68. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık65.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 65.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime · Okuduğun bölüm
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Maçtan sonra tesis sessizleşmişti.
Oyuncular odalarına çekilmişti.
Yiğit ise antrenman sahasının kenarında tek başına oturuyordu.
Kaçırdığı pozisyonu düşünmüyordu.
Azra'yı düşünüyordu.
Tam o sırada birisi yanına geldi.
Lucas.
Elinde su şişesi vardı.
"Oturabilir miyim?"
Yiğit omuz silkti.
Lucas yanına oturdu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonunda Lucas sessizliği bozdu.
"Azra öğrendi değil mi?"
Yiğit başını salladı.
"Öğrendi."
"Nasıl?"
"Boş ver."
Lucas'ın yüzü düştü.
Çünkü anlamıştı.
Muhtemelen ağzından kaçırmıştı.
"Dostum..."
"Özür dilerim."
Yiğit ilk kez ona baktı.
"Önemli değil."
Lucas birkaç saniye sustu.
Sonra beklenmedik şekilde konuştu.
"Aslında sana bir şey söyleyecektim."
Yiğit kaşlarını çattı.
"Neyi?"
Lucas derin bir nefes aldı.
"İlk geldiğimiz gün..."
"Azra'yı gördüğümde hoşlandım."
Yiğit'in bakışları sertleşti.
Ama Lucas devam etti.
"Dinle."
"Bitirmeme izin ver."
"Hoşlandım."
"Evet."
"Ama sonra sizi gördüm."
"Birbirinize nasıl baktığınızı."
"Birbiriniz için nasıl endişelendiğinizi."
"Ve anladım."
Yiğit sessizce dinliyordu.
Lucas hafifçe güldü.
"Kazanamayacağım bir savaşa girmeye gerek yoktu."
İlk kez Yiğit ne diyeceğini bilemedi.
Lucas başını kaldırdı.
"Azra'nın sana baktığı gibi kimseye baktığını görmedim."
"Ve inan bana..."
"O tekliften daha çok seni düşünüyor."
Yiğit'in yüzündeki ifade değişti.
Çünkü son günlerde sadece kendi korkularını düşünmüştü.
Azra'nın korkularını değil.
Lucas ayağa kalktı.
"Git konuş onunla."
"Yoksa bir gün gerçekten pişman olursun."
Ve yürüyüp gitti.
Aynı saatlerde...
Azra sahilde yalnız başına oturuyordu.
Dalgaları izliyordu.
Telefonu yanında duruyordu.
Ama kimseye yazmak istemiyordu.
Sonra arkasından tanıdığı bir ses geldi.
"Azra."
Kalbi hızlandı.
Arkasını döndü.
Yiğit.
Bu kez koşmadı.
Bu kez acele etmedi.
Yavaşça yanına geldi.
Ve karşısına oturdu.
"Konuşabilir miyiz?"
Azra birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
"Konuşalım."
Yiğit derin bir nefes aldı.
"Gitmek istemiyorum."
Azra'nın gözleri büyüdü.
"Ne?"
"Yanlış anlama."
"Futbolu bırakmak istemiyorum."
"Ama senden uzaklaşmak da istemiyorum."
Azra ilk kez onun gözlerinde korku gördü.
Gerçek korku.
"Ben sadece..."
Yiğit durdu.
"İlk kez geleceğimin bir parçasında sen varsın."
"Ve bunu kaybetmek istemiyorum."
Azra'nın gözleri doldu.
Çünkü sonunda...
Yiğit ona gerçeği söylüyordu.
Bahane olmadan.
Gurur yapmadan.
Sadece dürüstçe.
Azra yavaşça gülümsedi.
"Salak."
Yiğit şaşırdı.
"Ne?"
"Ben burada seni bırakıp kaçacakmışım gibi konuşuyorsun."
İlk kez o gün ikisi de güldü.
Ve uzun zamandır ilk kez...
Aralarındaki mesafe yeniden kapanmaya başladı.Kampın son haftasına girilmişti.
Bugün farklıydı.
Herkes bunu hissediyordu.
Çünkü kulüp gözlemcileri son değerlendirmelerini yapacaktı.
Ve bazı oyuncuların geleceği bugün belli olacaktı.
Sabah kahvaltısında bile sessizlik vardı.
Kimse normal konuşmuyordu.
Herkes gergindi.
Özellikle Yiğit.
Azra bunu hemen fark etmişti.
Masanın altında elini uzatıp onun elini tuttu.
Yiğit ona baktı.
Azra hafifçe gülümsedi.
"Ne olursa olsun."
"Elinden geleni yaptın."
Yiğit başını salladı.
Ama heyecanını gizleyemiyordu.
Öğleden sonra bütün oyuncular konferans salonuna çağrıldı.
Tribün kısmına ise aileler ve misafirler alınmıştı.
Azra, Sofia ve diğerleri yukarıda oturuyordu.
Kalbi en az Yiğit kadar hızlı atıyordu.
Antrenör sahneye çıktı.
Elindeki dosyayı açtı.
Salondaki herkes sustu.
"Bu kamp boyunca olağanüstü performans gösteren oyuncular oldu."
Kimsenin nefes aldığı bile duyulmuyordu.
Sonra isimler açıklanmaya başladı.
Bir oyuncu.
Sonra bir diğeri.
Alkışlar yükseliyordu.
Ama Azra'nın kulağı sadece tek bir ismi bekliyordu.
Ve sonunda...
"Yiğit."
Salondan alkış koptu.
Azra ayağa fırladı.
Sofia bile bağırmaya başladı.
Yiğit birkaç saniye yerinden kalkamadı.
