56. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡Yan hikaye bölüm 7
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 7
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime · Okuduğun bölüm
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yan Hikâye — Bölüm 7
Doğmamış Birinin İzleri
Saray o sabah her zamankinden daha sessizdi.
Aurelion uyandığında ilk fark ettiği şey sessizlik olmadı.
Masanın üzerindeki kâğıt oldu.
Gece yatmadan önce masanın tamamen boş olduğundan emindi.
Şimdi ise üzerinde tek bir kelime vardı.
ROWAN
Aurelion yatağından kalktı.
Yavaşça masaya yaklaştı.
Parmaklarını kâğıdın üzerinde gezdirdi.
Mürekkep henüz kurumamış gibiydi.
“Rowan…”
İsmi tekrar etti.
İçinde garip bir his oluştu.
Sanki bu kelimeyi ilk kez söylemiyordu.
Sanki yıllardır dilinin ucunda taşıdığı ama bir türlü hatırlayamadığı bir ismin kapısını açıyordu.
Kapı açıldı.
Vaelis içeri girdi.
Aurelion hemen ona döndü.
“Bunu sen mi yazdın?”
Vaelis kâğıda baktı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Aurelion kâğıdı kaldırdı.
“Öyleyse kim yazdı?”
Vaelis cevap vermedi.
Aurelion onun sessizliğini fark etti.
“Vaelis.”
“Bilmiyorum.”
Bu kez yalan söylemedi.
Çünkü gerçekten bilmiyordu.
Ve bu, Vaelis'i korkutuyordu.
Gün boyunca sarayda küçük değişiklikler meydana geldi.
Önce Aurelion'un çalışma odasındaki kitapların sırası değişti.
Sonra yıllardır kullanılmayan bir pencere kendiliğinden açıldı.
Öğleden sonra ise sarayın kuzey koridorunda daha önce bulunmayan bir taş merdiven ortaya çıktı.
Aurelion merdivenlerin başında durdu.
Kalbi hızla çarpıyordu.
“Burası…”
Vaelis arkasında durdu.
“Ne?”
Aurelion gözlerini merdivenlerden ayırmadı.
“Bunu biliyorum.”
Vaelis hiçbir şey söylemedi.
Aurelion ilk basamağa çıktı.
İkinci.
Üçüncü.
Her adımda zihninin içinde küçük bir görüntü oluşuyordu.
Bir bahçe.
Güneş.
Çocukluk.
Bir çocuk sesi.
“Ben de seni koruyacağım.”
Aurelion aniden durdu.
Elini göğsüne götürdü.
Vaelis ona yaklaştı.
“Majesteleri?”
Aurelion gözlerini kapattı.
“Birisi…”
Sesi titredi.
“Birisi bana bunu söylemişti.”
Vaelis'in yüzü gerildi.
“Kim?”
Aurelion gözlerini açtı.
“Hatırlamıyorum.”
Vaelis rahatlamadı.
Çünkü o cümleyi biliyordu.
Yirmi yıldır biliyordu.
Merdivenlerin sonunda küçük bir oda vardı.
Kapısı kilitliydi.
Aurelion kapıya dokunduğu anda kilit kendiliğinden açıldı.
İçeride eski eşyalar vardı.
Tozlanmış oyuncaklar.
Eski kitaplar.
Çocukluk dönemine ait birkaç çizim.
Ve duvarda asılı küçük bir resim.
Aurelion resme yaklaştı.
İki çocuk vardı.
Biri kendisiydi.
Diğeri…
Aurelion'un nefesi kesildi.
Yüzü net değildi.
Ama gözlerini görünce kalbi sızladı.
“Bu kim?”
Vaelis cevap vermedi.
Aurelion resmin arkasını çevirdi.
Küçük bir tarih yazılıydı.
20 yıl önce.
Altında ise tek bir cümle:
“Bir gün yine karşılaşacağız.”
Aurelion parmaklarını yazının üzerinde gezdirdi.
“Bunu ben mi yazdım?”
Vaelis başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Öyleyse kim?”
Vaelis'in bakışları resme takıldı.
“Bilmiyorum.”
Aurelion ona döndü.
“Yine bilmiyorum diyorsun.”
Vaelis cevap vermedi.
Çünkü resimdeki kişinin kim olduğunu biliyordu.
Rowan.
Fakat bunu söylemeye cesaret edemiyordu.
O gece Aurelion uyumadan önce resmi masasına koydu.
Uzun süre baktı.
Sonra gözleri ağırlaştı.
Uykuya daldı.
Rüyasında yine aynı bahçeyi gördü.
Bu kez çocuklar yoktu.
Sadece kendisi vardı.
Bahçenin ortasında duruyordu.
Karşısında bir kapı vardı.
Kapının arkasından bir ses geldi.
“Beni hatırlıyor musun?”
Aurelion cevap verdi:
“Hayır.”
Ses güldü.
“Yalan.”
Aurelion kapıya yaklaştı.
“Sen kimsin?”
“Beni sen yarattın.”
Aurelion durdu.
“Vaelis?”
Sessizlik.
Sonra ses:
“Hayır.”
