16. bölüm / 55
Yıldız Paketi16 - İade
Bölümler 55Şu an: 16 - İade
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kafa travması geçirmiş olduğumu nasıl unuturdum?
Peki, hayatımdaki zorunlu olan şahıslar bunu neden tetikleme dürtüsündelerdi?
Ağlamam yavaştan durduğunda şakaklarımda aşırı kuvvetli baskı hissettim. Baskı kafamın arka tarafından beynime doğru artarken ayağa kalkmam oldukça güç olmuştu.
Kimsemin olmadığını her zaman anlıyordum.
Elindeki paketleri portmantoya koyup tekrar ayağa kalkmayı denedim, gözlerim kararmaya yüz tutmuş gibi aniden belirince ellerim alnıma gitti.
Ayağa kalkmayı başardığımda şakaklarımdaki güçlü baskı gitgide yayılıyordu, bu da benim olduğum yerde sendelememe neden oluyordu.
Hayır, hayır, bayılamam.
Yardımı bırak destekçim bile yok benim.
“Ne bayılması?” İç sesim dışıma çıktığında aynadaki tipime baktım.
Gözlerimin altı çukurlaşmaya meyilli gibi dururken şakaklarıma masaj yapıyordum. Kendimle uğraşırken bildirim sesiyle telefona odaklandım.
Çekiliş kazandığım hesaptan mesaj gelmişti.
“Ne alaka ki?” Sorgulamama fırsat olmadan nedenini hemen açıkladı.
‘Benim sipariş verdiğim ürünler senin adresine gitmiş, benim hatam. Senin bilgilerini kaydetmişim silmeyi unutmuşum, kusura bakma lütfen.’
Kaşlarım çatık şekilde ekrana bakarken yazmaya devam etti.
‘Şimdi iade talebini oluşturdum yarın adresinden gelip alacaklar paketleri, tekrardan özür dilerim..’
Nedeni bilmediğim şekilde kafamdaki ağrı yok olmuştu, yazacağım şeyi düşünürken ellerim istemsizce klavyede hareketlendi.
‘Hiç sorun değil, olabilir öyle hatalar. Tamamdır paketi teslim ederim.’
Çenem kasılırken, “Ne demek sorun yok Gülsima?” dedim dişlerimin arasından.
Aynı kurye!
Gözlerimi delicesine devirirken sesli bir şekilde ofladım.
***
Ertesi güne göz kapaklarımı güçlükle aralamıştım, kapı ziline benzeyen bir ses beyninde yankılanırken yatakta sağ tarafıma döndüm.
Israrla kapı zili susmuyordu.
Ellerimle kafama vururken, “Sus lan sus!” derken gözlerim adeta fal taşı gibi açıldı.
Ananı!
İade var..
Yataktan nasıl kalktığımı sorgulamadan kapıyı aniden açıverdim.
Uykulu gözlerim aniden kuryeyle buluşunca kalp ritmim değişti ve tüm sinir sistemim baştan aşağı zelzele yaşadı.
“İade paketleri varmış,” dediği an ikiletmeden iki paketi de teslim ettim.
Fakat o gitmek yerine, “Kodları söyler misiniz?” dedi ve beynim baştan aşağı kaynar suyla doldu..
Kod bana söylenmedi ki.
Kod yok!
Ben ilk defa iade talebi yaşıyordum..
Anksiyetem zirvede imdat!
“Bir dakika,” deyip odamdan telefonumu alıp kapının önüne geri gelmiştim ki, kuryenin olduğu yere çömeldiğini fark ettim ama çokta yadırgamadım.
Ama aklımdan sittin sene çıkmayacaktı bunu biliyordum.
Yüzüme bön bön bakarken paketleri yere koymuş kodu bekliyordu..
Ne yapacaktım?
“Kod?” diye seslendiğinde göz temasını bir an bile gözümden çekmiyordu o öyle baktıkça kalbim ağzımda atıyordu.
Vücudumun içi titriyordu resmen, beynim erkek cinsini kırmızı alarmla tehdit olarak algılarken ben nasıl zoraki sohbetin içinden sıyrılacaktım?
Üstelik onu şu an haksız ve boş yere burada tutarken?
“Kod yok,” der demez kaşlarını çatıp, “Ne demek yok? Senin siparişlerin değil mi bu?” dedi.
Çok doğru bir noktaya parmak bastın harika!
“Benim değil, ben sipariş vermedim yani. Arkadaşım sipariş vermiş,” dedim çaresizce.
Dudağını ıslattığında her türlü tepkimeye kendimi hazırlamam gerekiyordu.
Çünkü şu an psikolojik olarakta iyi değildim. Ayrıca yeni uyandım ula ben!
Gözlerimin uykuya gider olduğunu fark eder etmez kuryenin aynı şekilde bana baktığını gördüm. “Ben o zaman işlem yapamam ki, yani şimdi paketi alırsam başka yere gitme ihtimali var. Mesela biri C şubesine diğeri de B şubesine giderse ben nasıl yapacağım?” Uyku mahrumuyla dediklerini sindirmeye çalışırken, “Anladın mı?” dediğinde ayağa kalkmış yüzüme bakıyordu.
Aptalsak o kadar da aptal değiliz.
“Anladım,” diye mırıldandım. Telefonunu çıkarıp birini aradı.
