25.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 25.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime · Okuduğun bölüm
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yeniden

Yağmur hafif hafif yağıyordu.
Şehrin üzerine çöken akşamın gri sessizliği, sokak lambalarının altında ince bir perde gibi uzanıyor; ıslak asfalt, binaların sarı ışıklarını bulanık bir şekilde yansıtırken insanların telaşlı adımları yağmurun düzenli sesiyle birbirine karışıyordu.
Rowan işten çıkmıştı.
Günün bütün yorgunluğu omuzlarına çökmüş, kulaklarında hâlâ ofisteki konuşmaların, telefonların ve şehir gürültüsünün yankısı kalmıştı. Eve gitmek istiyordu. Her zamanki gibi aynı yolu kullanacak, aynı köşeden dönecek ve birkaç dakika sonra düşüncelerinden uzaklaşmaya çalışacaktı.
Fakat son haftalarda zihninin içinde açıklayamadığı bir boşluk vardı.
Ne zaman başladığını bilmiyordu.
Nedenini de.
Bazen sabah uyandığında, çok önemli bir şeyi hatırlaması gerektiğini hissediyordu. Bazen kalbinin içinde bir isim dolaşıyor, fakat o ismi zihninde tamamlayamıyordu.
Sanki birini unutmuştu.
Ama kimi?
Ne zaman?
Nerede?
Bilmiyordu.
Bu his, ne kadar üzerine düşünürse düşünsün ortadan kaybolmuyordu.
Aksine, gün geçtikçe daha tanıdık hâle geliyordu.
Rowan caddenin köşesine geldiğinde bir anda durdu.
Nedensizce.
Sanki görünmeyen bir şey onu bulunduğu yerde tutmuştu.
Başını kaldırdı.
Karşı kaldırımda biri duruyordu.
Uzun boyluydu.
Üzerinde koyu renkli, sade bir palto vardı. Yağmur damlaları saçlarının üzerine düşmüş, birkaç tutam alnına yapışmıştı. Bir elinde eski, kalın ciltli bir kitap taşıyordu.
Rowan’ın bakışları kitaba takıldı.
Kalbi bir anda hızlandı.
O kitap…
Nedense ona tanıdık gelmişti.
Fazlasıyla tanıdık.
Fakat bunun nedenini hatırlayamıyordu.
Karşıdaki adam da aynı anda başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Bir saniye.
Sonra bir saniye daha.
Şehir hâlâ hareket ediyordu.
Arabalar geçiyor, insanlar yanlarından yürüyüp gidiyor, yağmur kaldırıma düşmeye devam ediyordu.
Ama Rowan için bütün bunlar bir anda uzaklaştı.
Sanki dünya sesini kısmıştı.
Göğsü aniden sıkıştı.
Kalbi hızlandı.
Fakat bu korku değildi.
Daha garip bir şeydi.
Karşısındaki yabancıya bakarken içinde açıklayamadığı bir acı yükselmişti.
Onu tanımıyordu.
En azından aklı ona bunu söylüyordu.
Ama kalbi…
Kalbi onu tanıyormuş gibiydi.
Adam da aynı şeyi hissediyor olmalıydı.
Çünkü kaşları hafifçe çatılmış, bakışları Rowan’ın yüzünde sabitlenmişti.
Aurelion…
İsmi buydu.
Rowan henüz bilmiyordu.
Fakat Aurelion’un içinde de aynı boşluk açılmıştı.
Boğazında anlaşılmaz bir düğüm oluşmuştu.
Sanki bir kelime dilinin ucunda duruyor, fakat hafızasının kapısının arkasında kalıyordu.
Bir isim.
Bir yüz.
Bir söz.
Bir veda…
Ama hiçbirini hatırlayamıyordu.
Aurelion farkında olmadan bir adım attı.
Rowan da aynı anda hareket etti.
İki yabancı…
Neden birbirlerine doğru yürüdüklerini bilmeden.
Aralarındaki mesafe birkaç adıma kadar indi.
Rowan durdu.
“Şey…”
Sesi, kendi kulağına bile yabancı geldi.
“Garip bir soru olacak ama…”
Cümlesinin devamını getiremedi.
Neden konuşuyordu?
Neden bu adamla konuşmak zorundaymış gibi hissediyordu?
Aurelion’un dudakları aralandı.
Ve sonunda ikisinin de zihninde dolaşan soruyu sordu.
“Tanışıyor muyuz?”
Rowan’ın kalbi daha da hızlandı.
Başını yavaşça salladı.
“Hayır,” dedi.
Sonra tereddüt etti.
“Yani…”
Bakışları Aurelion’un gözlerinde kaldı.
“Sanmıyorum.”
Fakat söylediği kelimeler, kendi cevabına bile inanmıyormuş gibiydi.
Sessizlik çöktü.
