediği, Ermeni terör örgütü KCK’nın yalnızca Türkiye kolu olan PKK’yı “feshediyoruz” diyerek tüm suçu aklamaya kalkacaksın. Bu yolla hem 10 milyon Kürt’ü de içinde barındıran tüm Türk milletinin hakkını çiğneyeceksin. Sonra da bu gelişmeleri “3. Dünya Savaşı’na hazırlık” diye mi pazarlayacaksınız? Hadi oradan!
Bugün yaşananlar, ikinci Habur rezaletidir. Göstermelik birkaç mangal yakma ve 1950’lerden kalma bozuk silahları imha etme tiyatrosuyla halkı kandıracaklarını sanıyorlar. Sonra arabalarla sevinç gösterileri yaparak bu silah bırakmayı mı kutladılar, yoksa zafer mi ilan ettiler, belli değil. Görüntüler açık ve net.
Dahası, terörist başı bebek katili Öcalan, örgüte yakın bir medya kanalı aracılığıyla ilk kez videolu açıklama yaptı. Özetle şunu söyledi:
“Varlık inkârına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ile buna dayalı ulusal kurtuluş stratejisi sona ermiştir. Varlık tanınmış, ana hedef gerçekleşmiştir.”
Yani diyor ki: “Türkiye ayağını hukuk zemininde kapatalım; şimdi İran’a ağırlık verelim ve Suriye’de PYD/YPG’ye destek olalım.”
Bu da gösteriyor ki terör bitmemiştir. Önce Irak’ta, sonra Suriye’de, şimdi de İran’da sözde devletleşme adımları atılmaktadır. Üstelik tüm bunlar ABD ve İsrail desteğiyle yapılmaktadır. Demek ki hem ikinci açılım süreci hem de yeni anayasa tartışmaları bu planın parçasıdır. Bu planın adı: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP).
DEM partililerin “Dört parçalı Kürdistan” dediği proje; Irak, Suriye, İran ve Türkiye topraklarında kurulmak istenen yapay bir devlettir. Ama özünde bu yapı, “Büyük İsrail”in taşeronudur. Türkiye’ye gönderilen sığınmacılar da bu demografik mühendislik projesinin bir parçasıdır. “Yeni Osmanlıcılık” söylemleri ise bu planın kültürel ayağını oluşturmaktadır.
Siz kalkıp “iç cephe güçlendirilmeli” diyerek iç cephenin kendisini paramparça ediyorsanız, burada büyük bir terslik vardır. Türk milletini bu tiyatrolarla kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Yaşanan tüm bu gelişmeler, Türk milletine zulüm; Cumhuriyet’e ihanettir. Hem Kur’an’a hem de Türk töresine tamamen aykırıdır.
Hedef çok açıktır: Anayasa değişikliği ile illüzyonel bir “ileri demokrasi” söylemi altında üniter yapıyı yıkmak, yerine federatif bir yapı inşa etmektir. Bu sistem ilk etapta büyüme gibi görünse de, federal yapının sunduğu imkânlarla basit bir referandumla bölünmenin önü açılacaktır — hem de yasal ve sözde “hukukî” bir zeminle. Ne savaş, ne çatışma gerekmeden...
Bütün bunlar tesadüf değildir. Erdoğan’ın “Ben BOP eşbaşkanıyım” sözleri; Irak’tan başlayarak Suriye ve İran süreçlerinde ABD’nin yanında yer alması, bu planın açık göstergesidir.
Artık gerçekten de uyanmalıyız; aksi takdirde sonumuz yakındır!
Kaynakça
Nutuk
Türkiye'nin Düzeni
Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri
Devlet
Millet ve Milliyetçilik
Hayali Cemaatler
Lozan Antlaşması
Kurtuluş Savaşı
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
İZLETİ: (Facebook)
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
121. TARİHİ KONUŞMA MI?