“Ya Hasan sana bir şey diyeceğim, şimdi müşterinin iki paket iade ürünü var ama kodları bilmiyor. Şimdi alsam ne olur?” Kalbim çıkacak gibi atmaya devam ederken nefes alış verişlerim dengesizleşiyordu.
“Gri poşetlerden, hee tamam!” Konuşmasını bitirdiğinde gözleri yine bana döndüğünde yutkundum.
“Dediğim gibi, şimdi ben paketleri alsam kaybolma ihtimali var. Gülsima Asil sen değil misin?” Bir pakete bir de bana baktığında, “Evet benim,” dedim cılız çıkan sesimle.
“İçinde ne olduğunu biliyor musun paketlerin?” Ses tonunu hiçbir şekilde bir desibel bile yükseltmeden sakin sakin çözüm odaklı konuşması beni şu an nedensizce rahatsız etse de sakin kalamıyordum.
Çünkü anksiyete ve panikatak duygularım benden önde gidiyordu.
“Siktir git şuradan!” diye bağırıp çağırıp kapı dışarı edesim geliyordu.
Ama işini bu denli iyi ve pratik yapan birine bu saygısızlığı yapamazdım.
“Hayır bilmiyorum,” diye yanıtladım.
Yerde hâlâ çömelmiş vaziyette bana bakarken hiçte acelesi yok gibiydi.
Sanki tüm gününü bana ayırıp, bu olayı çözmeden gitmeyecekmiş gibi.
“Ne yapacağız peki, yanlış bir şey yaparsam ne olacak?” Bana ithaf söylediği sözleri yarı uykulu dinlediğim için çoğunu anlamıyordum.
Abiciğim ben ne yapayım onu söyle bee?
Telefonunu yine kurcalamaya geçtiğinde, “Telefon numaranı alayım?” dedi.
Jeton düşmüş gibi birden o an ne yaşadığımı anladım sanki.
Robot kesilmiş gibi uykulu hâlimle numaramı söyledim. “Kodları öğrendiğin zaman bana at,” Ayağa kalkıp paketleri bana gösterdi. “Bu büyük olan, bu da küçük olan. Büyük ve küçük diye ayırt ederek kodları atarsan olur.” Benden hiçbir yanıt alamayınca, “Tamam mı?” dedi.
Gözlerimi hemen gözlerine eşitlediğimde, “Tamam.” deyip kapıyı kapattım.
Kapıyı kapattığım gibi yabancı numaranın WhatsApp uygulamasından ‘kargo’ diyerek mesaj attığını fark ettim.
“Kişisel numarası bu, o beni kaydetti mi yani?” Dudağımı soymaya başladığımda mesajın üzerine tıkladım.
İsmi yazıyor mu diye baktığımda gerçekten kişisel numarası olduğuna kanaat verdim.
Mirza Kanoğlu.
Telefonu hemen kapatıp mutfağa doğru ilerledim.
Kalbim hâlâ çıkacak gibi atıyordu.
Anksiyetene söveceğim şimdi!
Derin nefes almaya çalışırken, çekiliş kazandığım hesaba üst üste kodlar hakkında mesajlar atmaya başladım.
Ama aksi gibi hiçbir mesajıma bakmıyordu.
05****; Kargodan haber var mı?
Üstten gelen mesaja anında cevap yazdım.
05****: Henüz haber yok, ama kodları öğrendiğim zaman atacağım.
Ellerim titrerken şakaklarıma yoğun bir ağrı geliyor gibi hissediyordum.
05****; Saat ikiye kadar yapmamız lazım haberin olsun.
Hafif bir öksürük krizinden sonra, ‘Tamam.’ yazıp gönderdim.
İkiye kadar yapmamız lazım da nasıl bir cümleydi anasını satayım?
“Türkçe öğretmenin kim senin?” Kendi kendime mırıldanırken kodların sahibinden mesaj gelmişti nihayet.
Odama geçip ufak bir kâğıda kodları büyük ve küçük paketler olarak ayırıp yanlış yapmamak için tane tane yazıp gönderdim.
Mesajı görene kadar doğruluğunu kontrol ederken hemen gördüğünü fark ettim.
İki dakika görüldü attıktan sonra sohbet ekranına kargo paketlerin fotoğrafını çekip atmıştı, altına yazdığı yazı saniyeliğine hayatı sorgulattı.
05****; Hangisi büyük paket?
“Sen benimle maytap mı geçiyorsun?” Söylenirken büyük olanı kalemle işaretleyip fotoğrafı tekrar gönderdim.
“Oğlum sen demedin mi, bu büyük paket bu küçük paket diye, sohbeti mi uzatmaya çalışıyorsun?” Ekrana boş boş saydırırken attığım fotoğrafa verdiği cevap ayrı bir ikonikti.
05****; Tmm.
‘Tmm?’ kırk yıllık arkadaşın mıyım ben senin? Niye kısaltma cümlesi kullanıyorsun müşteriye?
Ya da ben tamamen anksiyeteden kaynaklı bu şekilde davranıyordum..
Olayın çözüldüğünü anladığım an WhatsApp sohbet kısmından onun sohbetini tamamen sildim.
Kaydetmediğim için bir sorun yoktu ama ya o benim numaramı silmezse…
Bölüm etkileşimi
