20.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 20.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime · Okuduğun bölüm
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Kırmızı Yol

Düşüş bu sefer farklıydı.
Rowan, bedeninin bir yerden başka bir yere savrulduğunu hissetmedi. Ne daha önceki geçişlerde olduğu gibi göğsünü sıkıştıran o ağır basınç vardı ne de kemiklerine kadar işleyen bir çarpma hissi… Yalnızca karanlığın içinde uzayıp giden, zamanın anlamını kaybettiği birkaç saniyenin ardından yavaş yavaş yükselen bir uğultu vardı.
Önce uzaktan geliyormuş gibiydi.
Sonra yaklaştı.
Sesler birbirine karıştı.
Metal.
Bağırışlar.
Uzaklardan gelen koşu sesleri.
Ve ardından sıcaklık…
Hava sıcak, ağır ve kesifti. Rowan nefes aldığında ciğerlerine dolan havanın normalden farklı olduğunu hissetti; içinde dumanın, yanmış taşın ve eski kan kokusunun ağır bir izi vardı.
Gözlerini açtı.
İlk hissettiği şey acı olmadı.
Soğuk oldu.
Avuçlarının altında taş zeminin sertliğini hissettiğinde birkaç saniye boyunca hiçbir şey anlamadı. Tavana baktı. Gözleri karanlığa alışmaya çalışırken zihnindeki parçalar yavaş yavaş birleşmeye başladı.
Saray.
Rowan doğrulmaya çalıştı.
Etrafına baktığında kalbi bir anda hızlandı.
Sarayın ana salonundaydılar.
Ama bu, hatırladığı saray değildi.
Duvarlarda asılı olan büyük kraliyet bayrakları yırtılmıştı. Bir zamanlar ışığı yansıtan altın işlemeler kararmış, bazı taş sütunların yüzeylerinde derin çatlaklar oluşmuştu. Yerde kırılmış mızraklar, devrilmiş sandalyeler ve aceleyle bırakılmış silahlar vardı.
Salonun görkemli sessizliğinin yerini kaos almıştı.
Rowan birkaç saniye boyunca yalnızca etrafına baktı.
Sonra bakışları Aurelion’u buldu.
“Aurelion…”
Sesi nefes nefese çıkmıştı.
Prens birkaç adım ötesinde ayakta duruyordu.
Yaşıyordu.
Bu gerçek, Rowan’ın içinde kısa süreli bir rahatlama oluşturdu.
Fakat o rahatlama çok uzun sürmedi.
Çünkü Aurelion’un yüzüne baktığında bir şeylerin değiştiğini gördü.
Çok şey değişmişti.
Gözleri uykusuzdu.
Yüzündeki ifade, daha önce taşıdığı o kontrollü soğukluktan tamamen farklıydı. Omuzları çökmüş, saçları dağılmıştı. Üzerindeki zırh yeni değildi; sanki savaşın ortasında eline ne geçtiyse onu aceleyle üzerine geçirmiş gibiydi.
Başında taç yoktu.
Ama buna rağmen üzerinde ağır bir şey taşıyordu.
Rowan bunu hemen fark etti.
Bu, bir hükümdarın ağırlığı değildi.
Bu…
hayatta kalanın ağırlığıydı.
Aurelion başını yavaşça kaldırdı.
Gözleri Rowan’ın gözleriyle buluştu.
“Rowan…”

Sesi kısıktı.
Sanki uzun zamandır konuşmamış gibiydi.
“Bir şeyler… yanlış.”
Rowan ona baktı.
İçinden yükselen cevap, boğazına kadar gelip orada düğümlendi.
Çünkü Aurelion haklıydı.
Bir şeyler yanlıştı.
Fakat aynı zamanda…
hiçbir şey yanlış değildi.
Rowan’ın zihninde kitabın sayfası yeniden açıldı.
Kırmızı daire.
Mürekkebin o daireye doğru ilerleyişi.
Ve ardından gelen cümleler.
“Prens yaşar.”
“Dünya yanar.”
Rowan yavaşça başını salladı.
“Hayır,” dedi.
Aurelion’un kaşları hafifçe çatıldı.
Rowan’ın sesi bu kez daha kararlı çıktı.
“Her şey doğru.”
Tam o sırada sarayın devasa kapıları büyük bir gürültüyle açıldı.
İkisinin de bakışları kapıya çevrildi.
İçeri bir asker koşarak girdi.
Nefesi kesilmişti. Üzerindeki kıyafetler toz ve kül içindeydi. Salonun ortasına ulaştığında dizlerinin üzerine çöktü.
“Majesteleri…”
Aurelion ona baktı.
“Konuş.”
Asker birkaç saniye nefesini toparlamaya çalıştı.
“Doğu kanadı düştü.”
Aurelion’un yüzü değişmedi.
Fakat ellerinin yavaşça sıkıldığını Rowan gördü.
Asker devam etti.
“Halk ayakta. Lordlar bölünmüş durumda. Bazı birlikler emir beklemiyor. Sarayın dışındaki kalabalık giderek büyüyor.”
