117. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık114.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 114.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime · Okuduğun bölüm
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Baby shower'dan sonraki günlerde ev tamamen değişmeye başladı.
Artık her yerde bebek eşyaları vardı.
Küçük kıyafetler.
Oyuncaklar.
Battaniyeler.
Azra bir gün salona girdiğinde koltuğun üzerinde duran minicik bir forma gördü.
Kaşlarını kaldırdı.
"Yiğit."
"Efendim?"
"Bu ne?"
Yiğit son derece normal bir şey söylüyormuş gibi cevap verdi.
"Oğlumuzun ilk Barcelona forması."
"Henüz doğmadı."
"Erken davranıyorum."
Azra gülmeye başladı.
Aylar ilerledikçe heyecan da artıyordu.
Artık doğuma çok az kalmıştı.
Azra'nın bürodaki çalışma saatleri azaltılmıştı.
Çalışanları sürekli dinlenmesini söylüyordu.
Yiğit ise sezon öncesi hazırlıklarına başlamıştı.
Ama mümkün olan her anını evde geçiriyordu.
Bir akşam birlikte bebek odasında oturuyorlardı.
Oda neredeyse tamamen hazırdı.
Duvarlarda küçük süsler vardı.
Beşik yerleştirilmişti.
Oyuncaklar raflara dizilmişti.
Yiğit beşiğe bakarken gülümsedi.
"Sence kime benzeyecek?"
Azra düşündü.
"Bana."
"Olmaz."
"Niye?"
"Çünkü ben daha yakışıklıyım."
Azra yastığı alıp ona fırlattı.
Tam o sırada telefon çaldı.
Arayan Berat'tı.
Yiğit açtı.
"Ne oldu?"
"Önemli bir mesele."
"Ne?"
"Amca olacağım için bana özel bir koltuk hazırlanacak mı?"
Sessizlik oldu.
Sonra Azra ile Yiğit aynı anda gülmeye başladı.
Günler geçtikçe herkesin heyecanı büyüyordu.
Aileler sürekli arıyordu.
Ece ve Emir neredeyse her hafta görüntülü konuşuyordu.
Efe bile merakla bekliyordu.
Bir gece Azra ve Yiğit balkonda oturuyordu.
Barcelona'nın ışıkları uzakta parlıyordu.
Hava sakindi.
Yiğit elini Azra'nın elinin üzerine koydu.
"Fark ettin mi?"
dedi.
"Neyi?"
"Hayatımız ne kadar değişti."
Azra gülümsedi.
"İyi ki değişti."
Yiğit başını salladı.
Yıllar önce lise koridorlarında başlayan hikâyeleri...
Şimdi onları anne ve baba olmaya kadar getirmişti.
Ve ikisi de bunun en güzel kısmının henüz başlamadığını biliyordu.
Çünkü çok yakında...
Küçük oğullarıyla tanışacaklardı.Doğuma birkaç hafta kalmıştı.
Evdeki heyecan artık iyice hissediliyordu.
Azra'nın annesi neredeyse her gün arıyordu.
Yiğit'in annesi de her görüntülü konuşmada aynı soruyu soruyordu.
"Nasıl hissediyorsun?"
Azra artık bu soruya gülüyordu.
"İyiyim anne."
Bir akşam Yiğit antrenmandan döndüğünde evi sessiz buldu.
Normalde Azra salonda olurdu.
Ama bu kez bebek odasındaydı.
Yiğit içeri girdiğinde onu beşiğin yanında otururken buldu.
Azra küçük kıyafetlere bakıyordu.
"Ne düşünüyorsun?"
diye sordu Yiğit.
Azra gülümsedi.
"Birkaç ay önce burada sadece boş duvarlar vardı."
Yiğit yanına oturdu.
"Şimdi ise bir çocuk odası var."
"Ve yakında içinde bir çocuk olacak."
İkisi de gülümsedi.
Ertesi hafta kulübün hazırlık maçı vardı.
Azra yine tribündeydi.
Her zaman olduğu gibi.
Maç bittikten sonra taraftarlar çıkışta Yiğit'i bekliyordu.
İmza isteyen çocuklar vardı.
Fotoğraf çektirmek isteyen insanlar vardı.
Tam o sırada küçük bir çocuk Yiğit'e seslendi.
"Abi."
Yiğit eğildi.
"Efendim?"
Çocuk çekinerek sordu.
"Ben büyüyünce senin gibi futbolcu olabilir miyim?"
Yiğit gülümsedi.
"Çalışırsan olursun."
