112. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık109.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 109.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime · Okuduğun bölüm
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aylar süren yoğunluğun ardından sonunda mezuniyet günü geldi.
Azra sabah erkenden uyandı.
Ama aslında gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Yıllardır beklediği gündü.
Liseyi bitirmişti.
Üniversiteyi bitirmişti.
Stajlarını tamamlamıştı.
Sınavlarını vermişti.
Şimdi ise hukuk fakültesinden mezun oluyordu.
Hazırlanırken annesi birkaç kez gözyaşlarını silmek zorunda kaldı.
"Anne ağlama."
dedi Azra.
"Ben daha başlamadım."
Bu cevap ikisini de güldürdü.
Öğleden sonra kampüs kalabalıklaşmaya başladı.
Öğrenciler cüppelerini giyiyordu.
Aileler fotoğraf çekiyordu.
Her yerde heyecan vardı.
Azra etrafına baktı.
Ama aklında tek bir soru vardı.
Yiğit gelmiş miydi?
Uçağı sabah inmiş olacaktı.
Ama henüz onu görmemişti.
Tam o sırada telefonu titredi.
Yiğit'ten mesaj vardı.
"Arkana bak."
Azra'nın kalbi hızlandı.
Yavaşça arkasını döndü.
Ve onu gördü.
Yiğit birkaç metre ötede duruyordu.
Aylar sonra ilk kez yüz yüze.
Azra hiç düşünmeden ona doğru koştu.
Etraflarındaki insanlar dönüp baktı.
Ama ikisinin de umurunda değildi.
Yıllarca süren özlem birkaç saniyede ortadan kalkmış gibiydi.
"Hoş geldin."
dedi Azra.
"Mezuniyetini kaçıracağımı mı sandın?"
Azra gülümsedi.
"Bir an korktum."
"İmkânsız."
Tören başladığında Yiğit ön sıralardan birinde oturuyordu.
Azra'nın ailesi de yanındaydı.
Annesi ara sıra ağlıyordu.
Babası gururla sahneyi izliyordu.
Sonunda isimler okunmaya başladı.
Ve sıra Azra'ya geldi.
"Azra Seven."
Salon alkışlarla doldu.
Azra sahneye yürüdü.
Diplomasını aldı.
Ve o an kalabalığın içinde Yiğit'i gördü.
Yiğit ayakta alkışlıyordu.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Azra'nın gözleri doldu.
Çünkü yıllar önce ona verdiği söz aklına geldi.
"Avukat ol."
"Sonra aynı ülkede yaşamaya başlayalım."
Şimdi ilk kısmı tamamlanmıştı.
Tören bittikten sonra herkes kampüs bahçesinde toplandı.
Fotoğraflar çekildi.
Kutlamalar yapıldı.
Ece, Emir, Efe ve hatta Berat bile gelmişti.
Berat cübbeyi giyip kendi mezun oluyormuş gibi poz veriyordu.
Kimse şaşırmadı.
Akşam güneş batarken kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başladı.
Azra ve Yiğit kampüsün boşalmaya başlayan bahçesinde yan yana yürüyordu.
Azra diplomasını elinde tutuyordu.
Yiğit bir süre ona baktı.
"Avukat Hanım."
dedi.
Azra güldü.
"Kulağa garip geliyor."
"Alışacaksın."
Sonra Yiğit durdu.
"Şimdi sıra ikinci kısımda."
Azra merakla baktı.
"Hangi ikinci kısım?"
Yiğit gülümsedi.
"Seni İspanya'ya götürmek."
Azra birkaç saniye ona baktı.
Sonra istemeden gülmeye başladı.
Çünkü yıllarca kurdukları hayat...
Artık hayal olmaktan çıkıp gerçek olmaya başlıyordu.Mezuniyetten sonraki haftalar göz açıp kapayıncaya kadar geçti.
Azra diplomasını almıştı.
Yiğit'in sezonu bitmişti.
Yıllardır onları ayrı tutan şeyler birer birer ortadan kalkıyordu.
Bir akşam iki aile birlikte akşam yemeğinde buluştu.
Sohbet edilirken konu doğal olarak düğüne geldi.
Yiğit'in annesi gülümseyerek sordu:
"Ee, daha neyi bekliyorsunuz?"
Azra ve Yiğit birbirlerine baktılar.
Sonra istemeden gülmeye başladılar.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Artık gerçekten evlenme zamanı gelmişti.
Sonraki günler düğün hazırlıklarıyla geçti.
Salonlar gezildi.
Tarihler konuşuldu.
Davetliler belirlendi.
En çok zorlanan kişi ise Berat oldu.
Çünkü kendisini düğün organizatörü ilan etmişti.
Kimse istememesine rağmen.
Bir gün Efe ona dönüp:
"Senin görevin ne?"
diye sordu.
Berat hiç düşünmeden cevap verdi.
"Baş sağdıç."
"Öyle bir görev yok."
"Artık var."
Düğüne bir hafta kala Yiğit ve Azra yıllar önce mezuniyet balosunun yapıldığı okulun önünden geçtiler.
Kapının önünde durdular.
Azra binaya baktı.
"Her şey burada başladı."
dedi.
