66. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık63.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 63.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime · Okuduğun bölüm
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İspanya'daki kampın ikinci haftası başlamıştı.
Yiğit'in performansı her geçen gün daha iyiye gidiyordu.
Antrenörler ondan memnundu.
Hazırlık maçlarında attığı goller konuşuluyordu.
Azra da neredeyse her antrenmanı izliyordu.
Ama son birkaç gündür dikkatini çeken başka bir şey vardı.
Yiğit garipleşmişti.
Daha doğrusu...
Biraz fazla meraklı davranıyordu.
Sabah kahvaltıda:
"Nereye gidiyorsun?"
Öğlen:
"Sofia da geliyor mu?"
Akşam:
"Ne kadar sürer?"
İlk başta Azra bunu önemsememişti.
Çünkü Yiğit hep biraz kıskançtı.
Ama son günlerde daha sık olmaya başlamıştı.
O gün öğleden sonra Azra ve Sofia şehir merkezine gitmişti.
Döndüklerinde telefonuna mesaj geldi.
Yiğit.
Nerdesiniz?
Azra cevap yazdı.
Tesise dönüyoruz.
Mesaj daha gönderilir gönderilmez yeni mesaj geldi.
Lucas da sizinle mi?
Azra ekrana baktı.
Sonra iç çekti.
Hayır.
Yanındaki Sofia bunu görünce güldü.
"Yine mi?"
Azra telefonu kapattı.
"Yine."
Akşam antrenmanı başlamadan önce Azra tribünlere gitmek istedi.
Ama Yiğit'i bulup biraz konuşmak istiyordu.
Belki son günlerdeki tavırlarını sorardı.
Belki de sadece merak ediyordu.
Koridorlardan geçerken oyuncuların soyunma odalarının olduğu bölüme geldi.
Aslında yanlışlıkla gelmişti.
Tam geri dönecekken...
Bir kapının ardından kahkaha sesleri duydu.
Sonra bir isim.
"Azra."
Adımlarını durdurdu.
Kalbi bir anlığına hızlandı.
Çünkü içeride...
Yiğit vardı.
Ve takım arkadaşları onun hakkında konuşuyordu.Azra kapının önünde durmuştu.
İçeri girmesi gerekiyordu.
Ama kendi adını duyunca istemsizce kaldı.
İçeride kahkahalar yükseliyordu.
"Yiğit."
"Ne var?"
"Azra bugün nerede?"
Odada gülüşmeler oldu.
Yiğit'in sesi duyuldu.
"Sofia'yla şehir merkezine gitmişti."
Bir anda herkes bağırmaya başladı.
"Bakın!"
"Yine biliyor."
"Her şeyi biliyor."
Yiğit güldü.
"Ne var bunda?"
Lucas'ın sesi duyuldu.
"Biraz garip."
"Niye?"
"Çünkü kızın nerede olduğunu sürekli biliyorsun."
Birisi kahkaha attı.
"Yiğit GPS takmış olabilir."
Odada yine gülüşmeler yükseldi.
Yiğit de gülüyordu.
Ama sonra söylediği şey Azra'nın hoşuna gitmedi.
"Abartıyorsunuz."
"Şu an her şey kontrolüm altında zaten."
Azra'nın kaşları çatıldı.
İçeridekiler de bunu duyunca bağırmaya başladı.
"Kontrolün altında mı?"
"Nasıl yani?"
Yiğit omuz silkmiş gibi konuştu.
"Ne zaman nerede olduğunu biliyorum."
"Kimlerle takıldığını biliyorum."
"Bir sorun çıkmıyor."
Birkaç kişi güldü.
Ama Lucas gülmedi.
"Kulağa pek iyi gelmedi."
Yiğit cevap verdi.
"Yanlış anlıyorsun."
"Ben sadece dikkat ediyorum."
"Sonuçta..."
Bir an durdu.
Sonra arkadaşlarına hava atar gibi konuştu.
"Azra bana güveniyor."
"Ben de onun ne yaptığını biliyorum."
Kapının önündeki Azra'nın yüzü düştü.
Çünkü bunu ilk kez duyuyordu.
Yiğit'in sesi devam etti.
"Zaten benim haberim olmadan gidip saçma şeyler yapacak biri değil."
