27.bölüm

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 27.bölüm
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime · Okuduğun bölüm
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yumuşak Kafes

Rowan son günlerde rüyasız uyanamıyordu.
Fakat gördüğü şeyler sıradan rüyalar değildi.
Her sabah gözlerini açtığında zihninin bir köşesinde aynı görüntüler kalıyordu; yüksek taş duvarları olan bir saray, tanımadığı hâlde içini sızlatan bir isim, karanlığın içinden ona bakan bir çift göz ve tarif edemediği, fakat her geçen gün daha da ağırlaşan bir his…
Birini kaybetmiş olmanın hissi.
Ama kimi kaybettiğini bilmiyordu.
Bazen uyandığında birkaç saniye boyunca odasının tavanına bakıyor, gördüğü görüntülerin gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sonra modern dünyanın sessizliği yavaş yavaş geri geliyor, duvarlar yeniden sıradanlaşıyor ve o görüntüler zihninin derinliklerine çekiliyordu.
Fakat artık tamamen kaybolmuyorlardı.
Aksine…
geri dönüyorlardı.
Bir sabah Rowan aynanın karşısında durdu.
Saçlarını düzeltmek için elini kaldırdı.
Yansıması da aynı hareketi yaptı.
Fakat—
yarım saniye geç.
Rowan’ın eli havada kaldı.
Yansıması ise hareketini yeni tamamlamıştı.
İkisi birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.
Rowan’ın kaşları çatıldı.
“Yorgunum,” dedi kendi kendine.
Başını çevirdi.
Sonra tekrar aynaya baktı.
Her şey normaldi.
Yansıma da normaldi.
Ama Rowan’ın içinde küçük bir şüphe oluşmuştu.
Ve o şüphe, gün ilerledikçe büyümeye başladı.
Önce saat oldu.
Çalıştığı yerdeki duvar saati aynı dakikada takılı kalmıştı.
Rowan saati birkaç kez kontrol etti.
Akrep ve yelkovan ilerlemiyordu.
Sonra bir süre sonra birden hareket ediyor ve olması gereken zamanı gösteriyordu.
Bunu tesadüf sanabilirdi.
Ta ki aynı şey ikinci kez gerçekleşene kadar.
Daha sonra üçüncü kez.
Ardından insanlar…
Aynı konuşmalar.
Aynı cümleler.
Aynı hareketler.
Bir adamın telefonda söylediği cümleyi birkaç saat sonra başka bir yerde yeniden duyması bile Rowan’ın dikkatinden kaçmadı.
Sanki şehir yaşıyor gibi görünüyordu ama aslında aynı birkaç anı tekrar tekrar oynatıyordu.
En sonunda kitapçı vitrininde durdu.
Vitrinde günlerdir gördüğü aynı kitap yine açıktı.
Aynı sayfada.
Aynı cümlede.
Rowan kitabın kapağına baktı.
İçindeki huzursuzluk artık dayanılmaz hâle gelmişti.
“Bu mümkün değil…”
Fısıltısı yağmurun ve şehir gürültüsünün arasında kayboldu.
Fakat ardından zihninde bir görüntü belirdi.
Bir el.
Bir ses.
Bir söz.
Ve ardından başka bir anı.
Rowan’ın nefesi kesildi.
Birinin yanında olduğunu hissetti.
O kişiyi göremiyordu.
Ama hissediyordu.
Sanki yıllar önce kaybettiği birinin varlığı, hafızasının karanlık bir köşesinde yeniden uyanmıştı.
“Bu anılar bana ait değil.”
Bir süre sustu.
Sonra çok daha kısık bir sesle ekledi:
“Ya da…”
Gözlerini kapattı.
“Fazla ait.”
O anda Rowan bir şeyi fark etti.
Bu dünyada garip olan yalnızca tekrarlar değildi.
Dünya ona direnmiyordu.
Ne düşünse karşısına çıkıyordu.
Bir şeyi merak ettiğinde cevabı başka bir yerde beliriyordu.
Bir yeri görmek istediğinde yolu kendiliğinden açılıyordu.
Birini hatırlamak istediğinde o kişiye ait bir iz buluyordu.
Her şey fazla kolaydı.
Fazla kusursuzdu.
Ve gerçek hayat…
böyle değildi.
Rowan’ın kalbi hızlandı.
“Hayır…”
Bir binanın camında kendi yansımasını gördü.
Fakat bu kez camdaki gökyüzü dikkatini çekti.
Bulutların şekli doğal değildi.
Gökyüzü, uzaktan bakıldığında devasa bir sayfanın yüzeyine benziyordu.
İnce çizgiler…
Beyaz boşluklar…
Ve gökyüzünün üzerinde hareket eden karanlık şekiller.
Rowan geri çekildi.
Zihninin içinde bir cümle tamamlandı.
