Yan hikaye 9.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye 9.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime · Okuduğun bölüm
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yan Hikâye — Bölüm 9

Aynı Hikâyenin İlk Sabahı

Aurelion gözlerini açtığında odasına dolan sabah ışığı her zamanki gibiydi.
Perdelerin arasından süzülen solgun ışık, yatağın karşısındaki duvara vuruyor, odanın köşelerinde uzun gölgeler oluşturuyordu.
Her şey olması gerektiği yerdeydi.
Masa.
Kitaplık.
Pencere.
Taş duvarlar.
Ve yatağının yanında duran küçük su kabı.
Aurelion birkaç saniye tavana baktı.
İçinde garip bir huzursuzluk vardı.
Nedenini bilmiyordu.
Bir şey eksikti.
Fakat ne olduğunu düşünmeye çalıştığında zihninin içinde yalnızca boşluk buluyordu.
Elini göğsüne götürdü.
Kalbi normal atıyordu.
Ama sanki uzun süredir birini bekliyormuş gibi tuhaf bir his vardı içinde.
“Garip…”
Yavaşça yataktan kalktı.
Pencereye doğru yürüdü.
Dışarıda sarayın avlusu görünüyordu.
Askerler görevlerine gidiyor, hizmetçiler koridorlarda sessizce ilerliyor, sarayın olağan sabah telaşı yaşanıyordu.
Her şey normaldi.
Ama Aurelion'un içindeki huzursuzluk geçmiyordu.
Tam o sırada kapı çalındı.
Aurelion arkasını döndü.
“Gir.”
Bir hizmetçi içeri girdi.
“Majesteleri, bugün için programınız…”
Aurelion onu dinledi.
Fakat düşünceleri başka yerdeydi.
Hizmetçi çıktıktan sonra Aurelion masasına oturdu.
Önünde duran kitaba baktı.
Kitabın kapağını açtı.
Sayfalar boştu.
Bir süre sonra tekrar kapattı.
Nedenini bilmediği bir şekilde kitabın içinde bir isim arıyordu.
Ama ne aradığını bilmiyordu.
Aurelion gözlerini kapattı.
Bir görüntü geldi.
Taş merdivenler.
Bir bahçe.
Bir çocuk.
Sonra görüntü kayboldu.
Aurelion gözlerini açtı.
“Bu neydi?”
Hatırlamaya çalıştı.
Hiçbir şey.
Sadece kalbinin içinde oluşan kısa bir sızı.
Öğleye doğru Aurelion sarayın eğitim alanına indi.
Aslında oraya gitmek için hiçbir nedeni yoktu.
Sabahki programında da böyle bir ziyaret bulunmuyordu.
Fakat ayakları onu buraya getirmişti.
Askerlerin kılıç talimi yaptığı alana baktı.
Ve onu gördü.
Vaelis.
Siyah saçları alnına düşmüş, askerlerin karşısında sakin bir şekilde emir veriyordu.
Sesindeki otorite tartışılmazdı.
“Tekrar.”
Askerler aynı hareketi yeniden yaptı.
“Daha hızlı.”
Vaelis'in bakışları sertti.
Aurelion bir süre onu izledi.
Sonra farkında olmadan seslendi:
“Vaelis.”
Vaelis hemen döndü.
Askerlere eliyle durmalarını işaret etti.
“Majesteleri.”
Aurelion ona doğru yürüdü.
Vaelis birkaç adım öne çıktı ve başını eğdi.
“Beni çağırmıştınız.”
Aurelion durdu.
“Hayır.”
Vaelis başını kaldırdı.
“Hayır mı?”
Aurelion hafifçe kaşlarını çattı.
“Seni çağırdığımı hatırlamıyorum.”
“Öyleyse buraya neden geldiniz?”
Aurelion cevap vermek için ağzını açtı.
Ama verecek bir cevabı yoktu.
Etrafına baktı.
Sonra yeniden Vaelis'e döndü.
“Bilmiyorum.”
Vaelis'in bakışları bir anlığına yumuşadı.
Aurelion bunu fark etmedi.
“Sanırım…”
Bir süre düşündü.
“Buraya gelmek istedim.”
Vaelis:
“Bir emriniz mi vardı?”
“Hayır.”
Aurelion'un gözleri Vaelis'in yüzünde kaldı.
Nedense ona bakmak huzursuzluğunu azaltıyordu.
Bu hissi anlamıyordu.