Odada birkaç kişi güldü.
Ama Azra'nın içi sıkışmaya başlamıştı.
Lucas tekrar konuştu.
"Peki ya senin haberin olmadan bir şey yapmak isterse?"
Bu kez içerisi sessizleşti.
Yiğit birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra hafifçe güldü.
"İstemez."
Azra'nın kalbi sıkıştı.
Çünkü Yiğit bunu kötü niyetle söylemiyordu.
Ama sanki...
Kendi kararlarını verebileceğini hiç düşünmüyormuş gibiydi.
Tam o sırada içeriden biri bağırdı.
"Lucas niye bu kadar sorguluyorsun?"
Lucas güldü.
"Merak ettim."
Ama yüzündeki ifade değişmişti.
Azra ise daha fazla dinleyemedi.
Sessizce geri döndü.
Koridorda yürürken aklında tek bir cümle vardı.
"Şu an her şey kontrolüm altında."
Ve ilk kez...
İspanya'ya geldiklerinden beri içinde küçük bir kırgınlık oluşmuştu.
Çünkü belki de Yiğit onu seviyordu.
Ama sevmekle...
Kontrol etmeye çalışmak aynı şey değildi.Azra doğrudan tribünlere gitmedi.
Tesisin arka tarafındaki boş oturma alanlarından birine geçti.
Kafası karışmıştı.
Belki Yiğit kötü bir şey dememişti.
Belki arkadaşlarına hava atıyordu.
Ama duydukları yine de canını sıkmıştı.
"Kontrolüm altında."
Bu cümle aklından çıkmıyordu.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ece.
Azra derin bir nefes alıp açtı.
"Ne yapıyorsun?"
"Hiç."
Ece birkaç saniye sustu.
"Yalan."
Azra istemsizce güldü.
"Nasıl anlıyorsun ya?"
"Çünkü seni tanıyorum."
Azra birkaç saniye düşündü.
Sonra her şeyi anlattı.
Soyunma odasını.
Lucas'ı.
Yiğit'in söylediklerini.
Hepsini.
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Sonunda Ece konuştu.
"Üzüldün mü?"
Azra cevap vermekte zorlandı.
"Biraz."
"Öfkeli misin?"
"Hayır."
"Ee?"
Azra denize baktı.
"Kırıldım galiba."
Aynı saatlerde...
Yiğit antrenmana çıkmıştı.
Ama kafası dağınıktı.
Nedense o gün Azra'yı hiç görmemişti.
Normalde tribünde olurdu.
Ya da maçtan önce mutlaka mesaj atardı.
Bugün hiçbir şey yoktu.
Bu durum hoşuna gitmedi.
Antrenman bittikten sonra telefonunu aldı.
Mesaj attı.
Neredesin?
Cevap gelmedi.
Beş dakika geçti.
On dakika geçti.
Hâlâ cevap yoktu.
Yiğit'in kaşları çatıldı.
Tam o sırada Lucas yanına geldi.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok."
"Kesin mi?"
"Kesin."
Lucas telefonu işaret etti.
"Üç dakikadır aynı ekrana bakıyorsun."
Yiğit cevap vermedi.
Lucas hafifçe gülümsedi.
"Azra mı?"
Bu kez Yiğit istemsizce ona baktı.
Lucas başını salladı.
"Anladım."
Sonra yürümeye başladı.
Ama giderken durdu.
"Bu arada..."
Yiğit ona baktı.
"Ne?"
Lucas'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Birini kaybetmekten korkuyorsan..."
"Onu kontrol etmeye çalışma."
"Yanında kalmak istemesini sağla."
Ve yürüyüp gitti.
Yiğit olduğu yerde kaldı.
Çünkü bu söz...
Bir yerden canını acıtmıştı.
Akşam olduğunda Azra sonunda mesajı gördü.
Ekrana baktı.
Neredesin?
Parmakları klavyenin üzerinde durdu.
Normalde hemen cevap verirdi.
Ama bu kez...
İstemedi.
Çünkü ilk kez...
Yiğit'le konuşmadan önce ne söyleyeceğini düşünmesi gerekiyordu.
Ve ilk kez...
Aralarında küçük de olsa gerçek bir çatlak oluşmuştu.Azra o gece mesajı gördü.
