41.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 41.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime · Okuduğun bölüm
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yazılmayan Bir Gece

Akşam, şehrin gürültüsü yavaş yavaş çekilirken daireye loş bir sessizlik çökmüştü.
Gündüz boyunca hiç durmayan arabaların sesleri azalmış, insanların aceleci adımları yerini uzaktan gelen birkaç sese bırakmıştı. Sokak lambalarının solgun ışığı perdelerin arasından içeri süzülüyor, duvarların üzerinde hareket eden gölgeler oluşturuyordu.
Dışarıdaki dünya hâlâ yaşıyordu.
Ama bu küçük dairede zaman biraz daha yavaşlamış gibiydi.
Aurelion pencerenin önünde durmuş, dışarıyı izliyordu.
Gözleri karşıdaki binaların ışıklarında geziniyordu.
Bir zamanlar geceleri yalnızca yıldızların aydınlattığı bir dünyadan gelmişti. Sarayın yüksek duvarları, taş koridorları ve geceleri sessizleşen bahçeleri hâlâ zihninin bir köşesinde duruyordu.
Fakat artık o anılar eskisi kadar keskin değildi.
Bazıları bulanıktı.
Bazıları ise henüz adını koyamadığı bir özlemden ibaretti.
“Bu ışıklar…”
dedi yavaşça.
“Hiç sönmüyor.”
Rowan koltuğa oturmuş, onu izliyordu.
“Evet.”
Bir an durdu.
“İnsanlar karanlıktan pek hoşlanmıyor.”
Aurelion başını hafifçe eğdi.
“Ben karanlığa alışkındım.”
Rowan’ın bakışları onun üzerinde sabitlendi.
“Artık değilsin.”
Aurelion yavaşça arkasını döndü.
Bakışları Rowan’a ulaştığında birkaç saniye boyunca oradan ayrılmadı.
“Belki de…”
Sesi çok hafifti.
“Artık istemiyorum.”
Rowan’ın içinde belli belirsiz bir sıcaklık yayıldı.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Çünkü Aurelion’un söyledikleri yalnızca karanlıktan bahsetmiyordu.
İkisi de bunun farkındaydı.
Bir süre sessiz kaldılar.
Aralarındaki mesafe çok değildi.
Ama yine de ikisinin de farkında olduğu bir mesafeydi.
Rowan sonunda ayağa kalktı.
“Çay ister misin?” diye sordu.
Sesi normal çıkarmaya çalışıyordu.
Ama olduğundan biraz daha alçaktı.
Aurelion birkaç saniye düşündü.
“Senin dünyandaki zehirlerden biri mi?”
Rowan gülümsedi.
“Hayır.”
Mutfağa doğru yürüdü.
“Bu güvenli.”
Aurelion koltuğun kenarına oturdu.
Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
Bir süre Rowan’ı izledi.
Mutfağın içindeki küçük hareketleri…
Suyun kaynamasını…
Bardağın masaya bırakılışını…
Bunların hepsi garip biçimde huzur vericiydi.
Çünkü bunların hiçbirinin bir kitapta yazılmış olması gerekmiyordu.
Hiçbirinin arkasında gizli bir kader yoktu.
Rowan yalnızca…
çay hazırlıyordu.
Ve Aurelion ilk kez bunun ne kadar değerli olduğunu fark ediyordu.
“Bu dünyada,” dedi kendi kendine konuşur gibi,
“her şeyin tadına bakmak zorundayım gibi hissediyorum.”
Rowan mutfaktan seslendi.
“Merak etme. Hepsini aynı gün denemek zorunda değilsin.”
Aurelion'un dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
“Bunu söylemen rahatlatıcı.”
Rowan çayı hazırlayıp yanına geldi.
Bardağı uzattı.
Aurelion elini uzattığında parmakları kısa bir anlığına birbirine değdi.
Çok küçük bir temas oldu.
Sadece birkaç saniyelik bir temas.
Ama ikisi de fark etti.