Yiğit başını salladı.
"Ve ikimiz de bunun buraya geleceğini bilmiyorduk."
Azra gülümsedi.
"Ben biraz tahmin ediyordum."
"Yalancı."
İkisi de güldü.
Ve sonunda düğün günü geldi.
Sabah erkenden herkes ayaktaydı.
Aileler heyecanlıydı.
Arkadaşlar heyecanlıydı.
Hatta Efe bile heyecanlıydı.
Sadece Berat heyecanlı değildi.
Çünkü o zaten sabahtan beri herkese emir veriyordu.
"Çiçekler düzgün dursun."
"Berat sen kimsin?"
"İşime karışmayın."
Akşam olduğunda davetliler salona dolmaya başladı.
Yıllar önce lise sıralarında başlayan hikâye...
Artık düğün salonuna kadar gelmişti.
Yiğit hazırlanırken aynaya baktı.
Bir an için lise yıllarındaki hâli gözünün önüne geldi.
Sonra mezuniyet balosu.
İspanya.
Seçmeler.
Ayrılıklar.
Nişan.
Ve bugün.
Kapı çaldı.
Babası içeri girdi.
Omzuna dokundu.
"Hazır mısın?"
Yiğit derin bir nefes aldı.
Sonra gülümsedi.
"Hayatımda hiç bu kadar hazır olmamıştım."
Aynı anda başka bir odada Azra da son hazırlıklarını tamamlıyordu.
Annesi gözyaşlarını tutamıyordu.
Ece ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
Ama kendisi de ağlamak üzereydi.
Bir süre sonra müzik başladı.
Herkes ayağa kalktı.
Ve Azra ile Yiğit yıllar sonra bir kez daha birbirlerine doğru yürümeye başladılar.
Bu kez bir mezuniyet balosunda değil.
Bu kez gerçekten hayatlarını birleştirmek için.
Ve o an ikisi de aynı şeyi düşündü:
İyi ki o gün yolları kesişmişti.Müzik salonda yankılanırken herkes ayağa kalkmıştı.
Yiğit gözlerini kapıdan ayıramıyordu.
Azra içeri girdiğinde salon bir anlığına sessizleşmiş gibi geldi.
Yıllardır beklediği an sonunda gelmişti.
Yiğit istemeden gülümsedi.
Çünkü karşısındaki kişi artık sadece sevdiği kız değildi.
Birlikte büyüdüğü, hayaller kurduğu, yıllarca özlediği ve her şeye rağmen yanında kalmayı seçtiği insandı.
Azra da ona bakıyordu.
İkisi de yürürken yıllar önceki anılar gözlerinin önünden geçiyordu.
Lise koridorları.
Sınıftaki şakalar.
İlk tartışmalar.
Mezuniyet balosu.
İspanya'ya gidiş.
Nişan.
Ve şimdi.
Sonunda yan yanaydılar.
Nikâh memuru konuşmaya başladığında ikisi de dikkatle dinlemeye çalıştı.
Ama heyecandan söylediklerinin yarısını kaçırıyorlardı.
İlk olarak Yiğit'e döndü.
"Azra Seven'i eş olarak kabul ediyor musunuz?"
Yiğit hiç düşünmeden cevap verdi.
"Ediyorum."
Salondan alkışlar yükseldi.
Sonra sıra Azra'ya geldi.
"Yiğit'i eş olarak kabul ediyor musunuz?"
Azra'nın gözleri doldu.
Ama gülümseyerek cevap verdi.
"Ediyorum."
Bu kez alkışlar daha da yükseldi.
Ece ağlıyordu.
Emir onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
Başarılı olamıyordu.
Çünkü kendisinin de gözleri dolmuştu.
Efe başını sallayıp gülümsüyordu.
Berat ise mendil kutusunu bitirmişti.
Kimse bunun mümkün olduğunu düşünmüyordu.
Nikâh defteri imzalandı.
Yüzükler takıldı.
Ve sonunda nikâh memuru gülümseyerek:
"Artık resmen evlisiniz."
dedi.
O an salondaki herkes ayağa kalktı.
Alkışlar, kahkahalar ve tebrikler birbirine karıştı.
Azra ve Yiğit birkaç saniye sadece birbirlerine baktılar.
Sanki yıllardır süren yolculukları o anda tamamlanmış gibiydi.
Kutlama gece boyunca devam etti.
Müzikler çaldı.
Dans edildi.
Fotoğraflar çekildi.
Eski anılar anlatıldı.
Gece yarısına doğru Yiğit ve Azra kısa bir süreliğine balkona çıktılar.
Aşağıdaki ışıkları izlediler.
İçeriden müzik sesi geliyordu.
Azra başını Yiğit'in omzuna yasladı.
"İnanabiliyor musun?"
diye sordu.
"Neye?"
"Gerçekten evlendik."
Yiğit gülümsedi.
"Ben daha yıllar önce inanmıştım."
Azra güldü.
"Mezuniyet balosunda mı?"
"Belki."
"Belki değil."
İkisi de gülmeye başladı.
Ve o gece, yıllarca süren hikâyelerinin sonu değil...
Yeni hayatlarının ilk günü oldu.
Bölüm etkileşimi
