18.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 66Şu an: 18.bolum
  1. 1 Bölüm 11.441 kelime
  2. 2 Bölüm 21.095 kelime
  3. 3 Bölüm 31.282 kelime
  4. 4 Bölüm 41.270 kelime
  5. 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
  6. 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
  7. 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
  8. 8 8.Bölüm740 kelime
  9. 9 9.bölüm859 kelime
  10. 10 10.bölüm1.117 kelime
  11. 11 11.bölüm1.045 kelime
  12. 12 12.bölüm978 kelime
  13. 13 13.bolum1.083 kelime
  14. 14 14.bolüm865 kelime
  15. 15 15.bölüm834 kelime
  16. 16 16.bolum928 kelime
  17. 17 17.bölüm901 kelime
  18. 18 18.bolum1.000 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 19.bölüm1.008 kelime
  20. 20 20.bolum888 kelime
  21. 21 21.bölüm921 kelime
  22. 22 22.bölüm884 kelime
  23. 23 23.bolum1.008 kelime
  24. 24 24.bölüm746 kelime
  25. 25 25.bolum871 kelime
  26. 26 26.bölüm751 kelime
  27. 27 27.bölüm882 kelime
  28. 28 28.bolum569 kelime
  29. 29 29.bolum875 kelime
  30. 30 30.bolum908 kelime
  31. 31 31.bolum1.107 kelime
  32. 32 32.bolum882 kelime
  33. 33 33.bolum861 kelime
  34. 34 KARAKTERLER
  35. 35 34.bolu.1.007 kelime
  36. 36 35.bolum589 kelime
  37. 37 36.bolum919 kelime
  38. 38 37.bolum694 kelime
  39. 39 38.bolum1.088 kelime
  40. 40 38.5319 kelime
  41. 41 38.6569 kelime
  42. 42 39.bolum1.124 kelime
  43. 43 40.bolum1.182 kelime
  44. 44 41.bolum1.088 kelime
  45. 45 42.bolum1.133 kelime
  46. 46 43.bolum1.044 kelime
  47. 47 44.bolum1.013 kelime
  48. 48 45.bolum923 kelime
  49. 49 46.bolum final.1.386 kelime
  50. 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
  51. 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
  52. 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
  53. 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
  54. 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
  55. 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
  56. 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
  57. 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
  58. 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
  59. 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
  60. 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
  61. 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
  62. 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
  63. 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
  64. 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
  65. 65 Özel bölüm888 kelime
  66. 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..

Üç Yol

Kitap bir kez daha kendi kendine açıldı.
Fakat bu kez önceki seferlerde olduğu gibi sayfalar birbirine çarpmadı, rüzgârın görünmez bir eli tarafından savrulmadı ya da odanın içinde huzursuzca titremedi. Aksine, sanki ne yaptığını biliyormuş gibi, ağır ve ölçülü hareketlerle birkaç sayfa çevrildi ve sonunda tam ortasında durdu.
Sessizlik çöktü.
Öylesine derin bir sessizlikti ki Rowan kendi nefesinin sesini bile fazla yüksek buldu.
Aurelion da kıpırdamıyordu.
İkisinin de gözleri aynı noktaya kilitlenmişti.
Bu sayfa sıradan değildi.
Rowan bunu daha ilk bakışta anlamıştı.
Sayfanın üst kısmında hiçbir başlık bulunmuyordu. Ne bölüm adı vardı ne tarih ne de kitabın daha önce kullandığı o anlaşılmaz açıklamalardan biri.
Sadece üç daire çizilmişti.
Yan yana değil.
Birbirlerinden belirli bir mesafeyle ayrılmış, sanki her biri farklı bir kapıyı temsil ediyormuş gibi sayfanın ortasına yerleştirilmişlerdi.
Birinci daire tamamen siyaha boyanmıştı.
İkincisi koyu kırmızıydı.
Üçüncüsü ise neredeyse görünmeyecek kadar soluktu. Sanki birileri onu çizmiş, ardından pişman olup silmeye çalışmıştı.
Rowan birkaç saniye boyunca yalnızca o üç daireye baktı.
İçinde kötü bir his yükseldi.
Bu, daha önce hissettiği korkuya benzemiyordu.
Bu kez korkunun kaynağı ne olacağını bilmemek değildi.
Tam tersine…
Bir şeyin seçeneklerini görmekten korkuyordu.
Parmakları sayfanın kenarında istemsizce gerildi.
Sonunda okumaya başladı.

