111. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık108.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 108.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime · Okuduğun bölüm
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yiğit'in yeni sözleşmesinin açıklanmasının üzerinden birkaç hafta geçmişti.
İspanya'da adı daha fazla duyulmaya başlamıştı.
Röportajlar.
Fotoğraf çekimleri.
Reklam anlaşmaları.
Basın toplantıları.
Azra bunlara alışmaya çalışıyordu.
Ama bir sabah telefonuna gelen mesaj bütün gününün mahvolmasına yetti.
Mesaj Ece'dendi.
"Azra."
"Şunu gördün mü?"
Mesajın altında bir haber linki vardı.
Azra açtı.
Ve birkaç saniye ekrana baktı.
Haberde Yiğit'in adı geçiyordu.
Yanında ise ünlü bir İspanyol manken vardı.
Bir etkinlik çıkışında birlikte görüntülenmişlerdi.
Haberde ise her zamanki magazin başlıkları vardı.
"Yeni aşk mı?"
"Yakınlaşma iddiaları."
"Geceyi birlikte geçirdiler mi?"
Azra'nın canı sıkıldı.
Çünkü haberin doğru olduğuna inanmıyordu.
Ama görmek yine de hoşuna gitmemişti.
Öğlene kadar telefonu susmadı.
Emir yazdı.
Efe yazdı.
Hatta Berat bile yazdı.
"Ben inanmıyorum."
"Kimse sormadı."
diye cevap verdi Efe.
Akşam olduğunda Yiğit aradı.
Azra telefonu açtı.
"Selam."
Yiğit ses tonundaki değişikliği hemen fark etti.
"Ne oldu?"
"Bir şey olmadı."
"Azra."
Sessizlik oldu.
Sonunda Azra haberi söyledi.
Yiğit birkaç saniye sustu.
Sonra kahkaha attı.
"Şaka yapıyorsun."
"Komik değil."
"Azra, o kadın reklam çekimindeki ekipten biri."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
"Başka hiçbir şey yok mu?"
"Yok."
Yiğit derin bir nefes aldı.
"Bugün annem bile arayıp sordu."
Azra istemeden güldü.
"Ne dedin?"
"Anne, nişanlıyım dedim."
Bu kez Azra da gülmeye başladı.
Ama hikâye burada bitmedi.
Çünkü birkaç gün sonra yeni fotoğraflar ortaya çıktı.
Bu kez aynı etkinlikten daha farklı kareler vardı.
Ve sosyal medyada dedikodular yeniden alevlendi.
Bazı insanlar haberleri büyütüyordu.
Bazıları yalan olduğunu söylüyordu.
Ama ilk kez...
Yiğit'in ünlenmesinin ilişkilerine ne kadar baskı yapabileceğini ikisi de fark etmeye başlamıştı.
Ve bu durum, önlerinde konuşmaları gereken yeni bir sorun oluşturuyordu.Yeni fotoğraflar çıktıktan sonra olay beklediklerinden daha da büyüdü.
Başta sadece birkaç magazin hesabı paylaşmıştı.
Sonra spor sayfaları da haberi konuşmaya başladı.
Birkaç gün içinde konu her yerdeydi.
Asıl sorun ise insanların gerçeği bilmemesiydi.
Bir fotoğrafa bakıp kendi hikâyelerini yazıyorlardı.
Azra dışarıdan sakin görünmeye çalışıyordu.
Ama içten içe rahatsız olmuştu.
Çünkü ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyordu.
Üstelik Yiğit başka bir ülkedeydi.
Yanında değildi.
Bir akşam görüntülü konuşurlarken Yiğit onun sessiz olduğunu fark etti.
"Azra."
"Hı?"
"Dürüst ol."
Azra sustu.
"Biraz canım sıkıldı."
Yiğit başını salladı.
"Anlıyorum."
"Ben sana güveniyorum."
dedi Azra.
"Ama insanların sürekli bunu konuşması sinir bozucu."
Yiğit birkaç saniye düşündü.
Sonra:
"Bana güvenmen yeterli."
dedi.
Azra gülümsedi.
Ama ikisi de bunun tamamen çözülmediğini biliyordu.
Bir hafta sonra olay daha da ilginç bir hâl aldı.
