64. bölüm / 66
⟡ İ K İ D Ü N Y A A R A S I N D A ⟡Yan hikaye bölüm 14
Bölümler 66Şu an: Yan hikaye bölüm 14
- 1 Bölüm 11.441 kelime
- 2 Bölüm 21.095 kelime
- 3 Bölüm 31.282 kelime
- 4 Bölüm 41.270 kelime
- 5 5.bolum Karanlığın içindeki gerçek.1.075 kelime
- 6 6.bölüm-Sınamanın Başlangıcı914 kelime
- 7 7.bolum Tahtın Gölgesinde1.023 kelime
- 8 8.Bölüm740 kelime
- 9 9.bölüm859 kelime
- 10 10.bölüm1.117 kelime
- 11 11.bölüm1.045 kelime
- 12 12.bölüm978 kelime
- 13 13.bolum1.083 kelime
- 14 14.bolüm865 kelime
- 15 15.bölüm834 kelime
- 16 16.bolum928 kelime
- 17 17.bölüm901 kelime
- 18 18.bolum1.000 kelime
- 19 19.bölüm1.008 kelime
- 20 20.bolum888 kelime
- 21 21.bölüm921 kelime
- 22 22.bölüm884 kelime
- 23 23.bolum1.008 kelime
- 24 24.bölüm746 kelime
- 25 25.bolum871 kelime
- 26 26.bölüm751 kelime
- 27 27.bölüm882 kelime
- 28 28.bolum569 kelime
- 29 29.bolum875 kelime
- 30 30.bolum908 kelime
- 31 31.bolum1.107 kelime
- 32 32.bolum882 kelime
- 33 33.bolum861 kelime
- 34 KARAKTERLER
- 35 34.bolu.1.007 kelime
- 36 35.bolum589 kelime
- 37 36.bolum919 kelime
- 38 37.bolum694 kelime
- 39 38.bolum1.088 kelime
- 40 38.5319 kelime
- 41 38.6569 kelime
- 42 39.bolum1.124 kelime
- 43 40.bolum1.182 kelime
- 44 41.bolum1.088 kelime
- 45 42.bolum1.133 kelime
- 46 43.bolum1.044 kelime
- 47 44.bolum1.013 kelime
- 48 45.bolum923 kelime
- 49 46.bolum final.1.386 kelime
- 50 Yan hikaye 1.bolum869 kelime
- 51 Yan hikaye bölüm 2966 kelime
- 52 Yan hikaye bölüm 31.020 kelime
- 53 Yan hikaye bölüm 4946 kelime
- 54 Yan hikaye bölüm 5811 kelime
- 55 Yan hikaye bölüm 6755 kelime
- 56 Yan hikaye bölüm 7894 kelime
- 57 Yan hikaye bölüm 8866 kelime
- 58 Yan hikaye bölüm 8.5799 kelime
- 59 Yan hikaye 9.bolum1.138 kelime
- 60 Yan hikaye 10.bolum974 kelime
- 61 Yan hikaye bölüm 11701 kelime
- 62 Yan hikaye bölüm 12536 kelime
- 63 Yan hikaye bölüm 13822 kelime
- 64 Yan hikaye bölüm 14768 kelime · Okuduğun bölüm
- 65 Özel bölüm888 kelime
- 66 Vaelis & Aurelion Özel sahneleri..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yan Hikâye — Bölüm 14
Üç ay geçmişti.
Aurelion hâlâ uyanmamıştı.
Sarayın doktorları her gün aynı şeyi söylüyordu.
“Prensin durumu değişmedi.”
Vaelis ise her gün aynı yerdeydi.
Aurelion'un yatağının yanında.
Sabah olduğunda oradaydı.
Gece olduğunda yine oradaydı.
Bazen saatlerce tek kelime etmeden onu izliyordu.
Bazen elini yatağın kenarına koyuyor ve yalnızca nefes alışını dinliyordu.
Üç ay boyunca tek bir şeyden vazgeçmemişti.
Aurelion'un uyanacağına inanmak.
