180. bölüm · KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER
GİRİŞ
Bugün "laiklik" ve "demokrasi" denildiğinde, çoğu insanın aklına Batı düşüncesi gelir. Oysa isimler başka coğrafyalarda doğmuş olsa da, bu kavramların özünü oluşturan adalet, istişare, ehliyet, hür irade ve hukuk üstünlüğü gibi ilkeler; asırlar önce Türk Töresi'nde ve Kur'ân-ı Kerîm'de açık biçimde yer almıştır.
Yusuf Has Hacib'in 11. yüzyılda kaleme aldığı Kutadgu Bilig, Türk devlet geleneği ile Kur'an ahlakını buluşturan en önemli eserlerden biridir. Bu eser, Batı'da modern demokrasi ve laiklik tartışmaları başlamadan yüzyıllar önce; adaleti, liyakati, istişareyi ve ölçülü yönetimi devletin temel ilkeleri olarak ortaya koymuştur.
Bu yazıda, Türk Töresi, Kutadgu Bilig ve Kur'ân-ı Kerîm'deki ortak yönetim ilkelerini tarihî ve ilmî veriler ışığında birlikte inceleyeceğiz.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER
Yaratıcının Yasası ile Ataların Töresi: Birlikte Var Olan İlke ve Değerler
KUTADGU BİLİG’DE LAİKLİK VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI
LAİKLİK: Kutadgu Bilig’de modern anlamda “laiklik” terimi geçmese de, yönetim ve din ilişkisinde adalet, bilgelik ve tarafsızlık ön plana çıkar. Dinî inançlara saygı vurgulanır ama devlet işlerinde dinin kullanılmaması gerektiği ima edilir. Bu da eserin, dönemine uygun şekilde laiklik düşüncesini taşıdığını gösterir.
DEMOKRASİ: Eserde halkın yönetime doğrudan katılımı veya seçim sistemi yer almaz; ancak hükümdarın adil, bilgili ve halkın çıkarlarını gözeten biri olması gerektiği anlatılır. Bu yönüyle, çağın koşullarına uygun bir demokratik anlayış görülür.
KUR’AN İLE BENZERLİK: Yusuf Has Hacib’in düşünceleri, Kur’an’daki adalet ve ehliyete dayalı yönetim anlayışıyla örtüşür. Örneğin, Nisa 58’de “emaneti ehline vermek” vurgulanır; bu da liyakat ilkesidir.
KUTADGU BİLİG VE YUSUF HAS HACİB HAKKINDA KISAS BİLGİ
Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi), 1069-1070 yıllarında Yusuf Has Hacib tarafından Karahanlılar döneminde kaleme alınmıştır. Eser, dönemin Türk devlet anlayışını, adalet, akıl, istişare ve ölçülü yönetim ilkeleriyle anlatır. Aynı zamanda ahlaki, siyasi ve toplumsal düzen üzerine bir “siyasetname”dir.
Yusuf Has Hacib, Balasagunlu bir Türk aydınıdır. Dönemin Türk-İslam kültürünü, Kur’an ahlakı ile Türk töresini sentezleyerek bu eseri oluşturmuştur. Eserini, Kaşgar’daki Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Kara Han’a sunmuş ve “Has Hacib” (başdanışman) unvanını almıştır.
Kur’an’ın indirilişi 610–632 Kutadgu Bilig, Kur’an’dan yaklaşık 440 yıl sonra yazıldı. Kur’an’da istişare (şûrâ), adalet (adl) ve emanet ehline yönetim gibi laiklik-demokrasi benzeri ilkeler bulunur (Şûrâ 38, Nisâ 58).
Kutadgu Bilig’in yazılışı 1069-1070 Kur’an ahlakı ile Türk devlet felsefesini harmanlayan ilk Türkçe siyasetname. Laik ve danışmaya dayalı yönetim vurgusu dikkat çeker.
Batı'da Magna Carta (ilk sınırlı monarşi belgesi) 1215 Kutadgu Bilig’den yaklaşık 150 yıl sonra. Batı’da halkın yönetime katılımı ancak bu belgeyle kısıtlı düzeyde başlamıştır.
