26. bölüm / 55
Yıldız Paketi26 - Acımasız Cümleler
Bölümler 55Şu an: 26 - Acımasız Cümleler
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın.
Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
-Oğuz Atay
Eliz ve Mirza odamın içinde karşılıklı bakışlarını sürdürürken, Mirza pek gelme taraftarı değil gibi gözleri bana değip duruyordu.
Öfke kontrolüm hızını artırmak ister gibi bünyemi yokluyordu..
Hayır, kıskançlık kişiliğimde yer almıyor!
Elimi alnıma götürüp gözlerim Eliz'in hareketlerini izliyordu.
Pür dikkat ama hani.
“Kurye değil misin işte, odama gel rica ediyorum?” Eliz'in parlak simli dudakları istediğine ulaşıyormuş gibi kenara kıvrıldı. Mirza dudaklarını birbirine bastırıp mahcup ifadeyle bana bakıp peşinden gitti.
Aptallar!
İkisi de arka arkaya odadan ayrıldıktan sonra çığlık atmamak için elime geçirdiğim poşeti ısırdım.
“Ne konuşabilirsiniz, hayır yani ne? Sipariş paketi bile yok lan elinde!” Eliz'in kapısından kapanma sesi duymamla az önce dağıttığım saçlarımı düzeltip seri adımlarla odadan çıkarak Eliz'in kapısının tam yanında durdum.
Kıskançlık değil! Öfke sorunlarım var beni anlamıyor musunuz?
“Gülsima demek, öfke sorunlarına yenilmek demek!” Tavana bakıp konuştuklarını duymak için uğraştım. Ama pek başarılı olamadım.
Biraz eğilip kulağımı kapının kulpunun oraya yasladığımda Eliz'in sert sesi sanki hoparlöre bağlanmış gibi çıktı.
“Artık bu ofise giriş çıkışların yasak, benim paketlerimi ev adresime teslim etmeni istiyorum.”
“Yalnız Eliz Hanım, o benim kişisel alanımla ilgili bir durum değil. Paketlerinizi ev adresinize istiyorsanız sipariş oluştururken istediğiniz adresi yazmanız gerekiyor.”
Eliz anlamıştı bir şeyler.
Gözlerimi tam karşımda olan odama sabitlediğimde Mirza'nın açıklamasına göz yummadan çirkefleşerek savunmaya geçti.
“Peki senin kişisel alanında, paketini teslim ettiğin kişiyle keyif çatmak bulunuyor mu?”
Kıskanmış paçoz kadın.
Ben inanamıyor sayın seyirciler!
Mirza'nın hafif öksürük sesini duyduğumda ne diyeceğini merakla dinlemek üzereyken cebimde çalan telefonu tek tuşla sessize aldım.
“Paketi teslim ettiğim kişi kişisel alanımın VIP kişisi, ayrıca benim mesleğim hakkında bana ders vermek haddinizi aşar.”
Eliz'in bakışlarının hayalini gözümde canlandırdığımda neredeyse kahkaha atacaktım. Etrafımı kısaca kolaçan edip tekrar dinlemeye geçtim.
Sert cismin yere düşme sesiyle Eliz'in yüksek desibeli sesi çakıştı. “Haddim olup olmadığını birkaç gün sonra eline ulaşan kâğıtla öğrenirsin geri zekâlı! Benim ofisime bir daha adım atamazsın. Nokta koyduğum cümleye de tek bir kelime edemezsin, şimdi siktir git ofisimden!” Ayakta sesleri duymamla eğilmiş bir hâlde hızlı adımlarla karşıdaki odama koştum. Telefonum tekrar yüksek sesle çalmaya başladığında ekrana bakmadan kulağıma götürdüm.
Bir ses çıkarmadan saçlarımı savurarak arkamı döndüğümde Mirza'nın küfür mırıldanarak ofisten çıktığını gördüm.
Paçanı aşağıya alacağım Eliz!
Hayır, Mirza için yapmıyorum.
“Resmen bizi anlamış ve yaptığı şeye bak, daha kötü ne yapabilir ki?” Sesli düşündüğümü fark etmeden kulağımdaki telefondaki ses, “Ne diyorsun gevşek sen?” dediği an dumura uğradım.
Hala?
Odama kapanıp çökmeye hazır bünyemi hızlı bir şekilde toparlayıp sakin kalmak için falan uğraşmayacaktım.
“Ne oldu, evden siktiri çektirdikten sonra ne işin düştü yine bana lan?” Vücuduma dolan tüm öfkemi çıkarmaya hazırdım.
“Bana dokuz ay boyunca yardım etmen lazım Gülsimoş!” Ses tonu nazlanarak çıktığında yüzümü tiksinerek büzdüm.
Gülsimoş mu dedi o?
“Hah öyle mi aşkom, neden dokuz ay?” Alaylı ses tonuma sinirlenmiş olacak ki, sesi ciddileşti.
“Hamileyim çünkü aptal, doktor hiçbir iş yapmayacaksın dedi, senden başka kimim var ki?” Gözlerimi hızlıca devirip sesli bir şekilde ofladım.