Ama cevap vermedi.
İlk kez.
Telefonunu kapatıp yatağa bıraktı.
Kafası çok doluydu.
Bir yandan Yiğit'e kızmak istemiyordu.
Bir yandan da duyduklarını unutamıyordu.
"Şu an her şey kontrolüm altında."
Bu cümle hâlâ kulağında yankılanıyordu.
Ertesi sabah kahvaltıya indiğinde Sofia onu görünce durdu.
"İyi misin?"
Azra zoraki gülümsedi.
"İyiyim."
"Yalan."
Azra istemsizce güldü.
Son günlerde herkes onu fazla iyi tanımaya başlamıştı.
Aynı anda diğer tarafta...
Yiğit bütün gece neredeyse uyuyamamıştı.
Azra hâlâ mesajına cevap vermemişti.
Bu ona hiç benzemiyordu.
Bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu.
Ama ne olduğunu bilmiyordu.
Öğleden sonra hazırlık maçı vardı.
Tribünler dolmaya başlamıştı.
Yiğit ısınmaya çıkarken gözleri ilk işi Azra'yı aradı.
Ve onu gördü.
Ama bu kez farklıydı.
Azra ona bakmamıştı bile.
Sofia'yla konuşuyordu.
Yiğit'in içi sıkıştı.
Maç boyunca dikkati dağınıktı.
Normalde yapmayacağı pas hataları yaptı.
Bir pozisyonda topu kaybetti.
Antrenör bile şaşırmıştı.
Maç bittikten sonra oyuncular soyunma odasına yönelirken Yiğit kararını verdi.
Artık beklemeyecekti.
Akşamüstü tesisin bahçesinde Azra'yı yalnız yakaladı.
"Konuşabilir miyiz?"
Azra durdu.
Birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
"Tamam."
İkisi yürüyerek bahçenin sakin tarafına geçti.
Rüzgar hafif hafif esiyordu.
İlk konuşan Yiğit oldu.
"Bana kızgınsın."
Azra cevap vermedi.
"Sebebini bilmiyorum."
"Ama hissediyorum."
Azra gözlerini yere indirdi.
"Gerçekten bilmiyor musun?"
Yiğit kaşlarını çattı.
"Hayır."
Azra derin bir nefes aldı.
Sonra ona baktı.
"Dün soyunma odasının önündeydim."
Yiğit'in yüzü anında değişti.
"Ne?"
"Duydum."
Sessizlik.
Uzun bir sessizlik.
Yiğit artık neyi duyduğunu anlamıştı.
"Azra..."
"Hayır."
Azra başını salladı.
"Bir şey söylemeden önce beni dinle."
Yiğit sustu.
"Ben senin kötü biri olduğunu düşünmüyorum."
"Ama o cümle..."
"Kontrolüm altında."
Azra'nın sesi kırıldı.
"Ben bir eşya değilim Yiğit."
Yiğit'in kalbi sıkıştı.
Çünkü o an...
İlk kez söylediklerinin nasıl duyulduğunu fark etti.
"Ben öyle demek istemedim."
"Belki istemedin."
"Ama öyle geldi."
Yiğit gözlerini kapattı.
Düşündü.
Ve ilk defa kendini savunmaya çalışmadı.
Çünkü Lucas'ın sözleri aklına geldi.
Onu kontrol etmeye çalışma.
Yavaşça başını kaldırdı.
"Özür dilerim."
Azra şaşırdı.
Çünkü Yiğit normalde hemen tartışırdı.
Kendini açıklamaya çalışırdı.
Ama bu kez etmiyordu.
"Gerçekten özür dilerim."
"Sanırım bazen korkuyorum."
Azra sessizce dinledi.
"Kıskanıyorum."
"Merak ediyorum."
"Ve bazen bunun farkına varmadan sınırı aşıyorum."
Azra'nın öfkesi biraz azaldı.
Çünkü ilk kez Yiğit dürüst davranıyordu.
Savunmaya geçmeden.
Bahane üretmeden.
Sadece dürüstçe.
İkisi de bir süre sessiz kaldı.
Ama bu kez o sessizlik...
Bir ayrılığın değil,
Birbirlerini yeniden anlamaya başlamalarının sessizliğiydi.
Bölüm etkileşimi
