17. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡17.bölüm
Bölümler 66Şu an: 17.bölüm
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sapma Noktası
Kitap kapalıydı.
Ama Rowan’ın parmaklarının altında…
titriyordu.
İlk başta bunun yalnızca kendi ellerinin titremesi olduğunu düşündü.
Belki de okuduklarının ağırlığı zihnini fazlasıyla yormuştu. Belki de saatlerdir uykusuz kalması, korku ve şüpheyle birlikte bedenini istemsizce sarsıyordu.
Fakat sonra tekrar hissetti.
Kitap gerçekten hareket ediyordu.
Çok hafif.
Neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük titreşimlerle.
Rowan elini kapağın üzerinden çekmedi.
Bir süre öylece kaldı.
Kütüphanenin loş ışığında mumların alevleri duvarlarda uzun gölgeler oluşturuyordu. Işık, kitabın kenarlarına vuruyor; masanın üzerinde hareket eden gölgeler, sanki görünmeyen bir şeyin nefes alıp vermesini andırıyordu.
Aurelion karşısında oturuyordu.
Fakat artık kitaplara bakmıyordu.
Bakışları doğrudan Rowan'ın yüzündeydi.
Uzun zamandır onu izliyordu.
Sonunda sessizliği bozdu.
“Az önce…”
Sesi yavaştı.
“Bir şey sakladığını hissettim.”
Rowan'ın gözleri hâlâ kitaptaydı.
Cevap vermedi.
Çünkü tam o anda—
Kitap kendi kendine açıldı.
Aurelion irkildi.
“Bu—”
Rowan refleksle ayağa kalktı.
“Dokunma.”
Kitabın sayfaları bir anda hızla çevrilmeye başladı.
Bir sayfa.
Sonra başka bir sayfa.
Ardından bir diğeri.
Sanki görünmeyen bir el, kitabın tamamını baştan sona karıştırıyordu.
Aurelion geri çekildi.
Rowan ise masanın üzerine eğildi.
Sayfalar o kadar hızlı hareket ediyordu ki yazılar artık seçilemiyordu.
Tarih.
Çizimler.
Semboller.
Daha önce okudukları her şey gözlerinin önünden geri geri akıyordu.
Sonra daha korkutucu bir şey oldu.
Mürekkep hareket etmeye başladı.
Satırlar üzerinde duran kelimeler, sanki görünmez bir güç tarafından yerlerinden sökülüyormuş gibi yavaşça dağıldı. Harfler birbirinden ayrılıyor, bazı cümleler siliniyor, bazıları ise yeniden şekilleniyordu.
Rowan'ın gözleri büyüdü.
“Hayır…”
Bir sayfada daha önce okuduğu bilgiler tamamen kayboldu.
Başka bir sayfada tarihler değişti.
Bir başka sayfada çizilmiş olan semboller yer değiştirdi.
Kitap yalnızca sayfalarını çevirmiyordu.
Kendini yeniden yazıyordu.
Ve sonra…
Sayfalar bir anda durdu.
Rowan eğildi.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
Az önce okuduğu sayfa karşısındaydı.
Ama aynı değildi.
“Bu imkânsız…”
Aurelion da masaya yaklaştı.
“Ne değişti?”
Rowan cevap vermeden satıra baktı.
Az önce gördüğü cümle zihninde hâlâ tazeydi.
“Prens Aurelion, kralın emriyle öldürülecektir.”
Fakat şimdi…
Cümle yarımdı.
Mürekkep hâlâ hareket ediyormuş gibi görünüyordu.
Sanki yazan kişi kararını henüz verememişti.
“Prens Aurelion, kralın emriyle—”
Devamı yoktu.
Rowan'ın nefesi kesildi.
Aurelion'un gözleri satırın üzerinde gezindi.
“Devamı nerede?”
Rowan cevap vermedi.
Çünkü kitabın alt kısmında yeni bir yazı oluşuyordu.
Harfler önce belirsizdi.
Sonra yavaş yavaş netleşti.
Daha inceydi.
Daha kararsızdı.
Sanki yazan şey bile yazdığı cümleden emin değildi.
“Eğer gözlemci müdahale ederse…”
Rowan'ın kalbi göğsünü yumruklamaya başladı.
Gözlemci.
Kelime zihninde yankılandı.
Gözlemci…
Bu kitapta daha önce böyle bir kavram görmemişti.
Ve artık bunun kimi işaret ettiğini anlamaktan korkuyordu.
Aurelion'un sesi alçaldı.
“Bu kitap…”
Bakışlarını Rowan'a çevirdi.
“Seni mi anlatıyor?”
Rowan yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri kararmıştı.
“Bilmiyorum.”
Bir an sustu.
Sonra çok daha düşük bir sesle ekledi:
“Ama beni fark etti.”
Aurelion'un yüzündeki ifade değişti.
Kitap yeniden titredi.
İkisinin de bakışları aynı anda sayfaya döndü.
Yeni kelimeler oluşmaya başladı.
Bu kez mürekkep daha hızlı hareket ediyordu.