Kapının altından bir gölge uzandı.
“Ben ondan önce vardım.”
Aurelion'un kalbi hızlandı.
“Rowan?”
Kapı bir anda açıldı.
Karşısında genç bir adam duruyordu.
Yüzünü net göremiyordu.
Ama gözleri…
Aurelion onları tanıyordu.
Adam elini uzattı.
“Bu kez beni sen bul.”
Aurelion elini uzattı.
Tam parmakları birbirine değecekken uyandı.
Aurelion yatakta doğruldu.
Nefes alıp verişi hızlanmıştı.
“Rowan…”
İsim ağzından kendiliğinden çıktı.
Kapının yanında Vaelis vardı.
Aurelion onu görünce şaşırdı.
“Ne zamandır buradasın?”
“Bir süredir.”
Aurelion yatağın kenarına oturdu.
“Yine onu gördüm.”
Vaelis sustu.
“Bu kez yüzünü gördüm.”
Vaelis'in elleri sıkıldı.
“Ve?”
“Tam hatırlayamıyorum.”
Aurelion başını kaldırdı.
“Ama gözlerini hatırlıyorum.”
Vaelis'in bakışları yere indi.
Aurelion onu izledi.
“Sen neden bu kadar korkuyorsun?”
Vaelis cevap vermedi.
“Vaelis.”
Sessizlik.
“Benden ne saklıyorsun?”
Vaelis başını kaldırdı.
“Her şeyi.”
Aurelion şaşkınlıkla ona baktı.
Vaelis devam etti:
“Çünkü her şeyi hatırlarsanız…”
Bir an durdu.
“…beni affetmeyeceğinizi biliyorum.”
Aurelion'un yüzü değişti.
“Ne yaptın?”
Vaelis cevap vermeden odadan çıktı.
Ertesi sabah sarayın bütün çanları aynı anda çaldı.
Aurelion ve Vaelis avluya çıktıklarında askerlerin telaşla kuzey kapısına yöneldiğini gördüler.
“Ne oldu?”
Bir asker başını eğdi.
“Majesteleri…”
Sesi titriyordu.
“Şehirden haber geldi.”
“Ne haberi?”
Asker elindeki kâğıdı uzattı.
Aurelion kâğıdı açtı.
Üzerinde bir tarih vardı.
Ve altındaki tek cümle:
“Yeni bir çocuk dünyaya gelecek.”
Aurelion kaşlarını çattı.
“Bunun benimle ne ilgisi var?”
Asker cevap vermedi.
Çünkü kâğıdın alt kısmında başka bir satır vardı.
Aurelion okudu.
Ve dondu.
“Doğduğu gün, yazar hatırlayacak.”
Vaelis kâğıdı Aurelion'un elinden aldı.
Gözleri büyüdü.
Aurelion ona baktı.
“Rowan mı?”
Vaelis sessiz kaldı.
Bu kez cevap vermesine gerek yoktu.
Aurelion zaten anlamıştı.
“Henüz doğmadı.”
“Hayır.”
“Peki neden adı şimdiden burada?”
Vaelis kâğıdı buruşturdu.
“Çünkü bu dünya…”
Sesi alçaldı.
“…onun gelişini bekliyor.”
O gece Vaelis tek başına eski arşive gitti.
Rafların arasında yürüdü.
Sonunda yıllardır dokunmadığı bir sandığın önünde durdu.
Sandığı açtı.
İçinde eski bir kitap vardı.
Kapağında tek bir isim yazıyordu.
ROWAN.
Vaelis kitabı eline aldı.
İlk sayfa boştu.
İkinci sayfa da.
Fakat üçüncü sayfada bir cümle vardı.
Vaelis bunu görünce dondu.
“Bir gün Rowan geri dönecek.”
Vaelis sayfayı çevirdi.
Altında başka bir yazı vardı.
“Ve onu bekleyen kişi, geçmişini herkesten önce hatırlayacak.”
Vaelis gözlerini kapattı.
“Hayır…”
Son sayfaya geçti.
Orada yalnızca bir cümle vardı:
“Bu cümleyi Rowan yazdı.”
Vaelis'in eli titredi.
“Bu mümkün değil.”
Çünkü Rowan henüz doğmamıştı.
Fakat sayfanın en altında tarih vardı.
Bugün.
Vaelis kitabı kapattı.
İlk kez gerçekten ne yapacağını bilmiyordu.
Çünkü Rowan'ın dönüşü artık bir ihtimal değildi.
Bir gerçekti.
Ve Vaelis'in en büyük korkusu gerçekleşmek üzereydi:
Rowan geri dönecekti.
Aurelion ise onu hatırlayacaktı.
Ama Vaelis'in bilmediği bir şey daha vardı.
Sarayın dışında, çok uzaklarda…
henüz dünyaya gelmemiş bir ruhun ilk rüyası başlamıştı.
Ve o rüyada yalnızca tek bir görüntü vardı:
Taş merdivenlerde bekleyen genç bir adam.
Aurelion.
Ve küçük bir çocuk sesi:
“Bu kez onu kaybetmeyeceğim.”
Bölüm etkileşimi