“Beni alakadar falan etmiyor, kendi pisliğini lütfen kendi pisliğinde yetiştir.” Kulağımı tırmalayan sesini duymamla telefonu biraz kulağımdan uzaklaştırdım.
“Sensin orospu pislik, doğmamış yeğenin hakkında ne biçim konuşuyorsun ulan sen, buradan sıçarım senin ağzına!” Ağzım ‘O’ şeklini alırken kaşlarımı havaya kaldırdım.
“Hormonal mı bu çemkirme stili acaba?” Zorbalayıcı kahkahama karşılık hâlâ sövmeye devam ediyordu.
O bana söverken ciddiyetsiz bir şekilde önümdeki bluz çizimini bitirmeye çalışıyordum. Telefonu masaya koyup hoparlöre aldığımda, “Geliyorsun bana yardım edeceksin!” dedi, tüm siniriyle.
“Afedersin ama o sokaktan bile geçmeyi düşünmüyorum. Beni evden atarken karnındaki bebek yok muydu?”
Sessizlik sağladığında önüme düşen saçı kulağımın arkasına alarak çizime odaklandım.
“Dün öğrendik bebeği, gel bak eniştende seni istiyor.”
Eniştemde beni istiyor?
Amacı belli değil mi zaten hala?
“Sen bir doğur bak, o zaman bebeği nasıl elinden alıyorum!” Küfredeceği sırada evden gelen zil sesiyle telefonu duraklamaya aldı.
O bebeği sizin pislik içindeki hayatınıza mı bırakacaktım?
Bebeğin suçu ne değil mi ama?
Çizimi bitirdikten sonra tasarlamak için kumaşı elime aldım ama manken yoktu.
Manken nasıl olmaz?
Bu nasıl moda tasarımcı odası?
Aramayı sonlandıracağım sırada halamın sesiyle olduğum yerde kafama çok büyük bir sancı saplandı.
“Eve polisler baskın yaptı, tutuklanıyoruz!”
Bu kadar çabuk muydu?
Ayakta duramayacağımı anladığım an sandalyeye oturup şakaklarıma baskı yapan ağrıya masaj yapmaya başladım.
Vicdanını sustur Gülsima!
Yutkunup alışveriş siteme girip favorilerimdeki mankenden bir adet sipariş verdim.
Bankamdaki tüm param da gitmişti böylelikle..
Derin derin nefesler alıp vermeyi çalışırken neden bu kadar sarsıldığımı anlayamıyordum.
Eliz, çatık kaşları ve sinirden kıpkırmızı olan yüzüyle odama bodoslama girdi.
Saygı nerede bu ofiste?
“Pardon, saygı nerede..” Cümlemi yarıda kesip resmen ciyakladı. “Sen ofise adam atıp öyle karşılıklı samimi sohbet edemezsin Gülsima, ihanet sayarım bunu çalışma yerime!”
Şakaklarımdaki ağrı dayanılmaz bir hâle geldiğinde gözlerimi intikam duygusuyla büyüttüm. “Olay sandığınız gibi değil, bakın ben intihar..” Tekrar cümlemi yarıda kesip parmağını sallayarak yüksek sesle konuştu.
“Bir de kendini mi savunacaksın gerçekten? Bu hakkı sana verdiğimi hatırlamıyorum. Bak, davette fazlasıyla rezil ettin beni yerin dibine soktun hâlâ daha devam ediyorsun!” Masanın önünde duran sandalyeyi tutup sertçe cam olan kısma doğru savurdu. “Seni işten çıkaramam çünkü ben batarım anlıyor musun? O yüzden yarın sana vereceğim kâğıdı su gibi ezberleyeceksin ve aynen o şekilde davranacaksın!” Yüzüme karşı savurduğu cam gibi kesen cümleleri arkasında bırakıp kapıyı çarparak odadan çıktı.
Bu neydi şimdi?
Ne yapmıştım tam olarak?
Boynumdaki damarlar gerilmiş hâlde kafamın dönmesi daha çok şiddetlendiğinde ayakta duracak denge kuramıyordum.
Çantamı alıp parmaklarımla şakaklarıma masaj yaparak çıkışa doğru yürümeye çalışıyordun. Ama pek sağlıklı yürüdüğüm söylenemezdi çünkü kafamın içi dönüyor, gözlerimin önüne siyah perde geliyor gibiydi.
Vücudumdaki strestin dozu mideme vuracağını anladığım gibi merdivenleri tutunarak indim. Elimle mideme baskı uygularken bayılıp, kusmamak için bünyemi fazlasıyla zorluyordum.
Beyin kanaması geçirip öleceksin!
Kötü kişilere inat kazanmak zorundasın Gülsima.
Dayan güzelim.
Arabamı bile o sitede bıraktığıma inanamıyordum. Midem boğazıma yaklaştıkça alnımda oluşan ter damlalarını fark etmemiştim bile.
Ecel terleri değildir gibi..
Beynime bir şey sıçrıyor gibi hissettiğim an göz kapaklarım kendiliğinden indi ve bedenim oturduğum kaldırımda hissizce kıvrıldı.
Bölüm etkileşimi
