19. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡19.bölüm
Bölümler 66Şu an: 19.bölüm
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zorunlu Karar
Oda bir anda karardı.
Fakat bu kez karanlık, ışıkların sönmesiyle ortaya çıkan sıradan bir karanlık değildi; lambalar hâlâ yerlerinde duruyor, mumların fitilleri hâlâ yanmaya devam ediyor olmasına rağmen ışık sanki odanın içinden yavaşça çekiliyor, duvarların arasından, masanın üzerindeki kitabın çevresinden ve hatta havanın kendisinden geri alınarak görünmez bir yere götürülüyordu.
Rowan bunu hissedebiliyordu.
Bir şey değişmişti.
Hem de yalnızca odada değil.
Sanki içinde bulundukları dünya, görünmeyen bir el tarafından bir anlığına durdurulmuş ve nefes almayı unutmuştu.
Masanın üzerinde duran kitap ise artık bir kitap gibi görünmüyordu.
Kapağı yarı açık, sayfaları hareketsiz olmasına rağmen canlıymış gibi kıpırdanıyordu. Birkaç dakika önce gördükleri üç daire hâlâ sayfanın ortasındaydı; ancak bu kez hiçbirinin görünümü aynı değildi.
Siyah daire genişliyordu.
Mürekkep, sayfanın üzerinde sessizce yayılıyor, sınırlarını aşarak çevresindeki boşluğu yutuyordu.
Kırmızı daire ise titreşiyordu.
Sanki içinde görünmeyen bir kalp atıyor, her titreyişte sayfanın tamamına yayılan ince bir uğultu oluşturuyordu.
Üçüncü daire…
Soluk olan…
Neredeyse tamamen silinmişti.
Rowan istemsizce birkaç adım geri çekildi.
“Hayır…”
Sesi karanlığın içinde kaybolacak kadar kısıktı.
Gözlerini sayfadan ayırmadan başını hafifçe salladı.
“Seçim yapılmadı.”
Bir an hiçbir şey olmadı.
Sonra kitabın üzerindeki mürekkep dalgalandı.
Harfler, sanki görünmez bir el tarafından yeniden yazılıyormuş gibi değişmeye başladı.
“Seçim ertelendi.”
Rowan’ın nefesi kesildi.
Yeni bir satır oluştu.
“Denge bozuldu.”
Aurelion’un yüzündeki sakin ifade bir anda kayboldu.
Dişlerini sıktı ve kitaba doğru baktı.
“Ne demek istiyor bu?”
Sesinde öfke vardı, fakat Rowan onun öfkesinin altında başka bir şey daha olduğunu anlayabiliyordu.
Korku.
Aurelion, ilk kez karşısındaki şeyin kendisinden daha güçlü olabileceğini kabul etmek zorunda kalıyordu.
Rowan ise cevap vermek yerine gözlerini sayfalarda gezdirdi.
Kalbi göğsüne sığmıyordu.
Az önce gördükleri üç yol hâlâ zihnindeydi.
Aurelion’un öldüğü dünya…
Krallığın ayakta kaldığı o soğuk ve kusursuz gelecek…
Aurelion’un yaşadığı ama sarayın alevler içinde kaldığı ikinci yol…
Ve kendisinin hikâyeden silindiği, zamanın başa döndüğü üçüncü yol…
Üç seçenek.
Üç bedel.
Fakat şimdi kitap, onların seçim yapmasını beklemiyordu.
“Bu kitap…” dedi Rowan, sesi neredeyse fısıltıya dönüşürken, “beklemek istemiyor.”
Sanki sözlerini duymuş gibi kitap aniden hareket etti.
Sayfalar hızla çevrilmeye başladı.
Bu kez hiçbir rüzgâr yoktu.
Hiçbir insan dokunmuyordu.
Sayfalar kendi iradeleriyle dönüyor, her çevrilişte odadaki hava biraz daha ağırlaşıyor, sonunda kitap yeni bir sayfada duruyordu.
Üst kısımda yeni bir başlık belirdi.
Harfler öncekilerden farklıydı.
Daha büyük.
Daha keskin.
Daha buyurgan.
ZORUNLU KARAR
Aurelion bir adım öne çıktı.
“Dur!”
Sesi odanın içinde yankılandı.
Fakat kitap onu dinlemedi.
Üç dairenin altına yeni satırlar yazılmaya başladı.
Mürekkep ağır ağır aktı.
Sanki her kelimenin yazılması için dünyanın kendisinden bir parça koparılıyordu.
Birinci yolun altında:
“En az direnç.”
İkinci yolun altında:
“En çok yıkım.”
Üçüncü yolun altında:
“Belirsizlik.”
Rowan’ın bakışları üçüncü satırda takılı kaldı.
Belirsizlik.
Belki de en korkutucu kelime buydu.
Çünkü ilk iki yolun sonucu belliydi.
Birinde Aurelion ölecek ve krallık ayakta kalacaktı.
Diğerinde Aurelion yaşayacak, fakat dünya bunun bedelini ödeyecekti.
Üçüncü yol ise hiçbir cevap vermiyordu.
Yalnızca bilinmeyen bir boşluk bırakıyordu.
Ve kitap, bilinmeyenden nefret ediyor gibiydi.
Bir süre hiçbir hareket olmadı.
Sonra mürekkep yeniden kıpırdadı.
Yavaşça…
çok yavaşça…
üçüncü daireye doğru ilerlemeye başladı.
Rowan’ın nefesi durdu.
Mürekkep, dairenin kenarına ulaştı.
Bir an için orada bekledi.