Aurelion bardağı alırken eli hafifçe titredi.
“Bu…”
Bardağa baktı.
“Sıcak.”
Rowan gülümsedi.
“Evet.”
Aurelion küçük bir yudum aldı.
Bu kez yüzünü buruşturmadı.
Bardağa baktı.
“Bu sefer güzel.”
Rowan’ın yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
“Demek sonunda bir şeyi beğendin.”
Aurelion başını kaldırdı.
“Her şeyi kötü bulmuyorum.”
“Telefonu buldun.”
“Telefon başka.”
Rowan güldü.
Aurelion da hafifçe gülümsedi.
Sonra sessizlik yeniden çöktü.
Ama bu kez sessizlik ağır değildi.
Rahatsız etmiyordu.
Aksine…
ikisinin de söylemek istediği şeyleri yavaşça yüzeye çıkarıyordu.
Aurelion bardağı masaya bıraktı.
“Rowan.”
“Efendim?”
Aurelion bir süre konuşmadı.
Sonunda gözlerini ona çevirdi.
“Beni buraya getirdiğinde…”
Sesi alçaldı.
“Bunu neden yaptığını hiç sormadım.”
Rowan omuzlarını hafifçe kaldırdı.
“Başka bir ihtimal yoktu.”
Aurelion başını salladı.
“Hayır.”
Sesi bu kez daha kararlıydı.
“Vardı.”
Rowan sustu.
Aurelion devam etti.
“Ama sen beni seçtin.”
Bu cümle Rowan’ın boğazında bir düğüm oluşturdu.
Çünkü doğruydu.
Daha önce bunu yalnızca bir karar gibi görmüştü.
Kitabı durdurmak.
Aurelion’u kurtarmak.
Dünyanın yazılmış kaderini kırmak.
Ama şimdi…
bunun çok daha kişisel bir anlamı olduğunu hissediyordu.
“Çünkü seni orada bırakmak…”
Bir an durdu.
“Doğru gelmedi.”
Aurelion yavaşça ayağa kalktı.
Rowan onun hareketini takip etti.
Aurelion bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Aralarındaki mesafe azaldı.
“Ben…”
Aurelion'un sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“O dünyada çok yalnızdım.”
Rowan’ın gözleri yumuşadı.
“Burada yalnız değilsin.”
Aurelion ona baktı.
Bu sözleri duyunca yüzündeki ifade değişti.
Sanki çok uzun zamandır beklediği bir cümleyi ilk kez duyuyordu.
Elini yavaşça kaldırdı.
Ama Rowan’a dokunmadı.
Havada bıraktı.
Bir izin bekler gibi.
“Buna alışmam zaman alacak.”
“Ne?”
“Yakın olmaya.”
Rowan başını hafifçe eğdi.
“Zorlamak zorunda değiliz.”
Aurelion'un eli hâlâ havadaydı.
“Biliyorum.”
Bir an sessizlik oldu.
“Ama istiyorum.”
Parmakları Rowan’ın bileğine hafifçe dokundu.
Dokunuş kısa ve temkinliydi.
Sanki Aurelion hâlâ bunun gerçek olduğundan emin olmaya çalışıyordu.
Rowan elini çevirdi.
Bu kez parmaklarını Aurelion’un parmaklarının arasına kendisi yerleştirdi.
Bilinçliydi.
Kararlıydı.
Aurelion'un nefesi bir anlığına durdu.
“Bu…”
Rowan ona baktı.
“Garip mi?”
Aurelion başını salladı.
“Evet.”
Rowan hafifçe gülümsedi.
“İyi mi kötü mü?”
Aurelion'un bakışları ellerine indi.
Sonra yeniden Rowan’a döndü.
“Tanıdık.”
Bu tek kelime ikisinin arasında uzun süre asılı kaldı.
Rowan’ın kalbi hızlandı.
“Beni hatırlıyorsun.”
Aurelion gözlerini ondan ayırmadı.
“Evet.”
Bir an durdu.
“Sadece hikâyeyi değil.”
