51. bölüm / 55
Yıldız Paketi51 - Hayata Dönüş
Bölümler 55Şu an: 51 - Hayata Dönüş
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime · Okuduğun bölüm
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek içinse uyandırmak gerekir…
-Tolstoy
Yardım et anne!
Anne..
Hıçkırıklarımı bastırmak için ne kadar çok uğraştığımı sayamıyordum, sevdiğim ölüyordu..
Nurten anne ambulansı arayıp benden daha soğukkanlı durarak Mirza'ya ilk müdahaleyi yapmayı tamamladı.
Ellerim Mirza'nın yanağında gezerken gözlerini yummuş, rengi sarıya kaçmış gibi gözüküyordu.
İyileşeceksin, ölmeyeceksin.
“Ambulans gelmek üzeredir kızım, kendine yüklenme bu kadar. Bak kanı durdur..” Gözleriyle Mirza'nın yaralı bölgesini gösterip cümlesini tamamlayamadı. Çünkü kanı durmamıştı.
Hâlâ kan kaybediyordu..
“İlk müdahaleyi yapmadın mı Nurten anne, hâlâ kan kaybediyor Mirza!” Önümü görmeyecek kadar buğulanan gözlerimi yok etmek yerine Mirza'nın yarasına bir daha tampon yapmak için ceketini elime geçirip yaranın üzerine bastırdım ama, bu da nafileydi.
Çünkü kanı bir türlü durmak bilmiyordu.
Dudaklarımdan titrek bir hıçkırık çıktığında diz çöktüğüm yerden feryat ettim. “Ölecek, ölmek üzere hatta, nerede kaldı bu ambulans?” Olduğum yerde kafamı Mirza'nın karnına yasladığımda içimin titrediğini yeni fark ediyordum.
Üşüyordum..
“Mirza.. Dayan sevgilim, şapşal Mirza’m benim..” Kafamı hızla kaldırıp aklıma gelen şeyi yapıp elimle nabzını kontrol ettim.
Hissedeceğim şeye hiç hazırlıklı değildim ama nedense öğrenmek istiyordum.
Elim bileğindeki nabzı hissedemeyecek gibi olduğunda vakit kaybetmeden boynundaki nabzı kontrol ettim, ve o an zaman benim için resmen durmuştu.
Hissedemiyorum, hiçbir hissedemiyorum, neden?!
Çok kan kaybetti lan, çok!
Kaç litre kan aktı, gözyaşlarımdan daha çok kan aktı.
Bakışlarım Nurten anneye kaydığında kalbim göğüs kafesimde ürkünç bir şekilde çarpıyordu. “Biricik oğlun dediğin oğlun burada ölüyor!” Kafamı hızla iki yana salladım.
“Nabzını hissedemiyorum, hissedemiyorum!” Alt dudağım titreyerek hıçkırdığımda iki kolumu başımın arasına aldım. “HİSSEDEMİYORUM ANNE! NEREDE AMBULANS NEREDE?” Titreyen sesimi eşlik eden kalp çarpıntısıyla ayağa kalkacak mecalim kalmamıştı.
Gözyaşlarım sicim gibi akarken dudaklarımın titremesini durduramıyordum. Bıçaklayan kişi nerede acaba?
Nereye kaçtı lan o it sevgilin senin Esma?
Kafamı kapıya doğru çevirdiğimde ambulansın sesini işittim. Çok şükür cidden.
Etrafta gözlerim cirit atarken Berat ve Esma’ya dair en ufak bir iz yoktu!
Siktir, ikinizle Mirza iyileşince görüşeceğiz.
***
Ambulans yüksek sirenlerle hastaneye doğru hareket ederken, Mirza'nın arabasına geçmiş Nurten anneyi yanıma almıştım. Ambulansın tam arkasında takipleşme sürdürürken sağlık çalışanlarının verdiği sakinleştirici ile az buçuk aklımı toparlamıştım, ama bir sakinleştirici hissettiğim duygunun önüne geçemezdi.
Sakinleştirici iyi hoşta bu durumda, Mirza ölme bee adam.
Direksiyonu sağa doğru kırarken Ela’ya kısa bir sesli mesaj gönderip yoluma baktım. Hastanenin önünde duran ambulansla hemen park yerine aracı park edip çene kasımı sıkarak araçtan indim.
Nurten Hanım niye bu kadar sessizsin?
Nurten annenin gözlerine gözlerim takıldığında kızaran gözlerine bir kez daha içim acıdı.