Fransız Devrimi ve modern laiklik-demokrasi anlayışı 1789 Kutadgu Bilig’den yaklaşık 720 yıl sonra. Fransız Devrimi ile sekülerlik, halk egemenliği ve bireysel haklar gündeme gelmiştir.
Kutadgu Bilig, Kur’an’dan dört asır sonra, Batı’daki laiklik-demokrasi düşüncesinden ise yedi asır önce, adalet, istişare, ölçü, liyakat ve ahlaka dayalı bir yönetim anlayışını savunmuştur. Bu, Türk aklının ve İslam ahlakının ortak ürünü olan kadim bir laiklik ve halkçı yönetim geleneğinin yazılı belgesidir.
DEMOKRASİ VE LAÎKLİĞİN TARİHİ KÖKENLERİ
Demokrasi: Demokrasi modern anlamda 17. yüzyılda gelişmiştir. Temsili demokrasi ilk olarak İngiltere, sonra Amerika ve Fransa’da sistemleşmiştir. Ancak Atina demokrasisi sadece özgür erkek vatandaşları kapsar.
Laiklik: Laiklik Aydınlanma Çağı'nda 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Devletin din işlerinden ayrılması gerektiği Voltaire, Locke gibi düşünürlerce savunulmuş, 1905’te Fransa’da yasal hale gelmiştir. Türkiye’de ise Atatürk bu ilkeyi benimseyerek 1937’de anayasaya dahil etmiştir.
Zaten esas olan isimler değil, ilkelerdir. Demokrasi ve laiklik kavramları isim olarak Yunan ve Batı düşüncesine dayansa da, bu kavramların özünde yer alan adalet, istişare, ehliyet ve özgürlük gibi temel ilkeler; çok daha önce Türk Töresi’nde ve Kur’ân-ı Kerîm’in hükümlerinde açıkça yer almaktadır.
Kelime kökenleri Yunanca’ya dayansa da, burada önemli olan isim değil, bu ilkelerin çıkış noktası ve evrensel değerleridir.
Demokrasi, Yunanca demos (halk) ve kratos (iktidar) kelimelerinden türemiş olup “halkın yönetimi” anlamına gelir.
Laiklik, Yunanca laikos (din adamı olmayan, halka ait) kelimesinden türemiştir ve Fransızca üzerinden modern anlamını kazanmıştır.
KISACA: Her iki kavram da köken olarak Yunanca’dır; ancak içeriklerinde yer alan adalet ve özgürlük gibi ilkeler, Türk-İslam geleneğinde çok daha önce ortaya çıkmış, yaşanmış ve kurumsallaşmıştır.
KUR'AN’DA DEMOKRASİ VE LAİKLİK İLKELERİ
Kur'ân-ı Kerîm’de laiklik ve demokrasi kavramları isim olarak geçmese de, bu kavramların özünü oluşturan dinde zorlama olmaması, hür irade, istişare, adalet ve ehliyet gibi ilkelere açıkça yer verilir.
İŞTE BU KONULARLA İLGİLİ BAZI AYETLER:
DİNDE ZORLAMA YOKTUR – HÜR İRADE VURGUSU
1. “Dinde zorlama yoktur.”
Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.
— Bakara Suresi, 256. Âyet
2. “Sen, onların üzerinde bir zorba değilsin.”
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.Üzerlerine musallat bir despot değilsin. — Gâşiye Suresi, 21–22. Âyetler
3. “Sen sadece tebliğ etmekle mükellefsin.”
"Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir..." — Şûrâ Suresi, 48. Âyet
4. “Eğer dileseydik, herkes iman ederdi.”
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların tümü toplu halde mutlaka iman ederlerdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın!
— Yûnus Suresi, 99. Âyet
ADALET İLKESİ
5. “Adil olun! Bu, takvaya daha yakındır.”
Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. — Maide Suresi, 8. Âyet
İSTİŞARE – ŞÛRÂ
6. “Onların işleri aralarında şûrâ iledir.”
Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı/duayı yerine getirirler. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şûra'dır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
— Şûrâ Suresi, 38. Âyet
EHLİYET – EMANET EHLİNE VERİLMELİDİR
7. “Emanetleri ehline verin.” Nisâ Suresi, 58. Ayet:
Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür.
