64. bölüm / 122
Karanlığın içindeki ışık61.Bölüm
Bölümler 122Şu an: 61.Bölüm
- 1 1.Bölüm393 kelime
- 2 2. Bölüm444 kelime
- 3 3.Bölüm Ateş ve Benzin479 kelime
- 4 4. Bölüm528 kelime
- 5 5. Bölüm274 kelime
- 6 6.Bolum449 kelime
- 7 7. Bolum259 kelime
- 8 7. Bölüm Part 2216 kelime
- 9 8. Bölüm227 kelime
- 10 9. Bölüm451 kelime
- 11 10.Bölüm196 kelime
- 12 11.Bölüm377 kelime
- 13 12.Bölüm101 kelime
- 14 13.Bölüm336 kelime
- 15 14.Bölüm243 kelime
- 16 15.Bölüm250 kelime
- 17 16. Bölüm383 kelime
- 18 17.Bolum490 kelime
- 19 18. Bolum363 kelime
- 20 19.Bolum385 kelime
- 21 19. Bolum 2113 kelime
- 22 20.Bolum506 kelime
- 23 21.Bölüm399 kelime
- 24 22.Bölüm335 kelime
- 25 23.Bölüm353 kelime
- 26 24.Bölüm492 kelime
- 27 25.Bölüm410 kelime
- 28 26.Bölüm440 kelime
- 29 27.Bölüm427 kelime
- 30 28.Bölüm254 kelime
- 31 29.Bölüm217 kelime
- 32 30.Bölüm160 kelime
- 33 31.Bölüm353 kelime
- 34 32.Bölüm497 kelime
- 35 33.Bölüm926 kelime
- 36 34.Bölüm195 kelime
- 37 35.Bölüm332 kelime
- 38 36.Bölüm419 kelime
- 39 37.Bölüm399 kelime
- 40 38.Bölüm781 kelime
- 41 39.Bölüm150 kelime
- 42 40.Bölüm614 kelime
- 43 41.Bölüm261 kelime
- 44 42.Bölüm321 kelime
- 45 43.Bölüm325 kelime
- 46 44.Bölüm381 kelime
- 47 45.Bölüm705 kelime
- 48 46.Bölüm346 kelime
- 49 47.Bölüm172 kelime
- 50 48.Bölüm356 kelime
- 51 49.Bölüm314 kelime
- 52 50.Bölüm315 kelime
- 53 51.Bölüm667 kelime
- 54 52.Bölüm571 kelime
- 55 53.Bölüm596 kelime
- 56 54.Bölüm646 kelime
- 57 55.Bölüm1.170 kelime
- 58 56.Bölüm642 kelime
- 59 57.Bölüm416 kelime
- 60 58.Bölüm400 kelime
- 61 59.Bölüm712 kelime
- 62 60.Bölüm308 kelime
- 63 61.Bölüm1.050 kelime · Okuduğun bölüm
- 64 62.Bölüm397 kelime
- 65 63.Bölüm1.139 kelime
- 66 64.Bölüm326 kelime
- 67 65.Bölüm972 kelime
- 68 66.Bölüm761 kelime
- 69 67.Bölüm717 kelime
- 70 68.Bölüm391 kelime
- 71 69.Bölüm829 kelime
- 72 70.Bölüm289 kelime
- 73 71.Bölüm846 kelime
- 74 72.Bölüm415 kelime
- 75 73.Bölüm505 kelime
- 76 74.Bölüm733 kelime
- 77 75.Bölüm1.025 kelime
- 78 76.Bölüm978 kelime
- 79 77.Bölüm569 kelime
- 80 78.Bölüm563 kelime
- 81 79.Bölüm1.065 kelime
- 82 80.Bölüm1.656 kelime
- 83 81.Bölüm959 kelime
- 84 82.Bölüm612 kelime
- 85 83.Bölüm298 kelime
- 86 84.Bölüm918 kelime
- 87 85.Bölüm268 kelime
- 88 86.Bölüm244 kelime
- 89 87.Bölüm280 kelime
- 90 88.Bölüm278 kelime
- 91 89.Bölüm334 kelime
- 92 90.Bölüm398 kelime
- 93 91.Bölüm296 kelime
- 94 92.Bölüm288 kelime
- 95 93.Bölüm310 kelime
- 96 94.Bölüm301 kelime
- 97 95.Bölüm787 kelime
- 98 96.Bölüm281 kelime
- 99 97.Bölüm490 kelime
- 100 98.Bölüm308 kelime
- 101 99.Bölüm309 kelime
- 102 100.Bölüm1.166 kelime
- 103 101.Bölüm561 kelime
- 104 102.Bölüm479 kelime
- 105 103.Bölüm588 kelime
- 106 104.Bölüm637 kelime
- 107 105.Bölüm467 kelime
- 108 106.Bölüm567 kelime
- 109 107.Bölüm591 kelime
- 110 108.Bölüm1.154 kelime
- 111 109.Bölüm944 kelime
- 112 110.Bölüm609 kelime
- 113 111.Bölüm589 kelime
- 114 112.Bölüm378 kelime
- 115 113.Bölüm483 kelime
- 116 114.Bölüm804 kelime
- 117 115.Bölüm323 kelime
- 118 116.Bölüm272 kelime
- 119 117.Bölüm293 kelime
- 120 118.Bölüm339 kelime
- 121 119.Bölüm315 kelime
- 122 120.Bölüm FİNAL640 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uçak piste indiğinde Azra camdan dışarı bakıyordu.
