24. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡24.bölüm
Bölümler 66Şu an: 24.bölüm
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hatırlamanın Bedeli
Aurelion’un gözleri bir anda değişti.
Sanki yıllardır kapalı duran, kimsenin ulaşamadığı bir kapı sonunda içeriden açılmıştı. Bakışlarının derinliklerinde uzun zamandır kayıp olan bir şey yeniden ortaya çıktı; önce küçük bir ışık gibi belirdi, sonra giderek büyüyerek yirmi yıl boyunca zihninin üzerine çökmüş olan karanlığı parçaladı.
Yirmi yıl…
Unutulmuş anılar…
Yarım kalmış bir hayat…
Hepsi yalnızca birkaç saniyenin içinde geri dönmeye başladı.
Aurelion nefesini tuttu.
Elini başına götürdü.
Gözlerinin önünden görüntüler geçiyordu.
Bir masa.
Mürekkep.
Kitabın ilk sayfası.
Çocukluğu.
Saray.
Babası.
Taht.
Ve kendi elleriyle yazdığı son.
Aurelion’un dudakları titredi.
“Ben…”
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
Sonra başını kaldırdı.
“Hatırlıyorum.”
O iki kelime söylenir söylenmez…
dünya çatladı.
Sarayın devasa sütunları aynı anda titremeye başladı. Taş duvarların üzerinde ince çizgiler belirdi ve bu çizgiler birkaç saniye içinde bütün salonu kaplayan çatlaklara dönüştü.
Tavandaki camlar parçalanmadı.
Onların ötesindeki gökyüzü parçalandı.
Gökyüzü sanki görünmeyen bir el tarafından ikiye ayrılmıştı.
Fakat yarığın içinden yıldızlar ya da ışık görünmüyordu.
Hiçlik vardı.
Dünyanın ardında başka bir dünyanın değil, hiçbir şeyin bulunmadığı bir boşluk açılıyordu.
Kitap bir anda sarsıldı.
Taş sayfaları birbirinden ayrıldı.
Sonra kitabın içinden, insan kulağının duyamayacağı kadar derin fakat bütün varlığın hissedebileceği bir çığlık yükseldi.
“YAZAR HATIRLADI.”
Ardından sayfalar parçalanmaya başladı.
Bir zamanlar kaderi yazan taş levhalar çatlıyor, üzerlerindeki kelimeler siliniyor, harfler havaya karışarak yok oluyordu.
Zemin de artık dayanamaz hâle gelmişti.
Taşların bazıları yerlerinden ayrılıyor, boşluğa düştükleri anda hiçbir iz bırakmadan kayboluyordu.
Rowan bütün bunların ortasında Aurelion’a baktı.
Kalbi hızla çarpıyordu.
Fakat yüzü sakindi.
Çünkü sonunda anlamıştı.
Kitabın yıllardır sakladığı sırrın son parçası buydu.
Aurelion’un hatırlaması yalnızca geçmişin geri dönmesi değildi.
Bu dünyanın varlık sebebinin ortadan kalkmasıydı.
Aurelion titreyen bir nefes aldı.
“Demek bu yüzden…”
Bakışları etrafındaki yıkıma kaydı.
“Hatırlamam yasaktı.”
Rowan başını yavaşça salladı.
“Çünkü sen hatırlarsan…”
Bir an durdu.
“Bu dünya seni saklayamaz.”
Yanlarından büyük bir taş parçası geçti.
Fakat yere düşmedi.
Havada birkaç saniye asılı kaldıktan sonra parçalanarak hiçliğin içinde kayboldu.
Aurelion bunu izledi.
Yüzündeki ifade artık korkudan çok kabullenişti.
“Bu dünya…”
Sesi titredi.
“Ben unuttuğum için ayakta duruyordu.”
“Evet.”
Rowan’ın cevabı kısa ama kesindi.
“Sen hatırlamayı bıraktığında kitap seni kendi hikâyesinin içinde tutabildi.”
Aurelion gözlerini kapattı.
Bir damla yaş yanağından süzüldü.
Fakat bu kez bakışlarında kararsızlık yoktu.
Yirmi yılın ardından ilk kez kim olduğunu biliyordu.
Yazarı.
Prensi.
Ve kendi kaderini yazmış olan insanı.