Dördüncü ayın sonlarına gelindiğinde sarayın koridorlarında bile umut azalmıştı.
Fakat Vaelis hâlâ bekliyordu.
O gün de her zamanki gibi Aurelion'un başucunda oturuyordu.
Oda sessizdi.
Perdeler hafifçe hareket ediyor, dışarıdan kuşların sesi geliyordu.
Vaelis başını eğmişti.
Tam gözlerini birkaç saniyeliğine kapatmışken...
Aurelion'un parmakları hafifçe hareket etti.
Vaelis hemen başını kaldırdı.
Sonra Aurelion'un gözleri yavaşça açıldı.
Vaelis ayağa kalktı.
“Majesteleri?”
Aurelion önce tavana baktı.
Sonra başını çevirdi.
Gözleri doğrudan Vaelis'i buldu.
Uzun süre ona baktı.
Ve sonunda fısıldadı:
“Sen haklıydın.”
Vaelis dondu.
“Ne hakkında, Majesteleri?”
Aurelion cevap vermedi.
Bakışlarını tavana çevirdi.
Sanki zihninin içinde yıllardır kapalı duran bütün kapılar aynı anda açılmıştı.
Dudakları titredi.
Gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü.
“R…”
Sesi güçlükle çıktı.
“Rowan.”
Vaelis'in kalbi sıkıştı.
Aurelion gözlerini kapattı.
“Her şey... onun yüzündenmiş.”
Vaelis sessizce dinledi.
Aurelion devam etti.
“Benim burada olmam... kitabın içinde yaşamam... bütün o dünyalar...”
Nefesi titredi.
“Ben bu kitabı yazdım.”
Vaelis'in gözleri büyüdü.
“Ve seni ona benzettim.”
Kısa bir sessizlik.
“Yüzünü... senden aldım.”
Aurelion'un sesi giderek kırılıyordu.
“Ama karakterini... kendi acımdan oluşturdum. Onun beni terk edişinden, duyduğum öfkeden...”
Vaelis tek kelime etmedi.
Aurelion ona baktı.
“Ama gerçek bundan çok daha farklıymış.”
Gözlerinden yeni yaşlar süzüldü.
“Vaelis... sen her zaman beni koruyan kişiydin.”
Vaelis'in gözleri doldu.
Aurelion devam etti:
“Ben bunu unutmuştum.”
“Çocukluğumuzu... verdiğin sözleri... seni.”
“Ben hep seni ittim.”
“Çünkü Rowan'a ulaşmak istedim.”
Başını iki yana salladı.
“Ama şimdi anlıyorum.”
Sesi neredeyse fısıltıya dönmüştü.
“Gerçek olan sendin.”
Vaelis'in dudakları aralandı fakat hiçbir şey söyleyemedi.
Aurelion gözlerini kapattı.
“Rowan'ın öldüğü gece... ruhunun başka bir evrene geçtiğini hatırlıyorum.”
“Sonra yeniden bana benzeyen bir dünyaya geldi.”
“Ben onu bulmaya çalıştım.”
“Ve her seferinde başka bir dünyanın içine sürüklendim.”
Aurelion'un yüzündeki acı daha da belirginleşti.
“Ben her kurtulduğumu sandığımda aslında biraz daha kayboluyormuşum.”
“Kitabın içinde yirmi yıl geçirdim.”
“Çıkmaya çalıştıkça başka dünyalara sürüklendim.”
“Ve sonunda... bütün bunların beni yalnız bırakmak için kurulduğunu anladım.”
Vaelis sessizce onu dinliyordu.
Aurelion'un sesi titredi.
“En çok canımı acıtan şey ise...”
Bir süre konuşamadı.
Sonunda:
“Onun beni hiç sevmediğini düşünmek.”
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
“Ben onu gerçekten sevmiştim.”
“Onu kaybettiğim için bu kitabı yazdım.”
“Sonra kendi yazdığım kitabın içinde hapsoldum.”
Aurelion gözlerini Vaelis'e çevirdi.
“Ve sen bütün bunlar boyunca yanımdaydın.”