I. YOL
“Prens Aurelion ölür.”
“Taht korunur.”
“Krallık hayatta kalır.”
Rowan’ın gözleri son satırda durdu.
Ve dünya bir anda değişti.
Görüntüler zihnine doldu.
Taş bir salon…
Soğuk ve yüksek duvarlar…
Sarayın ağır sütunları arasında yankılanan sessizlik…
Aurelion dizlerinin üzerinde duruyordu.
Üzerindeki kıyafetler dağılmış, başı hafifçe öne eğilmişti. Karşısında ise kral vardı. Yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu.
Sonra bir emir duyuldu.
Keskin.
Soğuk.
Geri dönüşü olmayan bir emir.
Rowan görüntünün devamını görmek istemedi.
Ama kitap ona bunu seçme hakkı vermiyordu.
Kalabalık susuyordu.
Kimse Aurelion için konuşmuyordu.
Kimse öne çıkmıyordu.
Ve bir süre sonra her şey sona erdi.
Saray hâlâ ayaktaydı.
Bayraklar hâlâ kulelerde dalgalanıyordu.
Taht yerindeydi.
Krallık parçalanmamıştı.
Dışarıdaki insanlar yaşamaya devam ediyordu.
Her şey…
sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu.
Rowan gözlerini hızla kapattı.
İlk yolun ne anlama geldiğini anlamıştı.
Bu yol, en az şeyi değiştiren yoldu.
En az kaosu doğuran…
En az insanın hayatını sarsan…
Kitabın gözünde belki de en kusursuz yoldu.
Ama o kusursuzluğun bedeli Aurelion'du.
Rowan’ın göğsünde ağır bir sıkışma oluştu.
Bir insanın hayatı, binlerce kişinin huzuru için ne kadar kolay feda edilebilirdi?
Kitap bunu sormuyordu.
Çünkü kitap için cevap zaten belliydi.
Bir insan.
Bir prens.
Bir kader.
Ve karşılığında korunmuş bir krallık.
Rowan yutkundu ve gözlerini açtı.
Sayfa hâlâ önündeydi.

II. YOL
Kırmızı daire, sanki Rowan’ın bakışını bekliyormuş gibi hafifçe parladı.
Altındaki yazılar ortaya çıktı.
“Prens Aurelion yaşar.”
“Taht çatlar.”
“Dünya yanar.”
Bu kez görüntüler beklemedi.
Bir anda patladı.
Alevler.
Çığlıklar.
Koşan insanlar.
Sarayın yüksek duvarlarında açılan çatlaklar.
Kulelerden yükselen duman.
Gökyüzünü kaplayan karanlık.
İsyan.
Krallığın dört bir yanında büyüyen kaos.
Taş yolların üzerinde birbirine karışan askerler ve halk…
Sonra saray.
Çöken bir kule.
Yıkılan bir duvar.
Ve bütün bunların ortasında Aurelion.
Ayaktaydı.
Hayattaydı.
Fakat yüzünde zafer yoktu.
Gözlerinde yalnızca korkunç bir yalnızlık vardı.
Sanki onu kurtarmak için geride kalan her şeyi kaybetmişti.
Rowan’ın karşısında duruyordu.
Bir an için Aurelion’un bakışları doğrudan ona çevrildi.
O bakışta tek bir soru vardı.
“Bunu sen seçtin.”
Rowan’ın nefesi kesildi.
Görüntü kayboldu.
Oda yeniden karşısına geldi.
Fakat Rowan artık kitabın ne yaptığını anlamaya başlamıştı.
İlk yol Aurelion’u alıyordu.
İkinci yol ise Aurelion’u bırakıyor ama karşılığında dünyayı istiyordu.
İkisinin arasında sıkışıp kalmıştı.
Aurelion sessizce sayfaya baktı.
Sonra Rowan’a.
“Beni kurtarırsan…” dedi yavaşça.
Cümlesinin devamını getiremedi.
Çünkü ikisi de cevabı biliyordu.
Rowan başını eğdi.
“Her şeyin yanması gerekiyor.”
Aurelion cevap vermedi.
Ve bu sessizlik, söylenebilecek her şeyden daha ağırdı.
Sonra Rowan’ın gözleri üçüncü daireye kaydı.
Soluk olan.
Silinmek üzereymiş gibi duran.
Sanki kitabın bile varlığını kabul etmek istemediği yol.
III. YOL
Sayfada yalnızca üç satır belirdi.
“Gözlemci ölür.”
“Zaman sıfırlanır.”
“Hikâye yeniden yazılır.”
Rowan irkildi.
“Ne…?”
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Bu kez zihnine hiçbir görüntü gelmedi.
Ne saray vardı.
Ne savaş.
Ne Aurelion.
Ne de kendisi.
Sadece boşluk.
Sonsuz, soğuk ve sessiz bir hiçlik.
Rowan birkaç saniye boyunca o boşluğun içinde asılı kalmış gibi hissetti.
Sonra sayfanın altındaki mürekkep hareket etti.

