103. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık100.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 100.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime · Okuduğun bölüm
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Balonun başlamasına yaklaşık bir saat vardı.
Salon hazırlanıyordu.
Öğrenciler yavaş yavaş gelmeye başlamıştı.
Öğretmenler son kontrolleri yapıyordu.
Ama Yiğit'in dikkati hiçbir yerde değildi.
Sürekli saatine bakıyordu.
Efe bunu fark etmişti.
"Bir saattir aynı yere bakıyorsun."
"Farkında değilim."
"Yalan."
Yiğit derin bir nefes aldı.
Çünkü gerçekten gergindi.
Hayatında önemli maçlara çıkmıştı.
Final oynamıştı.
Seçmelere hazırlanmıştı.
Ama şu anki heyecanı bambaşkaydı.
Tam o sırada Emir yanlarına geldi.
"Hâlâ vazgeçebilirsin."
"Hayır."
"Emin misin?"
"Evet."
Efe başını salladı.
"Tamam."
"Çünkü birazdan geri dönüşü olmayacak."
Yiğit hafifçe güldü.
"Zaten amaç o."
Diğer tarafta Azra hazırlanıyordu.
Ece yanındaydı.
Saçını düzeltiyorlardı.
Kıyafetleri kontrol ediyorlardı.
Ama Ece'nin davranışları biraz garipti.
Sürekli telefona bakıyordu.
Sürekli birilerine mesaj atıyordu.
Azra sonunda dayanamadı.
"Neler oluyor?"
"Hiç."
"Yalan."
"Hiç dedim."
Azra şüphelenmişti.
Ama bir şey çıkaramadı.
Yaklaşık yarım saat sonra herkes salona gelmeye başladı.
Işıklar yanıyordu.
Müzik çalıyordu.
Masalar dolmaya başlamıştı.
Yiğit ise hâlâ giriş tarafındaydı.
Cebindeki küçük kutuyu defalarca kontrol etmişti.
Belki yirmi kez.
Belki daha fazla.
Tam o sırada Berat yanına geldi.
"Hey."
"Noldu?"
"Şey..."
Berat ilk kez ciddi görünüyordu.
"Başaramazsan da sorun değil."
Yiğit şaşırdı.
Çünkü bu cümleyi Berat'tan beklemiyordu.
Berat omuz silkti.
"Ama bence başaracaksın."
Sonra tekrar normal hâline döndü.
"Ve evlenirseniz çocuğunuzun adını benim koymam lazım."
"Git buradan."
Salon dolmaya devam ederken Azra içeri girdi.
Yiğit onu gördüğü anda birkaç saniye konuşamadı.
Bütün hazırlıklarını unutmuş gibiydi.
Efe uzaktan bunu fark etti.
Ve Emir'e dirsek attı.
"Tam bitti."
"Ne?"
"Bu çocuk tamamen gitti."
Emir güldü.
Çünkü haklıydı.
Yiğit'in gözleri hâlâ Azra'daydı.
Ve birkaç saat sonra yapacağı şeyi düşündükçe...
Kalbi her zamankinden daha hızlı atıyordu.Azra salona girdiğinde birçok kişi dönüp ona baktı.
Ama onun dikkatini çeken ilk şey Yiğit oldu.
Girişe yakın durmuştu.
Arkadaşları yanındaydı.
Ama nedense normal görünmüyordu.
Azra yanlarına yaklaşınca Efe hemen sırıtıp başka tarafa baktı.
Emir de telefonuyla uğraşıyormuş gibi yaptı.
Berat ise hiç uğraşmadı.
Doğrudan kaçtı.
Azra kaşlarını çattı.
"Neler oluyor?"
"Hiç."
dedi Yiğit.
"Bugün herkes neden böyle davranıyor?"
"Nasıl davranıyor?"
"Garip."
Yiğit gülmemek için başını çevirdi.
Çünkü Azra haklıydı.
Bir süre sonra müzik biraz yükseldi.
Öğrenciler fotoğraf çektirmeye başladı.
Öğretmenler sohbet ediyordu.
Azra bir ara Ece'yle konuşurken Yiğit'i gözden kaybetti.
Ama birkaç dakika sonra telefonuna mesaj geldi.
Yiğit.
"Dışarı gelir misin?"
Azra ekrana baktı.
"Neden?"
"Bir şey göstereceğim."
Birkaç dakika sonra salonun dışındaki bahçeye çıktı.