Güneş parlıyordu.
Palmiye ağaçları görünüyordu.
Ve uzakta şehir...
"İnanamıyorum."
diye mırıldandı.
Yiğit yan koltuktan gülümsedi.
"İspanya'ya hoş geldin."
Azra heyecandan yerinde duramıyordu.
Bir süre sonra valizlerini alıp havalimanından çıktılar.
Sıcak hava yüzlerine çarptı.
Azra etrafına bakıyordu.
Her şey farklıydı.
İnsanlar...
Binalar...
Dil...
Her şey.
Tam o sırada kamp görevlilerinden biri Yiğit'i çağırdı.
"Yiğit!"
Yiğit döndü.
Adam ona doğru yürüdü.
"Hoş geldin."
Sonra Azra'yı fark etti.
"Ve bu da misafirimiz olmalı."
Azra hafifçe gülümsedi.
"Merhaba."
Bir süre sonra kampın bulunduğu tesise geldiler.
Burası Azra'nın beklediğinden çok daha büyüktü.
Dev futbol sahaları...
Antrenman alanları...
Spor salonları...
Azra şaşkınlıkla etrafa bakıyordu.
"Buraya okul sahası demeye utanırım."
Yiğit güldü.
"Ben de."
O gün öğleden sonra kampın açılış toplantısı vardı.
Farklı ülkelerden genç futbolcular gelmişti.
Azra tribünlerde otururken Yiğit aşağıdaydı.
Bir anda anons yapıldı.
Türkçe değil.
İspanyolca.
Azra hiçbir şey anlamadı.
Yanındaki kız güldü.
"İlk gün mü?"
Azra döndü.
Sarışın bir kızdı.
"Bu kadar belli mi?"
"Biraz."
İkisi de güldü.
Kızın adı Sofia'ydı.
O da başka bir oyuncunun yakını olarak gelmişti.
Sohbet etmeye başladılar.
Aynı sırada aşağıda...
Yiğit göz ucuyla tribüne baktı.
Azra'nın biriyle konuştuğunu gördü.
Önce önemsemedi.
Sonra tekrar baktı.
Azra gülüyordu.
Yiğit hafifçe gülümsedi.
En azından sıkılmıyordu.
Ama birkaç dakika sonra...
Başka biri Azra'nın yanına geldi.
Uzun boylu bir çocuk.
Muhtemelen kamp sporcularından biriydi.
Bir şey söyledi.
Azra da cevap verdi.
Sonra üçü birlikte gülmeye başladı.
Yiğit'in kaşı kalktı.
"Tamam."
Yanındaki takım arkadaşı ona baktı.
"Ne oldu?"
"Hiç."
Ama olmuştu.
Çünkü o tanıdık his geri gelmişti.
Kıskançlık.
Akşamüstü antrenman bittiğinde Yiğit doğrudan tribünlere çıktı.
Azra onu görünce ayağa kalktı.
"Nasıl geçti?"
"İyi."
"Harika."
Azra bir şeylerin garip olduğunu fark etti.
"Ne oldu?"
"Bir şey olmadı."
"Yiğit."
"Ne?"
"Yüzünden belli oluyor."
Yiğit birkaç saniye sustu.
