Yan hikaye bölüm 13

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 13
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime · Okuduğun bölüm
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Yan Hikâye — Bölüm 13
Hatırlanan Söz

O gece Aurelion uzun süre uyuyamadı.
Fakat sonunda gözleri ağırlaştı.
Yatağında sessizce uykuya daldığında, zihninin derinliklerinde yıllardır kapalı duran bir kapı aralandı.
Bu kez yağmur yoktu.
Karanlık şehir yoktu.
Bilmediği sokaklar da yoktu.
Bunun yerine...
Sarayın eski bahçesi vardı.
Çocukluğunun sarayı.
Aurelion küçük hâliyle taş merdivenlerin üzerinde oturuyordu.
Yanında ise başka bir çocuk vardı.
Aurelion o yüzü görür görmez durdu.
Vaelis.
Ama bu, şimdiki Vaelis değildi.
Üzerinde zırh yoktu.
Yüzünde sertlik yoktu.
Gözlerinde korku uyandıran o soğuk ifade yoktu.
Sadece gülümsüyordu.
İki çocuk yine derslerden kaçmıştı.
Aurelion dizlerini kendine çekmiş, bahçeye bakıyordu.
“Bir gün gerçekten kral olacağım.”
Yanındaki çocuk gülümsedi.
“Biliyorum.”
“Peki sen ne yapacaksın?”
Vaelis hiç düşünmeden cevap verdi.
“Seni koruyacağım.”
Aurelion ona baktı.
“Her zaman mı?”
Vaelis başını salladı.
“Her zaman.”
Sonra gülümsedi.
“Sen nereye gidersen git, ben yanında olacağım.”
Aurelion'un gözleri doldu.
Çünkü o anda, rüyanın içinde olmasına rağmen bir şeyin yanlış olduğunu fark etti.
Bu anı unutmuştu.
Hayır...
Unutturulmuştu.
Aurelion elini Vaelis'e doğru uzattı.
“Beni bırakma.”
Vaelis'in gülümsemesi değişmedi.
“Bırakmayacağım.”
Tam o anda rüya parçalandı.
Aurelion gözlerini açtı.
Nefesi hızlanmıştı.
Odanın karanlığında birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldı.
Sonra yatağından doğruldu.
Kalbi deli gibi atıyordu.
“Vaelis…”
Hatırlamıştı.
Tamamını değil.
Ama bir parçasını.
Belki de en önemli parçanın küçük bir kısmını.
Çocukluğunu.
Taş merdivenleri.
Bahçeyi.
Ve Vaelis'in verdiği sözü.
“Seni koruyacağım.”
Aurelion hiç düşünmeden yataktan kalktı.
Üzerine bir şey bile düzgünce almadan odasından çıktı.
Koridorlarda hızla ilerledi.
Vaelis'in odasına ulaştığında kapıyı açtı.
Boştu.
Aurelion'un yüzündeki heyecan bir anda kayboldu.
“Vaelis?”
Cevap yoktu.
Koridorda bulunan bir askere döndü.
“Vaelis nerede?”
Asker hemen eğildi.
“Görevde, Majesteleri.”
Aurelion kaşlarını çattı.
“Ne görevi?”
“Bilmiyorum, Majesteleri.”
“Ben onu hiçbir göreve göndermedim.”
Asker başını kaldırmaya cesaret edemedi.
“Emir Kral Majesteleri tarafından verilmiş.”
Aurelion'un yüzü gerildi.
“Ne?”
“Kral Majesteleri, Komutan Vaelis'i bir aylık göreve gönderdi.”
“Bir ay mı?”
“Evet, Majesteleri.”
Aurelion'un sesi sertleşti.
“Nereye?”
Asker tereddüt etti.
Aurelion ona doğru bir adım attı.
“Neresi?”
Asker sonunda cevap verdi:
“Kuzey sınırındaki Eryndor geçidi, Majesteleri.”
Aurelion bir an sessiz kaldı.
Sonra arkasını döndü.
“Hazırlayın.”
Asker şaşırdı.
“Majesteleri?”
“Bir at.”
“Fakat—”
“Şimdi.”
Kısa süre içinde Aurelion saraydan ayrıldı.
Atının üzerinde kuzeye doğru ilerliyordu.
Rüzgâr yüzüne çarpıyor, saray geride kaldıkça içindeki huzursuzluk daha da büyüyordu.
Neden Vaelis'in peşinden gittiğini tam olarak açıklayamıyordu.
Ama bir şeyden emindi.
Onu görmesi gerekiyordu.
Çünkü yıllar önce verdiği bir sözün yankısı hâlâ zihnindeydi.
Seni koruyacağım.
Aurelion gözlerini kapatıp kısa bir nefes aldı.
