61. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡Yan hikaye bölüm 11
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 11
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime · Okuduğun bölüm
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yan Hikâye — Bölüm 11
Yanında Huzur Var
Saray geceleri olduğundan daha büyük görünüyordu.
Gündüzleri insanların sesleriyle, askerlerin adımlarıyla ve hizmetlilerin hareketleriyle dolan koridorlar, gece olduğunda sessizliğe gömülüyordu.
Aurelion odasında yalnızdı.
Fakat o gece yalnız kalmak istemiyordu.
Yatağında ne kadar dönüp durursa dursun uyuyamıyordu.
Gözlerini kapattığında aynı rüya karşısına çıkıyordu.
Yağmur.
Bilinmeyen bir şehir.
Uzakta duran kızıl saçlı biri.
Ve yüzü...
Her seferinde biraz daha değişiyordu.
Bazen tanıdığı birine benziyordu.
Bazen hiç tanımadığı birine.
Bazen de yüzünü seçemediği halde, o kişiyi kaybetmekten korkuyordu.
Aurelion gözlerini açtı.
Kalbi hızlı atıyordu.
“Yine olacak…”
Bunu söylemek bile korkusunu artırdı.
Yataktan kalktı.
Üzerine ince bir hırka aldı ve odasının kapısını açtı.
Nereye gittiğini düşünmeden koridorda yürümeye başladı.
Adımları onu sarayın diğer kanadına götürdü.
Vaelis'in odasına.
Aurelion kapının önünde durdu.
Bir süre kapıya baktı.
Neden buraya geldiğini bilmiyordu.
Ama içindeki huzursuzluk, kapıyı açması gerektiğini söylüyordu.
Yavaşça kapıyı araladı.
Oda karanlıktı.
Ay ışığı pencereden içeri süzülüyor, yatağın kenarını belli belirsiz aydınlatıyordu.
Vaelis uyuyordu.
Aurelion kapının yanında birkaç saniye bekledi.
Sonra sessizce içeri girdi.
Kapıyı kapattı.
Vaelis'i uyandırmak istemiyordu.
Fakat odadan çıkmak da istemiyordu.
Aurelion yatağın yanına geldi.
Vaelis'in yüzüne baktı.
Uykudayken her zamanki sert ifadesi yoktu.
Daha sakin görünüyordu.
Aurelion'un içindeki korku biraz olsun azaldı.
“Senin yanında…”
Fısıldadı.
“Her şey daha sessiz.”
Ne söylediğini kendisi bile anlamıyordu.
Sonra yatağın diğer tarafına uzandı.
Vaelis'in yanına.
Aralarında küçük bir mesafe bıraktı.
Aurelion gözlerini kapattı.
İlk kez o gece kalbinin biraz yavaşladığını hissetti.
Vaelis birkaç dakika sonra uyandı.
Önce odada farklı bir şey olduğunu hissetti.
Sonra yanında birinin nefes aldığını fark etti.
Gözlerini açtı.
Ve dondu.
Yanında yatan kişi...
Aurelion'du.
Vaelis'in kalbi bir anda hızlandı.
Yirmi yıl boyunca hatırladığı bütün anılar aynı anda zihninden geçti.
Taş merdivenler.
Çocukluk.
Aurelion'un gülüşü.
Kaybettikleri dünya.
Rowan.
Ve şimdi...
Aurelion yeniden onun yanında yatıyordu.
Üstelik hiçbir şey hatırlamadan.
Vaelis doğrulmaya çalıştı.
“Aurelion?”
Aurelion gözlerini açtı.
Bir an nerede olduğunu anlamadı.
Sonra Vaelis'e baktı.
“Uyandırdım mı seni?”
Vaelis'in sesi beklediğinden daha yumuşak çıktı.
“Majesteleri... Burada ne yapıyorsunuz?”
Aurelion cevap vermedi.
Bir süre yatağın örtüsüne baktı.
Sonunda çok sessiz bir sesle konuştu.
“Korkuyorum.”
Vaelis'in yüzündeki ifade değişti.
“Neden?”
Aurelion dudaklarını birbirine bastırdı.
