38. bölüm / 55
Yıldız Paketi38 - Mermi
Bölümler 55Şu an: 38 - Mermi
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hiç kimseyi, rüyanda görecek kadar sevme.
Çünkü, o zaman uyusan da geçmez.
-Özdemir Asaf
Mart ayının sonlarına yavaş yavaş girmiş bulunuyorduk, yatağımdan sakince ayrılırken aynadaki görüntüme baktığımda ufak çaplı bir şok geçirdim.
Karnım şişmişti! Ben bu kadar kilo mu aldım gerçekten?
Vücudumun geri kalan kısmı aynı dururken karnım hangi amaca hizmet balon gibiydi?
Ne oluyor lan bu lanet yerde?
Düşüncelerimle yüzümü incelerken mutfaktan duyduğum sesle kafamı odadan çıkardım. “Bebeğim uyanmışsın, hadi hazırlan da dışarıda yapalım kahvaltımızı.”
Hangi ara bu noktaya geldiğimizi anlamlandıramazken elimi karnımın üzerinde gezdirdim. “Tamam canım,”
Hamileydim..
Karnımda bir canlı vardı..
Bismillah Yarabbi..
Camdan gökyüzüne baktığımda belli belirsiz bir tebessümle bebeğimle konuştum. “Bebiş, dışarı havası alacakmışız. Umarım bir kaosluk ortam yaratmayız!”
Kot pantolonumu geniş bir bluzla kombinleyip belime kadar uzayan saçlarımı salık bıraktım. Havanın serin olma ihtimaline karşı deri ceketimi üzerime geçirdim. Odadan çıktığımda Mirza, tişört ve eşofmanla oldukça klasik bir kombin yapmıştı. Engel olamadığım mimiklerimle Mirza'yı süzerken dudağını kenara kıvırıp dolaptan ayakkabımı eline geçirdi. “Eğilme sen gülüm, bebeğin düşme riski var ama dikkatli olacağına söz ver.” Önüme diz çökerek spor ayakkabımı giydirmeye başladığında neredeyse ağlayacaktım.
Bu sefer mutluluktan ama.
Düşme riski varsa dışarıda ne işimiz var Mirza Bey?
Çay bahçesi gibi mekâna geldiğimizde belim o kadar ağrıyordu ki, belimi tutmaktan yorulduğumu fark eden Mirza, elini belime koyup sıvazlamaya başlamıştı. “Gel otur şuraya,” Hemen yanındaki masanın sandalyesini benim için çektiğinde karnımı tutarak oturdum.
Abi benim ne işim var burnuma kadar karnımla buralarda?
Mirza garsona serpme kahvaltı getirmesini söylediği an, karnıma saplanan ani sancıyla neye uğradığımı şaşırmıştım.
Bu kaç aylık, bu karnımdaki bebek ne demeye çalışıyor yani?
“Anneciğim şu an çıkmak için uygun bir alanda değiliz,” Mirza ne dediğimi anlamadığı için yüzüme bön bön bakıyordu.
Oturduğum yerde rahatsızca kıpırdanırken dehşete düşmüş gibi kafamı arkaya doğru attım. Karnım hiç rahat durmuyordu. “Mirza.. Mirza bir şey.. Oluyor!” Acıyla Mirza'ya bakarken alnımdan soğuk soğuk terler akmaya başlamıştı.
İmdat!
Geçer sandığım sancı daha çok kramplandığında tiz bir çığlık atmak zorunda kaldım. “Rahat durmuyor Mirza bu çocuk!” Dişlerimi sıkarak ayağa kalkmak istediğimde Mirza hemen koluma girdi.
En son dayanılmaz bir sancıyla bir an tüm kemiklerim gerçek anlamda sızladı ve, kalp ritmimin otuzlara düştüğünü sandım.
Yerdeki ıslaklığı gördüğüm gibi çok yüksek bir ses işittim.
***
Beynimin içinde işittiğim yüksek sesin verdiği hissiyatla çığlık atarak soluk soluğa kalmış şekilde gözlerimi aralayıp yattığım yerden doğruldum.
Kâbustu..
Çok korkunç bir kâbustu..
Derin derin nefes alıp verirken elimi refleksle kalbime götürdüm.
Sesin kaynağını bulmak için etrafıma bakındım ama kimse yoktu, camdan kafamı uzatma fikrine sıcak bakmasam da yine de uzattım.
Balkonumda dört tane mermi vardı!
Av fişeği vardı..
“Balkona ateş etmişler sıçtıklarım!” Yüzümü büzüp gözlerimi ovuşturduğumda elim istemsizce karnıma gitti.
Ay çok şükür, rüyaymış.