Çünkü duyduğuna inanamıyordu.
Antrenör devam etti.
"Yiğit, sezon sonuna kadar takip programına alınmıştır."
"Ve gelişimine bağlı olarak profesyonel sözleşme görüşmeleri yapılacaktır."
Yiğit'in gözleri doldu.
Yıllardır kurduğu hayal...
İlk kez bu kadar yaklaşmıştı.
Tören bittikten sonra herkes oyuncuların yanına koştu.
Kutlamalar başlamıştı.
Azra kalabalığın arasından geçmeye çalışıyordu.
Tam o sırada birisi omzuna dokundu.
Lucas.
Gülümsüyordu.
"Sana bir şey söylemiştim."
Azra güldü.
"Neyi?"
"Onun iyi olacağını."
Sonra başını Yiğit'e doğru çevirdi.
"Git."
"Bugün seni görmek isteyecek ilk kişi sensin."
Azra koşmaya başladı.
Kalabalığın arasından geçti.
Ve sonunda Yiğit'i buldu.
Yiğit de onu arıyordu.
Göz göze geldiler.
Birkaç saniye boyunca etraflarındaki herkes kaybolmuş gibiydi.
Sonra Azra ona ulaştı.
"Başardın."
Yiğit nefes verdi.
"Başardım."
İkisi de gülüyordu.
Çünkü aylardır yaşadıkları her şey...
Kavgalar.
Kıskançlıklar.
Yanlış anlaşılmalar.
Hepsi onları bu ana getirmişti.
Yiğit bir an sustu.
Sonra Azra'nın gözlerinin içine baktı.
"Bir şey daha başarmak istiyorum."
Azra şaşırdı.
"Ne?"
Yiğit gülümsedi.
"Bu sefer hiçbir şeyi yarım bırakmak istemiyorum."
Azra'nın kalbi hızlandı.
Çünkü Yiğit'in ne demek istediğini anlamıştı.
Ve ilk kez...
Bu sorunun cevabını vermeye hazır hissediyordu.Konferans salonundaki kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı.
Ama Azra ve Yiğit için sanki etrafta kimse yoktu.
Sadece birbirlerine bakıyorlardı.
Yiğit'in yüzündeki gülümseme hâlâ gitmemişti.
Azra da gülüyordu.
Çünkü onu ilk kez bu kadar mutlu görüyordu.
"Bu sefer hiçbir şeyi yarım bırakmak istemiyorum."
demişti Yiğit.
Azra'nın kalbi hızlandı.
"Ne demek istiyorsun?"
Yiğit hafifçe güldü.
"Sence?"
Azra gözlerini devirdi.
"Yiğit."
"Tamam tamam."
Bir adım yaklaştı.
"Şunu demek istiyorum."
"Ne zaman kavga etsek geri çekildim."
"Ne zaman bir sorun çıksa sustum."
"Bazen korktum."
"Bazen saçmaladım."
Azra gülmeye başladı.
"Bazen mi?"
Yiğit de güldü.
"Tamam."
"Çoğu zaman."
İkisi de kahkaha attı.
Sonra Yiğit'in yüzü yeniden ciddileşti.
"Azra."
"Hı?"
"Artık kaçmak istemiyorum."
"Senden de kaçmak istemiyorum."
Azra sustu.
Kalbi deli gibi atıyordu.
"Ben seni seviyorum."
Bu kez ilk kez açık açık söylemişti.
Ne şaka vardı.
Ne kaçamak cevap.
Ne gurur.
Sadece gerçek.
Azra birkaç saniye konuşamadı.
Aylar boyunca yaşadıkları her şey gözünün önünden geçti.
İlk tartışmaları.
Kıskançlıkları.
Yanlış anlaşılmaları.
Barışmaları.
İspanya.
Hepsi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Ben de seni seviyorum."
Yiğit'in yüzündeki ifade değişti.
Sanki bütün gün beklediği cümle buydu.
Tam o sırada arkadan bir ses geldi.
"SONUNDA!"
Azra irkilerek döndü.
Emir.
Ve görüntülü aramadaki Ece.
İkisi de sırıtıyordu.
Azra şok olmuştu.
"NE YAPIYORSUNUZ?"
Emir kahkaha attı.
"Bir aydır bunu bekliyoruz."
Telefondaki Ece bağırdı.
"Bir aydır mı?"
"Bir yıldır bekliyoruz!"
Yiğit başını ellerinin arasına aldı.
"Rezalet."
Emir omzuna vurdu.
"Yok kardeşim."
"Efsane."
Bir süre sonra herkes gülmeye başladı.
İlk kez...
Hiçbir gerilim yoktu.
Hiçbir yanlış anlaşılma yoktu.
Sadece mutluluk vardı.
O akşam kampın kapanış kutlaması yapıldı.
Müzikler çaldı.
Oyuncular eğlendi.
Fotoğraflar çekildi.
Ve gece sonunda...
Azra ile Yiğit sahile doğru yürüdüler.
Deniz sakindi.
Gökyüzü yıldızlarla doluydu.
Yiğit denize bakarken konuştu.
"Biliyor musun?"
"Ne?"
"İspanya'ya gelirken en çok futbolu düşünüyordum."
Azra gülümsedi.
"Şimdi?"
Yiğit ona baktı.
"Şimdi dönüş yolculuğunu düşünüyorum."
"Neden?"
"Çünkü bu kez eve yalnız dönmeyeceğim."
Azra istemsizce gülümsedi.
Ve ilk kez...
Gelecek korkutucu görünmüyordu.
Çünkü artık ikisi birlikte bakıyordu.
Bölüm etkileşimi
