58. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık55.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 55.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime · Okuduğun bölüm
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tribündeki konuşmanın üzerinden birkaç gün geçmişti.
Artık aralarında eskisi kadar gerginlik yoktu.
Ama ikisi de son adımı atamıyordu.
O gün okul çıkışında hava yağmurluydu.
Öğrenciler yavaş yavaş okuldan ayrılıyordu.
Azra şemsiyesini sınıfta unuttuğunu fark etti.
Tekrar geri döndü.
Koridorlar boşalmıştı.
Sınıfa girdiğinde içeride birinin olduğunu gördü.
Yiğit.
Azra durdu.
Yiğit de başını kaldırdı.
Bu kez kaçmadılar.
Bu kez sessizlik rahatsız etmiyordu.
Azra yavaşça konuştu.
"Yoruldum."
Yiğit şaşırdı.
"Neden?"
Azra gözlerini yere indirdi.
"Sürekli seni kaybetmiş gibi hissetmekten."
Sınıf sessizleşti.
Yiğit'in kalbi sıkıştı.
Azra devam etti.
"Hata yaptım."
"Biliyorum."
"Korktum."
"Biliyorum."
Azra'nın gözleri doldu.
"Ama bir gün bile seni umursamayı bırakmadım."
Yiğit başını çevirdi.
Çünkü bunu duymak beklediğinden daha çok etkilemişti.
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonunda Yiğit ayağa kalktı.
Azra'nın karşısına geldi.
"Ben de yoruldum."
dedi.
Azra nefesini tuttu.
"Neden?"
Yiğit hafifçe güldü.
"Sana kızmaktan."
Azra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Çünkü ilk kez...
Yiğit'in sesinde öfke yoktu.
Sadece kırgınlık vardı.
Ve o kırgınlık da artık bitiyordu.
Yiğit derin bir nefes aldı.
"Azra."
"Evet?"
"Her şeyi unutamam."
Azra'nın kalbi tekrar düştü.
"Ama..."
Yiğit gözlerinin içine baktı.
"Yeniden başlayabiliriz."
Azra birkaç saniye konuşamadı.
Sonra istemeden gülmeye başladı.
Ağlarken gülüyordu.
"Bu bir evet mi?"
Yiğit de güldü.
"Galiba."
Azra bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Ve ona sarıldı.
Bu kez ne yanlış anlaşılma vardı.
Ne de korku.
Yiğit birkaç saniye durdu.
Sonra o da sarıldı.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
Berat.
Berat dondu.
Arkasındaki Emir, Ece ve Efe de dondu.
Sessizlik.
Sonra Berat:
"BEN DEMİŞTİM!"
diye bağırdı.
Koridor kahkahalarla doldu.
Ve haftalar süren kırgınlığın ardından...
Azra ve Yiğit sonunda aynı tarafta durmuştu.Yiğit ve Azra'nın barışmasının üzerinden iki gün geçmişti.
Ama okulda bunu bilmeyen tek kişi bile kalmamıştı.
Çünkü Berat herkese söylemişti.
"BERAAAT!"
Koridorun ortasında Azra'nın sesi yankılandı.
Berat kaçıyordu.
Azra da peşinden gidiyordu.
"Gel buraya!"
"Hayır!"
Emir ve Ece olanları izliyordu.
Emir gülmeye başladı.
"İki gündür böyleler."
Ece başını salladı.
"Hak ediyor."
Berat sonunda durdu.
"N'oldu şimdi?"
Azra ellerini beline koydu.
"Neden bütün okula söyledin?"
Berat masum masum baktı.
"Ben söylemedim."
"O zaman kim söyledi?"
"Ben sadece Emir'e söyledim."
Emir:
"Ben Efe'ye söyledim."
dedi.
Efe:
"Ben kimseye söylemedim."
Tam o sırada yanlarından geçen bir öğrenci:
"Azra ile Yiğit tekrar çıkıyormuş."
dedi.
Herkes sustu.
Berat kollarını açtı.
"Gördün mü? Benlik bir şey yok."
Azra başını iki eli arasına aldı.
Öğle arasında...
Yiğit futbol sahasının yanında arkadaşlarıyla oturuyordu.
Berat yine konuşuyordu.
"Bir şey soracağım."
Yiğit derin bir nefes verdi.
"Hayır."