“Kader, fark edildiğinde sabit kalmaz.”
Rowan'ın nefesi kesildi.
Altındaki satır ortaya çıktı.
“Ama değişen her satır, bir bedel ister.”
Aurelion elini uzattı.
Kitabı kapatmak istedi.
Fakat Rowan aniden onun elini tuttu.
“Hayır.”
Sesi sertti.
Aurelion ona baktı.
“Bırak.”
“Artık durduramayız.”
Rowan'ın bakışları kitaptan ayrılmıyordu.
“Onu kapatmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek.”
Aurelion elini yavaşça çekti.
“Ne demek istiyorsun?”
Rowan cevap veremedi.
Çünkü artık kitap onu yalnızca anlatmıyordu.
Onu izliyordu.
Dünyaya geldiği andan beri yaşanan her şeyi biliyor gibiydi.
Vaelis'in bedenine düşmesini.
Aurelion'u korumasını.
Geçişi.
İkinci geçişi.
Buraya gelmelerini.
Ve şimdi…
Kaderin değişmeye başladığını.
Aurelion'un gözleri Rowan'ın yüzünde sabitlendi.
“Rowan.”
Bu kez sesinde öfke yoktu.
Yalnızca korkuyla karışmış bir merak vardı.
“Benim başıma gelecek olanı gördün mü?”
Rowan'ın dudakları aralandı.
Ama tek kelime çıkmadı.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç saniye.
Sessizlik uzadı.
Ve o sessizlik…
Herhangi bir cevaptan daha ağırdı.
Aurelion'un yüzündeki ifade yavaşça değişti.
Gözleri Rowan'ın gözlerinden ayrılmadı.
“Demek gördün.”
Rowan başını eğdi.
Aurelion geri çekildi.
Sanki cevabı duymuştu.
Rowan'ın söylemesine gerek kalmamıştı.
Tam o sırada kitap yeniden hareket etti.
Sayfalardan biri kendi kendine çevrildi.
Yeni bir başlık belirdi.
Büyük ve koyu harflerle:
“Sapma Noktası.”
Aurelion masaya yaklaştı.
Rowan ise okumaktan korkar gibi birkaç saniye bekledi.
Sonra gözlerini satıra indirdi.
Altında yalnızca tek bir cümle vardı.
Kısa.
Kesin.
Ve korkutucu.
“Eğer prens ölmezse, dünya yanar.”
Oda buz kesti.
Rowan'ın dudakları aralandı.
“Hayır…”
Aurelion cümleyi tekrar okudu.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Bu kez yüzünde şaşkınlık yoktu.
Sanki parçalar yavaş yavaş birleşmeye başlamıştı.
“Şimdi anlıyorum.”
Rowan ona baktı.
Aurelion doğruldu.
“Bu yüzden beni buraya getirdin.”
“Hayır.”
Rowan'ın cevabı hemen geldi.
“Seni buraya getirmedim.”
Aurelion gözlerini ondan ayırmadı.
“Sen geldin.”
Bir an sessizlik oldu.
Rowan devam etti:
“Ben yalnızca geçişi tamamlamaya çalışıyordum.”
“Ve ben peşinden geldim.”
“Evet.”
Aurelion'un bakışları kitaba kaydı.
Sonra tekrar Rowan'a döndü.
Sesi sakindi.
Ama gözlerinin içinde karanlık bir düşünce büyüyordu.
“Ve şimdi…”
Kitabı işaret etti.
“Kitap değişiyorsa…”
Bir adım yaklaştı.
“…bu senin yüzünden.”
Rowan cevap vermedi.
Çünkü bunu inkâr etmek istese bile kitabın kendisi onun yerine konuşuyordu.
Cümle değişmişti.
Gelecek değişmişti.
Ve ilk kez kitabın yazdığı kaderin karşısında başka bir iradenin durduğu belliydi.
Rowan kitabı kapattı.
Kapağı iki eliyle sıkıca tuttu.
“Yeter.”
Fakat kitap sessizleşmedi.
Kapağın altında çok hafif bir titreşim devam ediyordu.
Aurelion ona baktı.
“Rowan…”
Rowan gözlerini kapattı.
“Biliyorum.”
Artık geri dönüş yoktu.
Çünkü mesele yalnızca Aurelion'un kaderini öğrenmek değildi.
Artık kitap da onların farkındaydı.
Ve bir kitap, yazdığı karakterlerden birinin kendi kaderini değiştirmeye başladığını fark ettiğinde…
hikâyeyi değiştirmek için yeni bir yol arardı.
Rowan gözlerini açtı.
Masadaki kitaba baktı.
Kapağın kenarından ince bir mürekkep sızıyordu.
Yavaşça masanın üzerine yayıldı.
Bir çizgi oluşturdu.
Sonra başka bir çizgi.
Ve sonunda yeni bir sembole dönüştü.
Rowan'ın yüzündeki ifade tamamen değişti.
Çünkü artık çok geçti.
Mürekkep zaten akmaya başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
