Yan hikaye 10.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye 10.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime · Okuduğun bölüm
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yan hikaye Bölüm 10 — Sebepsiz Yakınlık

Sabah olduğunda sarayın koridorları her zamanki sessizliğiyle uyanmıştı.
Güneş, yüksek pencerelerden içeri süzülüyor; taş zeminin üzerine uzun, soluk çizgiler bırakıyordu. Hizmetliler sessizce işlerine yetişiyor, askerler nöbet değiştiriyor, sarayın ağır kapıları günün ilk ziyaretçilerini kabul ediyordu.
Her şey olması gerektiği gibiydi.
En azından dışarıdan bakıldığında.
Aurelion ise o sabah gözlerini açtığı andan itibaren tuhaf bir huzursuzluk hissediyordu.
Nedenini bilmiyordu.
Bir şey eksikti.
Ama ne olduğunu düşündükçe zihninin içinde yalnızca boşluk oluşuyordu.
Yatağından kalkıp pencerenin önüne geçti. Bahçeye baktı. İnsanlar hareket ediyor, kuşlar taş duvarların üzerinden uçuyordu.
Her şey normaldi.
Yine de içindeki o his gitmiyordu.
Sanki birini bekliyordu.
Ama kimi?
Aurelion kaşlarını hafifçe çattı.
“Bu saçmalık…”
Kendi kendine söylendi.
Masasının üzerindeki kitaplara baktı. Birkaçını açtı, sonra hiçbirini okumadan kapattı.
Kahvaltıya indi.
Yemekler önüne geldiğinde birkaç lokma aldıktan sonra iştahı kesildi. Hizmetli tabağını değiştirmeyi teklif ettiğinde başını salladı.
“Gerek yok.”
Ardından bir süre sessiz kaldı.
“Vaelis nerede?”
Hizmetli kısa bir tereddütten sonra cevap verdi.
“Eğitim alanında, Majesteleri.”
Aurelion başını kaldırdı.
“Peki.”
Hizmetli uzaklaştığında Aurelion birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra ayağa kalktı.
Nereye gittiğini kendisi de bilmiyordu.
Eğitim alanında kılıç sesleri yankılanıyordu.
Askerler sırayla talim yapıyor, komutlar taş duvarlarda yankılanıyordu.
Vaelis ise alanın diğer ucunda duruyordu.
Elindeki kılıcı indirdiğinde karşısındaki asker geri çekildi.
“Tekrar.”
Asker yeniden saldırıya geçti.
Vaelis hareketleri dikkatle karşıladı.
Sakin.
Keskin.
Mesafeli.
Her zamanki Vaelis.
Ama içindeki dünya, dışarıdan görünen kadar sakin değildi.
Çünkü yirmi yılın bütün anıları hâlâ zihnindeydi.
Aurelion'un eski hâli.
Rowan.
Kitap.
Dünyaların çöküşü.
Ve en önemlisi…
Aurelion'un hiçbir şey hatırlamıyor oluşu.
Vaelis artık bu hikâyenin nasıl başladığını biliyordu.
Nasıl bitebileceğini de.
Fakat bilmediği tek şey vardı.
Aurelion'un kalbinin ne kadarını hatırlayacağı.
Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.
“Vaelis.”
Vaelis'in eli bir anlığına durdu.
O sesi tanıyordu.
Yavaşça döndü.
Aurelion birkaç adım ötede duruyordu.
Üzerinde sade bir saray kıyafeti vardı. Yüzünde ise alışılmadık bir ifade vardı.
Kararsızlık.
Vaelis kılıcını indirdi.
“Majesteleri.”
Aurelion ona birkaç saniye baktı.
Sonra sordu:
“Meşgul müsün?”
Vaelis kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
“Görevimin başındayım.”
“Biliyorum.”
Aurelion gözlerini başka tarafa çevirdi.
“Ben sadece…”
Cümlesi yarım kaldı.
Vaelis bekledi.
“Ne?”
Aurelion ona tekrar baktı.
“Bilmiyorum.”
Vaelis'in kalbi sıkıştı.
Bu kelimeyi daha önce de duymuştu.
Ama bu kez farklıydı.
Aurelion birkaç adım yaklaştı.
“Buraya neden geldiğimi bilmiyorum.”
Vaelis sessiz kaldı.
Aurelion hafifçe gülümsedi.
“Sanırım sadece seni görmek istedim.”
Vaelis'in yüzündeki ifade değişmedi.
Ama gözleri değişti.
Çünkü yirmi yıl önce de Aurelion ona böyle bakmıştı.
Henüz hiçbir şey bozulmadan önce.
Henüz Vaelis bir silaha dönüşmeden önce.
Henüz Rowan kaybolmadan önce.
Vaelis bakışlarını kaçırdı.
“Bir sorun mu var?”
Aurelion sordu.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Aurelion birkaç saniye onu inceledi.
“Bazen sana bakınca…”
Durdu.
“Ne?”
“Tanıdık geliyorsun.”
Vaelis'in nefesi yavaşladı.
Aurelion devam etti.
“Yüzün değil sadece.”
“Sesin.”
“Yanında durduğumda hissettiğim şey.”
Vaelis cevap vermedi.
Aurelion başını hafifçe eğdi.
“Sanki seni uzun zamandır tanıyorum.”
Vaelis'in aklından tek bir düşünce geçti.
Tanıyorsun.
Ama bunu söyleyemezdi.
Henüz değil.