Daha önce Vaelis'le uzun süre konuşmuş muydu?
Muhtemelen.
Sonuçta Vaelis sarayın en önemli komutanlarından biriydi.
Ama aralarındaki bağın bu kadar doğal gelmesi garipti.
Aurelion:
“Biraz yürüyelim.”
Vaelis başını eğdi.
“Elbette.”
Sarayın koridorlarında yan yana ilerlediler.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Aurelion sessizliği bozdu.
“Vaelis.”
“Majesteleri?”
“Bana karşı hep böyle misin?”
Vaelis ona baktı.
“Nasıl?”
“Mesafeli.”
Vaelis kısa bir süre düşündü.
“Görevim bunu gerektiriyor.”
Aurelion başını salladı.
“Belki.”
Bir süre daha yürüdüler.
Sonra Aurelion durdu.
Vaelis de durdu.
“Fakat garip olan şu.”
“Ne?”
“Senin yanında kendimi…”
Aurelion cümlesini tamamlayamadı.
Vaelis bekledi.
Aurelion sonunda:
“Rahat hissediyorum.”
Vaelis'in bakışlarında çok kısa bir değişim oldu.
Aurelion bunu göremedi.
“Bunun nedenini biliyor musun?”
Vaelis:
“Hayır.”
Bu doğruydu.
Çünkü Vaelis cevabı biliyor olsa bile Aurelion'a söyleyemezdi.
Aurelion yürümeye devam etti.
“Ben de bilmiyorum.”
Akşam olduğunda Aurelion odasına döndü.
Günün sonunda tekrar aynı huzursuzluk geri gelmişti.
Masanın başına oturdu.
Bir parşömen aldı.
Kalemi eline geçirdi.
Ne yazacağını bilmeden bir süre bekledi.
Sonra eli kendiliğinden hareket etti.
Bir harf.
Sonra bir harf daha.
Aurelion yazdıklarına baktığında dondu.
R.
Kaşlarını çattı.
“R?”
Kalemi bıraktı.
Ne anlama geldiğini bilmiyordu.
Kâğıdı buruşturup atmak istedi.
Fakat tam o sırada kapı çalındı.
“Gir.”
Vaelis içeri girdi.
“Majesteleri.”
Aurelion ona baktı.
Sonra masadaki kâğıda.
Vaelis de kâğıdı gördü.
İkisinin de bakışları aynı anda o tek harfe takıldı.
R.
Vaelis'in yüzü gerildi.
Aurelion:
“Bunu neden yazdığımı bilmiyorum.”
Vaelis kâğıda yaklaşmadı.
“Belki bir isimdir.”
Aurelion gülümsedi.
“Sen de öyle düşündün.”
Vaelis sustu.
“R ile başlayan bir isim.”
Aurelion birkaç isim düşündü.
Hiçbiri içindeki boşluğu doldurmadı.
Sonra nedensizce:
“Rowan…”
dedi.
Odanın içindeki hava değişti.
Vaelis başını kaldırdı.
Aurelion şaşkınlıkla kendi ağzından çıkan ismi tekrarladı.
“Rowan.”
“Majesteleri…”
“Bu ismi neden biliyorum?”
Vaelis cevap vermedi.
Aurelion ona yaklaştı.
“Sen biliyorsun.”
“Hayır.”
“Yalan söylüyorsun.”
Vaelis'in yüzü sertleşti.
“Bazen bilmediğiniz şeyleri öğrenmek zorunda değilsiniz.”
Aurelion'un bakışları değişti.
“Belki de senin sakladığın şeyleri öğrenmem gerekiyor.”
Vaelis sessiz kaldı.
Aurelion birkaç saniye boyunca onun gözlerine baktı.
Sonra tuhaf bir şey oldu.
Vaelis'in yüzü bir anlığına başka birine dönüştü.
Aurelion gözlerini kırptı.
Tekrar baktığında Vaelis yine aynıydı.
Ama o kısa anda gördüğü yüz…
kalbinde açıklayamadığı bir acı bırakmıştı.
“Sen…”
Aurelion sustu.
Vaelis:
“Ne oldu?”
Aurelion başını iki yana salladı.
“Hiç.”
Gece yarısına doğru Aurelion uyudu.
Rüyasında büyük bir şehir gördü.
Gökyüzünde yıldızlar yoktu.
Şehrin kapısında iki kişi duruyordu.
Biri kendisiydi.
Diğeri…
Aurelion onu tanıyordu.
