28. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡28.bolum
Bölümler 66Şu an: 28.bolum
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zindanın Sessizliği
Rowan gözlerini açtığında ilk hissettiği şey baş dönmesiydi.
Bir süre nerede olduğunu anlayamadı. Görüşü bulanıktı; tavandaki taşların arasından süzülen loş ışık gözlerine vuruyor, çevresinden gelen metal sesleri ise zihninin içinde yankılanıyordu. Kıpırdamaya çalıştığında ellerinin bağlı olduğunu fark etti.
Soğuk taş zeminin üzerinde yatıyordu.
Duvarlar nemliydi.
Hava ağırdı.
Ve bulunduğu yer, gerçek bir mekândan çok, bir kitabın en karanlık sayfalarından birinin içine hapsedilmiş gibiydi.
Rowan başını çevirdi.
“Aurelion…”
Onu birkaç adım ötede gördü.
Aurelion da bağlıydı. Üzerindeki kıyafetler kirlenmiş, yüzündeki yorgunluk bakışlarına kadar işlemişti. Fakat bütün bunlara rağmen gözlerinde hâlâ sönmemiş bir ışık vardı.
Rowan’ı gördüğü anda o ışık değişti.
Gözleri doldu.
“Rowan…”
Sesi çok kısıktı.
“Beni… affet.”
Rowan’ın göğsü sıkıştı.
Aurelion’un söylediklerini anlamlandırmaya çalışırken ona doğru yaklaşmaya çalıştı. Zincirlerin izin verdiği kadar hareket edebildi ve sonunda elini Aurelion’un eline ulaştırdı.
Parmakları birbirine değdi.
“Beni buraya getiren sensin,” dedi Rowan sessizce.
Aurelion gözlerini kapattı.
“Biliyorum.”
Rowan elini bırakmadı.
“Ve seni buradan çıkaracağım.”
Aurelion gözlerini açtı.
O bakışta korkunun yanında başka bir şey daha vardı.
İnanç.
Çünkü Rowan bunu söylediğinde, içinde hâlâ bir çıkış yolu olduğuna inanmak istiyordu.
Tam o sırada zindanın ağır kapısı açıldı.
Metal sesleri taş duvarlarda yankılandı.
İçeri birkaç muhafız girdi.
Yanlarında, bu dünyanın ne kadar acımasız olduğunu açıkça gösteren eşyalar vardı.
Rowan’ın bakışları sertleşti.
Aurelion ise sessizleşti.
Muhafızlardan biri alaycı bir ifadeyle onlara yaklaştı.
“Demek sonunda uyandınız.”
Rowan cevap vermedi.
Aurelion da başını eğmedi.
İkisi de korkuyordu.
Ama korkularını birbirlerinin yanında belli etmek istemiyorlardı.
Muhafızlar onları sorgulamaya başladığında Rowan’ın zihni durmadı.
Çıkış.
Kapı.
Zincirler.
Muhafızların sayısı.
Zindanın yapısı.
Her ayrıntıyı tek tek gözlemliyordu.
Çünkü burada güçle karşı koyamayacağını biliyordu.
Akılla karşı koyması gerekiyordu.
Aurelion’un başına gelenler karşısında içi parçalanırken bile zihninin bir köşesinde aynı düşünce dönüp duruyordu:
Buradan çıkacağız.
Rowan gözlerini Aurelion’a çevirdi.
“Sakın kendini bırakma,” diye fısıldadı.
Aurelion ona baktı.
“Beni duyuyor musun?”
Aurelion başını hafifçe salladı.
Rowan devam etti:
“Söz veriyorum, seni buradan çıkaracağım.”
Bu söz, zindanın soğukluğuna rağmen aralarında küçük bir ışık gibi kaldı.
Dışarıdan bakıldığında iki tutsaktılar.
Fakat birbirlerine baktıkları anda, ikisinin de içinde aynı kararlılık yeniden doğuyordu.
Pes etmeyeceklerdi.
Bir süre sonra muhafızlardan biri dikkatsizce Rowan’a fazla yaklaştı.
Rowan bekledi.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra fırsatı gördü.
Ani bir hareketle muhafızın dengesini bozdu.
Muhafız geriye savrulurken diğerleri bir anlığına şaşkınlık yaşadı.
O küçücük an…
Yeterliydi.
Rowan Aurelion’a baktı.
“Şimdi.”
Aurelion başını salladı.
İkisi aynı anda harekete geçti.
Zincirlerin çıkardığı ses zindanın içinde yankılanırken, birkaç saniyeliğine düzen tamamen bozuldu.
Rowan’ın gözleri Aurelion’unkilerle buluştu.
“Birlikteyiz.”
Sesi kararlıydı.
“Ne olursa olsun.”
Aurelion’un yüzünde yorgun ama gerçek bir gülümseme belirdi.
“Birlikteyiz.”
Ardından gözleri kısa bir süreliğine etraflarında dolaştı.
Duvarlar.
Taşlar.
Kapı.
Ve onları buraya getiren kitap.
“Her şeyi yazdım,” dedi Aurelion acıyla.
“Krallığı, savaşları, karakterleri… geleceği bile.”
Bakışları karardı.
“Ama bunu tahmin etmemiştim.”
Rowan onu dinledi.
Aurelion devam etti:
“Bu kitap…”
Bir an sustu.
“Bizi burada deniyor.”
Rowan başını kaldırdı.
Gözlerinde korkudan eser kalmamıştı.
“Oyununu bitireceğiz.”
Aurelion ona baktı.
Rowan’ın sesi daha da kararlı hâle geldi.
“Bu kez kuralları o belirlemeyecek.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Rowan ekledi:
“Biz belirleyeceğiz.”
Zindan yeniden sessizliğe gömüldü.
Yalnızca zincirlerin metal sesi ve uzak koridorlardan gelen ayak sesleri duyuluyordu.
Fakat artık o sessizlik eskisi gibi değildi.
Çünkü iki tutsak, birbirlerinin yanında oldukları sürece hâlâ seçim yapabileceklerini anlamıştı.
Burası sadece bir zindan değildi.
Kitabın onlar için hazırladığı yeni bir sınavdı.
Dışarıda daha büyük bir plan onları bekliyordu.
Ve ikisi de artık biliyordu:
Bu dünyanın kuralları ne kadar acımasız olursa olsun, birbirlerinden vazgeçmedikleri sürece hikâyenin sonunu kitap tek başına yazamayacaktı.
Bölüm etkileşimi