Tek bir kelime.
Kitap.
Rowan’ın yüzündeki ifade değişti.
“Bu dünya gerçek değil.”
Nefesi hızlandı.
“Bu…”
Devamını söylemek istemedi.
Çünkü cevabı biliyordu.
Bir oyun.
Kitap hâlâ onlarla oynuyordu.
Onlara acısız bir hayat vermişti.
Hatırlamadıkları bir geçmiş…
Sorgulamadıkları bir gelecek…
Ve gerçekmiş gibi hissettiren bir huzur.
Fakat bunun karşılığında onlardan tek bir şey istiyordu:
Burada kalmaları.
Rowan yumruklarını sıktı.
“Bizi kandırıyor…”
Sonra bir isim dudaklarından döküldü.
“Aurelion…”
O ismi söylediği anda dünya titredi.
Sokak lambaları aynı anda söndü.
Camlar dalgalandı.
Uzakta duyulan şehir sesleri bir anda kesildi.
Rowan’ın gözleri büyüdü.
Artık emindi.
Aurelion da buradaydı.
Hiç düşünmeden koşmaya başladı.
Fakat şehir ona izin vermiyordu.
Sokaklar uzuyordu.
Daha önce birkaç dakikada geçtiği mesafeler sonsuzmuş gibi büyüyordu.
Dönmesi gereken köşe uzaklaşıyor, binalar yer değiştiriyor, yollar birbirine bağlanıyordu.
Rowan hızını artırdı.
“Çekil yolumdan!”
Sesi boş sokaklarda yankılandı.
Bir köşeyi döndüğünde ise dünya bir anda normale döndü.
Ve onu gördü.
Aurelion.
Meydanın tam ortasında tek başına duruyordu.
Elinde defteri vardı.
Sayfalar rüzgâr olmamasına rağmen hızla çevriliyor, satırlar kendi kendine yazılıyor ve hemen ardından siliniyordu.
Aurelion başını kaldırdı.
Rowan’ı gördü.
Bir saniyeliğine ikisi de konuşmadı.
Sonra Aurelion’un gözleri değişti.
Onu tanımıştı.
Belki zihniyle değil…
Belki anılarıyla bile değil…
Ama kalbiyle.
“Rowan…”
Rowan ona doğru yürüdü.
“Beni dinle.”
Aurelion defteri yavaşça kapattı.
“Biliyorum.”
Rowan durdu.
“Ne?”
Aurelion gözlerini meydanın çevresindeki binalara çevirdi.
“Burası gerçek değil.”
Sesindeki sakinlik, yaşadığı gerçeği ne kadar uzun zamandır düşündüğünü gösteriyordu.
“Geç fark ettim.”
Defteri elinde sıkıca tuttu.
“Kitap bize bir hayat verdi.”
Bir an sustu.
“Hatırlamadan.”
Sonra Rowan’a baktı.
“Acısız.”
Rowan başını salladı.
“Ve karşılığında bizi burada tutuyor.”
İkisi de sustu.
Çünkü artık gerçeği biliyorlardı.
Bu dünya bir kurtuluş değildi.
Bir ödül değildi.
Bir ikinci şans da değildi.
Yumuşak bir kafesti.
Duvarları görünmüyordu.
Parmaklıkları yoktu.
İçeride acı bile yoktu.
Ama kapısı da yoktu.
Rowan Aurelion’a doğru bir adım daha attı.
Sonra elini uzattı.
Aurelion birkaç saniye o ele baktı.
Ardından elini onun eline bıraktı.
Rowan parmaklarını sıktı.
“Seni bu sefer kaybetmeyeceğim.”
Aurelion’un bakışları yumuşadı.
Rowan gözlerini gökyüzüne kaldırdı.
“Gerçek dünyaya çıkacağız.”
Tam o anda…
gökyüzü çatladı.
Meydandaki ışıklar söndü.
Binaların yüzeylerinde ince çizgiler belirdi.
Aurelion’un elindeki defter şiddetle titredi.
Sayfalar kendi kendine açıldı.
Ve sayfanın ortasında daha önce hiç görmedikleri bir cümle belirdi.
Bu kez kitap konuşmuyordu.
Öfkeleniyordu.
Rowan Aurelion’un elini daha sıkı tuttu.
İkisi de başlarını kaldırıp parçalanan gökyüzüne baktı.
Çünkü artık biliyorlardı:
Kitap onları unutmuş gibi davranabilirdi.
Onlara huzur verebilirdi.
Onlara sahte bir hayat sunabilirdi.
Ama onları bırakmaya…
hiçbir zaman niyeti yoktu.
Ve gökyüzündeki ilk çatlak, kitabın sabrının artık tükendiğini gösteriyordu.
Bazı kafeslerin kapısı görünmezdir; ta ki içindeki kişi özgürlüğü hatırlayana kadar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.