Aurelion'un zihni yeniden aynı yere ulaşırsa kitap bunu fark edecekti.
Ve Vaelis, bu dünyanın bir kez daha aynı şekilde parçalanmasını istemiyordu.
“Belki de,” dedi sonunda, “sarayda uzun zamandır bulunduğum içindir.”
Aurelion başını salladı.
“Belki.”
Fakat ikisi de bunun gerçek cevap olmadığını biliyordu.
O gün Aurelion, Vaelis'i birkaç kez daha çağırdı.
İlkinde kütüphaneye gelmesini istedi.
İkincisinde bahçede yürürken onu yanına çağırdı.
Üçüncüsünde ise hiçbir sebep söylemedi.
Vaelis geldiğinde Aurelion masanın başında oturuyordu.
“Ne oldu?”
Aurelion başını kaldırdı.
“Hiç.”
“Öyleyse neden çağırdınız?”
Aurelion birkaç saniye düşündü.
“Yanında konuşmak kolay.”
Vaelis sustu.
Aurelion sandalyesinden kalktı.
“Diğer insanların yanında sürekli ne söylemem gerektiğini düşünüyorum.”
Pencereye doğru yürüdü.
“Senin yanında ise düşünmüyorum.”
Vaelis'in bakışları onun üzerinde kaldı.
“Bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?”
Aurelion hafifçe gülümsedi.
“Bilmiyorum.”
Sonra pencerenin dışındaki bahçeye baktı.
“Fakat hoşuma gidiyor.”
Vaelis hiçbir şey söylemedi.
Çünkü o anda Aurelion'un yüzünde geçmişten kalan bir ifade gördü.
Çocukluğundaki Aurelion.
Merdivenlerde oturup gökyüzüne bakan çocuk.
“Bir gün kral olacağım,” diyen çocuk.
Ve ona,
“Ben de seni koruyacağım,” diyen kişi…
Vaelis gözlerini kapattı.
Anılar geri dönmüştü.
Ama Aurelion'un hatırladığı hiçbir şey yoktu.
Bu durum acı vericiydi.
Fakat aynı zamanda bir umut taşıyordu.
Çünkü belki de bazı şeyler hafızadan önce kalpte başlıyordu.
Gece olduğunda Aurelion odasına çekildi.
Mum ışığı masanın üzerindeki kâğıtlara vuruyordu.
Kalemi eline aldı.
Bir süre hiçbir şey yazmadı.
Sonra eli kendiliğinden hareket etti.
Tek bir harf.
R.
Aurelion kaşlarını çattı.
“R…”
Kalemi kaldırdı.
Bu harf neden bu kadar tanıdık geliyordu?
Sonra dudaklarından istemsizce bir isim döküldü.
“Rowan…”
Aurelion bir anda sustu.
Kalbi hızlandı.
Neden bu ismi söylemişti?
Kâğıda baktı.
İsim orada değildi.
Sadece harf vardı.
R.
Kapının diğer tarafında Vaelis duruyordu.
İçeri girmemişti.
Ama duyduğu tek kelime yeterliydi.
Rowan.
Yirmi yıl boyunca unutamadığı isim.
Ve şimdi Aurelion'un ağzından yeniden çıkmıştı.
Vaelis gözlerini kapattı.
“Daha çok erken…”
Fısıltısı koridorda kayboldu.
İçeride ise Aurelion kaleme yeniden baktı.
Sonra kâğıdın altına bir cümle yazdı:
“Neden seni hatırlamıyorum?”
Fakat kimi kastettiğini bilmiyordu.
O gece Aurelion yine rüya gördü.
Bu kez saray yoktu.
Taş duvarlar yoktu.
Kraliyet bayrakları yoktu.
Başka bir şehir vardı.
Yağmur yağıyordu.
Karşısında kızıl saçlı bir genç duruyordu.
Aurelion onun yüzünü tam olarak seçemiyordu.
Ama gözlerini görüyordu.
O gözler ona garip bir huzur veriyordu.
Genç bir şey söylemeye çalıştı.
Sesini duyamadı.
Aurelion ona doğru yürüdü.
Fakat aralarındaki mesafe kapanmıyordu.
Ne kadar ilerlese de genç aynı uzaklıkta kalıyordu.
Sonunda Aurelion elini uzattı.
“Bekle…”
Genç başını kaldırdı.
Aurelion onun yüzünü bir anlığına Vaelis'in yüzünde gördü.
Sonra tekrar değişti.
Ve rüya karardı.
Aurelion gözlerini açtığında nefesi hızlanmıştı.
Odanın içi sessizdi.
Bir süre tavana baktı.
Sonra fısıldadı:
“Sen kimsin?”
Cevap gelmedi.
Fakat zihninde tek bir cümle yankılandı.
Bu kez beni sen bul.
Aurelion yatağından kalktı.
Ve ilk kez, içindeki eksikliğin bir isim taşıdığını hissetti.
Sabah olduğunda yapacağı ilk şey belliydi.
Vaelis'i yeniden çağıracaktı.
Çünkü nedensiz başlayan bu yakınlığın artık bir nedeni olduğuna inanmaya başlamıştı.
Ve sarayın başka bir yerinde Vaelis, aynı gece gözlerini kapatmadan önce yalnızca bir şeyi düşünüyordu:
Rowan'ın ruhu geri dönüyordu.
Ama bu kez…
Aurelion onu henüz hatırlamıyordu.
Ve Vaelis, hikâyenin yeniden başladığını biliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.