71. bölüm · Karanlığın içindeki ışık
68.Bölüm
Azra, Yiğit'in yüz ifadesini görünce yanına yürüdü.
"Noldu?"
Yiğit hemen normal davranmaya çalıştı.
"Bir şey yok."
Azra gözlerini kıstı.
"Yalancı."
Tam o sırada Mert yanlarına geldi.
"Merhaba."
Azra gülümsedi.
"Merhaba."
Yiğit de kibarca başını salladı.
"Merhaba."
Ortamdaki tek sorun...
Yiğit'in Mert'i baştan aşağı süzmesiydi.
Mert birkaç dakika konuştuktan sonra sınıfına doğru gitti.
Azra arkasından baktı.
Sonra tekrar Yiğit'e döndü.
"Şimdi anlat."
"Ne anlatayım?"
"Niye öyle baktın?"
Yiğit birkaç saniye sustu.
Sonra dürüst olmaya karar verdi.
"Biraz kıskandım."
Azra şaşırdı.
Çünkü bu kez savunmaya geçmemişti.
Doğrudan söylemişti.
"Kıskandın mı?"
"Biraz."
"Biraz mı?"
"Tamam."
"Birazdan fazla."
Azra gülmeye başladı.
Yiğit ise ciddi görünmeye çalışıyordu.
Ama başaramıyordu.
"O senden hoşlanıyor olabilir."
Azra başını salladı.
"Hayır."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü sevgilim olduğunu biliyor."
Bu cevap Yiğit'in içini biraz rahatlattı.
Biraz.
Öğle arasında bütün grup bahçedeydi.
Ece ve Emir yine tartışıyordu.
Berat ise çekirdek yiyordu.
Efe de onları izleyip gülüyordu.
Mert uzaktan birkaç arkadaşının yanındaydı.
Bir ara gözü Azra'ya kaydı.
Tam o sırada Yiğit yavaşça Azra'nın yanına geçti.
Ve omzuna kolunu attı.
Azra ona baktı.
"Ne yapıyorsun?"
"Oturuyorum."
"Normal otursana."
"Normal oturuyorum."
Berat boğulacak gibi oldu.
"Yalancı."
Emir de kahkaha attı.
"Adam alan koruması yapıyor."
Yiğit hiç istifini bozmadı.
"Kesin sesinizi."
Azra gülmekten konuşamıyordu.
Ama içten içe bir şeyi fark etmişti.
Yiğit bu kez öfkelenmiyordu.
Sorun çıkarmıyordu.
Sadece...
Onun yanında olmak istiyordu.
Çünkü kaybetmekten korkuyordu.
Ve ilk kez bu korkuyu kıskançlıkla değil...
Daha çok sevgiyle gösteriyordu.Aradan birkaç hafta geçmişti.
Okul düzenine herkes alışmaya başlamıştı.
Ama 12. sınıf düşündüklerinden daha yoğundu.
Deneme sınavları.
Ödevler.
Üniversite konuşmaları.
Herkesin üzerinde bir baskı vardı.
Bir gün ders çıkışında Azra sınıfta tek başına kalmıştı.
Notlarını topluyordu.
Tam o sırada kapı açıldı.
Mert.
"Çıkmadın mı daha?"
Azra başını kaldırdı.
"Notları toparlıyorum."
"Ben de."
Bir süre beraber çalıştılar.
Sessizce.
Rahat bir sessizlikti.
Mert bir ara gülümsedi.
"Senin grubun kadar gürültülü değilsin aslında."
Azra güldü.
"Onlar yüzünden öyle görünüyorum."
Mert de güldü.
Ve o an Azra bir şey fark etti.
Mert'le konuşmak kolaydı.
Ne bir kavga vardı.
Ne kıskançlık.
Ne karmaşa.
Sonra hemen kendine kızdı.
Çünkü bunları neden düşündüğünü anlamamıştı.
O akşam Yiğit'le buluştuğunda her şey normaldi.
Yiğit ona deneme sınavından bahsediyordu.
Ama Azra birkaç kez dalıp gitti.
"Neyi düşünüyorsun?"
diye sordu Yiğit.
Azra hemen toparlandı.
"Hiç."
Ama bu doğru değildi.
Çünkü ilk kez...
Kafasında açıklayamadığı bir karışıklık oluşmaya başlamıştı.
Bu Mert'ten hoşlanmak değildi.
Henüz değil.
Ama onu merak etmeye başlamıştı.
Ve bunun nedenini bilmiyordu.