Sonra başını tribünlere doğru salladı.
"Şu çocuk kimdi?"
Azra bir an durdu.
Sonra anlamıştı.
Ve kahkahayı bastı.
"Sen ciddi misin?"
Yiğit'in cevabı hazırdı.
"Hayır."
"Yalancı."
"Biraz."
Azra artık gülmekten konuşamıyordu.
Barselona'ya geleli sadece birkaç saat olmuştu.
Ve Yiğit şimdiden kıskanmaya başlamıştı.
Azra başını salladı.
"Merak etme kaptan."
"Kimse senin yerini alamaz."
Yiğit bunu duyunca istemsizce gülümsedi.
Ama yine de mırıldandı:
"Yine de kim olduğunu öğrenmek istiyorum."
Azra yeniden kahkahaya boğuldu.Ertesi sabah kampın ilk resmi antrenman günüydü.
Yiğit sabah erkenden sahaya inmişti.
Azra ise tribünlerde yerini almıştı.
Dün akşamki kıskançlık meselesi yüzünden hâlâ gülüyordu.
Tam o sırada yanında Sofia belirdi.
"Bugün karışık geçecek."
dedi.
Azra şaşırdı.
"Neden?"
Sofia sahayı işaret etti.
"Çünkü bugün karma maç var."
"Karma maç?"
"Farklı ülkelerden gelen oyuncuları karıştırıyorlar."
Azra aşağı baktı.
Yiğit takım arkadaşlarıyla ısınıyordu.
Derken dikkatini biri çekti.
Dün gördüğü çocuk.
Uzun boylu.
Kumral.
Ve top ayağına geldiği anda herkes ona dönüp bakıyordu.
"Kim o?"
diye sordu Azra.
Sofia gülümsedi.
"Lucas."
"Çok mu iyi?"
"Çok."
Azra'nın gözleri sahaya döndü.
Lucas gerçekten etkileyici görünüyordu.
Maç başladığında tribünler dolmuştu.
İlk dakikalarda herkes birbirini tartıyordu.
Ama sonra...
Lucas topu aldı.
Bir oyuncuyu geçti.
Sonra birini daha.
Ve mükemmel bir pas çıkardı.
Tribünlerden alkış yükseldi.
Azra bile etkilenmişti.
"Vay be."
Tam o sırada sahada Yiğit'in yüzü gerildi.
Çünkü Lucas yine topu almıştı.
Ve bu kez doğrudan onun üzerine geliyordu.
İkisi karşı karşıya kaldı.
Bir anlık sessizlik.
Sonra Lucas gülümsedi.
"Gel bakalım."
Yiğit de geri adım atmadı.
Topa sert ama temiz bir müdahaleyle girdi.
Topu kazandı.
Tribünlerden alkış yükseldi.
Bu kez Lucas şaşırmıştı.
Yiğit topu takım arkadaşına gönderirken hafifçe gülümsedi.
Mesaj açıktı.
Burada tek yıldız o değildi.
Maçın sonunda iki takım da alkış aldı.
Oyuncular sahadan çıkarken Lucas doğrudan Yiğit'in yanına geldi.
Azra uzaktan onları izliyordu.
"İyi oynadın."
dedi Lucas.
Yiğit başını salladı.
"Sen de."
Lucas tribünlere baktı.
Sonra Azra'yı gördü.
Gülümsedi.
Ve el salladı.
Azra da nezaketen karşılık verdi.
Kötü bir niyeti yoktu.
Ama...
Yiğit bunu gördü.
Ve yüz ifadesi değişti.
Lucas fark etmiş gibi sırıttı.
"Sevgilin mi?"
Yiğit birkaç saniye sustu.
Sonra hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Lucas'ın sırıtışı büyüdü.
"Şanslısın."
Bu normal bir iltifattı.
Ama nedense Yiğit'in kalbi bir anda hızlandı.
Akşam sahilde yürürlerken Azra olanları anlattı.
"Lucas gerçekten iyi oynuyor."
Yiğit'in cevabı anında geldi.
"Fena değil."
Azra kaş kaldırdı.
"Fena değil mi?"
"Abartılıyor biraz."
"Yiğit."
"Ne?"
Azra birkaç saniye ona baktı.
Sonra kahkahayı bastı.
"Yine kıskandın."
"Hayır."
"Yine."
"Hayır."