Çünkü o İspanyol manken bir röportaj verdi.
Ve röportaj sırasında gazeteci doğrudan Yiğit'i sordu.
Kadın önce güldü.
Sonra:
"Yiğit mi?"
dedi.
"Onun nişanlı olduğunu herkes biliyor."
"Sette en çok nişanlısından bahseden kişi oydu."
Röportaj yayınlandıktan sonra sosyal medya bir anda yön değiştirdi.
Bu kez insanlar dedikodularla dalga geçmeye başladı.
Ece haberi Azra'ya gönderdi.
Emir de gönderdi.
Efe de gönderdi.
Berat ise tam on iki kez gönderdi.
Akşam Yiğit aradığında Azra gülüyordu.
"Ne oldu?"
"Ünlü olmuşsun."
"Yine mi?"
"Bu kez başka sebeple."
Yiğit röportajı görünce yüzünü kapattı.
"Harika."
"Kadın seni savundu."
"Benim yerime işimi yapmış."
İkisi de gülmeye başladı.
O gece uzun zamandır ilk kez bu konuyu rahatça konuştular.
Ama konuşmanın sonunda Yiğit'in sesi yeniden ciddileşti.
"Azra."
"Noldu?"
"Bu son olmayacak."
Azra onu dinledi.
"Ne son olmayacak?"
"Dedikodular."
"Magazin haberleri."
"Yalan şeyler."
Bir süre sessiz kaldı.
"Ünlü oldukça daha fazla olacak."
Azra başını salladı.
Bunu biliyordu.
Yiğit devam etti.
"Bu yüzden sana bir söz vermek istiyorum."
"Neymiş?"
"Ne yazarlarsa yazsınlar..."
"Ne söylerlerse söylesinler..."
"Gerçeği ilk senden duyacaksın."
Azra'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Tamam."
"Tamam mı?"
"Tamam."
Ve o gece ilk kez ikisi de şunu anladı:
Önlerindeki en büyük sınav mesafe değil, birlikte kurdukları hayata dışarıdan gelen baskılar olacaktı.Aradan birkaç ay geçti.
Dedikodu olayı yavaş yavaş unutuldu.
Azra son sınıfına odaklanmıştı.
Yiğit ise İspanya'da sezonun en yoğun dönemini yaşıyordu.
Ama bir şey değişmişti.
Artık ikisi de daha dikkatliydi.
Sosyal medyada gördükleri her şeye hemen inanmıyorlardı.
Çünkü o olaydan sonra birbirlerine daha çok güvenmeyi öğrenmişlerdi.
Bir akşam Azra kütüphanede çalışırken telefonu çaldı.
Yiğit arıyordu.
Normalde bu saatte antrenmanda olması gerekiyordu.
Azra şaşırdı.
"İyi misin?"
Yiğit'in sesi heyecanlı geliyordu.
"Hem de çok."
"Noldu?"
"Bir haber aldım."
Azra kitabını kapattı.
"Neymiş?"
"Kesinleşirse hayatımız değişebilir."
Azra'nın kalbi hızlandı.
Çünkü bu cümleyi daha önce de duymuştu.
Ve genelde büyük şeyler oluyordu.
"Yiğit korkutma beni."
Yiğit güldü.
"Korkulacak bir şey değil."
"Söyle artık."
"Henüz kesin değil."
"Ama kulüp beni A takıma çıkarmayı düşünüyor."
Azra birkaç saniye konuşamadı.
Bu Yiğit'in yıllardır çalıştığı şeydi.
Çocukluğundan beri kurduğu hayal.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Kesinleşirse sezonun son maçlarında oynayabilirim."
Azra'nın gözleri doldu.
Yıllar önce lise sıralarında futbolcu olmak isteyen o çocuk...
Artık hayal ettiği yere çok yaklaşmıştı.
O gece uzun süre konuştular.
Gelecekten.
Düğünden.
Azra'nın mezuniyetinden.
Tam konuşma bitecekken Yiğit durdu.
"Aslında bir şey daha var."
Azra iç çekti.
"Bugün çok haber veriyorsun."
"Bu son."
"Söyle."
Yiğit gülümsedi.
"Mezuniyetine kesin geliyorum."
