54. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡Yan hikaye bölüm 5
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 5
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime · Okuduğun bölüm
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yan Hikâye — Bölüm 5
Hatırlayan Kişi
Aurelion uzun süre masanın üzerindeki siyah deftere baktı.
“İlk hikâye yeniden başladı.”
Altındaki cümle ise zihninden çıkmıyordu.
“Ama bu kez Vaelis hatırlıyor.”
Ve son satır…
“Rowan henüz doğmadı.”
Aurelion parmaklarını sayfanın üzerinde gezdirdi.
“Rowan…”
Bu ismi söylemek bile içinde açıklayamadığı bir boşluk oluşturuyordu.
Onu tanımıyordu.
En azından aklı öyle söylüyordu.
Ama kalbi…
Kalbi bu ismi duyduğunda sanki yıllardır kayıp olan bir şeyi arıyormuş gibi davranıyordu.
Aurelion defteri kapattı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Vaelis içeri girdi.
Her zamanki gibi sessizdi.
Aurelion başını kaldırdı.
“Vaelis.”
“Majesteleri.”
“Bana bir şey söyle.”
Vaelis durdu.
“Ne hakkında?”
“Az önce gördüğüm rüya.”
Vaelis'in yüzü değişmedi.
“Rüyalar hakkında ne söyleyebilirim?”
Aurelion gözlerini kıstı.
“Bana yalan söyleme.”
Sessizlik.
Vaelis yavaşça kapıyı kapattı.
Sonra Aurelion'a döndü.
“Ne hatırlıyorsunuz?”
Aurelion cevap vermeden önce düşündü.
“Başka bir dünya.”
Vaelis sustu.
“Rowan.”
Vaelis'in gözlerinde belli belirsiz bir hareket oldu.
Aurelion bunu fark etti.
“Onu tanıyorsun.”
“Hayır.”
“Yalan.”
Vaelis ilk kez gözlerini kaçırdı.
Aurelion ayağa kalkmaya çalıştı ama ağrı nedeniyle yeniden yatağa oturdu.
“Sen onu tanıyorsun.”
Vaelis birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.
Sonunda:
“Evet.”
Aurelion'un kalbi hızlandı.
“Kim o?”
Vaelis ona baktı.
“Bilmemeniz gereken biri.”
“Benim rüyamda neden vardı?”
“Çünkü artık hikâyenin dışında değilsiniz.”
Aurelion kaşlarını çattı.
“Ne demek bu?”
Vaelis yaklaşarak masanın üzerindeki defteri aldı.
“Bu dünya sizin yazdığınız dünya.”
Aurelion'un yüzü gerildi.
“Bunu zaten biliyorum.”
“Hayır.”
Vaelis defteri açtı.
“Hatırladığınızı sanıyorsunuz.”
Sayfayı çevirdi.
“Fakat aslında sadece size izin verilen kısmını hatırlıyorsunuz.”
Vaelis parmağını boş sayfanın üzerinde gezdirdi.
“Yirmi yıl önce bu dünyaya girdiniz.”
Aurelion'un nefesi kesildi.
“Yirmi yıl…”
“Evet.”
“Ben burada doğdum.”
“Hayır.”
Aurelion sustu.
Vaelis devam etti:
“Buraya yazdığınız hikâyenin içine çekildiniz.”
Aurelion'un zihninde kısa bir görüntü belirdi.
Bir masa.
Bir kalem.
Bir kitap.
Ve karşısında bir isim.
Rowan.
Aurelion gözlerini kapattı.
Başının içinde ani bir uğultu oluştu.
“Ben…”
Vaelis hemen defteri kapattı.
“Henüz değil.”
Aurelion gözlerini açtı.
“Ne?”
“Hatırlamak için henüz erken.”
“Buna sen karar veremezsin.”
Vaelis'in sesi sakindi.
“Tam tersine.”
Aurelion'a baktı.
“Bu kez her şeyi ben kontrol edeceğim.”
Aurelion bir anda ayağa kalktı.
“Beni neden geri getirdin?”
Vaelis cevap vermedi.
“Beni duyuyor musun?”
“Evet.”
“Öyleyse cevap ver.”
Vaelis uzun süre Aurelion'a baktı.
Sonunda:
“Çünkü sizi kaybetmek istemiyorum.”
Aurelion şaşırdı.
“Beni?”
“Evet.”
“Beni neden kaybetmek istemeyesin?”
Vaelis'in yüzünde çok hafif bir gülümseme belirdi.
“Çünkü sizi kaybettiğimde…”
Sesi kısıldı.
“…ben de yok olacağım.”
Aurelion'un bakışları sertleşti.
“Sen Vaelis'sin.”
“Evet.”
“Benim yarattığım karakter.”
Vaelis başını salladı.
“Öyleydim.”
Aurelion'un yüzü değişti.