“Bu kez…”
Fısıldadı.
“Ben seni bulacağım.”
Tam o anda at huzursuzlandı.
Birden yön değiştirmeye çalıştı.
Aurelion dizginleri sıkıca tuttu.
“Sakin ol!”
Fakat hayvan daha da telaşlandı.
Bir sonraki anda Aurelion dengesini kaybetti.
Yere düştüğünde dünya bir anda karardı.
Gözleri kapanmadan önce gördüğü son şey gökyüzü oldu.
Sonra hiçbir şey.
Eryndor geçidinde Vaelis görev başındaydı.
Günlerdir sınır bölgesindeki sorunlarla ilgileniyordu.
Fakat o gün içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk vardı.
Sanki bir şey yaklaşmıştı.
Bir asker hızla yanına geldi.
“Komutan!”
Vaelis döndü.
“Ne oldu?”
Asker elindeki mektubu uzattı.
“Başkentten haber geldi.”
Vaelis mektubu aldı.
Mührü gördüğü anda içindeki huzursuzluk büyüdü.
Kraliyet mührü.
Mektubu açtı.
Tek bir cümle vardı.
“Prens Aurelion kayıp.”
Vaelis'in yüzündeki bütün ifade silindi.
Mektup elinden düşecek gibi oldu.
“Ne zaman?”
Asker cevap verdi.
“Bugün, Komutan.”
Vaelis başını kaldırdı.
“Ne kadar zamandır kayıp?”
“Birkaç saattir.”
Vaelis hiç tereddüt etmedi.
“Hazırlanın.”
“Komutan?”
“Bütün birlik.”
“Görevi bırakacak mıyız?”
Vaelis atına doğru yürüdü.
“Benim için şu anda tek bir görev var.”
Atına bindi.
“Prensi bulmak.”
Saatler süren aramanın ardından, ormanın kenarında bir iz bulundu.
Vaelis attan indi.
Askerlerin seslerini bile duymuyordu artık.
Sadece etrafına bakıyordu.
Sonra...
Biraz ileride yerde hareketsiz yatan kişiyi gördü.
Vaelis'in kalbi duracak gibi oldu.
“Aurelion…”
Koştu.
Dizlerinin üzerine çöktü.
“Majesteleri…”
Cevap yoktu.
Vaelis titreyen elleriyle Aurelion'un nabzını kontrol etti.
Bir süre hiçbir şey hissedemediğini sandı.
Sonra...
Zayıf da olsa bir ritim vardı.
Yaşıyordu.
Vaelis gözlerini kapattı.
Sanki saatlerdir tuttuğu nefesi o anda bıraktı.
“Tanrım…”
Başını eğdi.
“Seni kaybettiğimi sandım, prensim.”
Aurelion cevap vermedi.
Vaelis onu dikkatlice kucağına aldı.
“Bu kez seni buldum.”
Sarayda doktorlar saatler boyunca Aurelion'la ilgilendi.
Fakat sonunda odadan çıktıklarında yüzlerindeki ifade kimseye umut vermiyordu.
Vaelis kapının önünde bekliyordu.
“Ne durumda?”
Doktor sessizce başını eğdi.
“Prens yaşıyor.”
Vaelis'in bakışları sertleşti.
“Ama?”
“Bilinci kapalı.”
“Ne zaman uyanacak?”
Doktor cevap vermeden önce kısa bir süre sustu.
“Bunu bilmiyoruz.”
Vaelis'in yüzündeki ifade değişmedi.
“Ne demek bilmiyorsunuz?”
“Birkaç saat içinde de olabilir... daha uzun sürebilir.”
Doktor gözlerini yere indirdi.
“Uyandığında nasıl olacağını da söylemek mümkün değil.”
Vaelis kapının diğer tarafına baktı.
Aurelion oradaydı.
Sessiz.
Hareketsiz.
Ve belki de zihninin içinde, kimsenin ulaşamadığı bir yerde geçmişi yeniden şekilleniyordu.
Belki uyandığında her şeyi hatırlayacaktı.
Belki sadece birkaç parçayı.
Belki de hiçbir şeyi.
Fakat bir ihtimal daha vardı.
Uyandığında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Çünkü Aurelion'un hatırladığı ilk şey bir isim değil...
Bir söz olmuştu.
“Seni koruyacağım.”
Ve o söz, yirmi yıl boyunca unutulmuş olsa bile yeniden yüzeye çıkmıştı.
Vaelis kapının önünde sessizce bekledi.
İçinden tek bir cümle geçti:
“Bu kez uyan, Aurelion.”
Çünkü biliyordu.
Prens gözlerini açtığında ya geçmişin bütün kapıları açılacaktı...
Ya da Aurelion, kendi zihninin karanlığında biraz daha kaybolacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.