Vaelis yatağın kenarına yaklaştı.
Aurelion'un elini tuttu.
“Majesteleri...”
Aurelion ona baktı.
Vaelis'in sesi sakindi.
“Ben size bir söz vermiştim.”
Aurelion'un gözleri doldu.
“Çocukken.”
“Evet.”
Vaelis onun elini biraz daha sıkı tuttu.
“Sizi her zaman koruyacağımı söylemiştim.”
Bir an sustu.
“Ve o söz hiç değişmedi.”
Aurelion'un gözlerinden yaşlar süzülmeye devam etti.
Vaelis ona baktı.
“Yirmi yıl geçti.”
“Dünyalar değişti.”
“İsimler değişti.”
“Bazen siz beni unuttunuz.”
“Bazen ben kendimi unuttum.”
Sonra başını hafifçe eğdi.
“Ama sizi hiç unutmadım.”
Aurelion'un nefesi kesildi.
Vaelis'in sesi bu kez daha alçaktı.
“Ne pahasına olursa olsun yanınızda olacağım.”
Kısa bir sessizlik.
“Çünkü sizi seviyorum.”
Aurelion'un gözleri büyüdü.
Vaelis devam etti:
“Sizi ilk gördüğüm günden beri.”
“Ve son gördüğüm güne kadar da seveceğim.”
Aurelion hiçbir şey söylemedi.
Sadece Vaelis'e baktı.
Sonra Vaelis ona doğru biraz eğildi.
Gözünden tek bir damla yaş süzüldü.
Aralarındaki mesafe kapandı.
Ve o anda...
Dünya titredi.
Duvarlardaki taşlar solmaya başladı.
Pencerelerin dışındaki gökyüzünün rengi değişti.
Aurelion başını kaldırdı.
“Vaelis...”
Odanın duvarlarında çatlaklar belirdi.
Fakat bu kez hiçbir şey yıkılmıyordu.
Sanki dünya...
siliniyordu.
Sarayın taşları beyaza dönüşmeye başladı.
Koridorlar kayboldu.
Gökyüzü söndü.
Aurelion Vaelis'in elini tuttu.
“Ne oluyor?”
Vaelis cevap veremedi.
Çünkü o da biliyordu.
Hikâye sona gelmişti.
Son görüntü tamamen kaybolmadan önce Aurelion'un duyduğu son şey Vaelis'in sesiydi.
“Bırakmayacağım.”
Aurelion gözlerini açtı.
Bir anda doğruldu.
Nefes nefeseydi.
Etrafına baktı.
Bu oda...
Tanıdıktı.
Çok tanıdık.
Masaya baktı.
Sandalyeye.
Pencereye.
Ve önündeki kitaba.
Aurelion yavaşça ayağa kalktı.
Kitabı eline aldı.
Sayfaları çevirdi.
Boştu.
Hepsi.
Tek bir kelime bile yoktu.
Aurelion'un zihninden tek bir isim geçti.
“Vaelis...”
Sesi korkuyla çıktı.
Tam arkasından bir ses duyuldu.
“Buradayım, Aurelion.”
Aurelion dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
Vaelis odadaki sandalyede oturuyordu.
Aurelion birkaç saniye konuşamadı.
Vaelis ayağa kalktı.
Ona doğru yürüdü.
Sonra önünde durdu.
Başını hafifçe eğdi ve Aurelion'un elini tuttu.
Elini nazikçe dudaklarına götürdü.
“Her zaman yanınızda olacağım demiştim, Majesteleri.”
Aurelion'un gözleri doldu.
Bu kez etraflarında kitap yoktu.
Başka dünya yoktu.
Kaderi yazan bir sayfa yoktu.
Sadece boş bir kitap vardı.
Ve iki insan.
Vaelis başını kaldırıp ona baktı.
“Bu kez hikâyeyi siz yazabilirsiniz.”
Aurelion boş sayfalara baktı.
Sonra Vaelis'in elini tuttu.
Ve ilk kez...
Önlerinde yazılmış bir son olmadığını anladı.
SON....
Bölüm etkileşimi