Önce küçük bir nokta oluştu.
Ardından harfler belirmeye başladı.
Daha küçük.
Daha soluk.
Ama önceki bütün cümlelerden daha acımasız.
“Gözlemci, geri dönemez.”
Rowan’ın yüzündeki ifade değişti.
İlk kez gerçekten korktu.
Çünkü artık “gözlemci” kelimesinin kimi işaret ettiğini biliyordu.
Aurelion da biliyordu.
Aurelion yavaşça ona döndü.
“Bu… sensin.”
Rowan cevap vermedi.
Verecek bir cevabı yoktu.
Çünkü kitap ilk kez onun adını söylemeden onu hedef göstermişti.
Rowan artık bu hikâyenin dışındaki biri değildi.
Kitap onu hikâyenin içine yazmıştı.
Ve belki de başından beri istediği şey buydu.
Sayfanın en alt kısmında yeni harfler oluşmaya başladı.
Mürekkep ağır ağır aktı.
“Seçim yapıldığında…”
Bir an durdu.
Sonra ikinci satır belirdi.
“Diğer yollar sonsuza dek silinecek.”
Odanın sıcaklığı bir anda kaybolmuş gibiydi.
Aurelion’un yüzündeki ifade dondu.
Rowan sayfaya bakarken kalbinin hızlandığını hissetti.
Üç yol.
Üç sonuç.
Üç farklı son.
Ama hiçbirinde herkes kurtulmuyordu.
Aurelion sessizce Rowan’a yaklaştı.
“Hangisi gerçekleşecek?”
Rowan’ın dudakları aralandı.
Fakat hiçbir kelime çıkmadı.
Çünkü bu sorunun cevabını kitap bile onun yerine söylemiyordu.
Kitap bekliyordu.
Sanki sayfanın üzerinde duran o üç daire, birer seçenek değil de üç ayrı kapıydı.
Ve Rowan’ın elini hangisinin üzerine koyacağını görmek istiyordu.
İşte o anda Rowan gerçeği tamamen anladı.
Bu bir kehanet değildi.
Bir uyarı da değildi.
Kitap geleceği göstermiyordu.
Kitap ona bir seçim yaptırıyordu.
Ve en korkunç tarafı, hangi yolu seçerse seçsin bunun yalnızca kendisini ilgilendirmeyecek olmasıydı.
Birinci yolu seçerse Aurelion’un hikâyesi sona erecekti.
İkinci yolu seçerse dünya değişecekti.
Üçüncü yolu seçerse ise gözlemci olarak kendisi hikâyeden silinecekti.
Rowan parmaklarını yavaşça kapattı.
Aurelion hâlâ cevabını bekliyordu.
Ama Rowan ilk kez kitabın kendisinden ne istediğini değil…
kitabın neden yalnızca üç seçenek sunduğunu düşünmeye başladı.
Belki de kitap gerçekten her şeyi yazabiliyordu.
Belki kader gerçekten değiştirilemezdi.
Belki de bütün yollar en başından beri hazırlanmıştı.
Ama bir şey hâlâ eksikti.
Dördüncü bir daire yoktu.
Henüz yoktu.
Rowan’ın gözleri sayfanın kenarına kaydı.
Ve çok hafif bir tebessüm belirdi yüzünde.
Çünkü bazen kaderin en büyük açığı, sana yalnızca seçebileceğin yolları göstermesiydi.
“Bir hikâye sana yalnızca üç son sunuyorsa, belki de asıl seçim… o üçünden hiçbirini seçmemektir.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.