53. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡Yan hikaye bölüm 4
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 4
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime · Okuduğun bölüm
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yan Hikâye — Bölüm 4
Vaelis'in Dönüşü
Siyah kapının kaybolmasının üzerinden üç gün geçmişti.
Üç gün boyunca hiçbir şey değişmedi.
Şehir aynıydı.
Gökyüzü aynı renkteydi.
Sokaklar aynı yerdeydi.
Ama Rowan'ın içinde bir şey değişmişti.
Her gece aynı rüyayı görüyordu.
Taş bir merdiven.
Uzun bir koridor.
Karanlık bir oda.
Ve uzaktan gelen bir ses.
“Yerimi geri istiyorum.”
Her uyandığında bunu hatırlamıyordu.
Sadece göğsünde açıklayamadığı bir ağırlık kalıyordu.
O gece de aynı şey oldu.
Rowan gözlerini açtığında odanın karanlık olduğunu gördü.
Aurelion hâlâ uyuyordu.
Rowan yatağından kalktı.
Pencereye yürüdü.
Dışarı baktı.
Şehir sessizdi.
Fakat sokağın sonunda biri duruyordu.
Siyah bir siluet.
Rowan'ın kalbi hızlandı.
“Kim var orada?”
Siluet hareket etmedi.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
Rowan onu gördüğü anda nefesi kesildi.
Vaelis.
Kapı açıldığında Aurelion uyandı.
“Rowan?”
Cevap yoktu.
Aurelion yataktan kalktı.
Koridora çıktığında Rowan'ı gördü.
Ama Rowan yalnız değildi.
Karşısında Vaelis duruyordu.
Aurelion'un yüzündeki bütün renk çekildi.
“Sen…”
Vaelis gözlerini ona çevirdi.
“Sonunda.”
Aurelion bir adım öne çıktı.
“Buraya nasıl geldin?”
Vaelis'in bakışları yeniden Rowan'a döndü.
“Burası onun dünyası.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ben de bu dünyanın ne kadar yaşayacağını biliyorum.”
Rowan kaşlarını çattı.
“Ne istiyorsun?”
Vaelis ona doğru yürüdü.
“Yerini.”
Aurelion hemen Rowan'ın önüne geçti.
“Onun yerini alamazsın.”
Vaelis durdu.
“Alabilirim.”
“Sen bir yansımadan ibaretsin.”
“Hayır.”
Vaelis'in sesi sakindi.
“Ben onun geçmişiyim.”
Sonra Rowan'a baktı.
“Sen ise onun geleceğisin.”
Rowan hiçbir şey söylemedi.
Vaelis devam etti:
“Beni sildiğini düşündün.”
“Fakat hikâyeden silinen her şey yok olmaz.”
Aurelion'un sesi sertleşti.
“Rowan'dan uzak dur.”
Vaelis'in gözleri Aurelion'a çevrildi.
“Onu gerçekten tanıyor musun?”
Aurelion sustu.
Vaelis'in yüzünde acı bir gülümseme oluştu.
“Henüz hatırlamıyorsun.”
Sonra yeniden Rowan'a döndü.
“Ben hatırlıyorum.”
Her şey bir anda oldu.
Rowan geri çekilmeye çalıştı.
Aurelion ona ulaşmak için hareket etti.
Ama Vaelis çoktan önündeydi.
Kısa bir hareket.
Rowan'ın gözleri büyüdü.
Aurelion'un sesi koridorda yankılandı.
“ROWAN!”
Rowan yere düşerken Aurelion onu yakaladı.
“Hayır…”
Aurelion dizlerinin üzerine çöktü.
Rowan'ı kollarında tuttu.
“Hayır, hayır… Bana bak.”
Rowan'ın gözleri yavaşça Aurelion'a çevrildi.
Aurelion'un elleri titriyordu.
“Beni duyuyor musun?”
Rowan çok hafifçe nefes aldı.
“Aurelion…”
“Buradayım.”
“Ben…”
Sesi giderek zayıfladı.
“Sanırım… seni yine buldum.”
Aurelion'un gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Beni bırakma.”
Rowan ona baktı.
Ve o anda yüzünde küçük bir huzur belirdi.
“Bu kez…”
Kısa bir sessizlik.
“Ben bırakmadım.”
Aurelion başını salladı.
“Konuşma.”
Rowan gözlerini kapattı.
Aurelion onu daha sıkı tuttu.
“Lütfen…”
Ama Rowan'ın bedeni yavaşça ışığa dönüşmeye başladı.
Aurelion dondu.
“Hayır.”
Parmaklarının arasından ışık süzüldü.
“Hayır!”
Rowan'ın bedeni kollarının arasında giderek saydamlaştı.
Aurelion onu tutmaya çalıştı.
Fakat hiçbir şey tutamadı.
Sonunda Rowan tamamen kayboldu.
Geriye yalnızca boşluk kaldı.
Aurelion uzun süre hareket etmedi.
Sonra başını kaldırdı.
Gözleri Vaelis'e çevrildi.
Yüzündeki acı yerini sessiz bir öfkeye bıraktı.
Ayağa kalktı.
Vaelis'e doğru bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Ellerini sıktı.
“Sen…”
Bir anda durdu.
Vaelis kollarını iki yana açmıştı.
Sanki saldırmasını beklemiyordu.
Sanki başka bir şey biliyordu.
Aurelion'un bakışları Vaelis'in gözlerine kilitlendi.
Ve o gözlerde…
Rowan'ı gördü.
Aynı bakış.
Aynı sessizlik.