Sanki gerçekten tereddüt ediyordu.
Rowan ilk kez umutlandı.
Belki kitap bile kararsızdı.
Belki hâlâ değiştirebilecekleri bir şey vardı.
Belki üçüncü yol…
henüz tamamen kaybolmamıştı.
Fakat umut yalnızca birkaç saniye sürdü.
Mürekkep geri çekildi.
Üçüncü daireden uzaklaştı.
Ve bir anda kırmızı daireye doğru yöneldi.
Aurelion’un gözleri büyüdü.
“Hayır.”
Tek kelimeydi.
Ama o kelimenin içinde bütün korkusu vardı.
Mürekkep kırmızı dairenin üzerine yayıldı.
Sayfanın kenarlarında ince çatlaklar belirdi.
Ardından yeni cümleler ortaya çıktı.
“Prens yaşar.”
Bir başka satır.
“Dünya yanar.”
O anda oda sarsıldı.
Kitap masanın üzerinde şiddetle titredi.
Duvarlardan ince bir uğultu yükseldi.
Uzakta, çok uzakta bir şey kırılıyordu.
Ama Rowan bunun cam olmadığını biliyordu.
Taş da değildi.
Bu ses, hiçbir fiziksel şeyin kırılmasına benzemiyordu.
Daha derin…
Daha eski…
Daha korkunçtu.
Zaman kırılıyordu.
Rowan masaya sertçe vurdu.
“Dur dedim!”
Kitap sustu.
Bir saniyeliğine.
Sonra ilk kez ona cevap verdi.
“Gözlemci taraflıdır.”
Rowan dondu.
Yeni bir satır daha belirdi.
“Bu nedenle karar yetkisi iptal edilmiştir.”
Aurelion yavaşça Rowan’a döndü.
Bakışları uzun süre onun üzerinde kaldı.
“Taraflı…”
Sesi bu kez daha düşüktü.
“Olduğun için mi?”
Rowan’ın boğazı düğümlendi.
Cevap vermek istemedi.
Çünkü kitabın söyledikleri doğruydu.
Başından beri Aurelion’u kurtarmak istiyordu.
Onu yalnızca bir karakter olarak görmeyi çoktan bırakmıştı.
Onun korkularını, geçmişini, yaşadıklarını biliyordu.
Ve şimdi kitap bunu bir zayıflık olarak kullanıyordu.
Rowan gözlerini kapattı.
“Evet.”
Tek kelime çıktı ağzından.
Kitap yeniden hareket etti.
“Taraflı gözlemci, dengeyi bozar.”
Ardından:
“Denge, iradeyle değil sonuçla sağlanır.”
Aurelion’un yüzündeki ifade değişti.
“Yani…”
Bir an durdu.
“Bizim ne istediğimizin hiçbir önemi yok mu?”
Kitap cevap vermedi.
Fakat sessizliği, cevaptan daha ağırdı.
Aurelion bir adım daha öne çıktı.
“Eğer biri ölmek zorundaysa—”
“Hayır!”
Rowan onu sertçe kesti.
Sesinde öyle güçlü bir kararlılık vardı ki Aurelion bile sustu.
Rowan ona döndü.
“Bu senin seçimin olmayacak.”
Aurelion birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Çünkü Rowan’ın gözlerinde daha önce görmediği bir şey vardı.
Korku vardı.
Ama onun yanında kararlılık da vardı.
Rowan kitabın karşısında durdu.
“Beni seçtiyseniz,” dedi, “beni hikâyeye yazdıysanız, o zaman benim irademi yok sayamazsınız.”
Kitap cevap vermedi.
Bunun yerine sayfalar ağır ağır kapanmaya başladı.
Birinci daire kayboldu.
İkinci daire kayboldu.
Üçüncü daire de karanlığın altında görünmez oldu.
Kitabın kapağı tamamen kapandığında ise üzerinde tek bir cümle kaldı.
Bir mühür gibi.
Soğuk.
Kesin.
Geri dönüşsüz.
SÜREÇ BAŞLADI.
Sessizlik çöktü.
Ama bu kez sessizlik, önceki sessizliklere benzemiyordu.
Bu sessizliğin içinde bekleyiş yoktu.
Bir kararın ardından gelen boşluk vardı.
Artık bir şey başlamıştı.
Ve başladıktan sonra onu durdurmanın kolay olmayacağı belliydi.
Rowan kitabı iki eliyle kavradı.
Parmakları titriyordu.
Fakat kitabı bırakmadı.
“Eğer kitap seçtiyse…” dedi yavaşça.
Gözleri kapağın üzerindeki yazıya sabitlendi.
“...o zaman onu durdurmanın bir yolu olmalı.”
Aurelion ona baktı.
Sesi sakindi.
Fazlasıyla sakindi.
“Ya yoksa?”
Rowan başını kaldırdı.
İkisi uzun süre birbirlerine baktılar.
Aralarında söylenmemiş onlarca cümle vardı.
Geçmiş.
Kader.
Kitap.
Üç yol.
Ve artık geri dönüşü olmayan bir karar.
Rowan sonunda konuştu.
“Varsa…”
Bir an durdu.
“Bedeli ben öderim.”
Aurelion’un gözleri Rowan’dan ayrılmadı.
Fakat bu kez yüzündeki ifade değişmişti.
Çünkü ilk defa, kitabın sunduğu üç sonuçtan daha korkunç bir ihtimali düşünmüştü.
Rowan’ın kendisini feda etmeye gerçekten hazır olabileceğini.
Ve ilk kez…
Aurelion korktu.
Bölüm etkileşimi