“Öyleydin?”
Vaelis pencereye yürüdü.
Dışarıda sarayın bahçesi görünüyordu.
Aynı taş yollar.
Aynı ağaçlar.
Aynı duvarlar.
Ama Vaelis'in bakışlarında artık geçmişe ait bir şey vardı.
“Beni siz yazdınız.”
“Evet.”
“Beni siz yarattınız.”
“Evet.”
“Bana sizin acınızı verdiniz.”
Aurelion sustu.
Vaelis devam etti:
“Öfkenizi.”
Bir adım attı.
“Yalnızlığınızı.”
Bir adım daha.
“Ve terk edilmişlik hissinizi.”
Aurelion'un elleri titredi.
“Yeter.”
“Sonra beni sizden uzaklaştırdınız.”
“Yeter dedim.”
“Ve sonunda beni düşmanınız yaptınız.”
Aurelion başını eğdi.
Çünkü bunların hepsinin doğru olduğunu biliyordu.
Fakat Vaelis'in söylemediği bir şey daha vardı.
Kendi iradesini.
Vaelis artık yalnızca yazılmış bir karakter değildi.
Hikâyenin içinde kendi kararlarını verebilen bir varlığa dönüşmüştü.
“Peki Rowan?”
Bu kez soruyu Aurelion sordu.
Vaelis durdu.
“Onu neden öldürdün?”
Odanın havası ağırlaştı.
Vaelis yavaşça Aurelion'a döndü.
“Çünkü onun yerinde ben olmak istedim.”
Aurelion'un gözleri büyüdü.
“Ne?”
“Onun sahip olduğu şeyi istedim.”
“Benim sevgimi mi?”
Vaelis cevap vermedi.
Bu sessizlik yeterliydi.
Aurelion'un yüzünde acı bir ifade oluştu.
“Sen…”
Vaelis gözlerini kapattı.
“Beni yaratan kişi sizdiniz.”
“Bu sana beni sevme hakkı vermez.”
“Biliyorum.”
“Rowan'ın yerini alma hakkı da vermez.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden?”
Vaelis gözlerini açtı.
“Çünkü onun her defasında sizi bulmasını izledim.”
Aurelion sustu.
“Başka dünyalarda.”
“Başka hayatlarda.”
“Başka yüzlerle.”
Vaelis'in sesi ilk kez kırıldı.
“Her defasında siz ona döndünüz.”
Aurelion ona baktı.
“Ve sen?”
“Ben hep geride kaldım.”
Sessizlik.
“Bu yüzden bu kez…”
Vaelis bir adım attı.
“Ben sizi geri getirdim.”
Aurelion'un kalbi hızlandı.
“Rowan'ın olmadığı bir zamana.”
Vaelis başını salladı.
“Henüz doğmadığı bir zamana.”
Aurelion fısıldadı:
“Onu değiştireceksin.”
“Hayır.”
“Öyleyse ne yapacaksın?”
Vaelis'in cevabı gecikmedi.
“Bu kez hikâyeyi ben yazmayacağım.”
Defteri Aurelion'a uzattı.
“Bu kez…”
Bakışları derinleşti.
“…hikâyenin beni seçmesini sağlayacağım.”
O gece Aurelion tekrar uyudu.
Ve yine aynı rüyayı gördü.
Taş merdivenler.
Bahçe.
Çocukluk.
Bir çocuk ona gülümsüyordu.
Aurelion elini uzattı.
“Sen kimsin?”
Çocuk cevap vermedi.
Sadece elini tuttu.
Sonra görüntü değişti.
Bir genç adam.
Yağmurlu bir sokak.
Birbirine bakan iki kişi.
Aurelion o yüzü tanımıyordu.
Ama kalbi tanıyordu.
Rowan.
Aurelion ona doğru koştu.
“Bekle!”
Rowan arkasını döndü.
Gülümsedi.
Ve tek bir şey söyledi:
“Bu kez beni sen bul.”
Aurelion uyandı.
Nefes nefeseydi.
Odanın karanlığında başucuna baktı.
Vaelis oradaydı.
Sessizce onu izliyordu.
Aurelion fısıldadı:
“Rowan'ı gördüm.”
Vaelis'in gözlerinde hiçbir şaşkınlık yoktu.
“Biliyorum.”
Aurelion dondu.
“Sen de gördün mü?”
Vaelis başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Öyleyse nasıl biliyorsun?”
Vaelis ayağa kalktı.
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
“Çünkü o rüyayı…”
Aurelion'a baktı.
“…ben de yirmi yıldır görüyorum.”
Kapı kapandı.
Aurelion yalnız kaldı.
Ve ilk kez fark etti:
Vaelis yalnızca geçmişi hatırlamıyordu.
Vaelis, Rowan'ı Aurelion'dan çok daha uzun zamandır bekliyordu.
Bölüm etkileşimi
