121. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
ÖN YAZI
Bu çalışma, halifelik kurumunun dinî bir zorunluluk değil, tarihsel süreçte ortaya çıkmış siyasî bir yapılanma olduğunu Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren yaşanan iktidar mücadeleleri, dinin özünden ziyade devlet yönetimi ve otorite arayışı etrafında şekillenmiştir. Zamanla bu siyasî yapı, dinî bir meşruiyet zırhına büründürülerek kutsallaştırılmış; böylece Kur’an’ın öngörmediği bir otorite biçimi, dinin yerine ikame edilmeye çalışılmıştır. Bu metin, halifeliği tarihsel bağlamına oturtarak din ile siyaset arasındaki sınırın Kur’an perspektifinden yeniden düşünülmesini amaçlamaktadır.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
Halifelik, sanıldığının aksine doğrudan dinî bir kurum değil; esasen siyasî bir otorite biçimidir. Hazreti Muhammed hem peygamber hem de Medine İslam Devleti'nin başkanıydı. Ancak onun vefatından sonra gelen kişiler, dini değil devleti temsil etmişlerdir. Mücadele, dini temsilden ziyade devlet yönetimi, yani siyasi iktidar mücadelesiydi. Bu nedenle halifelik de dinî bir gereklilik olarak değil, devlet başkanlığı ihtiyacından doğmuştur.
Zaten ilk dönemlerde bu makama "halife" bile denmiyordu. Bu kavram sonradan yerleşmiş ve zamanla içerik değiştirmiştir. İlk dört halifenin seçimle iş başına gelmeleri, halifeliğin ilahi bir tayinle değil, siyasî süreçlerle şekillendiğini açıkça göstermektedir.
Kur’an’da “halife” terimi, insanın yeryüzündeki sorumluluğu bağlamında geçer; ancak belirli bir yönetim modeli ya da halifelik kurumu şeklinde bir sistem tanımı bulunmaz. Dolayısıyla Kur’an merkezli bir bakışta halifelik, dinî bir vecibe değil, tamamen tarihsel ve siyasal bir uygulamadır. Allah, Kur’an’da din adına hüküm verme yetkisini yalnızca kendisine saklamış, kendisiyle kul arasına hiçbir aracı koymamıştır.
Ne var ki, Emevîler döneminde bu siyasal makam, dinî bir kisveye büründürülmüş; halifeler önce Peygamber’in temsilcisi, ardından daha da ileriye gidilerek Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak görülmeye başlanmıştır. Bu anlayış, İslam’ın özüne ve Kur’an’ın ruhuna aykırıdır. Böylece halifelik, tıpkı Hristiyanlıktaki papalık gibi, kutsallık atfedilen bir otoriteye dönüştürülmüştür.
Abbâsîlerden Osmanlılara kadar birçok yönetim, halifeliği ümmetin birliğini sağlamak bahanesiyle meşruiyet aracı olarak kullanmış; bu kurum, İslam’ın evrensel mesajından ziyade iktidarın devamlılığına hizmet etmiştir.
Sonuç olarak halifelik, Kur’anî bir zorunluluk değil; tarihsel şartlarda şekillenmiş, siyasal ihtiyaçlara cevap vermek için oluşturulmuş bir kurumdur. Dinî değil, siyasîdir.
Dolayısıyla söz konusu mücadele, dinî değil, siyasî bir mücadeledir. Hazreti Peygamber'in vefatından sonra başlayan bu iktidar yarışı, kimin dini temsil edeceği değil, kimin devleti yöneteceği meselesiydi.
Ne var ki, sonradan Emevîler —ki onlar siyasal İslam’ın tarihsel öncüleridir— dini siyasete alet ederek "dincilik" anlayışını ortaya çıkardılar. Dini kendi iktidarlarını meşrulaştırmak için kullandılar; kimi zaman ayetleri bağlamından kopardılar, kimi zaman da dini söylemleri siyasal propagandaya dönüştürdüler. Uydurdukları hadisler ile uydurma bir din ortaya çıkarmış oldular.Böylece İslam’ın evrensel ve özgürlükçü ruhu, hanedan çıkarlarına kurban edildi.
Kaynakça
Kur’an-ı Kerim
Taberî, Târîhu’r-Rusûl ve’l-Mülûk
İbn Haldun, Mukaddime
Ebû’l-A‘lâ el-Mevdûdî, Hilafet ve Saltanat
Ali Abdürrazık, İslam’da Hilafet ve Hükümet
Fazlur Rahman, İslam
Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi
W. Montgomery Watt, İslam’ın İlk Dönemleri
Patricia Crone & Martin Hinds, God’s Caliph
Hayri Kırbaşoğlu, İslam Düşüncesinde Sünnet
Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
İZLETİ: (Facebook)
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR
