32. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡32.bolum
Bölümler 66Şu an: 32.bolum
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazanın Sesi
Sessizlik…
Fakat bu, insanın içine huzur veren, düşüncelerini sakinleştiren sıradan bir sessizlik değildi. Aksine, çevrelerinde hiçbir şey kalmadığı için değil, sanki bütün dünya nefesini tutup onların vereceği kararı beklediği için oluşmuş ağır ve boğucu bir sessizlikti.
Rowan gözlerini yavaşça kırptığında önce nerede olduğunu anlayamadı.
Ne taş duvarlar vardı.
Ne zindan.
Ne gizli kapı.
Ne de biraz önce onlara yol gösteren gölge.
Ayaklarının altında zemin hissedilmiyordu. Başlarının üzerinde gökyüzü yoktu. Etraflarında yön kavramını bile anlamsızlaştıran bembeyaz bir boşluk uzanıyordu. Beyazlık o kadar kusursuzdu ki, Rowan birkaç saniye boyunca gözlerinin önünde hiçbir şey olmadığını düşündü.
Sonra onu gördü.
Boşluğun tam ortasında, hiçbir yere bağlı olmadan asılı duran devasa bir kitap vardı.
Kitabın kapağı karanlıktı.
Fakat karanlığın içinde bile hareket eden bir şeyler vardı. Sanki yüzeyinin altında damarlar dolaşıyor, görünmeyen bir kalp kitabın her sayfasına ritim gönderiyordu.
Sayfalar kendi kendine çevriliyordu.
Her sayfa değiştiğinde boşlukta kısa bir görüntü beliriyor, ardından görüntü siliniyordu.
Bir çocuk.
Bir saray.
Bir savaş.
Bir masa.
Bir kalem.
Bir ölüm.
Bir doğum.
Bir ayrılık.
Ve ardından başka bir hayat…
Rowan bu görüntülerin hiçbirinin tamamlanmasına izin verilmediğini fark etti. Kitap yalnızca göstermiyor, aynı zamanda siliyordu.
Sanki sayfalarının içinde bulunan binlerce hayat, onun istediği kadar var olabiliyordu.
Aurelion birkaç adım geride durmuştu.
Yüzündeki ifade, gördüğü şeyin karşısında ilk kez gerçek anlamda savunmasız kalmış bir insanın ifadesiydi.
“Bu…”
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Bu benim kitabım.”
Rowan ona baktı.
Sonra tekrar kitaba çevirdi gözlerini.
“Hayır.”
Sesi sakindi.
Ama kararlıydı.
“Bu artık senin değil.”
Aurelion’un kaşları hafifçe çatıldı.
“Ne demek istiyorsun?”
Rowan cevap vermeden önce kitabın kapağı yavaşça açıldı.
O anda bütün boşluk titreşti.
Sayfalar aynı anda hareket etti.
Ve bir ses yükseldi.
Sesin bir kaynağı yoktu.
Ne erkekti…
Ne kadın.
Ne gençti…
Ne yaşlı.
Sanki aynı cümleyi aynı anda binlerce farklı kişi söylüyor, fakat bütün sesler tek bir iradede birleşiyordu.
“BEN YAZILAN DEĞİLİM.”
Aurelion’un yüzündeki renk çekildi.
Ses devam etti.
“BEN YAZANIM.”
Bir süre kimse konuşamadı.
Çünkü bu kez karşılarında yalnızca konuşan bir kitap yoktu.
Bir irade vardı.
Bir bilinç.
Kendi varlığını kabul ettirmek isteyen ve yıllardır bütün dünyayı görünmeyen iplerle hareket ettiren bir şey…
Aurelion yutkundu.
“Sen…”
Sözcük boğazında takıldı.
“Sen nesin?”
Kitabın sayfaları hızla çevrildi.
Sonunda bir sayfada durdu.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
KADER, OKUNDUĞU ANDA MÜHÜRLENİR.
Ardından o garip ses yeniden duyuldu.
“BEN, OKUNDUĞUM SÜRECE VAR OLURUM.”
Rowan’ın elleri yavaşça yumruk oldu.
“Bizi neden seçtin?”
Kitabın sayfaları durdu.
Beyaz boşluk kararmaya başladı.
Bir anda Rowan’ın önünde başka bir görüntü belirdi.
Yağmurla ıslanmış bir yol.
Gece.
Uzakta parlayan farlar.
Ardından zamanın bir anlığına durduğu o kaza anı…
Rowan’ın nefesi kesildi.
Görüntü kaybolmadan hemen önce kitap konuştu.
“ÇÜNKÜ SEN ÖLMEDİN.”
Rowan gözlerini kapattı.
Başının içinde eski bir ağrı yankılandı.
“Bu mu sebep?” diye sordu.
“Hayatta kalmam mı?”
Cevap gecikmedi.
“HAYATTA KALMAN DEĞİL.”
“KABUL ETMEMEN.”
Rowan gözlerini açtı.