Rowan hiçbir şey söylemedi.
Çünkü o cümlenin ne anlama geldiğini tam olarak anlayamasa da…
kalbinin bir yerinde zaten biliyordu.
Bu tanışıklık yeni değildi.
Bir hikâyeden başlamamıştı.
Bir kitapla yaratılmamıştı.
Sanki çok daha önce vardı.
Çok daha eski bir zamandan kalmıştı.
Rowan bir adım daha yaklaştı.
Aurelion geri çekilmedi.
İkisinin de yüzünde artık korkudan çok sakinlik vardı.
Rowan alnını hafifçe Aurelion’un alnına yasladı.
Ne acele vardı.
Ne de kaçış.
Sadece aynı anda alınan iki sakin nefes vardı.
“Buradayız,” dedi Rowan.
“Gerçek bir dünyada.”
Aurelion gözlerini kapattı.
“Ve bu sefer…”
Sesi çok hafifti.
“Yazılmıyor.”
Rowan gülümsedi.
“Yazılmasına gerek yok.”
Aurelion gözlerini açtı.
Bu söz, ikisinin de daha önce yaşadığı her şeyin karşısında söylenmiş gibiydi.
Yıllarca kaderin peşlerinden geldiği bir dünyadan çıkmışlardı.
Birinin diğerini yazdığı…
Sonra yazılanların ikisini de esir aldığı bir dünyadan.
Şimdi ise önlerinde boş bir hayat vardı.
Belki korkutucuydu.
Belki belirsizdi.
Ama ilk kez…
boştu.
Ve boş olması kötü bir şey değildi.
Çünkü bu kez o boşluğu kendileri doldurabilirdi.
Aurelion başını hafifçe eğdi.
Aralarında yalnızca küçük bir mesafe kaldı.
“Buna hazır mıyız?”
Rowan cevap vermedi.
Sadece elini bırakmadı.
İkisi de birbirlerine yaklaşarak kısa ve yumuşak bir öpücük paylaştılar.
Ne acele vardı.
Ne geçmişi unutma çabası.
Ne de yeni bir hikâyenin zorunluluğu.
Sadece birbirlerinin gerçekten orada olduğunu hissetmenin sakinliği vardı.
Aurelion geri çekildiğinde gözlerini birkaç saniye kapalı tuttu.
Sonra başını Rowan’ın omzuna yasladı.
“Bu dünya…”
dedi yavaşça.
“İlk kez bana ait gibi.”
Rowan kolunu onun omuzlarına doladı.
“Çünkü artık yalnız değilsin.”
Aurelion cevap vermedi.
Sadece gözlerini kapattı.
Dışarıdaki ışıklar hâlâ yanıyordu.
Şehir hâlâ gürültülüydü.
Arabalar geçiyor, insanlar konuşuyor, uzaklarda bir tren sesi duyuluyordu.
Ama küçük dairenin içinde…
her şey sessizce yerli yerine oturuyordu.
Ve belki de yirmi yıl önce kaybedilmiş bir şey…
ilk kez yeniden bulunuyordu.
İkisi henüz bunun farkında değildi.
Aurelion henüz Rowan’ın yüzüne baktığında neden kalbinin geçmişten bir acıyla karşılık verdiğini tam olarak bilmiyordu.
Rowan ise neden Aurelion’un yanında kendisini yeni birinin yanında değil de…
uzun zamandır özlediği birinin yanında hissediyordu, bilmiyordu.
Çünkü hafızaları henüz her şeyi geri vermemişti.
Ama bazı şeyler hafızadan önce gelirdi.
Bir ses.
Bir bakış.
Bir dokunuş.
Bir isim.
Ve bazen insanın kalbi, zihninden çok daha önce hatırlardı.
O gece ikisi de bunun yalnızca yeni bir başlangıç olduğunu düşündü.
Oysa çok daha derinde…
yirmi yıl önce yarım kalmış bir hikâye, ilk kez gerçek dünyada yeniden yazılmadan devam ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.