“Her gece gördüğüm rüyalar kötüleşmeye başladı.”
Vaelis sessizce onu dinledi.
“İlk başta sadece bir şehir görüyordum. Sonra birini gördüm.”
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Aurelion'un sesi titredi.
“Yüzü çok tuhaf.”
Vaelis'in kalbi daha da ağırlaştı.
Aurelion devam etti:
“Bazen yüzünü görebiliyorum. Bazen göremiyorum. Ama her seferinde... onu tanıyormuşum gibi hissediyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ve bu beni korkutuyor.”
Vaelis ona baktı.
Aurelion'un gözlerinde gerçek bir endişe vardı.
“Ne oluyor, Vaelis?”
Vaelis bu sorunun cevabını biliyordu.
Ama gerçeği söyleyemezdi.
Henüz değil.
Çünkü Aurelion hatırlamaya başlarsa, kitap yeniden harekete geçebilirdi.
Vaelis yavaşça elini Aurelion'un omzuna koydu.
Aurelion irkilmedi.
Aksine ona biraz daha yaklaştı.
Vaelis bunu görünce birkaç saniye tereddüt etti.
Sonra Aurelion'u dikkatlice kendine çekti.
Sıkmadan.
Onu ürkütmeden.
Sadece yanında olduğunu hissettirecek kadar.
“Korkma.”
Aurelion başını Vaelis'in omzuna yasladı.
Vaelis gözlerini kapattı.
“Ben her zaman yanındayım.”
Sesi sakindi.
“Size kimse zarar veremez.”
Aurelion bir süre konuşmadı.
Sonra çok küçük bir sesle:
“Buna gerçekten inanıyor musun?”
“Evet.”
“Ya rüyalarım?”
“Onlardan da korkmayın.”
Vaelis'in sesi kararlıydı.
“Rüya ne gösterirse göstersin, uyandığınızda burada olacağım.”
Aurelion gözlerini kapattı.
Vaelis'in yanında ilk kez o rüyalardan kaçabileceğini düşünüyordu.
Bir süre sonra fısıldadı:
“Senin yanındayken huzurluyum.”
Vaelis'in gözleri açıldı.
Bu cümle...
Geçmişte de söylenmiş gibiydi.
Belki başka bir zamanda.
Belki başka bir dünyada.
Ama aynı ses.
Aynı kişi.
Vaelis cevap vermekte zorlandı.
Sonunda yalnızca:
“Öyleyse burada kalabilirsiniz.”
dedi.
Aurelion başını kaldırıp ona baktı.
“Beni göndermeyecek misin?”
“Hayır.”
“Sabaha kadar?”
Vaelis kısa bir sessizlikten sonra başını salladı.
“Sabaha kadar.”
Aurelion tekrar gözlerini kapattı.
Bu kez yüzündeki korku biraz olsun kaybolmuştu.
Vaelis ise uyumadı.
Aurelion'un nefes alışını dinleyerek karanlık tavana baktı.
İçinden tek bir cümle geçti:
“Bu kez seni kaybetmeyeceğim.”
Fakat odanın köşesindeki masanın üzerinde duran boş kâğıtta, kimsenin fark etmediği bir mürekkep lekesi belirdi.
Önce tek bir harf oluştu.
R
Ardından ikinci harf.
O
Vaelis'in bakışları masaya kaydı.
Kalbi duracakmış gibi oldu.
Kâğıtta kelime yavaşça tamamlandı:
ROWAN
Ve hemen altında yeni bir cümle belirdi:
“Kalp hatırlamaya başladı.”
Vaelis kâğıda baktı.
Sonra yanında uyuyan Aurelion'a.
Bu kez korkması gereken kişinin kendisi olduğunu anladı.
Çünkü Aurelion'un hafızası henüz hiçbir şeyi hatırlamıyordu.
Ama kalbi...
Çoktan hatırlamaya başlamıştı.
(AMA NEYİ İYİYİ Mİ KÖTÜYU MU ROWAN Mİ İYİ OLAN YOKSA VAELİS Mİ?)
Bölüm etkileşimi