Aynı kırgınlık.
Aurelion'un öfkesi çözüldü.
Vaelis fısıldadı:
“Hatırlamıyorsun.”
Aurelion'un gözleri doldu.
“Ama kalbin hatırlıyor.”
Aurelion bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Ve sonunda Vaelis'in önünde durdu.
Vaelis kollarını açık tuttu.
Aurelion ona sarıldı.
İki beden birbirine değdiği anda dünya sarsıldı.
Sokaklar çatlamadı.
Binalar yıkılmadı.
Hiçbir şey parçalanmadı.
Sadece…
yok oldu.
Gökyüzü silindi.
Şehir silindi.
Sokaklar, evler, taşlar, ışıklar…
Hepsi beyaz bir boşluğun içinde kayboldu.
Ve son olarak Aurelion ile Vaelis de ortadan kayboldu.
Rowan'ın yazdığı dünya…
tamamen sona erdi.
--------------------
Aurelion gözlerini açtı.
İlk hissettiği şey ağrıydı.
İkinci hissettiği şey…
tanıdık bir sessizlikti.
Gözlerini birkaç kez kırpıştırdı.
Tavanı tanıyordu.
Oda tanıdıktı.
Duvarlar.
Perdeler.
Taş zemin.
Ama hiçbirini neden tanıdığını bilmiyordu.
Başını çevirdi.
Başucunda biri oturuyordu.
Kızıl saçları omuzlarına düşüyordu.
Üzerinde kraliyet muhafızlarının üniforması vardı.
Aurelion birkaç saniye ona baktı.
Vaelis.
Vaelis hemen ayağa kalktı.
“Uyandınız.”
Aurelion'un sesi kısıktı.
“Ne…”
Bir an durdu.
“Ne oldu?”
Vaelis sakin görünüyordu.
“Cezalandırılmanızın ardından sizi odanıza getirdim.”
Aurelion kaşlarını çattı.
“Cezalandırılmam…”
Hatırlamaya çalıştı.
Parçalar zihninde belirdi.
Kral.
Taht.
Emir.
Vaelis.
Acı.
Sonra karanlık.
Aurelion gözlerini kapattı.
“Evet.”
Vaelis yatağın kenarındaki ilaçlara baktı.
“Yaralarınızın bakımını yaptım.”
Aurelion gözlerini tekrar açtı.
Vaelis'e baktı.
Uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sonunda fısıldadı:
“Ben…”
Vaelis bekledi.
“Bir rüya gördüm.”
Vaelis'in yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.
Ama elleri yavaşça sıkıldı.
“Nasıl bir rüya?”
Aurelion tavana baktı.
“Garipti.”
Bir süre sustu.
“Başka bir dünyadaydım.”
Vaelis'in bakışları değişti.
“Devam edin.”
“Orada…”
Aurelion'un kalbi hızlandı.
“Rowan diye biri vardı.”
Vaelis'in gözleri bir anlığına kapandı.
Aurelion bunu fark etmedi.
“Onu kaybettim.”
Sessizlik.
“Sonra seni gördüm.”
Vaelis'in yüzü ifadesizdi.
“Beni mi?”
Aurelion başını çevirdi.
“Evet.”
Bir an Vaelis'e baktı.
Sonra şaşkınlıkla fısıldadı:
“Ve sana sarıldım.”
Vaelis'in nefesi kısa bir anlığına kesildi.
Aurelion ise bunu neden yaptığını anlayamıyordu.
“Çok tuhaf.”
Vaelis yavaşça yatağın yanına oturdu.
“Rüyalar bazen gerçeğe benzeyebilir.”
Aurelion ona dikkatle baktı.
“Sen neden ağlıyor gibisin?”
Vaelis hemen yüzünü çevirdi.
“Öyle değil.”
Aurelion birkaç saniye sustu.
Sonra tekrar konuştu.
“Rüyamda…”
Bir an durdu.
“Sen her şeyi biliyordun.”
Vaelis'in bakışları ona döndü.
“Belki de biliyorum.”
Aurelion şaşırdı.
“Ne?”
Vaelis cevap vermedi.
Çünkü o anda odanın dışından bir çan sesi duyuldu.
Bir.
İki.
Üç.
Vaelis başını kapıya çevirdi.
Aurelion ise anlam veremeden onu izledi.
Vaelis ayağa kalktı.
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
Arkasını döndü.
Aurelion'a baktı.
Bu kez gözlerinde askerlerin korktuğu o soğukluk yoktu.
Sanki yirmi yılın yükünü tek başına taşıyordu.
“Majesteleri…”
Aurelion kaşlarını kaldırdı.
“Evet?”
Vaelis çok alçak bir sesle konuştu.
“Bir gün beni hatırlayacaksınız.”
Aurelion hiçbir şey anlamadı.
“Ne demek istiyorsun?”
Vaelis kapıyı açtı.
“Hiçbir şey.”
Kapı kapandı.
Aurelion odada yalnız kaldı.
Fakat masanın üzerinde bir şey vardı.
Daha önce orada olmayan küçük, siyah bir defter.
Aurelion yavaşça elini uzattı.
Defteri açtı.
İlk sayfa boştu.
Sonra mürekkep kendiliğinden belirmeye başladı.
Tek bir cümle yazıldı:
“İlk hikâye yeniden başladı.”
Aurelion'un eli dondu.
Bir satır daha oluştu.
“Ama bu kez Vaelis hatırlıyor.”
Ve son olarak:
“Rowan henüz doğmadı.”
Bölüm etkileşimi
