78. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık75.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 75.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime · Okuduğun bölüm
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Azra sınıfta tek başına kaldıktan sonra uzun süre yerinden kalkamadı. Yiğit'in söyledikleri kafasının içinde dönüp duruyordu.
"Sonsuza kadar bekleyemem."
İlk kez bu kadar net konuşmuştu.
Azra eve gittiğinde ne ders çalışabildi ne de telefonuna bakabildi. Akşam üzeri Ece aradı.
"Ağladın mı?"
Azra istemsizce güldü.
"Biraz."
"Biraz mı?"
"Tamam, çok."
Ece iç çekti.
"Ne yapacaksın?"
Azra uzun süre sustu.
"Bilmiyorum."
"Hayır biliyorsun."
Azra cevap vermedi.
Çünkü aslında Ece haklıydı.
Sadece vereceği karardan korkuyordu.
Ertesi gün okulda herkes bir tuhaflık olduğunu anlamaya başlamıştı. Özellikle Berat.
Öğle arasında masada otururlarken etrafına baktı.
"Biriniz bana anlatmak istediği bir şey var mı?"
Efe güldü.
"Yine ne oldu?"
"Yiğit konuşmuyor. Azra konuşmuyor. Ece ikisine de garip garip bakıyor. Burada bir şey dönüyor."
Ece hemen ayağına bastı.
"Sus."
"Aa!"
Azra istemeden gülümsedi.
Ama Yiğit gülmedi.
Bu da Azra'nın canını daha çok acıttı.
Öğleden sonra son ders çıkışı Azra çantasını toplarken telefonuna mesaj geldi.
Mert'ten.
Konuşabilir miyiz?
Azra uzun süre mesaja baktı.
Sonunda:
Tamam.
yazdı.
Okulun arka bahçesinde buluştular.
Mert ilk kez bu kadar ciddi görünüyordu.
"Yiğit biliyor mu?"
Azra başını eğdi.
"Evet."
Mert gözlerini kapattı.
"Üzgünüm."
"Senin suçun değil."
"Belki biraz benim de suçum."
Azra başını salladı.
"Hayır."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Mert derin bir nefes aldı.
"Azra."
"Hı?"
"Ben senden hoşlanıyorum."
Azra donup kaldı.
Çünkü bunu ilk kez açık açık söylemişti.
Mert gözlerini ondan kaçırmadı.
"Ama kafan karışıkken seni zorlamayacağım."
Azra'nın boğazı düğümlendi.
Mert hafifçe gülümsedi.
"Ne karar vereceksen kendi istediğin için ver."
Tam o sırada uzaktan birinin geldiğini gördüler.
Yiğit.
Azra'nın kalbi hızlandı.
Yiğit onları gördü.
Bu kez kaçmadı.
Doğrudan yanlarına doğru yürümeye başladı.
Ve Azra, birkaç saniye sonra olacak konuşmadan korkmaya başladı.Yiğit yanlarına geldiğinde ortam bir anda gerildi.
Mert olduğu yerde durdu.
Azra'nın kalbi o kadar hızlı atıyordu ki sanki herkes duyabilirdi.
Yiğit önce Azra'ya baktı.
Sonra Mert'e.
Ama bekledikleri gibi öfkeli değildi.
Bu daha kötüydü.
Çünkü yüzünde sadece kırgınlık vardı.
"Konuşuyor muydunuz?"
diye sordu.
Mert başını salladı.
"Evet."
Yiğit birkaç saniye sustu.
Sonra Azra'ya döndü.
"Bir dakika konuşabilir miyiz?"
Azra sessizce başını salladı.
Mert geriye çekildi.
"Ben gidiyorum."
dedi.
Ve onları yalnız bıraktı.
Bir süre ikisi de konuşamadı.
Sonunda Yiğit derin bir nefes aldı.
"Ben senden cevap bekliyordum."
Azra gözlerini yere indirdi.
"Biliyorum."
"Hayır, gerçekten bekliyordum."
Yiğit'in sesi titredi.
"Çünkü ne olursa olsun bunu hak ettiğimi düşünüyordum."
Azra'nın gözleri doldu.
"Özür dilerim."
Yiğit acı acı güldü.
"Azra, son zamanlarda senden duyduğum tek şey bu."
Bu cümle Azra'yı susturdu.
Çünkü haklıydı.
Yiğit devam etti.
"Ben seni suçlamıyorum."
"İnsanların hisleri değişebilir."
"Ben buna kızmıyorum."
Azra şaşkınlıkla ona baktı.
Yiğit gözlerini kaçırdı.
"Ama bana bakıp hâlâ ne istediğini bilmediğini söylemen..."
Bir an durdu.
"İşte o canımı acıtıyor."
Azra'nın gözünden yaş süzüldü.
Çünkü ilk kez Yiğit'in ne kadar kırıldığını gerçekten görüyordu.
Sessizlik oldu.
Rüzgâr hafifçe esiyordu.
Okul bahçesi neredeyse boşalmıştı.
Sonunda Yiğit konuştu.
"Sana son bir kez soracağım."
Azra'nın nefesi kesildi.
Yiğit gözlerinin içine baktı.
"Eğer bugün karar vermen gerekseydi..."
"...yanında kimi isterdin?"
Azra donup kaldı.
Çünkü günlerdir kaçtığı soru sonunda önündeydi.
Ve bu kez cevap vermek zorundaydı.Yiğit'in sorusu havada asılı kaldı.
"Eğer bugün karar vermen gerekseydi... yanında kimi isterdin?"
