1. bölüm · Karanlığın içindeki ışık

1.Bölüm

Azra Seven

Okulun bahçesi her zamanki gibi kalabalıktı.
Futbol sahasının kenarında bağırışlar, kantin önünde dedikodular, merdivenlerde gruplaşmalar…
Ve herkesin baktığı tek bir kişi vardı: Yiğit.
Zengin, yakışıklı, okul futbol takımının kaptanı ve tartışmasız okulun en popüler erkeği.
Yanında her zamanki grubu: Berat, Emir ve Efe.
Yiğit topu ayağında sektirirken kızlar uzaktan bakıyor, fısıldaşıyordu.
O ise alışmış bir rahatlıkla gülümsüyor, ilgiyi pek umursamıyormuş gibi davranıyordu.
Tam o sırada okul kapısından biri girdi.
Kendinden emin yürüyen, başı dik bir kız.
Saçları omuzlarına dökülüyordu. Etrafına bakışı çekingen değil, meydan okur gibiydi.
Adı: Azra.
Yeni gelmişti.
Ama kimseye benzemiyordu.
Bahçeden geçerken birkaç kişi fısıldadı:
“Yeni kız galiba…”
“Güzelmiş…”
“Yiğit kesin buna yazar.”
Azra duydu.
Ama umursamadı.
Tam o sırada biri hızla ona çarptı.
“Of pardon!” dedi kız, nefes nefese. “Ben Ece. Sen yenisin değil mi?”
Azra kısa bir gülümseme attı.
“Evet. Azra.”
Ece’nin enerjisi hemen hissediliyordu.
“Gel, sana okulu gezdireyim. Bu okulda hayatta kalmak için bazı şeyleri bilmek lazım.”
Azra kaşını kaldırdı.
“Mesela?”
Ece başıyla futbol sahasını gösterdi.
“Orası… Yiğit’in krallığı.”
Azra baktı.
Sahada Yiğit topu sertçe kaleye vurdu. Alkışlar yükseldi.
O sırada Yiğit’in gözleri bir anlığına Azra’ya kaydı.
Durdu.
Top ayağından yuvarlandı.
Emir fark etti.
“Ne oldu lan?”
Yiğit bakışını kaçırmadı.
“Yeni biri gelmiş.”
Berat sırıttı.
“5’e kadar sayıyorum, gidip konuşmazsan ben giderim.”
Yiğit gülümsedi.
“Gerek yok.”
Topu kenara bıraktı.
Doğrudan Azra’ya doğru yürüdü.
Ece fısıldadı:
“Eyvah… geliyor.”
Azra kıpırdamadı.
Kaçmadı.
Bakışını da kaçırmadı.
Yiğit karşısında durdu.
“Yeni misin?”
Azra omzunu hafifçe dikleştirdi.
“Evet. Sorun mu?”
Yiğit kısa bir kahkaha attı.
Genelde kızlar bu tavra girmezdi.
“Hayır,” dedi. “Sadece hoş geldin demek istedim.”
Azra:
“Dedin.”
Sessizlik.
Ece içinden: Bu kız ya efsane olacak ya da okul yanacak.
Yiğit ilk kez biri tarafından bu kadar umursamaz karşılanıyordu.
Bu hoşuna gitmişti.
“Ben Yiğit.”
“Biliyorum,” dedi Azra. “Herkes söylüyor.”
Yiğit bir adım yaklaştı.
“İyi şeyler mi?”
Azra gözlerini kaçırmadan baktı.
“Henüz karar vermedim.”
Yiğit sırıttı.
“Karar vermen için zamanın olacak.”
Tam o sırada arkasından biri seslendi:
“Yiğit, antrenman!”
Efe’ydi.
Diğerlerinden daha sakindi. Azra’ya kısa bir bakış attı.
Farklıydı. Daha yumuşak.
Azra o bakışı fark etti.
Yiğit geri çekildi.
“Görüşürüz, Azra.”
Azra:
“Bakarız.”
Yiğit dönerken gülümsüyordu.
Bu kız… diğerlerine benzemiyordu.
Ece Azra’ya döndü.
“Sen… az önce… Yiğit’i mi tersledin?”
Azra omuz silkti.
“Ben kimseye özel davranmam.”
Ece gülmeye başladı.
“Tamam. Bu okul artık sıkıcı olmayacak.”
Uzakta, Efe sahadan Azra’ya tekrar baktı.
İçinden geçirdi:
Bu kız… başımıza iş açacak.
Ve belki de… kalbine.