Rowan.
İkisi el ele duruyordu.
Aurelion rüyada ona baktı.
“Burası neresi?”
Rowan gülümsedi.
“Bizim dünyamız.”
“Sen kimsin?”
Rowan'ın yüzündeki ifade hüzünlendi.
“Bunu gerçekten unuttun mu?”
Aurelion cevap veremedi.
Rowan ona yaklaşarak:
“Bir gün beni bulacaksın.”
“Ne zaman?”
“Hatırladığında.”
Aurelion elini uzattı.
Fakat Rowan geri çekildi.
“Henüz değil.”
Rüya parçalandı.
Aurelion gözlerini açtı.
Odanın karanlığında bir süre hareketsiz kaldı.
Kalbi hızlı atıyordu.
Dudaklarından tek bir kelime çıktı.
“Rowan…”
Kapının yanında biri vardı.
Vaelis.
Aurelion onu görünce şaşırdı.
“Ne zamandır oradasın?”
“Bir süredir.”
Aurelion yataktan kalktı.
“Bir rüya gördüm.”
Vaelis sustu.
“Onu gördüm.”
“Rowan'ı mı?”
Aurelion başını salladı.
“Evet.”
Vaelis'in bakışları yere indi.
Aurelion:
“Bana onu anlat.”
“Ne anlatabilirim?”
“Her şeyi.”
Vaelis uzun süre sessiz kaldı.
Sonra:
“Henüz zamanı değil.”
Aurelion sinirlendi.
“Bunu neden herkes söylüyor?”
Vaelis ona baktı.
“Çünkü bazı gerçekler erken öğrenildiğinde…”
Bir an durdu.
“…daha fazla acı verir.”
Aurelion:
“Belki acıyı göze alabilirim.”
Vaelis cevap vermedi.
Aurelion onun yanına geldi.
“Vaelis.”
“Efendim?”
“Benden bir şey saklıyorsun.”
Vaelis başını eğdi.
“Evet.”
Aurelion şaşırdı.
Bu kadar açık bir cevap beklemiyordu.
“Ne?”
Vaelis gözlerini kaldırdı.
“Size ait bir geçmişi.”
Aurelion'un kalbi hızlandı.
“Benim geçmişim mi?”
“Evet.”
“Ve Rowan bunun içinde mi?”
Vaelis sustu.
Bu sessizlik yeterliydi.
Aurelion yatağına geri oturdu.
“Beni ona götürebilir misin?”
Vaelis'in yüzü gölgede kaldı.
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü…”
Vaelis'in sesi çok alçaktı.
“…onu bulduğunuzda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Aurelion ona baktı.
“Belki de olmasını istemiyorum.”
Vaelis bir an dondu.
Çünkü bu cümle, yirmi yıl önceki Aurelion'un sesine çok benziyordu.
Vaelis odadan çıktığında koridorda durdu.
Gözlerini kapattı.
Aurelion'un hiçbir şey hatırlamaması gerekiyordu.
Rowan'ın doğmasını engellemişti.
Döngüyü başa döndürmüştü.
Hikâyeyi sıfırlamıştı.
Ama bir şeyi hesaba katmamıştı.
Aurelion'un kalbini sıfırlayamamıştı.
Kapının diğer tarafında Aurelion hâlâ uyanıktı.
Masanın üzerindeki kâğıdı tekrar eline aldı.
R.
Altına bir kelime daha yazdı.
Bu kez kendi isteğiyle.
ROWAN.
Aurelion yazıya baktı.
Nedenini bilmiyordu.
Kim olduğunu bilmiyordu.
Ama o ismi yazarken içindeki boşluk ilk kez biraz olsun hafiflemişti.
Sonra kâğıdın altında mürekkep kendiliğinden hareket etti.
Aurelion'un yazmadığı bir cümle ortaya çıktı:
“Bazı insanlar unutulabilir.”
Bir satır daha belirdi.
“Ama bazı isimler unutulmayı reddeder.”
Aurelion kalemi elinden bıraktı.
Kapının dışında Vaelis gözlerini açtı.
Ve aynı anda sarayın bütün saatleri bir saniyeliğine durdu.
Çünkü hikâye yeniden başlamıştı.
Ama bu kez…
Aurelion geçmişi bilmiyordu.
Vaelis ise geçmişin tamamını taşıyordu.
Ve ikisinin arasındaki bağ, daha ilk günden yeniden kurulmaya başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.