Bu kez gerçekten kesindi.
Kulüpten izin çıkmıştı.
Uçak bileti alınmıştı.
Azra istemeden gülmeye başladı.
"Bu habere daha çok sevindim."
"Teşekkür ederim."
"Önemli değil."
İkisi de güldü.
Ama o sırada ikisinin de bilmediği bir şey vardı.
Yiğit'in A takıma çıkma ihtimali duyulmaya başlayınca...
Magazin değil...
Bu kez çok daha ciddi insanlar onunla ilgilenmeye başlamıştı.Ve birkaç hafta sonra alacağı bir telefon...
Hayatlarını düşündüklerinden daha fazla değiştirecekti.Birkaç hafta boyunca Yiğit o telefonun neyle ilgili olduğunu öğrenmeye çalıştı.
Ama kulüpten kimse net bir şey söylemiyordu.
"Bekle."
"Zamanı gelince öğreneceksin."
Dedikleri tek şey buydu.
Bu durum Yiğit'i meraklandırmıştı.
Ama sezon devam ettiği için dikkatini maçlara vermeye çalışıyordu.
Türkiye'de ise Azra mezuniyet dönemine girmişti.
Artık son sınavlar kalmıştı.
Son stajını tamamlıyordu.
Ve uzun yıllardır beklediği hukuk diplomasına sadece birkaç ay uzaklıktaydı.
Bir akşam görüntülü konuşurlarken Azra kitapların arasında kaybolmuş gibiydi.
Yiğit onu görünce güldü.
"Orada yaşayacak mısın?"
"Muhtemelen."
"Kitapların arasında mı?"
"En azından onlar dedikodu çıkarmıyor."
Yiğit kahkaha attı.
Tam o sırada telefonuna bir bildirim geldi.
Kulüptendi.
Yiğit'in yüzündeki ifade değişti.
Azra bunu hemen fark etti.
"Noldu?"
"Bir saniye."
Mesajı açtı.
Kısa bir toplantı davetiyesiydi.
Ertesi sabah.
Kulüp yönetimiyle.
Azra heyecanlandı.
"Bu iyi bir şey değil mi?"
"Umarım."
Ama ikisi de o gece çok rahat uyuyamadı.
Ertesi sabah Yiğit kulübe gitti.
Toplantı odasında teknik direktör vardı.
Sportif direktör vardı.
Ve kulüp başkanı vardı.
Bu durum bile başlı başına sıra dışıydı.
Yiğit içeri girerken kalbi hızlanmıştı.
Başkan gülümsedi.
"Otur."
Yiğit oturdu.
Sonra başkan masanın üzerindeki dosyayı açtı.
"Seninle ilgili planlarımız var."
Yiğit sessizce dinledi.
"Bu sezon gösterdiğin gelişimden memnunuz."
"Teşekkür ederim."
Başkan başını salladı.
Sonra beklenmedik cümleyi kurdu.
"Yeni sezonda seni A takım kadrosunda görmek istiyoruz."
Yiğit birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedi.
Çünkü yıllardır beklediği şey buydu.
Çocukluğundan beri kurduğu hayal.
Bir gün profesyonel olarak en üst seviyede oynamak.
Ve şimdi bu gerçekleşiyordu.
Toplantı bittikten sonra kulüpten çıktı.
İlk yaptığı şey telefonunu çıkarmak oldu.
Azra'yı aradı.
Telefon açılır açılmaz konuştu.
"Başardım."
Azra olduğu yerde durdu.
Bir anda gözleri doldu.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Azra gülmeye başladı.
Sonra ağlamaya.
Sonra tekrar gülmeye.
Yiğit de gülüyordu.
Yıllar önce lise koridorlarında başlayan yolculuk...
Bir hayalin daha gerçekleşmesine tanıklık etmişti.
Ama konuşmanın sonunda Yiğit'in sesi tekrar ciddileşti.
"Şimdi sıra sende."
"Ne demek o?"
"Mezun ol."
"Avukat ol."
"Sonra artık aynı ülkede yaşamaya başlayalım."
Azra gülümsedi.
Çünkü yıllardır ilk kez...
O günün gerçekten yaklaştığını hissediyordu.
Bölüm etkileşimi