BU AYETLERDEN AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR Kİ:
İnanç bireyseldir, zorla olmaz.
Devlet ya da peygamber bile bireyin inancına müdahale edemez.
Adalet, danışma (istişare) ve ehliyet esas alınmalıdır.
Yani modern anlamdaki laiklik ve demokrasi ilkeleri, Kur’an’daki ahlakî ve toplumsal ilkelerle birebir örtüşür. Sadece isimleri farklıdır. Aslolan özdür, ilkedir.
Bitmedi daha fazlası var Birtane daha yazalım...
8. Mümtehine Suresi – 12. Ayet (Meali)
“Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ve hiçbir konuda sana karşı gelmemek üzere sana biat etmek üzere geldiklerinde, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” — Mümtehine Suresi, 12. Âyet
BEYAT (BİAT) NE DEMEK?
Bey‘at, Arapça "bâya‘a" kökünden gelir, “alışveriş yapmak” anlamındadır; mecazen sözleşmek, sadakat yemini etmek anlamına gelir.İslâm tarihinde bey‘at:
Bir lidere (genellikle peygambere veya halifeye),
İtaat, sadakat ve sorumluluk paylaşımı için verilen sözdür.
Bu, aynı zamanda halkın rıza göstermesi, yani yönetime katılımını temsil eder.
TEMSİL VE BİAT ARASINDAKİ BAĞLANTI
BU AYET:
Kadınların bilinçli bir şekilde Peygamber'e gelip inanç ve ahlaki sorumluluklar çerçevesinde söz vermesi,
Yani onay, rıza ve katılım göstermesi anlamına gelir.
BU BAĞLAMDA:
Biat, sadece itaat değil, aynı zamanda temsilî bir akittir.
Bugünkü anlamda bir nevi sivil katılım, yani halkın yönetimle aktif ve bilinçli bağ kurmasıdır.
Bu da, temsilî sistemlerin (demokrasi gibi) ilke bazında Kur’an’da karşılığı olduğunu gösterir.
ÖZETLE:
Beyat, halkın yönetime rıza göstermesi, temsilin kabulüdür.
Mümtehine 12, kadının da yönetimde söz sahibi olabileceğini ve bu bağlamda bireysel onayın önemini vurgular.
Bu, modern dünyada demokratik katılım, oy hakkı, temsil, rızaya dayalı yönetim gibi kavramların çok daha önceki ahlaki ve dini temellerini gösterir.
Kadınlar pek çok toplumda hor görülürken, Türk Töresi’nde her zaman baş köşede yer almışlardır. Aynı şekilde, Kur’ân-ı Kerîm de kadına hak ettiği değeri verir ve ona temel haklar tanır. Ne tesadüftür ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kadınlarımıza haklarını birçok Batılı ülkeden çok daha önce kazandırmıştır.
Bu konudan ayrı bir yazı çıkar...
SONUÇ OLARAK BAKILDIĞINDA;
Kutadgu Bilig, dönemi itibariyle laiklik ve demokrasiye benzer değerleri savunmuştur.
Türk tarihi, bu kavramların ilk adımlarını atan düşünce geleneğine sahiptir.
Kur’an, adalet, danışma ve ehliyete dayalı yönetimi teşvik eder, bu da demokrasi ve laiklikle çelişmez.
Atatürk, bu tarihsel mirası çağdaşlaştırarak Türkiye Cumhuriyeti’ni laik ve demokratik temeller üzerine kurmuştur.
Daha önceki yazılarda da belirtildiği üzere,
(151. LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR — Yazısı)
laikliğin temelleri sanıldığı gibi Batı’da değil, Türk-İslam tarihinde atılmıştır.
Özellikle Selçuklu Devleti, din ile devlet işlerini birbirinden ayırarak laikliğin ilk uygulayıcılarından biri olmuştur. Bu hususta, yönetim anlayışları incelendiğinde, devlet otoritesinin dini kurumların değil, adalet ve akıl esasına dayandığı görülür.
Selçuklu’da ulema sınıfı, dinî alanla sınırlı kalırken; devlet işleri, sultanın ve vezirin uhdesinde yürütülürdü. Bu durum, modern anlamda laik yönetim anlayışının tarihsel öncülü olarak değerlendirilebilir.