Çaprazımızda Mirza’yı sedyeyle hastaneye götürürlerken destek amaçlı Nurten annenin koluna girip sırtını sıvazladım. “Yaşayacak, iyileşecek.” Umudum her ihtimaline karşı vardı, sadece fazla kan kaybettiği için nabzı çok düşüklere indi.
Yoksa yaşama ihtimali her şekilde bulunur.
Yoğun bakıma alınmıştı..
Durumu nasıl bilmiyorduk ama içimde hâlâ iyileşecek olmasının umudu yeşeriyordu.
Biz daha ruhumuzu iyileştiremedik ki..
Yoğun bakımın önünde Nurten anneyle sessiz sedasız beklerken Ela'nın önce sesi sonra kendisi ortaya çıktı.
“Abime ne oldu lan? Ölmüş olamaz değil mi?” Bakışları saniyelik benden annesine kaydığında annesinin öldürücü bakışlarına maruz kaldı.
Cevap vereceğim sırada yanımıza gelen Akgün’le gözlerimi devirdim.
Önce annen sonra iyileşince abin seni çok öpecek Ela.
“Geçmiş olsun,” Akgün konuşmaya başladığında Nurten anne oturduğu yerden hızla kalkıp tüm gücüyle Akgün’ü göğsünden ittirdi.
Ay ne güzel de bir tanışma canım..
“Sen kim köpek kızımı kaçıyorsun oğlum? Hah bir de utanmadan buraya geliyorsun,” Ela'yı da omzundan hafifçe itip dişlerinin arasından konuştu. “Ela kızım sen aptal mısın yavrum ha? Bizim orada kaostan canımız çıksın sen git o fırsatı kaçmakla değerlendir.” Ela'nın alt dudağı titrediğinde gözleri doldu.
“Ama anne ben sizin tartışmanızdan her gün, her gün kavganızdan çok bunaldım. Psikolojimin iyileşmesi için kısa süreliğine gitmem gerekiyordu.” Anne yüreği olduğunu hissettiğim an annesi Ela’yı bağrına basıp hıçkıra hıçkıra ağladı.
Akgün bayağı seviyormuş yalnız Ela seni.
“Sevgilin olduğunu niye sakladın, anlaşmayı niye bozdun Ela?” Ela Akgün’e bakıp gülümsedi. “Baskı altında hissettiğim için kendimi korumak adına saklamak zorundaydım anne. Ayrıca Akgün beni çok seviyor anne,” Annesi kaşlarını öyle mi dercesine havaya kaldırdı.
Bakışlarımı onlardan çektiğimde yoğun bakım ünitesinden çıkan hemşireyi durdurdum. “Hastanın durumu nasıl?” diye sordum.
Hemşire derin nefes alıp dudaklarını birbirine bastırdı. “Midesinden bıçak darbesi aldığı için, iç kanama geçirmiş. Ayrıca çok fazla kan kaybettiği için de kan takviyesi yaptık ama iç organından ciddi bir hasar aldığı için henüz hayati tehlikeyi atlatabilmiş değil maalesef, geçmiş olsun.” Hemşire yanımdan geçip gittiğinde esen hafif rüzgârla gözlerim buğulandı.
Kirpiklerim titrediğinde boğazıma keskin bir yumru oturdu.
Henüz hayati tehlikeyi atlatabilmiş değil..
Henüz.
İç kanama geçirmiş.
Adımlarımı sarsak bir şekilde ilerlerken Mirza'yı görmek istiyordum.
Bir dakika olsa bile, son kez iyileşme şansı varken görmek istiyordum.
Yoğun bakım ünitesinden çıkan doktora kafamı kaldırıp titreyen dudaklarımı oynattım. “Bir dakika bile olsa görme şansım var mı?” Doktor maskesini çıkarıp yüzüme baktı.
“Neyi oluyorsunuz hastanın?”
Anında cevapladım.
“Sevgilisi, onun bana ihtiyacı var hissediyorum. Lütfen sadece bir dakikalık,” Gözlerini gözlerime dikip net bir şekilde konuştu.
“Tek bir kişi girebilir, senden başka kimse girmeyecek. Enfeksiyon riskini azaltmak için çok kısa görebilirsin.” İçtenlikle tebessüm edip eliyle işaret ettiği hemşireyi takip ettim.
Yanında gözyaşı dökmek istemediğim için yanına girmeden içimde tuttuğum tüm gözyaşlarını sessizce akıttım.