Çocuk mutlu şekilde uzaklaştı.
Yiğit bir an durdu.
Çünkü birkaç ay sonra kendi oğlunun da böyle sorular soracağını düşündü.
O gece eve döndüğünde Azra salonda oturuyordu.
Yiğit yanına geçti.
Bir süre sessizce oturdular.
Sonra Azra bir anda yüzünü buruşturdu.
Yiğit hemen doğruldu.
"Noldu?"
"Bir şey yok."
"Emin misin?"
Azra birkaç saniye bekledi.
Sonra gülmeye başladı.
"Tekme attı."
Yiğit'in gözleri büyüdü.
"Gerçekten mi?"
"Gel."
Yiğit hemen yanına oturdu.
Elini Azra'nın karnına koydu.
Birkaç saniye hiçbir şey olmadı.
Sonra küçük bir hareket hissetti.
Yiğit olduğu yerde dondu kaldı.
"Vay canına."
Azra onun yüz ifadesini görünce güldü.
"Şimdi inandın mı baba olacağına?"
Yiğit gözlerini Azra'nın karnından ayıramıyordu.
"Sanırım şimdi inandım."
O gece uzun süre uyuyamadılar.
Çünkü ilk kez oğullarının varlığını bu kadar gerçek hissetmişlerdi.
Ve artık bekledikleri gün çok yaklaşmıştı.Doğuma artık günler kalmıştı.
Evdeki her şey hazırdı.
Bebek odası hazırdı.
Kıyafetler hazırdı.
Hastane çantası hazırdı.
Hatta Yiğit o kadar heyecanlıydı ki hastane çantasını üç kez kontrol etmişti.
Azra bunu öğrenince gülmeye başladı.
"İlk kontrolde eksik yoktu."
"Ya sonradan eksildiyse?"
"Çantanın içindeki eşyalar kaçıp gitmedi Yiğit."
Bir sabah Azra mutfakta kahvaltı hazırlarken telefonu çaldı.
Arayan Ece'ydi.
Görüntülü aramayı açar açmaz Ece bağırdı:
"Hâlâ doğmadı mı?"
Azra gülmeye başladı.
"Hayır."
"Ben daha fazla bekleyemiyorum."
Arka taraftan Emir'in sesi geldi.
"Ece, çocuk sanki sipariş verdiğimiz kargo."
O gün akşam Yiğit'in ailesiyle görüntülü konuştular.
Yiğit'in annesi heyecandan yerinde duramıyordu.
"İlk uçakla geleceğim."
"Anne, zaten bilet aldın."
"Biliyorum."
Gece olduğunda Azra ve Yiğit balkonda oturuyordu.
Barcelona'nın ışıkları her zamanki gibi uzanıyordu.
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Yiğit konuştu.
"Korkuyor musun?"
Azra dürüstçe cevap verdi.
"Biraz."
Yiğit başını salladı.
"Ben de."
Azra şaşırdı.
"Sen mi?"
"Tabii."
"Sen her şeye hazırlanıyorsun."
"Maçlara hazırlanabiliyorum."
"Babaya dönüşmeye nasıl hazırlanılır bilmiyorum."
Azra gülümsedi.
Sonra elini tuttu.
"Bence birlikte öğreniriz."
Yiğit de gülümsedi.
"Sanırım."
İki gün sonra...
Sabaha karşı saat dörtte...
Yiğit derin uykudaydı.
Bir anda omzunda bir el hissetti.
Gözlerini açtı.
Azra yatağın kenarında oturuyordu.
Yüzünde garip bir ifade vardı.
Yiğit hemen doğruldu.
"Noldu?"
Azra birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Sanırım başlıyor."
Yiğit'in beyni birkaç saniye çalışmayı bıraktı.
"Ne başlıyor?"
Azra ona baktı.
"Yiğit."
O anda anladı.
Bir anda yataktan fırladı.
"OĞLUMUZ GELİYOR!"
Azra kahkahaya boğuldu.
"Sakin ol."
Ama Yiğit sakin olamıyordu.
Beş dakika içinde yanlış ayakkabıları giymişti.
Araba anahtarlarını düşürmüştü.
Telefonunu unutmuştu.
Ve hastane çantasını kapının yanında olmasına rağmen bulamamıştı.
Azra ise bütün bunları izleyip gülüyordu.
Çünkü yıllardır her durumda sakin kalan adam...
İlk kez tamamen paniklemişti.
Ve birkaç saat sonra...
Hayatları sonsuza kadar değişecekti.
Bölüm etkileşimi