Aurelion’un çenesi gerildi.
“Babam?”
Tek kelime.
Fakat salondaki bütün hava o kelimenin ardından ağırlaştı.
Asker sustu.
Başını kaldırmakta zorlanıyormuş gibi bir süre yere baktı.
Sonra başını eğdi.
“Kral…”
Sesi titredi.
“Öldü.”
O anda dünya durmadı.
Tam tersine…
hızlandı.
Rowan’ın kulaklarında uğultu yükseldi.
Kitabın sesi zihninin içinde yankılandı.
“Prens yaşar.”
Ardından ikinci cümle geldi.
“Dünya yanar.”
Rowan gözlerini kapattı.
Her şey yerine oturuyordu.
Aurelion’un hayatta kalması…
Kralın ölümü…
Saraydaki isyan…
Bölünen lordlar…
Dışarıdaki halk…
Hiçbiri tesadüf değildi.
Kitap yalnızca bir sonuç seçmemişti.
O sonuca götürecek yolu da yazmıştı.
Aurelion gözlerini kapattı.
Sanki babasının öldüğünü duyduğunda şaşırmamıştı.
Sanki bir yerlerde, bunun gerçekleşeceğini zaten biliyordu.
“Nasıl?”
Sesi çok daha kısıktı.
Asker tereddüt etti.
“Asiler.”
Bir an durdu.
“Bazıları… sizin adınızı haykırıyordu.”
Aurelion’un gözleri açıldı.
Rowan’ın içi buz kesti.
Çünkü bu ayrıntı her şeyi daha da korkunç hâle getiriyordu.
İsyan yalnızca krala karşı değildi.
Aurelion’un adı artık isyanın merkezine yerleşmişti.
Kitap, onu yaşatmıştı.
Ama onu yaşatırken bütün krallığın kaderini onun üzerine bağlamıştı.
Asker başını eğerek salondan çıktı.
Kapılar yeniden kapandı.
Ve bir anda büyük salon, birkaç dakika önceki kalabalığından tamamen arındı.
Geriye yalnızca Rowan ve Aurelion kaldı.
Dışarıdan uzaktan gelen bağırışlar duyuluyordu.
Bir yerlerde insanlar koşuyor, başka bir yerde metal sesleri yükseliyor, sarayın dışındaki gökyüzünü koyu bir duman kaplıyordu.
Aurelion yavaşça Rowan’a döndü.
“Bu…”
Sesi çatallandı.
“Senin gördüğün gelecek miydi?”
Rowan cevap vermedi.
Çünkü artık verebileceği hiçbir cevap yoktu.
Eğer “evet” derse, Aurelion’a kitabın onu nasıl bir sona sürüklediğini anlatmak zorunda kalacaktı.
Eğer “hayır” derse, ikisinin de gözlerinin önünde gerçekleşen gerçeği inkâr etmiş olacaktı.
Bu yüzden sustu.
Ve bazen susmak, söylenebilecek en korkunç cevaptı.
Aurelion bunu anladı.
Bakışlarını Rowan’dan ayırmadan başını hafifçe eğdi.
“Anladım…”
Dışarıdan yeni bir çığlık yükseldi.
Ardından uzaktan bir şeyin yıkıldığı duyuldu.
Aurelion’un yüzündeki ifade sertleşti.
“Ben bunu istemedim.”
Rowan birkaç saniye ona baktı.
Sonra yavaşça bir adım attı.
“Ama hayattasın.”
Aurelion acı bir şekilde gülümsedi.
“Ve?”
Rowan’ın gözleri dışarıdaki karanlığa kaydı.
“Ve bu…”
Bir an durdu.
“...kitabın istediği şey.”
Aurelion’un gülümsemesi kayboldu.
“Babam öldü.”
Sesi bu kez çok daha ağırdı.
“Krallık yanıyor.”
Sonra gözlerini Rowan’a çevirdi.
“Bunun adı yaşamak mı?”
Rowan cevap veremedi.
Çünkü o anda, ilk kez gerçeğin korkunç tarafını gördü.
Başından beri kurtarmaya çalıştığı kişi hâlâ hayattaydı.
Aurelion ölmemişti.
Birinci yol gerçekleşmemişti.
Fakat bunun yerine ikinci yol açılmıştı.
Ve ikinci yolun kapısının ardında yalnızca savaş, yıkım ve kayıp vardı.
Rowan’ın içindeki umut sessizce sarsıldı.
Belki de kaderi değiştirmek, onu düzeltmek anlamına gelmiyordu.
Belki bir kaderi değiştirdiğinde, yalnızca başka bir kaderin kapısını açıyordun.
Ve şimdi…
o kapı sonuna kadar açılmıştı.
Rowan, sarayın dışındaki dumanlara bakarken zihninde tek bir düşünce yankılandı:
Kitap Aurelion’u kurtarmamıştı.
Onu yalnızca başka bir sona taşımıştı.
Ve çok daha kötüsü…
Bu, kırmızı yolun sonu değil, başlangıcıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.