31. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡31.bolum
Bölümler 66Şu an: 31.bolum
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gölgenin Gerçek Yüzü
Boşluk parçalanıyordu.
Etraflarında artık ne bir zemin ne de gerçek anlamda bir gökyüzü vardı; yalnızca birbirinden kopan sayfalar, havada asılı kalan kelimeler ve çatlakların arasından yayılan karanlık bulunuyordu. Sanki bütün dünya devasa bir kitabın ortasında unutulmuş bir cümleymiş ve şimdi o cümle, anlamını kaybederek parçalara ayrılıyordu.
Kelimeler havada beliriyor, birkaç saniye titredikten sonra yere düşen cam kırıkları gibi çevrelerine saçılıyordu.
Bazıları yarımdı.
Bazıları eksikti.
Bazılarıysa yalnızca öfkeyi taşıyordu.
GERİ DÖN.
Bir başka kelime onun hemen ardından belirdi.
YAZAR.
Sonra bir diğeri.
İTAAT ET.
Ses her yerden geliyordu.
Duvar yoktu ama yankı vardı.
Tavan yoktu ama yukarıdan gelen bir baskı hissediliyordu.
Ve sesin nereden geldiğini anlamak mümkün değildi; sanki kitap artık tek bir yerde değil, bulundukları boşluğun tamamında yaşıyordu.
Aurelion’un nefesi hızlandı.
Başını iki eli arasına aldı.
“Yeter…”
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
“Yeter…”
Dizlerinin bağı çözülür gibi oldu.
Tam düşecekken Rowan onu tuttu.
Aurelion’un omzundan kavradı ve gözlerini kendisine çevirmesini sağladı.
“Bana bak.”
Rowan’ın sesi sertti.
Ama sakinliğini kaybetmemişti.
Aurelion güçlükle başını kaldırdı.
“Bana bak,” diye tekrarladı Rowan.
“Kitap seni çağırıyor çünkü korkuyor.”
Aurelion’un gözleri şaşkınlıkla açıldı.
“Korkuyor mu?”
Rowan başını salladı.
“Evet.”
Çevrelerinde bir başka sayfa parçalanıp karanlığın içine sürüklendi.
“Çünkü ilk kez…”
Rowan’ın bakışları kararlıydı.
“Sen onun dışına çıkmak istiyorsun.”
Aurelion birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra bakışlarını etraflarındaki sonsuz boşluğa çevirdi.
Belki de ilk kez kitabın gücünün ardında bir zayıflık olduğunu fark ediyordu.
Kitap onları korkutuyordu.
Çünkü onları kontrol edememeye başlamıştı.
Tam o sırada gölge öne çıktı.
Şimdiye kadar sessizce izlediği çatlakların arasına doğru yürüdü ve elini boşluğun tam ortasına bastırdı.
Hiçbir şey yokmuş gibi görünen yerde, parmaklarının altında ince bir ışık çizgisi oluştu.
Çizgi genişledi.
Bir kapının çerçevesine dönüştü.
Gölge elini çekti.
“Bu…”
Sesi boşlukta yankılandı.
“Kaçış kapısı.”
Rowan hemen kapıya baktı.
“Gerçekten çıkış mı?”
“Evet.”
Gölgenin cevabı netti.
“Ama bedeli var.”
Aurelion’un yüzündeki ifade değişti.
“Ne bedeli?”
Gölge cevap vermek yerine Rowan’a baktı.
“Gözlemci bu kapıyı açarsa…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Kitap onu artık tarafsız saymaz.”
Rowan’ın bakışları kapıya kaydı.
Ardından Aurelion’a baktı.
Yüzünde korku vardı.
Ama karar çoktan verilmişti.
“Elimden gelen buysa…”
Bir adım attı.
“Yeter.”
Aurelion hemen başını kaldırdı.
“Rowan…”
Fakat Rowan durmadı.
Elini kapının yüzeyine uzattı.
Parmakları görünmez yüzeye değdiği anda—
anıların kapıları açıldı.
Bir görüntü.
Karanlık bir yol.
Sonra parlak hastane ışıkları.
Beyaz bir tavan.