Peki ya ben niye böyle bir rüya gördüm?
“Mirza ile evlenmiştim, oha!”
Tatlı bir tebessümle mutfağa giderken kendi kendime konuştuğumun farkında bile değildim. “Şapşal şey ayakkabımı bile giydirdi yaa..”
“Çok tatlı yaa yiyeceğim dur ben şunu,” İçimden dışıma taşan sevgi pıtırcığına engel olamayarak Mirza'nın numarasını tuşladım.
Benim sipariş vermem lazım, aynı zamanda işe de gitmem lazım..
Eliz'i özledik bee. (!)
“Eski hâlime acil geri dönmem lazım,” Kahve suyu kendiliğinden hazırlanırken Mirza'nın karizmatik sesini işittiğimde kalbim yine çarptı.
“Günaydın Işıltım, dağıtım şubesindeyim birazdan yola çıkacağım. Çok bakmadım ama senin paketin var mı?”
Işıltım mı dedi o?
Günaydın serserim!
Buzdolabına göz gezdirirken, “Günaydın serserim, kolay gelsin. Ben sipariş vermedim ama biraz sonra vereceğim.” dediğimde kulağıma hoş gelen kıkırdamasını duydum.
Ay ne oluyor ne oluyor?
“Şubeye paketin geldiği an, ilk sana ulaştıracağımdan emin ol Işıltım.” Görmeyeceğini bildiğim gülümsememi sergilerken odamın olduğu taraftan silah sesi duyduğum gibi refleks olarak mutfağın kapısını kapattım.
Aynen Gülsima, mermi geldiği zaman kapıyı asla delemez kızım.
Anksiyetemin tutacağı tuttu ki, telefondaki Mirza'nın paniklemiş sesini duydum. “O ses neydi, iyi misin? Güvenli bir alanda olduğuna emin misin Gülsima, neredesin?” Telefonu tutan elim titrerken, artan çarpıntımı azaltmaya çalışırken ikinci kez aynı sesi işittim.
Sanki evin içinden gelmişti.
Evi bastılar!
Cavcav'ın işi bu kimin olacak başka?
“Mirza, sanırım ben hiç güvende hissetmiyorum. Evimdeyim ama evime ateş etmeye başladılar, kim yapıyor bilmiyorum zaten bugün güne hiç iyi başlamadım.” Rüya meselesini açmayı düşünmüyordum.
Kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra, “Yanına geliyorum, evin içinde en güvenli yere saklan.” dedikten sonra aramayı sonlandırdı.
İşini mi bırakıp geliyorsun gerçekten?
Cavcav ateşliyorsa görünmesen iyi olurdu..
“Ben niye bu kadar korkuyorum ki, sanki hiç mi ölümden dönmedim?” Anksiyetem ve çarpıntım izin verirse evden çıkacaktım ama öyle bir engel oluyorlardı ki..
Sanki çok şeyimdeler..
“Af buyur canım, bize mi laf ediyorsun sen?” Ne münasebet?
Sen iç sessin geç kenara, aç yol.
Derin bir nefes alarak mutfağın kapısını açtığımda tam karşımda olan odamın camının kurşun izi olduğunu görmemle seri bir hareketle portmantodaki beyzbol sopasını ve anahtarı alıp evden çıktım.
Sen kim köpeksin de bana kafa tutuyorsun piç?
Sana beni tanımıyorsun demiş miydim?
Binadan çıktığımda yolun ortasında Zübeyde ve Cavcav'ın yan yana görmeyi asla beklemiyordum.
Ciddi anlamda halamı beklemiyordum.
Beyzbol sopasını arkama alırken tam karşılarında dimdik durdum. Eve doğru silahı halamın attığını, elinde olan silahtan anlamıştım.
Afallamanın sırası değildi şu an.
Sinirden ufak bir kahkaha attıktan sonra alayla tek gözümü kırptım. “Siz benimle oyun mu oynuyorsunuz?”
Hala sen hangi sıfatla çıktın içeriden?
“Evet, nasıl beğendin mi?” Halamla göz teması kurduğumda aklıma etkisinden çıkamadığım rüyam geldiğinde bir iki saniye durakladım.
Dilimi ağzımdan döndürüp samimiyetsizce gülümsedim. “Çok fazla beğendim, Cavcav senin tehditlerin hâlâ mı devam ediyor ulan?” Anlık bir öfkeyle karşımdaki halamı es geçerek göz temasını Cavcav’a sabitledim. “Lan ben seni yaralamadım mı, sen nasıl benim olduğum sokağa adım atabiliyorsun?” Beyzbol sopasını ensesine doğru savuracaktım ki, başka biri tarafından sopa havada tutuldu.