Azra'nın boğazı düğümlendi.
Gözlerini kaçırdı.
Çünkü cevabı bilmiyordu.
Ya da belki biliyordu ama söylemeye korkuyordu.
"Yiğit..."
"Hayır."
Yiğit başını salladı.
"Bu kez kaçma."
Azra derin bir nefes aldı.
"Ben seni kaybetmek istemiyorum."
Yiğit birkaç saniye ona baktı.
"Bu benim soruma cevap değil."
Azra sustu.
Çünkü gerçekten değildi.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonunda Yiğit cebindeki telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
Sonra tekrar Azra'ya döndü.
"Ben seni çok sevdim."
Bu cümle Azra'nın kalbine oturdu.
"Belki hâlâ seviyorum."
dedi Yiğit.
"Ama şu an beni seçmiyorsun."
Azra hemen itiraz etti.
"Öyle değil."
"Öyle."
Yiğit'in sesi sakindi.
"Çünkü beni seçen biri bu kadar kararsız olmazdı."
Azra'nın gözleri doldu.
Ama cevap veremedi.
Yiğit haklı mıydı?
Bilmiyordu.
Ve sorun da buydu.
Yiğit başını eğdi.
Sonra yavaşça konuştu.
"Ben beklemeyeceğim demiştim."
Azra'nın kalbi sıkıştı.
"Ne demek istiyorsun?"
Yiğit birkaç saniye sustu.
"Bir süre görüşmeyelim."
Azra şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne?"
"İkimizin de buna ihtiyacı var."
"Yiğit..."
"Azra."
İlk kez sözünü kesti.
"Ben her gün seni görüp hiçbir şey olmamış gibi davranamam."
Azra'nın gözünden yaş süzüldü.
Yiğit de üzgün görünüyordu.
Ama kararını vermiş gibiydi.
"Bence biraz uzak kalalım."
Bu sözlerden sonra arkasını döndü.
Azra onu durdurmak istedi.
Adını söylemek istedi.
Ama sesi çıkmadı.
Yiğit yavaş yavaş uzaklaşırken Azra olduğu yerde kaldı.
İlk kez gerçekten yalnız hissediyordu.
Ve ilk kez verdiği kararsızlığın bir bedeli olduğunu anlıyordu.
O sırada okulun çıkış kapısının yanında bekleyen Mert, uzaktan olanları gördü.
Konuşmayı duymamıştı.
Ama Yiğit'in tek başına uzaklaştığını görünce işlerin iyi gitmediğini anlamıştı.
Azra ise hâlâ olduğu yerde duruyordu.
Ve şimdi önünde çok daha zor bir soru vardı:
Yiğit'i kaybetmekten korktuğu için mi üzülüyordu...
Yoksa gerçekten onu sevdiği için mi?
Yiğit birkaç adım uzaklaşmıştı.
Azra olduğu yerde duruyordu.
Kalbi deli gibi atıyordu.
Bir şeylerin elinden kayıp gittiğini hissediyordu.
Ve ilk kez...
Ne hissettiğinden emindi.
"Mert mi?"
diye fısıldadı kendi kendine.
Sonra başını salladı.
Hayır.
Mert onu etkilemişti.
Kafasını karıştırmıştı.
Ama bu başka bir şeydi.
Yiğit'i uzaklaşırken görmek ise bambaşka hissettiriyordu.
Sanki içinden bir parça kopuyordu.
O an daha fazla bekleyemedi.
"Yiğit!"
diye seslendi.
Yiğit durdu.
Ama dönmedi.
Azra koşarak yanına gitti.
Nefes nefeseydi.
Yiğit sonunda ona döndü.
"Noldu?"
Azra gözlerinin içine baktı.
Bu kez kaçmadı.
Bu kez bahane üretmedi.
Bu kez kararsız kalmadı.
"Seni seçiyorum."
Yiğit bir an ne dediğini anlayamadı.
Azra'nın gözlerinden yaş süzüldü.
"Seni seçiyorum, Yiğit."
"Baştan beri seni seçiyordum."
"Ben sadece kafamın içindeki karmaşada kayboldum."
Yiğit sessizce onu dinledi.
Azra devam etti.
"Mert'ten hoşlanıp hoşlanmadığımı günlerce düşündüm."
"Ama seni kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anladım."
"Sorunun cevabı hiçbir zaman Mert değildi."
Yiğit'in yüzündeki sert ifade yavaş yavaş dağıldı.
Azra bir adım daha yaklaştı.
"Ben seni seviyorum."
"Ve seni kaybetmek istemiyorum."
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra Yiğit gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Sanki günlerdir taşıdığı yükü bırakıyordu.
"Çok kızgınım."
dedi dürüstçe.
Azra başını salladı.
"Biliyorum."
"Çok kırıldım."
"Biliyorum."
"Ve bunu hemen unutamam."
Azra'nın gözleri yeniden doldu.
"Unutmanı istemiyorum."
Yiğit ona baktı.
Sonra ilk kez hafifçe gülümsedi.
"En azından sonunda dürüst oldun."
Azra da gülümsedi.
Küçük bir gülümsemeydi.
Ama günler sonra ilk kez içten gelmişti.
O an her şey düzelmedi.
Kırgınlıklar hâlâ vardı.
Güvenin yeniden kurulması gerekiyordu.
Ama ikisi de aynı yöne bakıyordu artık.
Ve bazen bir ilişkiyi kurtaran şey kusursuz olmak değil...
Sonunda doğruyu söyleyebilmekti.
Bölüm etkileşimi