Koşuşturan insanlar.
Bir başka görüntü…
Masanın üzerinde duran eski bir kitap.
Sayfalardan birinin üzerine düşen tek bir damla.
Ve ardından zihninin içinde yankılanan bir cümle:
“Eğer biri bu hikâyeyi izleyecekse, sonunu değiştirecek kişi o olmalı.”
Rowan’ın nefesi kesildi.
Bütün bunların bir rastlantı olmadığını o anda daha açık bir şekilde anladı.
Bu dünyaya gelişi…
Kitabı bulması…
Aurelion’la karşılaşması…
Hepsi bir zincirin halkalarıydı.
Fakat anılar çok hızlı geliyordu.
Rowan gözlerini kapattı.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Ama elini kapıdan çekmedi.
Aurelion ona doğru hamle yaptı.
“Rowan!”
“İyiyim.”
Rowan’ın sesi zor duyuluyordu.
“Devam et.”
Aurelion durdu.
Sonra Rowan’ın yanına geldi.
Bu kez onun yanında kaldı.
Kapının yüzeyinde çatlaklar oluştu.
Bir ışık çizgisi genişledi.
Ardından kapı tamamen açıldı.
İçinden rüzgâr gelmedi.
Ses gelmedi.
Hatta ışık bile yoktu.
Yalnızca sessizlik vardı.
Gölge geriye çekildi.
“Şimdi!”
Rowan Aurelion’a baktı.
Aurelion başını salladı.
İkisi birlikte kapıya doğru yürüdü.
Tam geçmek üzereyken arkalarından kitabın sesi yükseldi.
Bu kez ses daha derindi.
Daha soğuktu.
“Eğer çıkarsan…”
Rowan durdu.
Yavaşça arkasını döndü.
Kitabın parçalanan sayfaları karanlığın içinde dönüyordu.
Ses yeniden yükseldi.
“Onu senden alırım.”
Aurelion’un yüzündeki ifade değişti.
Rowan ise yalnızca birkaç saniye sessizce kitaba baktı.
Sonra başını hafifçe kaldırdı.
“Onu zaten hiçbir zaman sahiplenemedin.”
Sesi sakindi.
“Çünkü o bir karakter değil.”
Aurelion’un gözleri Rowan’a çevrildi.
Rowan devam etti:
“O bir insan.”
Ve kapı kapandı.
Bölüm — Gölgenin Gerçek Yüzü
Geçtikleri yer bir oda değildi.
Bir koridor da değildi.
Bir hafızaydı.
Duvarlar yoktu.
Fakat anılar vardı.
Havada asılı duran görüntüler, yarım kalmış hayatların parçaları gibi titreşiyordu.
Bir çocuk koşuyordu.
Bir adam masanın başında yazıyordu.
Bir şehir yıkılıyordu.
Başka bir görüntüde ise bir kitap kapanıyor, fakat kapanması gereken yerde sayfalar yeniden açılıyordu.
Her görüntü birkaç saniye boyunca var oluyor, sonra sessizce dağılıyordu.
Aurelion etrafına baktı.
“Burası…”
Cümlesini tamamlayamadı.
Gölge ilerlemeye devam etti.
Sonunda durdu.
“Artık bilmeniz gerekiyor.”
Rowan ona baktı.
“Ne?”
Gölge yavaşça arkasını döndü.
“Kim olduğumu.”
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra gölge başını eğdi.
Yüzünü karanlığın içinden çıkardı.
Ve Rowan’ın kalbi hızlandı.
Gölge konuştu.
“Ben…”
Kısa bir sessizlik.
“İlk gözlemciyim.”
Aurelion’un yüzündeki şaşkınlık gizlenemiyordu.
“İlk gözlemci?”
Gölge başını salladı.
“Bu kitap yalnızca senin eserin değil, Aurelion.”
Aurelion’un bakışları sertleşti.
“Yirmi yıl önce yazıldığında…”
Gölgenin sesi ağırlaştı.
“Kitap birini seçti.”
Rowan’ın başı zonkladı.
“Beni.”
Gölge gözlerini ona çevirdi.
“Evet.”