Şaşkınlıkla yandan kim olduğuna baktığımda güven verici bakışını sergiledi.
Mirza..
Sopayı elimden tutup yavaşça yere doğru indirdiğimde tek eliyle beni arkasına alıp Cavcav'ın yüzüne yumruk geçirdi.
Gözlerim nelere şahit sayın seyirciler!
Aman Allah'ım, çığlık atmak istiyorum..
Mutluluktan bu sefer.
Cavcav, Mirza'nın yumruğu ile yeri boylarken Mirza onu bırakmaya niyetli değildi. Abisi orada dayak yerken halam arkamdan saçıma yapıştı. “Siz buluşmanızı adam döverek mi yapıyorsunuz?” Saçıma daha fazla asılmasına izin vermeden elimdeki sopayı bir tur döndürüp beline doğru vurdum.
Geberin artık rica ediyorum.
Polis sirenlerini duyduğum gibi binadan öfkeyle çıkan yönetici kadını gördüm. “Nedir bee bu sizin olaylarınızdan çektiğimiz? Tüm mahalle sizin gürültünüz ile inliyor, siz kimsiniz de bu kadar kişiyi rahatsız etme hakkına sahipsiniz?” Suçsuzken suçlu konumuna düşebilirdim o yüzden çirkefleşmek mantıklı değildi.
Cavcav ve halam başlattı abla.
Olay yerine birkaç polis intikal ettiğinde Mirza beni kendi yanına çekmişti. Polisin beklenmedik sesiyle halam âdeta yerinde şoke geçirdi. “Ooo burada kimler de varmış, Zübeyde Hanım?” Polisin alaylı sesiyle halam elinde tuttuğu silahı saklama cabasındayken, polis tek hamleyle silahı elinden kaptı. “Yeni hobin bu mu?” Silahı halama doğru sallarken cebindeki kelepçeyi halama taktı.
İçimin yağları eridi.
“Alın bunu arabaya!” Yanındaki ekip arkadaşına, halama ithaf emri verdikten sonra gözleri beni buldu.
Yaklaşıyor..
Geliyor..
Ve tam karşımda..
Bingo!
Kalbim hızlanmaya başladığında polis memurunun bakışları sorgularcasına yüzümde geziyordu.
“O elindeki sopa ne, kasten yaralamadan tutuklanmak ister misin?” Bakışlarım paniğe kapıldığında kafamı hızlıca olumsuzca salladım.
“Kendimi korumak için elime almıştım, yaralama niyetim yok memur bey.” Bakışlarım yerdeyken Mirza konuşmaya atıldı.
“Sevgilimin hiçbir suçu yok memur bey, karanlık işlerde profesyonel rol kesen Cevat Bey’in birkaç gündür sevgilime yönelik tacizleri olduğundan doğal olarak kendini savundu.” Gözleriyle polis arabasının arkasında kaçmaya çalışan Cavcav'ı işaret ettiğinde polis arabası yüksek sirenle, kaçan Cavcav'ı takibe aldı.
Yanımızda kalan memur bey ise, “Şikâyetçi misiniz?” diye sordu bana bakarak.
“Evet!” Hafiften titrediğini fark ettiğim ellerimi uzun kollumun içine sakladım.
Memur bey kafasını onaylar gibi salladığında aracına binip uzaklaştı.
Gözlerim sirenlerin yanıp sönmesine daldığında, kafamı hafif olumsuzca sallarken ellerime bakma ihtiyacı duydum.
Hava soğuk değildi ama beyaz tenli olduğum için ellerim buz kesmiş gibi hem soğuk hem de titriyordu.
Bu el titremesi de yeni çıktı.
Mirza'nın kehribarları beni fark ettiğinde usulca yanıma gelerek beni kollarının arasına aldı. Yaralı ruhum sanki onun ruhuna muhtaç gibi sarılmayı hiç bozmadı. “Cevat Asil, karanlık işlerde profesyonel bir müdür. Şahsi olarak tanımışlığım yok ama, namı hiç iyi anılmaz piyasada.” Mirza'nın söyledikleriyle milyonuncu kez dumura uğramış gibi kaldım.
“Onun hakkında sana anlatacağım çok şey var Mirza, vaktin varsa tabii..” Kafasını memnuniyetle sallayıp arabasını işaret etti.
“Çay bahçesi sözüm var sana, dilediğin kadar sınırsız çay kölen olsun..” Etkilendiğimi belli etmeden yavaş adımlarla arabasına bindim.
Size diyorum bu Mirza çok şapşal yaa..
Hiç adam dövmemişiz gibi keyif çayı içmeye gitmemiz en büyük olay.
Bölüm etkileşimi