Ölmeyeceksin, hâlâ umut var.
Senden umudumu kesmek istemiyorum Mirza.
“Ben seni kaybetmenin acısıyla nasıl yaşarım, ruhum bunu nasıl kaldırır?” Sessizce konuşup başıma boneyi geçirdim. Önlüğü giyip maskeyi de taktıktan sonra hemşirenin eşliğinde odasının oraya doğru ilerledim.
Ela gözlerim hiç görmediği bir sahneyi tanık olduğu için saklayamadığım yaşlarla batıyordu.
Sanki gözlerimin içine tüm kirpiklerim gitmiş gibi canım yanıyordu..
Usulca, hiçbir şey hissetmeden öylece yatıyordu. Boyundan aşağısı beyaz çarşafla kapalı, ağzında bir oksijen maskesi vardı. Odada makinelerin bip sesinden başka hiçbir ses yoktu, kalp ritminin ekranda attığını görünce derin bir nefes aldım.
“En fazla beş dakika kalabilirsin, ben gelirim zaten. Geçmiş olsun.” Hemşire odadan ayrıldığında gözlerim sadece Mirza'nın kapalı olan gözlerinde geziyordu.
Gözlerimi havaya kaldırıp yaşları yok edip titrek bir nefes bıraktım maskenin içinden.
“Belki ruhlarımız tam olarak burada iyileşiyordur Mirza, senin ruhun belki bedeninden..” Dişlerimi tüm gücümle sıkıp cümlemi tamamlamak istedim. “Ayrılmayı bekliyordur belki, o şekilde olunca iyileştireceksin beni de.. Çünkü ben de ölü bir beden bırakacaksın, yaşayan ama ruhu çoktan yeşermiş bir beden.” Kendimi ağlamamak için fazla kastığımda başımı öne doğru eğdim ve duyduğum güçlü makine sesiyle olduğum yerden irkildim.
Uzun soluklu hiç durmadan öten bip sesi…
Kulaklarımı uyuşturuyor, ne demek bu?
Belli belirsiz oynayan dudaklarımdan, “Ne, Ne demek bu?” Soru kalıbı çıktı.
Cam gibi buğulu gözlerimi kalp ritim monitörüne sabitlediğim sırada ekranda yer alan dümdüz çizgilerle güçlü bir çığlık feryat ettim. “Kalbi durdu, DURDU KALBİ İMDAT! HAYIR, hayır..” Ayakta duracak gücü bulamadım ve olduğum yerde titrek bir nefes bıraktım. Doktorlar odaya hızla girdiğinde ellerim ve bedenim şok etkisiyle titriyordu.
“Hayır Mirza, hayır.. Böyle olmamalıydı!” Gözyaşlarım yanağımdan boynumu ıslatırken attığım güçlü çığlıkla o anlık bir refleksle Mirza'nın elini kavradım.
Bip, bip, bip…
“Nasıl yani, nasıl.. Ne?” Ses tonuma anında yansıyan şaşkınlıkla hem kavradığım eline hem de monitöre bakış attığımda gözlerim yuvasından çıkacak gibi parladı.
Beynim bana oyun mu oynuyordu yoksa bu an gerçek miydi?
Gözlerimi kaldırıp monitör ekranına bir daha baktığımda az önce hayal gördüğümü düşünmüştüm, çünkü kalp ritmi çok hızlı atıyordu.
Ne, nasıl?
Elini tutmayı bırakmadan tekrar ekrana baktığımda kalbi çok hızlı atıyordu. “Mirza.. Yaşıyorsun, yaşıyorsun..” Akan gözyaşlarıma sevinç yaşları da eklendiğinde doktor ve hemşirenin birbirine şaşkınlıkla dediği şeyde takılı kaldım.
“Gerçek aşk böyle bir şey mi? Sevdiğini bir el tutmasıyla hayata döndürdü resmen..” Sanırım böyle bir şeydi..
Hemşire yanıma gelip sırtımdan tutarak sakince odadan çıkarmak için uyardı. “Bundan sonrasını dışarıdan beklersen işimizi daha iyi yapabiliriz.”
Dumura uğramış şekilde odadan ayrıldığımda camdan bakışlarımı Mirza'ya ve ekrana sabitledim.
Hâlâ aynı hızda atıyordu kalbi..
Ölmedi, Allah'ım çok şükür.
“Bundan sonra elini hiç bırakamam şapşal.”
Bölüm etkileşimi
