15. bölüm · Karanlığın içindeki ışık

13.Bölüm

Azra Seven

Pazartesi sabahı antrenman sahasının yanından geçmek zorundaydı Azra. Kestirme yoldu.
Normalde umursamazdı ama bugün sahada sadece Yiğit vardı.
Topa sert sert vuruyordu.
Her vuruşta ağ geriliyordu.
Azra yürüyüp geçecekti ki top bir anda kontrolünden çıkıp önüne kadar yuvarlandı. Durdu. Eğilip aldı.
“Ver,” dedi Yiğit, nefes nefese.
Azra topu elinde tarttı.
“Komut vermek yerine isteyebilirsin.”
Yiğit yanına geldi. Aralarında bir adım mesafe vardı.
“Verir misin?”
Azra topu uzattı ama bırakmadı.
“Partideki tavrın neydi?”
Yiğit kaşlarını çattı.
“Ne tavrı?”
“Bir öyle bir böyle.”
“Ben hep böyleyim.”
“Evet, sorun da o.”
Yiğit topu çekti, Azra da bıraktı. Ama gitmedi.
Sahada rüzgâr vardı, saçları hafif savruluyordu. Sessizlik garip bir şekilde yoğunlaştı.
Yiğit ilk konuşan oldu:
“Efe’yle yakın görünüyordun.”
Azra hemen cevap verdi:
“Evet. Normal bir insan gibi davranıyor.”
Bu cümle yine hedefini buldu.
Yiğit bir adım yaklaştı. Bu sefer gerçekten yakındılar.
“Ben de normalim.”
Azra hafifçe başını yana eğdi.
“Hayır. Sen sürekli bir şey kanıtlamaya çalışan birisin.”
Yiğit’in çenesi gerildi.
“Sen de sürekli meydan okuyan birisin.”
“Çünkü sen sürekli üstüme geliyorsun.”
Bir anlık sessizlik.
Göz göze kaldılar. Uzun.
Yiğit’in bakışları sertti ama altında başka bir şey vardı.
Azra fark etti.
Geri çekilmedi.
Yiğit alçak sesle:
“Ormanda… ve yağmurda…”
Cümleyi tamamlamadı.
Azra’nın kalbi bir an hızlandı.
“Ne?”
Yiğit gözlerini kaçırmadı.
“Hiçbir şey olmadı. Olmayacak da.”
Azra’nın bakışları keskinleşti.
“Bunu bana mı söylüyorsun yoksa kendine mi?”
Bu…
Onu yakaladı.
Yiğit sinirle güldü.
“Her şeyi yanlış anlıyorsun.”
“Sen hiçbir şeyi doğru anlatmıyorsun.”
Bir adım daha yaklaştılar.
Neredeyse omuz omuzaydılar.
Gerilim bu sefer kavga gibi değildi.
Daha tehlikeliydi.
Yiğit fısıldar gibi:
“Senden uzak durmam gerekiyor.”
Azra aynı tonda:
“O zaman dur.”
Kimse hareket etmedi.
Rüzgâr esti.
Sahada başka kimse yoktu.
Yiğit’in bakışları Azra’nın yüzüne kaydı. Bir saniye fazla kaldı.
Azra fark etti ama geri çekilmedi.
Tam o anda uzaktan bağırış geldi:
“Yiğit! Hoca çağırıyor!”
Berat.
Gerilim aniden kırıldı.
Yiğit geri çekildi. Yüzü tekrar o sert maskeye döndü.
“Yoluna bak,” dedi düz bir sesle.
Azra başını salladı.
“Zaten bakıyordum.”
Azra yürüyüp gitti.
Ama ikisi de biliyordu:
Bu artık sadece zorbalık değildi.
Ama kabul etmeyeceklerdi.
Henüz.