16.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 16.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Tahtın Bedeli

Kitap ağırdı.
Rowan onu masanın üzerine bıraktığında çıkan tok ses, kütüphanenin sessizliğinde beklenenden daha uzun süre yankılandı. Sanki masaya yalnızca eski bir kitap değil, yıllardır kimsenin açmaya cesaret edemediği bir sır bırakılmıştı.
Rowan sandalyeye oturdu.
Fakat oturduğu anda içinde tuhaf bir his oluştu.
Sanki karşısındaki yalnızca bir kitap değildi.
Sanki kapağını açtığında bir hikâyeye değil, bir kadere dokunacaktı.
Aurelion masanın diğer tarafına geçti ve sessizce karşısına oturdu.
Her zamanki gibi dik duruyordu.
Fakat bu kez o soğukkanlı görünüşünün altında bir huzursuzluk vardı. Gözleri kitabın kapağından ayrılmıyor, sanki kitabın kendisini izlediğini hissediyordu.
Sessizlikte bile bir tehdit vardı.
Bilmediği bir şeyin eşiğinde duruyordu.
Rowan derin bir nefes aldı.
Sonra kapağı açtı.
İlk sayfa.
Ardından ikinci.
Sonra üçüncü.
Sayfalar çevrildikçe kütüphanenin geri kalanı onun için yavaş yavaş önemini kaybetmeye başladı.
Şehirden gelen sesler uzaklaştı.
Saatin ilerleyişi anlamını yitirdi.
Zaman kavramı sanki kitabın sayfalarının arasında eriyip gidiyordu.
Dakikalar mı geçmişti?
Saatler mi?
Rowan bilmiyordu.
Sadece okumaya devam ediyordu.
Her satırı dikkatle inceliyor, hiçbir cümleyi atlamıyor, en küçük sembolün bile üzerinde duruyordu. Bazı sayfaları iki kez, bazılarını üç kez okuyordu.
Çünkü artık biliyordu.
Bu kitabın içindeki herhangi bir ayrıntı, onların hayatını değiştirebilirdi.
Bir kelime.
Bir tarih.
Bir isim.
Bir sembol…
Her şey önemli olabilirdi.
Aurelion da zaman zaman ona sorular soruyor, fakat Rowan çoğuna kısa cevaplar veriyordu.
“Burada ne yazıyor?”
“Henüz bilmiyorum.”
“Bu sembol ne?”
“Biraz bekle.”
“Bunu daha önce gördün mü?”
“Hayır.”
Aslında Rowan'ın zihninde tek bir düşünce vardı:
Bir şey bulmalıyım.
Herhangi bir şey.
Sonra…
Parmağı bir anda sayfanın üzerinde durdu.
Rowan'ın nefesi kesildi.
Gözleri sayfanın ortasına kilitlendi.
Bir süre hareket etmedi.
Aurelion bunu fark etti.
“Rowan?”
Cevap gelmedi.
Rowan başını biraz daha eğdi.
Okudu.
Sonra tekrar okudu.
Bir kez daha.
Ve o anda anladı.
Bu kitap bir teori değildi.
Bir efsane hiç değildi.
Bunlar hayal ürünü bilgiler değildi.
Kitap…
Onun kaza geçirdiği gece gittiği evreni anlatıyordu.
Rowan'ın kalbi hızla çarpmaya başladı.
Sayfaları çevirdi.
Bir başka sayfa.
Sonra bir diğeri.
Her şey oradaydı.
Sarayın planları.
Koridorların yerleşimi.
Taht salonunun ölçüleri.
Kraliyet muhafızlarının kullandığı zırhların üzerindeki işaretler.
Vaelis'in rütbesi.
Görevleri.
Geçmişi.
Ve ardından…
Aurelion.
Prensin çocukluğu.
Eğitimi.
Saraydaki konumu.
Hatta bazı olayların gerçekleştiği tarihler bile yazılıydı.
Rowan'ın parmakları titremeye başladı.
Bu mümkün değil.
Bir sayfayı çevirdi.
Aynı saray.
Aynı insanlar.
Aynı dünya.
Kendi gözleriyle gördüğü her şey, sanki yıllar önce biri tarafından oturulup yazılmıştı.
Bu bir kurgu olamaz.
Çünkü Rowan o dünyayı okumamıştı.
O dünyayı yaşamıştı.
Koridorlarında yürümüştü.
Sarayın taşlarına dokunmuştu.
Aurelion'un yanında durmuştu.
Ve Vaelis'in bedeninde geçirdiği zaman boyunca o dünyanın acılarını kendi zihninde taşımıştı.
Peki bütün bunlar daha önce yazıldıysa…
Rowan'ın oraya gelişi neydi?
Bir tesadüf mü?
Yoksa kitabın çok önceden belirlediği bir olay mı?
Tam o sırada bir bölüm başlığı dikkatini çekti.
Kalın harflerle yazılmıştı:
“Tahtın Bedeli.”
Rowan'ın kalbi bir kez daha hızlandı.
Elini sayfanın kenarına götürdü.
Aurelion onun yüzündeki değişimi fark etmişti.
“Ne var?”
Rowan cevap vermedi.
Sayfayı çevirdi.
Ve okumaya başladı.