“Bittiğinde…”
Aurelion yeniden Rowan’a baktı.
“İkimiz de geri döneceğiz.”
Rowan birkaç saniye sustu.
“Evet.”
Aurelion’un sesi daha da alçaldı.
“Ve…”
Cümlesinin devamını söylemekte zorlandı.
Rowan onun yerine tamamladı.
“Birbirimize yabancı olacağız.”
Sessizlik çöktü.
Dünyanın parçalanırken çıkardığı derin uğultudan başka hiçbir şey duyulmuyordu.
Sarayın duvarları yavaş yavaş saydamlaşıyor, taşların ardındaki karanlık ortaya çıkıyordu.
Aurelion bir adım attı.
“Rowan…”
Rowan bakışlarını ondan ayırmadı.
Aurelion’un yüzünde artık bir hükümdarın ifadesi yoktu.
Bir prensin de değildi.
Sadece…
bir insan vardı.
“seni unutmak istemiyorum.”
Rowan’ın boğazı düğümlendi.
Bu cümle, bütün sarayın yıkılışından daha ağır geldi.
Çünkü Aurelion’un korktuğu şey ölüm değildi.
Unutulmaktı.
Yirmi yıl boyunca kendi geçmişinden koparılmıştı.
Şimdi ise kazandığı bütün anıların yeniden elinden alınma ihtimaliyle karşı karşıyaydı.
Rowan yavaşça gülümsedi.
“Korkma.”
Sesi yumuşaktı.
“Ben seni hatırlamak için elimden geleni yapacağım.”
Tam o sırada zeminde büyük bir çatlak oluştu.
Çatlak ikisinin arasından geçti.
Bir anlığına birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar.
Fakat ikisi de geri çekilmedi.
Rowan gözlerini Aurelion’dan ayırmadan konuştu.
“Söz veriyorum.”
Aurelion sessizce onu dinledi.
“Seni bulacağım.”
Aurelion’un gözleri doldu.
Fakat bu kez gülümsedi.
Çünkü Rowan’ın verdiği sözün bu dünyaya ait olmadığını anlamıştı.
Bu söz kitabın yazdığı bir cümle değildi.
Kader tarafından belirlenmemişti.
Bir sayfada yer almıyordu.
Bu, onların kendi seçimiydi.
Dünya giderek daha hızlı çözülüyordu.
Sarayın duvarları ışığa dönüşüyor, taş zemin parçalanıyor, gökyüzündeki büyük yarık genişliyordu.
Kitabın son parçaları da yok olmaya başlamıştı.
Rowan Aurelion’a doğru yürüdü.
Yavaşça.
Her adımında çevrelerindeki dünya biraz daha siliniyordu.
Aurelion yerinden kıpırdamadı.
İkisi karşı karşıya geldiğinde Rowan ellerini Aurelion’un omuzlarına koydu.
Birbirlerine baktılar.
Artık söyleyecek çok az şey kalmıştı.
Çünkü bazı vedalar kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olurdu.
Aurelion başını hafifçe eğdi.
“Eğer seni hatırlayamazsam…”
Cümlesi yarım kaldı.
Rowan cevap verdi.
“Hatırlamasan bile beni yeniden bulursun.”
Aurelion’un bakışları değişti.
“Ya bulamazsam?”
Rowan bu kez hiç tereddüt etmedi.
“O zaman hikâyeyi yeniden yazarız.”
Bu sözlerin ardından ikisi de son kez birbirine baktı.
Dünya tamamen sessizleşti.
Kitap artık yoktu.
Saray artık yoktu.
Gökyüzü artık yoktu.
Geriye yalnızca karanlığın içinde birbirlerine tutunmuş iki insan kalmıştı.
Sonra beyaz bir ışık her şeyi kapladı.
Aurelion’un eli Rowan’ın elini buldu.
Ve son anda…
birbirlerini bırakmadılar.
Işık büyüdü.
Zaman çözüldü.
Dünya kapandı.
Ve geriye yalnızca sessizlik kaldı.
Fakat bu kez sessizlik bir son değildi.
Çünkü onların hikâyesi kitapla birlikte yok olmamıştı.
Sadece başka bir sayfada yeniden başlamayı bekliyordu.
Bölüm etkileşimi