"Yiğit."
"Tamam biraz."
Azra gülmekten yürüyemiyordu artık.
İspanya'ya geleli iki gün olmuştu.
Ve kampın en iyi oyuncularından biriyle...
Yiğit sessiz bir rekabete girmişti.
Üstelik Lucas'ın bundan çok eğlendiği belliydi.İspanya'daki üçüncü gün...
Yiğit sabah antrenmanına giderken her şey normal görünüyordu.
En azından ilk on dakika.
Sonra Lucas ortaya çıktı.
Her zamanki rahat tavrıyla.
"Günaydın."
Yiğit başını salladı.
"Günaydın."
Lucas etrafa bakındı.
"Azra gelmedi mi?"
Yiğit durdu.
"Ne?"
"Azra."
"Ne olmuş ona?"
Lucas omuz silkti.
"Bir şey olmadı."
"Merak ettim."
Yiğit birkaç saniye ona baktı.
"Niye?"
Lucas gülmeye başladı.
"Rahat ol dostum."
Ama Yiğit hiç rahat değildi.
Öğleden sonra antrenman bitince Azra ve Sofia şehir merkezine gitmişti.
Küçük hediyelik eşya dükkanlarını geziyorlardı.
Tam o sırada bir ses duyuldu.
"Azra!"
Azra döndü.
Lucas.
El sallıyordu.
Sofia'nın yüzünde muzip bir gülümseme oluştu.
"İşte başlıyor."
"Ne başlıyor?"
"Hiç."
Lucas yanlarına geldi.
"Merhaba."
"Merhaba."
"Şehir turuna mı çıktınız?"
"Biraz."
Lucas da onlarla yürümeye başladı.
Sadece arkadaşça sohbet ediyordu.
Ama uzaktan gören biri...
Yanlış anlayabilirdi.
Ve tabii ki...
Yanlış anlayan biri vardı.
Yiğit.
Yiğit ve birkaç takım arkadaşı da aynı bölgede dolaşıyordu.
Bir anda gözleri karşı kaldırıma takıldı.
Azra.
Yanında Sofia.
Ve Lucas.
Lucas bir şey anlatıyor...
Azra gülüyordu.
Yiğit durdu.
Takım arkadaşı omzuna vurdu.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Oğlum yüz ifaden değişti."
"Değişmedi."
"Değişti."
Yiğit cevap vermedi.
Çünkü gerçekten değişmişti.
Akşam sahilde...
Azra bankta otururken Yiğit yanına geldi.
"Nasıl geçti günün?"
"Güzeldi."
"Ne yaptınız?"
"Şehir merkezini gezdik."
Yiğit başını salladı.
"Başka?"
Azra gülümsemeye başladı.
Çünkü sorguya çekiliyormuş gibi hissediyordu.
"Başka ne?"
"Lucas da vardı."
Yiğit'in yüzü anında değişti.
Azra artık gülmemek için kendini zor tutuyordu.
"Bak yine başladı."
"Ney başladı?"
"Kıskançlık."
"Yok öyle bir şey."
"Yiğit."
"Ne?"
"Üç gündür çocukla yarışıyorsun."
"Yarışmıyorum."
"Yarışıyorsun."
"Kanıtla."
Azra kahkaha attı.
Tam o sırada arkadan bir ses geldi.
"Azra!"
İkisi de döndü.
Lucas.
Koşarak geliyordu.
Yiğit'in sabrı son kırıntılarına kadar zorlandı.
Lucas yanlarına geldi.
"Nihayet buldum."
"Ne oldu?"
dedi Azra.
Lucas elindeki küçük poşeti uzattı.
"Bugün dükkanda bunu unutmuşsun."
Poşetin içinde Azra'nın aldığı bileklik vardı.
Azra şaşırdı.
"Ben bunu kaybettiğimi sanıyordum."
"Şanslısın."
"Teşekkür ederim."
Lucas gülümsedi.
"Rica ederim."
Sonra Yiğit'e döndü.
Ve hafifçe sırıtıp şöyle dedi:
"Bu arada dostum, rahatla."
Yiğit kaşlarını çattı.
"Ne?"
Lucas güldü.
"Senin sevgiline yürümüyorum."
Azra bir anda kahkahaya boğuldu.
Yiğit'in yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Çünkü...
Yakalanmıştı.
Bölüm etkileşimi