Hava serinlemişti.
İçeriden müziğin sesi geliyordu.
Bahçede sadece birkaç kişi vardı.
Yiğit korkuluğun yanında durmuş bekliyordu.
Azra yanına geldi.
"Neyi gösterecektin?"
Yiğit birkaç saniye sustu.
Bu kadar heyecanlanacağını tahmin etmemişti.
Normalde konuşmakta zorlanan biri değildi.
Ama şu an bütün cümleler birbirine giriyordu.
Azra bunu fark etti.
"İyi misin?"
Yiğit kısa bir nefes verdi.
"İyiyim."
Sonra cebine dokundu.
Kutunun hâlâ orada olduğundan emin oldu.
Azra bunu fark etmedi.
"Bir şey olmuş."
"Yok."
"Yiğit."
"Tamam."
İkisi de gülmeye başladı.
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Yiğit bahçedeki ışıklara baktı.
"Balodan sonra her şey değişecek."
dedi.
Azra başını salladı.
"Evet."
"Belki farklı şehirler."
"Belki farklı hayatlar."
"Belki çok farklı şeyler."
Azra bu kez ona döndü.
"Ama hâlâ buradayız."
Yiğit gülümsedi.
İşte bu yüzden onu seviyordu.
Çünkü ne zaman kafası karışsa...
Azra her şeyi daha basit gösteriyordu.
Tam o sırada içeriden yüksek bir ses geldi.
Berat.
Muhtemelen yine bir şey yapmıştı.
İkisi de istemeden güldü.
Ve tam salona geri dönecekleri sırada...
Yiğit cebindeki kutuya son kez dokundu.
Kararını vermişti.
Bu gece...
Bütün okulun önünde söyleyecekti.İkisi tekrar salona girdiklerinde içerisi iyice kalabalıklaşmıştı.
Müzik çalıyordu.
Herkes fotoğraf çekiliyordu.
Öğretmenler öğrencilerle konuşuyordu.
Azra masaya oturdu.
Ama aklı biraz Yiğit'teydi.
Çünkü dışarıdaki konuşma garip gelmişti.
Sanki söylemek istediği bir şey vardı.
Ama söylememişti.
Diğer tarafta ise Yiğit gerçekten zorlanıyordu.
Çünkü planladığı şey yaklaştıkça heyecanı artıyordu.
Efe yanına geldi.
"Hâlâ zamanın var."
"Ne için?"
"Vazgeçmek için."
Yiğit güldü.
"Geç kaldın."
Emir de yanlarına geldi.
"Yüzün bembeyaz olmuş."
"Sağ ol."
"İltifat değildi."
Bir süre sonra program başladı.
Herkes masalarına geçti.
Öğretmenler konuşma yaptı.
Müdür konuşma yaptı.
Sonra müzik tekrar başladı.
Ama Yiğit'in dikkati hiçbirindeydi.
Sürekli cebindeki kutuyu hissediyordu.
Tam o sırada Ece masaya yaklaştı.
"Her şey hazır."
dedi sessizce.
Yiğit başını salladı.
Azra hiçbir şey anlamamıştı.
"Siz ne konuşuyorsunuz?"
"Hiç."
dedi Ece.
Azra gözlerini kıstı.
"Bugün herkes aynı cevabı veriyor."
Saat ilerledikçe gecenin en önemli kısmına yaklaşılıyordu.
Öğrenci konuşmaları başlayacaktı.
Kuliste bekleyen öğrenciler sırayla hazırlanıyordu.
Yiğit de onlardan biriydi.
Sunucu mikrofonu eline aldı.
"Şimdi sahneye son sınıflar adına konuşmasını yapmak üzere Yiğit'i davet ediyoruz."
Salon alkışlarla doldu.
Azra gülümsedi.
Çünkü konuşma yapacağını biliyordu.
Ama başka hiçbir şey bilmiyordu.
Yiğit sahneye çıktı.
Mikrofonu eline aldı.
Bütün salon sessizleşti.
Ön sırada öğretmenler vardı.
Arkada öğrenciler.
Ortada arkadaşları.
Ve birkaç masa ötede Azra.
Yiğit gözlerini bir an kapattı.
Sonra konuşmaya başladı.
"Bu konuşmayı hazırlarken mezuniyetten bahsetmeyi düşünüyordum."
"Hocalardan."
"Arkadaşlardan."
"Anılardan."
Salondaki herkes dikkatle dinliyordu.