Bir an sessizlik oldu.
“Çünkü sen o gece ölmeliydin, Rowan.”
Rowan’ın yüzü gerildi.
“Ama ölmedin.”
Havada yeni bir görüntü belirdi.
Genç bir adam.
Bir masa.
Açık bir kitap.
Ve kapanmayan bir kapı.
Gölge görüntüye baktı.
“Kitap, ölümle kurtuluş arasında kalan insanları seçer.”
Aurelion fısıldadı:
“Ne tamamen ait…”
Gölge cümleyi tamamladı:
“Ne tamamen özgür.”
Aurelion gözlerini ona çevirdi.
“Peki ya sen?”
Gölgenin yüzündeki ifade ilk kez değişti.
Sesinde belli belirsiz bir kırılma vardı.
“Ben kaçamadım.”
Havada başka bir görüntü oluştu.
Genç adam kitabın son sayfasına bir şeyler yazıyordu.
Son satır tamamlandığında kitap kapanmıştı.
Fakat arkasındaki kapı kapanmamıştı.
Aksine…
Onu içine çekmişti.
Görüntü kayboldu.
“Ben seçim yapmadım.”
Gölge gözlerini kapattı.
“Kitabı bitirdim.”
Sonra tekrar onlara baktı.
“Ve onun içinde kaldım.”
Rowan dişlerini sıktı.
“Bizi neden kurtarıyorsun?”
Gölge hiç düşünmeden cevap verdi.
“Çünkü sen…”
Bakışları Rowan’ın üzerinde durdu.
“Benim yapamadığımı yapıyorsun.”
Aurelion bir adım öne çıktı.
“Yani…”
Bakışları etraftaki anılara kaydı.
“Bu hâlâ bitmedi.”
Gölge başını salladı.
“Hayır.”
Bir an sustu.
“Şimdi başlıyor.”
Tam o sırada uzaktan bir ses yükseldi.
Önce hafifti.
Sonra giderek güçlendi.
Sayfa sesleri.
Bir kitabın açılma sesi.
Ama bu kez açılan kitap onlarınki değildi.
Uzakta başka bir dünya görünmeye başladı.
Başka bir şehir.
Başka insanlar.
Başka bir hikâye.
Ve o dünyanın üzerinde yükselen karanlık, daha şimdiden bir felaketin habercisi gibiydi.
Gölgenin sesi sessizliğin içinden yükseldi.
“Çünkü kitap artık ikinizi de düşman ilan etti.”
Rowan Aurelion’a baktı.
Sonra elini uzattı.
Aurelion hiç tereddüt etmeden elini tuttu.
“Hazırım,” dedi Rowan.
Gözleri artık korkudan çok kararlılık taşıyordu.
“Bu sefer hikâye bizi yutmayacak.”
Aurelion hafifçe gülümsedi.
Belki önlerinde hâlâ sayısız bilinmeyen vardı.
Belki kitap onları yeniden ayırmaya çalışacaktı.
Belki yeni açılan dünyanın ardında, şimdiye kadar karşılaştıklarından çok daha büyük bir tehlike bulunuyordu.
Ama bu kez farklıydılar.
Çünkü artık hikâyenin yalnızca karakterleri olmadıklarını biliyorlardı.
Aurelion, bir zamanlar kendi yazdığı dünyanın yazarıydı.
Rowan ise kitabın seçtiği gözlemciydi.
Ve şimdi ikisi de aynı gerçeğin karşısında duruyordu:
Hikâyenin sonunu kitap yazmak zorunda değildi.
Aurelion, Rowan’ın elini biraz daha sıkı tuttu.
“Bu sefer…”
Sesi sakindi.
“Biz yazacağız.”
Önlerindeki yeni dünyanın kapısı açıldı.
Ve ikisi birlikte ilk adımı attı.
Geride kalan kitap sessizleşti.
Ama o sessizlik yenilgi değildi.
Fırtınadan önceki sessizlikti.
Çünkü bazı hikâyeler, yazıldıkları anda başlamaz.
Bazıları…
kendi yazarlarına karşı çıktıkları anda gerçekten doğar.
Bölüm etkileşimi