Yağmurun sesi aralarına doldu.
Aurelion’un bakışları Rowan’ın yüzünde gezindi. Sanki yüzündeki bir ayrıntıyı bulmaya çalışıyor, hafızasında bir kapıyı açacak küçük bir işaret arıyordu.
Sonra çok kısa bir an için bakışları Rowan’ın gözlerinde durdu.
Ve kalbinin neden bu kadar hızlı attığını anlayamadı.
“Komik,” dedi sonunda.
Sesindeki şaşkınlık gizlenmiyordu.
“Sanki…”
Bir an durdu.
“Seni uzun zamandır arıyormuşum gibi hissediyorum.”
Rowan’ın nefesi kesildi.
O cümle…
Nedense ona hiç yabancı gelmedi.
Sanki yıllar önce bir yerde duymuştu.
Sanki başka bir dünyada, başka bir zamanda, aynı his başka kelimelerle söylenmişti.
Bir söz.
Bir vaat.
Bir veda.
Ve sonra yeniden buluşma.
Rowan’ın gözleri hafifçe doldu.
Nedenini bilmiyordu.
“Ben de…”
Sesi fısıltıya dönüştü.
“Sanki seni kaybetmişim gibi.”
İkisi de sustu.
Çünkü o anda ikisinin de anlayamadığı bir şey gerçekleşmişti.
İlk kez karşılaşıyorlardı.
Fakat karşılaşmanın içinde ilk karşılaşmaya ait olmayan bir hüzün vardı.
Sanki birbirlerini tanımıyorlardı…
ama bir zamanlar birbirlerinden ayrılmışlardı.
Aurelion elindeki kitaba baktı.
Parmakları kapağın üzerinde istemsizce sıkılaştı.
“Bir yere yetişmem gerekiyor,” dedi.
Fakat sesinde gitmek isteyen birinin kararlılığı yoktu.
Daha çok, gitmesi gerektiğini kendisine hatırlatan birinin isteksizliği vardı.
Rowan başını salladı.
“Evet…”
O da aynı şekilde konuştu.
“Ben de.”
Fakat ikisi de hareket etmedi.
Birkaç saniye daha orada kaldılar.
Yağmur saçlarına ve kıyafetlerine düşmeye devam etti.
Sonunda Aurelion bir adım geri attı.
Bakışlarını Rowan’dan ayırmak istemiyormuş gibi birkaç saniye daha bekledi.
“Belki…”
Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Tekrar karşılaşırız.”
Rowan da gülümsedi.
Bu gülümseme ona bile tanıdık geldi.
Nereden geldiğini bilmiyordu.
Fakat sanki çok uzun zaman önce başka bir yerde, başka bir hayatın içinde bu gülümsemeyi birine vermişti.
“Evet,” dedi.
“Bence…”
Bir an durdu.
“Bu kaçınılmaz.”
Aurelion sonunda arkasını döndü.
Rowan da kendi yoluna devam etti.
İki yabancı, aynı yağmurun altında birbirlerinden uzaklaşmaya başladı.
Birkaç adım sonra Rowan durdu.
Elini göğsüne götürdü.
Kalbi hâlâ hızlı atıyordu.
Neden?
Karşı kaldırımdaki adam kimdi?
Neden onu görünce içinde hem huzur hem de özlem oluşmuştu?
Neden sanki yıllardır beklediği birini yeniden görmüş gibi hissetmişti?
Cevap yoktu.
Yalnızca kalbinin derinliklerinde açıklayamadığı bir sıcaklık vardı.
Aurelion da sokağın diğer köşesine geldiğinde durdu.
Elindeki kitaba baktı.
Kapağını açmak istedi.
Fakat nedense vazgeçti.
Başını geriye çevirdi.
Rowan artık uzaktaydı.
Yine de Aurelion’un yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
Dudaklarında açıklayamadığı bir sıcaklık vardı.
Sanki bir şeyi hatırlamıyordu.
Ama bir şeyi biliyordu.
Onu yeniden görmek istiyordu.
İkisi de bilmiyordu.
Ne geçmişi hatırlıyorlardı…
ne sarayı…
ne kitabı…
ne de yok olan dünyayı.
Hatırladıkları tek şey, açıklayamadıkları bir histi.
Bir zamanlar bir dünya yok olurken birbirlerini bulmaya söz vermişlerdi.
Şimdi ise o söz, hafızalarının değil…
kalplerinin içinde yaşamaya devam ediyordu.
Yağmur yağmaya devam etti.
Şehir onları birbirinden uzaklaştırdı.
Fakat kader…
bu kez bir kitapta yazılı değildi.
Çünkü hikâye yeniden başlamıştı.
Ve bazı insanlar birbirlerini hatırlamasalar bile, kalpleri verdikleri sözü unutmazdı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.