Kitap onu izliyordu.
“ÖLENLER hikâyelere uyar,” dedi ses.
“YAŞAYANLAR SORGU SORAR.”
Bu cümle boşlukta uzun süre yankılandı.
Aurelion yavaşça Rowan’a baktı.
Belki de ilk kez Rowan’ın bu dünyaya neden getirildiğini gerçekten anlamaya başlamıştı.
Rowan bu dünyanın kurallarını kabul etmiyordu.
Kitabın yazdığı her şeyi sorguluyordu.
Kaderin karşısına dikiliyordu.
Ve kitap için bundan daha tehlikeli hiçbir şey yoktu.
Çünkü bir karakter kendi hikâyesini sorgulamaya başladığında, yazarın kurduğu sınırlar anlamını kaybediyordu.
Tam o sırada kitap Aurelion’a yöneldi.
Sayfalardan biri yavaşça açıldı.
Aurelion’un çocukluğu belirdi.
Eski saray.
Sessiz bir çalışma odası.
Masada oturan genç bir prens.
Elinde kalem.
Önünde yarım kalmış bir sayfa.
Aurelion’un gözleri büyüdü.
“Hayır…”
Kitabın sesi yeniden duyuldu.
“SEN BENİ BİTİRMEDİN.”
Aurelion başını iki yana salladı.
“Bitiremedim…”
Sesi çatladı.
“Çünkü sonu bilmiyordum.”
Kitap cevap verdi:
“HAYIR.”
Sayfadaki görüntü değişti.
Genç Aurelion’un yazdığı son satır belirdi.
Ardından o cümle silindi.
“ÇÜNKÜ SONU KABUL EDEMEDİN.”
Aurelion bir adım geri çekildi.
Yirmi yıl boyunca hatırlamadığı şeyler, şimdi zihninin içinde birbirine bağlanıyordu.
Kendi elleriyle yazdığı dünya…
Kendi korkuları…
Kendi kaçışı…
Ve tamamlayamadığı hikâye.
Rowan ona baktı.
“Ve şimdi?”
Kitap sustu.
İlk kez.
Sanki cevap vermeden önce düşünüyordu.
Bu küçük tereddüt Rowan’ın dikkatinden kaçmadı.
Ardından sayfanın üzerinde yeni kelimeler belirdi.
“ŞİMDİ…”
Bir başka satır.
“İKİNİZ DE HİKÂYENİN DIŞINDASINIZ.”
Beyaz boşluk çatlamaya başladı.
İnce çizgiler her yöne yayıldı.
Kitap yeniden konuştu.
“BİR GÖZLEMCİ.”
Bir sayfa çevrildi.
“BİR YAZAR.”
Başka bir sayfa.
“VE YAZILMAYAN BİR SON.”
Ses alçaldı.
Bu kez tehdit etmekten çok, kendisini kaybetmekten korkan bir şeyin fısıltısına benziyordu.
“AMA ŞUNU BİLİN.”
“BEN KAYBETMEM.”
Rowan, Aurelion’un elini tuttu.
Bakışlarını kitaptan ayırmadı.
“Kaybedeceksin.”
Sesi sakin olmasına rağmen kararlılığını gizlemiyordu.
“Çünkü artık seni okumuyoruz.”
Aurelion da başını kaldırdı.
Kitaba baktı.
Yıllarca onun kaderini yazan, hayatını yönlendiren, onu kendi yarattığı dünyanın içine hapseden şeye…
“Yeni bir son yazmayacağım,” dedi.
“Seni kapatacağım.”
O anda kitap sarsıldı.
Sayfalar bir anda havaya savruldu.
Binlerce kelime boşluğa dağıldı.
Bazıları henüz tamamlanmamıştı.
Bazıları yarım kalmıştı.
Bazılarıysa yalnızca tek bir kelimeden ibaretti.
Başlangıç.
Kader.
Yazar.
Gözlemci.
Ve son olarak…
Seçim.
Kitabın sesi ilk kez kontrolünü kaybetmiş gibiydi.
Boşluk tamamen parçalanmaya başladı.
Rowan ile Aurelion’un üzerinde durduğu görünmez zemin kayboldu.
İkisi aynı anda aşağı doğru çekildi.
Aurelion Rowan’ın elini bırakmadı.
Rowan da onu bırakmadı.
Karanlık onları içine alırken kitap son kez göründü.
Sayfaları çılgınca çevriliyor, yeni bir dünya açılıyordu.
Yeni bir şehir.
Yeni bir gökyüzü.
Yeni bir saray.
Yeni insanlar.
Yeni bir hikâye…
Ve tam düşüş başlamışken Rowan’ın zihninde tek bir düşünce yankılandı:
Kitap onları kaybetmemişti.
Onları başka bir sayfaya taşımıştı.
Çünkü bazen bir hikâyenin en tehlikeli anı sonu değildir.
Yeni bir dünyanın, eski kaderi yeniden yazmak için açıldığı andır.
Bölüm etkileşimi