Bu gerçeği bilmeden, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldıran bazı “kriptolar” aslında kendi tarihini bilmeyen, laikliğin köklerini Türk tarihinden silmek isteyen zihniyetin temsilcileridir.
Oysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk, laikliği Batı’dan kopyalamamış, Türk devlet geleneğinde zaten var olan akıl, adalet ve özgürlük ilkelerini çağdaş bir çerçevede yeniden hayata geçirmiştir.
NE DEMİŞTİK LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR YAZISINDA —
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ LÂKTİ!
Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Halifenin yetki ve görev alanını sınırlandırıp, Halifenin devlet işleriyle bağını tamamen koparmasının sonucu, İslâm’da devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrılmıştır.
FRANSIZ BALONU!
Laîkliğin babası ve mucidi olduklarını iddia ile caka satan Fransızlar o günlerde yazı yazmaktan bile acizdiler.Laikliği Fransızların icat ettiği koca bir yalan ve büyük bir safsatadan ibârettir.
Kaynakça
Kur’ân ve İslamî Kaynaklar
1. Kur’ân-ı Kerîm – (Bakara 256; Gâşiye 21–22; Şûrâ 38; Nisa 58; Maide 8; Yûnus 99; Mümtehine 12)
2. Elmalılı Hamdi Yazır – Hak Dini Kur’an Dili, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, İstanbul.
3. Yaşar Nuri Öztürk – Kur’an’daki İslam, Yeni Boyut Yayınları, İstanbul, 1995.
4. Süleyman Ateş – Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul, 1991.
Türk Tarihi ve Töre Anlayışı
5. Ahmet Yaşar Ocak – Türkler, İslam ve Medeniyet, Timaş Yayınları, İstanbul, 2017.
6. Osman Turan – Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2008.
7. Zeki Velidi Togan – Umumi Türk Tarihine Giriş, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1981.
8. Bahaeddin Ögel – Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1988.
9. İbrahim Kafesoğlu – Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2002.
Kutadgu Bilig ve Türk-İslam Düşüncesi
10. Yusuf Has Hacib – Kutadgu Bilig, (Haz. Reşit Rahmeti Arat), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1947.
11. Reşit Rahmeti Arat – Kutadgu Bilig Üzerine İncelemeler, TDK Yayınları, Ankara, 1959.
12. Mehmet Kaplan – Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar, Dergâh Yayınları, İstanbul, 1992.
13. Talat Tekin – Türk Düşünce Tarihi: İlk Dönemler, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2003.
Laiklik, Demokrasi ve İslam
14. Bernard Lewis – İslam ve Laiklik Arasında Orta Doğu, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004.
15. Şerif Mardin – Din ve İdeoloji, İletişim Yayınları, İstanbul, 1990.
16. Yaşar Nuri Öztürk – Laiklik, Demokrasi, Atatürk ve İslam, Yeni Boyut Yayınları, İstanbul, 1998.
17. Mustafa Kemal Atatürk – Nutuk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1927.
18. Afet İnan – Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1969.
19. Doğan Kuban – Cumhuriyet ve Laiklik, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2010.
Batı Düşüncesi ve Kavramların Evrimi
20. John Locke – A Letter Concerning Toleration, 1689.
21. Voltaire – Traité sur la Tolérance, 1763.
22. Jean-Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi (Du Contrat Social), 1762.
23. The Magna Carta – 1215.
24. Alexis de Tocqueville – Demokrasi Üzerine (De la Démocratie en Amérique), 1835.
Modern Akademik İncelemeler ve Destekleyici Kaynaklar
25. Ahmet Yaşar Ocak – Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler, Timaş Yayınları, İstanbul, 2018.
26. İlber Ortaylı – Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Timaş Yayınları, İstanbul, 2010.
27. Ali Bulaç – Laiklik ve Sekülarizm Üzerine, İnsan Yayınları, İstanbul, 2005.
28. Emel Esin – Orta Asya’dan Osmanlı’ya Türk Sanatında İslamiyet Öncesi Unsurlar, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1978.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER | VİDEO 208
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER | VİDEO 208
İZLETİ: (Facebook)
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER | VİDEO 208
164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER | VİDEO 208