İlk satırlar gelecekte yaşanacak olaylardan bahsediyordu.
Henüz gerçekleşmemiş şeyler.
Henüz verilmemiş kararlar.
Henüz söylenmemiş sözler.
İsyan.
İhanet.
Taht mücadeleleri.
Sarayın içindeki bölünmeler.
Rowan okudukça yüzündeki ifade değişti.
Çünkü bunlar geçmiş değildi.
Bunlar gelecekti.
Henüz yaşanmamış gelecek.
Parmaklarının titrediğini fark etti.
Sayfanın ilerleyen bölümlerinde Aurelion'un adı tekrar tekrar geçiyordu.
Açıkça.
Hiçbir gizleme olmadan.
Prens Aurelion.
Rowan'ın gözleri satırların üzerinde ilerledi.
Bir olay.
Sonra başka bir olay.
Ardından saraydaki güç dengeleri.
Ve en sonunda…
Sayfanın alt kısmında tek bir cümle vardı.
Kısa.
Soğuk.
Kesin.
Rowan'ın gözleri o cümlede dondu.
“Prens Aurelion, kralın emriyle öldürülecektir.”
Her şey sustu.
Rowan bir anda hiçbir şey duyamaz oldu.
Kütüphanenin duvarları.
Raflar.
Masa.
Aurelion.
Hepsi bulanıklaştı.
Kulaklarında yalnızca uğultu vardı.
Kalbi göğsüne sertçe vuruyordu.
Hayır.
Bakışlarını cümleden ayıramadı.
Bu olamaz.
Fakat cümle oradaydı.
Değişmiyordu.
Silinmiyordu.
Ve en korkutucu tarafı…
Bu yalnızca bir tahmin değildi.
Kitap, bunu gelecek olarak yazmıştı.
Aurelion…
Kendi babası tarafından öldürülecekti.
Rowan yavaşça başını kaldırdı.
Aurelion hâlâ karşısındaydı.
Yaşıyordu.
Nefes alıyordu.
Hiçbir şeyden habersiz, Rowan'ın yüzüne bakıyordu.
“Bir şey mi buldun?”
Rowan'ın boğazı düğümlendi.
Bir an için gerçeği söylemek istedi.
Evet.
Senin ölümünü buldum.
Baban seni öldürecek.
Ve bunu kitap çoktan yazmış.
Fakat kelimeler dudaklarına ulaşmadı.
Rowan kitabı yavaşça kapattı.
“Henüz değil.”
Aurelion kaşlarını çattı.
“Emin misin?”
Rowan başını salladı.
“Evet.”
Yalandı.
Ama söyleyebileceği tek şey buydu.
Çünkü Rowan artık başka bir şeyi anlamıştı.
Bu dünyada bazı gerçekler, öğrenildikleri anda kaderi değiştirebilirdi.
Eğer Aurelion bunu öğrenirse davranışları değişecekti.
Davranışları değişirse olaylar değişecekti.
Olaylar değişirse…
Kitap ne yapardı?
Rowan bunu bilmiyordu.
Belki kader hızlanacaktı.
Belki kitap yeni bir yol yazacaktı.
Belki de Aurelion'un ölümünü engellemek için başka bir bedel isteyecekti.
Rowan kitabı kendisine doğru çekti.
Gözlerini kapattı.
Eğer bu yazıldıysa…
Parmakları kitabın kapağında sıkıca kenetlendi.
Değiştirilebilir.
İlk kez bu düşünce korkutucu gelmedi.
Aksine, içinde küçük bir umut doğurdu.
Fakat o umudun hemen arkasında başka bir düşünce vardı.
Her değişikliğin bir bedeli vardır.
Rowan gözlerini açtı.
Karşısında Aurelion duruyordu.
Henüz geleceğini bilmiyordu.
Henüz ölümünün kitabın bir satırına dönüştürüldüğünden habersizdi.
Ve Rowan o anda kendi gerçeğini de fark etti.
Bu dünyaya gelişi bir kaza değildi.
Kitap onu buraya getirmişti.
Geçişi.
Vaelis'in bedenine düşmesi.
Aurelion'la karşılaşması.
İkinci geçiş.
Hatta şu anda bu kitabın karşısında oturuyor olması bile…
Belki başından beri yazılmıştı.
Rowan'ın bakışları Aurelion'a kaydı.
Peki ya seni kurtarmak da yazıldıysa?
Bu düşünceyle birlikte içindeki umut yeniden ağırlaştı.
Çünkü cevabını henüz bilmiyordu.
Ama bir şeyi biliyordu:
Aurelion'un kaderi artık yalnızca Aurelion'un kaderi değildi.
Ve onu değiştirmeye çalıştığı anda, kendi kaderini de değiştirmiş olacaktı.
Belki de kitabın asıl istediği buydu.
İki insanı aynı sayfaya getirip onlara bir seçim yaptırmak.
Rowan kitabı yeniden açtı.
Bu kez korktuğu için değil.
Aurelion'un geleceğini değiştirmek için.
Ve sayfanın kenarında, henüz fark etmediği küçük bir cümle karanlığın içinde sessizce duruyordu:
“Kaderi değiştiren kişi, kendi sonunu da yeniden yazar.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.