"Ama daha sormadım."
"Fark etmez."
Efe kahkaha attı.
Emir de dayanamıyordu.
"Olum sevgili olduktan sonra daha sinirli olmuşsun."
"Çünkü siz daha da çekilmez oldunuz."
Tam o sırada Azra uzaktan göründü.
Yiğit istemsizce ona baktı.
Berat bunu fark etti.
Ve sırıttı.
"Yakalandın."
"Kes."
"Bir saniyede fark ettin."
"Berat."
"Tamam sustum."
Sustu.
Üç saniye boyunca.
"Bu arada düğünü nerede yapacaksınız?"
Bu kez herkes kahkahaya boğuldu.
Diğer tarafta...
Ece ve Azra kantinde oturuyordu.
"Yiğit nasıl biri sevgili olarak?"
diye sordu Ece.
Azra düşündü.
"Koruyucu."
"Başka?"
"İnatçı."
"Başka?"
"Çok inatçı."
İkisi de gülmeye başladı.
Tam o sırada Emir elinde iki meyve suyuyla geldi.
Birini Ece'nin önüne bıraktı.
Ece şaşırdı.
"Ben istemedim ki."
Emir omuz silkti.
"Biliyorum."
"Niye aldın o zaman?"
"Canın çekmiştir."
Ece birkaç saniye sustu.
Sonra meyve suyuna baktı.
"Teşekkür ederim."
Emir de gülümsedi.
Azra bu sahneyi görünce sırıtışını gizleyemedi.
Çünkü belli ki...
Sadece Azra ve Yiğit'in hikâyesi ilerlemiyordu.
Ve okulda yeni bir hikâye daha başlamak üzereydi...Aradan birkaç gün geçmişti.
Azra ve Yiğit sonunda normale dönmeye başlamıştı.
En azından onlar öyle sanıyordu.
Çünkü arkadaşları hiç normal davranmıyordu.
Öğle arasında Yiğit kantine girdiğinde Berat, Efe ve Emir aynı masada oturuyordu.
Ve üçü de bir anda sustu.
Yiğit durdu.
"Neden sustunuz?"
"Susmadık."
dedi Berat.
"Sustunuz."
"Hayır."
"Berat."
"Tamam sustuk."
Yiğit şüphelenmeye başlamıştı.
"Ne konuşuyordunuz?"
Berat ve Emir birbirlerine baktılar.
Sonra aynı anda:
"Hiçbir şey."
dediler.
Efe başını masaya vurdu.
"İkiniz yalan söyleyemiyorsunuz."
Aynı saatlerde...
Azra ve Ece bahçedeydi.
Ece telefonuyla uğraşıyordu.
Azra ise ders notlarına bakıyordu.
Bir anda Emir koşarak yanlarına geldi.
"Naber?"
Ece kaşlarını kaldırdı.
"Bir şey mi lazım?"
"Hayır."
"Kesin bir şey lazım."
"Yok."
"Emir."
"Tamam var."
Azra gülmeye başladı.
Emir cebinden buruşturulmuş bir kağıt çıkardı.
"Şunu taşıyamıyorum."
Ece kağıdı aldı.
"Bu ne?"
"Turnuva listesi."
"Niye bana veriyorsun?"
"Çünkü sen düzenli bir insansın."
Ece birkaç saniye sustu.
Bu aslında iltifattı.
Ama Emir bunu fark etmemiş gibiydi.
"Teşekkür ederim."
dedi Ece.
Emir de şaşırdı.
"Rica ederim."
Azra bütün sahneyi izliyordu.
Ve yüzündeki sırıtış gittikçe büyüyordu.
Ders çıkışında...
Yiğit futbol sahasında antrenman yapıyordu.
Azra da tribünlerde oturmuş onu izliyordu.
Bir ara göz göze geldiler.
Yiğit istemsizce gülümsedi.
Azra da karşılık verdi.
Tam o sırada...
Berat'ın sesi duyuldu.
"Ooo."
İkisi de döndü.
Berat, Efe ve Emir tribünlerin girişindeydi.
"Yine başladılar."
Yiğit başını salladı.
"Ne istiyorsunuz?"
Berat kollarını bağladı.
"Bir şey istemiyoruz."
Emir sırıtıyordu.
"Sadece sizi rahatsız etmeye geldik."
Azra kahkahasını tutamadı.