"Ama sonra vazgeçtim."
Azra kaşlarını kaldırdı.
Yiğit hafifçe gülümsedi.
"Çünkü bugün başka bir şey söylemek istiyorum."
Salonda meraklı bakışlar oluştu.
Efe başını öne eğdi.
Emir gülmemek için dudağını ısırdı.
Ece heyecandan yerinde duramıyordu.
Ve Berat...
Berat çoktan ne olacağını anlamıştı.
"Yapıyor."
diye fısıldadı.
"Kesin yapıyor."
Yiğit derin bir nefes aldı.
Ve gözleri doğrudan Azra'yı buldu.
Azra'nın kalbi bir anda hızlandı.
Çünkü o bakışı daha önce hiç görmemişti.Azra'nın kalbi hızlandı.
Salonun geri kalanı sanki bulanıklaşmıştı.
Sadece Yiğit'e bakıyordu.
Yiğit birkaç saniye sustu.
Normalde bu kadar insanın önünde konuşmak onu korkutmazdı.
Ama şimdi ellerinin hafifçe titrediğini hissediyordu.
Yine de gözlerini Azra'dan ayırmadı.
"Azra bu okula sonradan geldi."
dedi.
Azra şaşırdı.
Bütün salon sessizce dinliyordu.
"Ama sanki hep buradaymış gibi oldu."
Ece gülümsedi.
Emir başını salladı.
Çünkü bu doğruydu.
Yiğit devam etti.
"Hayatımın en güzel anılarının çoğunda o var."
"En zor günlerimde vardı."
"En mutlu günlerimde vardı."
"Bazen beni sinirlendirdi."
Salondan hafif gülüşmeler yükseldi.
"Bazen de kendime gelmemi sağladı."
Azra'nın gözleri dolmaya başlamıştı.
Yiğit bir an durdu.
Sonra cebine uzandı.
Bu hareketi gören Ece nefesini tuttu.
Emir gözlerini kapattı.
Efe başını iki elinin arasına aldı.
Berat ise neredeyse sandalyenin üstüne çıkacaktı.
Yiğit küçük siyah kutuyu çıkardı.
Salondan şaşkın sesler yükseldi.
Azra donup kalmıştı.
Yiğit sahneden indi.
Yavaş adımlarla ona doğru yürümeye başladı.
Salon tamamen sessizdi.
Öğretmenler bile konuşmuyordu.
Yiğit Azra'nın önünde durdu.
Sonra diz çöktü.
Azra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Yiğit..."
Yiğit gülümsedi.
"Biliyorum."
"Çok erken."
"Muhtemelen herkes şu an bunu düşünüyor."
Salondan hafif gülüşmeler geldi.
"Önümüzde üniversite var."
"Hayaller var."
"Senin hedeflerin var."
"Benim hedeflerim var."
"Seninle bir gelecek kurmak istiyorum"
"Belki çok zor zamanlarımız olacak."
Bir an sustu.
Sonra kutuyu açtı.
İçindeki yüzük salonun ışıkları altında parladı.
"Ama bütün bunlara rağmen..."
"Yıllar sonra da ilk seçmek istediğim kişi sensin."
Azra ağlıyordu artık.
Yiğit'in sesi bu kez biraz titredi.
"Azra."
"Benimle evlenir misin?"
Salon nefesini tuttu.
Bir saniye.
İki saniye.
Azra ağlayarak güldü.
Sonra başını salladı.
"Evet."
dedi.
Bir anda bütün salon alkışlarla ayağa kalktı.
Ece gözyaşlarını siliyordu.
Emir gülüyordu.
Efe ve birkaç kişi ıslık çalmaya başlamıştı.
Berat ise bağırıyordu.
"BEN BUNU BEKLİYORDUM."
Yiğit gülerken yüzüğü Azra'nın parmağına taktı.
Sonra ayağa kalktı.
Azra da ayağa kalktı.
Ve bütün salonun alkışları arasında birbirlerine sarıldılar.
Yiğit dayanamayıp Azra'yı kendine çekti ve dudaklarına yapıştı. O an sadece ikisi vardı.
O gece mezuniyet balosunda konuşulan tek şey sınavlar, üniversiteler ya da gelecek planları olmadı.
Herkes yıllar sonra bile aynı şeyi hatırlayacaktı:
Yiğit'in, mezuniyet gecesinde bütün okulun önünde Azra'ya evlenme teklif ettiği anı.
Bölüm etkileşimi