Ama o sırada fark etmediği bir şey vardı.
Ece ile Emir tribünlerin biraz ilerisinde konuşuyordu.
Ve ilk kez...
Tartışmıyorlardı.
Ece gülüyordu.
Emir de onu güldürmeye çalışıyordu.
Bunu ilk fark eden kişi Berat oldu.
Sonra Efe.
Sonra Azra.
Azra'nın gözleri büyüdü.
"Yok artık."
Yiğit şaşırdı.
"Ne oldu?"
Azra işaret etti.
Herkes aynı anda dönüp baktı.
Emir ve Ece.
Birbirlerine bakıp gülüyorlardı.
Berat'ın ağzı açık kaldı.
"Arkadaşlar."
"Galiba..."
Efe gülmeye başladı.
"Sonunda."
Ve o anda herkesin aklından aynı şey geçti:
Bunların hikâyesi de başlıyor galiba...Emir ve Ece'nin tribünlerde konuşurken görülmesinin üzerinden bir gün geçmişti.
Ama bazı insanlar bunu unutmaya hiç niyetli değildi.
Özellikle Berat.
Sabah ilk derste Emir sırasına oturur oturmaz yanında Berat belirdi.
"Günaydın Ece."
Emir kafasını kaldırdı.
Emir ve Ece'nin tribünlerde konuşurken görülmesinin üzerinden bir gün geçmişti.
Ama bazı insanlar bunu unutmaya hiç niyetli değildi.
Özellikle Berat.
Sabah ilk derste Emir sırasına oturur oturmaz yanında Berat belirdi.
"Günaydın Ece."
Emir kafasını kaldırdı.
"Ne?"
Berat masumca gülümsedi.
"Yanlış söyledim."
Emir gözlerini devirdi.
"Git."
"Olmaz."
Tam o sırada Ece sınıfa girdi.
Berat'ın sırıtışı büyüdü.
"Bak geldi."
"Kim?"
"Ece."
"Berat."
"Tamam sustum."
Ama sustuğu söylenemezdi.
Öğle arasında Azra ve Yiğit kantinde oturuyordu.
Berat masaya koşarak geldi.
"Arkadaşlar."
Azra korkmaya başladı.
"Ne yaptın?"
"Hiçbir şey."
Yiğit iç çekti.
"Kesin bir şey yaptın."
Berat sandalyeye oturdu.
"Operasyon başlatıyoruz."
Efe de geldi.
"Yine mi?"
"Bu sefer farklı."
Azra kaş kaldırdı.
"Neyin operasyonu?"
Berat gururla açıkladı:
"Operasyon E&E."
Masadaki herkes sustu.
Yiğit gözlerini kapattı.
"Ben bunu duymadım."
Azra gülmeye başladı.
"Emir ve Ece mi?"
"EVET."
Berat masaya vurdu.
"Bunlar birbirlerinden hoşlanıyor."
Efe omuz silkti.
"Bence de."
Yiğit şaşkınlıkla baktı.
"Nasıl fark ettiniz?"
Masadaki üç kişi aynı anda ona döndü.
Azra:
"Ciddi misin?"
Yiğit:
"Ne?"
Berat:
"Kardeşim sen aşk konusunda körsün."
O sırada kantinin diğer tarafında...
Ece ve Emir aynı masada oturuyordu.
İkisi de habersizdi.
Ece notlarını düzenliyordu.
Emir ise sıkılmış gibi etrafı izliyordu.
Bir anda Ece'nin kalemi yere düştü.
Tam eğilecekleri sırada ikisi de aynı anda uzandı.
Eller çarpıştı.
İkisi de durdu.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra aynı anda geri çekildiler.
"Özür dilerim."
dediler.
Ve yine aynı anda konuştuklarını fark edip güldüler.
Uzaktan izleyen Berat ise heyecandan yerinde duramıyordu.
"YAKALADIM!"
"BERAT OTUR!"
diye bağırdı Azra.
Kantin kahkahaya boğuldu.
Emir ve Ece dönüp baktılar.
Hiçbir şey anlamamışlardı.
Ama anlamadıkları şey şuydu:
Artık okulda herkes onların yakınlaştığını fark etmişti.
Herkes...
Bir kişi hariç.
Emir.
Ve bir kişi daha.
Ece.
Bölüm etkileşimi
